banner15

Davutoğlu Harvard'da Mavi Marmara'yı anlattı

Dışişleri bakanı, "biz İsraille savaşta değildik, ama vatandaşlarımız öldürdüler" dedi, Erivan'la ilişkileri anlattı

Davutoğlu Harvard'da Mavi Marmara'yı anlattı

Dünya Bülteni/Haber Merkezi

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, New York'taki temaslarının ardından geldiği Boston'da, Harvard Üniversitesi John F. Kennedy Yönetim Okulunda verdiği konferansta öğrencilerin sorularını cevapladı.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, İsrail'in Gazze'ye yardım götüren konvoya saldırısı kapsamında Türk kamuoyunun görüşlerinin dış politikayı nasıl şekillendirdiğine yönelik bir soru üzerine, "Eğer demokratik bir ülkeyseniz, kamuoyunun bazen olumlu bazen de olumsuz etkilerini kabul etmek zorundasınız. Biz de halkımızın duygularından bağımsız değiliz" dedi.

Mavi Marmara saldırısının Türk kamuoyunu olumsuz etkileyen bir olay olduğunu belirten Davutoğlu, "Öncelikle kamuoyu ne düşünürse düşünsün, vatandaşlarının hakkını korumak bir devletin sorumluluğudur" dedi.

TÜRKİYE TARİHİNDE İLK KEZ

Dokuz kişinin sivil bir konvoyda, uluslararası sularda öldürüldüğünü hatırlatan Davutoğlu şöyle konuştu:

"Türk Cumhuriyet tarihinde ilk kez, düzenli (muvazzaf) bir ordu Türk vatandaşlarını öldürdü. Bu elbette Türk kamuoyunda büyük tepkiye neden oldu, çünkü biz İsrail'le savaşta değildik. Bu gemi İsrail toprağını ihlal etmedi ya da İsrailli vatandaşlara zarar vermedi. Ayrıca bu gemide sadece Türk yoktu, 30'dan fazla ülkenin vatandaşı vardı. Bu Türk kamuoyunda büyük bir şok yarattı. Vatandaşlarımızın ne gerekçeye dayanarak öldürüldükleri konusunda hem İsrail'e hem de uluslararası topluma soru sormak devlet sorumluluğumuz."

"TÜRK DIŞ POLİTİKASI TUTARLI"

Türkiye'nin ve liderlerinin kamuoyunun duygularını bilmesine karşın bu olay karşında hissi tepki vermediğini ve uluslararası hukuk yöntemlerini kullandığını vurgulayan Davutoğlu, olayın ardından hemen New York'a geldiğini ve BM Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırdığını, uluslararası soruşturma talebinde bulunduğunu, uluslararası hukukun devreye girmesini istediklerini söyledi.

Filistin sorununun geleceği ve Türk dış politikasıyla ilgili bir soru üzerine de Davutoğlu, Türk dış politikasının tutarlı ilkelere bağlı olduğunu söyledi.

Ortadoğu barış süreci kapsamında İsrail-Suriye ayağının yeniden canlandırılmasının ve Türkiye'nin yeniden bu konuda rol alması gerektiğinin konuşulduğunu söyleyen Davutoğlu, Türkiye'nin, barış vizyonunu kabul eden herkesle çalışmaya hazır olduğunu vurguladı.

"Filistin halkı yeterince acı çekti. Bugün Gazze'de 1,5 milyon insan açık cezaevinde yaşıyor" diye konuşan Davutoğlu, İsrail'in Aralık 2008'teki Gazze bombardımanı sırasında sivillere fosfor bombası kullandığını, orada çocukların öldüğünü söyledi. Davutoğlu, "Bu kabul edilemez, ne devletler ne de sivil toplum örgütleri olarak bu trajediye sessiz kalamayız" dedi.

ERMENİSTAN İLE NORMALLEŞME İSTİYORUZ

Bakan Davutoğlu, Ermenistan'la ilişkiler ve Ermeni sorunuyla ilgili bir soru üzerine, "Biz Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin dünyanın her yerinde, sadece Türkiye ve Ermenistan arasında değil, Boston'da, California'da, Arjantin'de, Paris'te, nerede Türk ve Ermeniler beraber yaşıyorlarsa orada normalleşmesini istiyoruz" dedi.

Pekçok milletin aralarında geçmişte sorunlar yaşandığını, ancak önemli olanın bu sorunların nasıl çözümlenmesi ve bu acının nasıl paylaşılması gerektiği olduğunu söyleyen Davutoğlu, "Bizim istediğimiz adil bir bellek, tek tarafın hikayesi değil, iki tarafın hikayesi" diye konuştu.

Türk tarafının tarihi paylaşmaya ve tartışmaya hazır olduğunu söyleyen Davutoğlu, "Ama kapılar kapanmasın. Suçlamak yerine dinlemek gerek" dedi.

YENİ BİR DÜZEN LAZIM

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, verdiği konferansta ise "yeni bir küresel siyasi, ekonomik ve kültürel düzene ihtiyaç olduğunu" söyledi.

Soğuk savaşın sona ermesiyle "tarihin sona erdiğine" yönelik iddiaların tersine, kendisinin yazdığı bir makalede "tarihin asıl şimdi başladığını" vurguladığını belirten Davutoğlu, ancak soğuk savaşın sona ermesiyle tarihin normalleşmesinin mümkün olabileceğini kaydetti.

Soğuk savaşın bitiminin ardından dünyanın pek çok yerinde bir anlamda soğuk savaş döneminde donmuş olan ihtilafların yeniden ortaya çıktığını ifade eden Davutoğlu, "Bu sorunların çözümünde yeni bir küresel siyasi düzene ihtiyaç var, bu düzenin dışlayıcı değil herkesi kapsayıcı, şeffaf ve adil olması gerekir" dedi. Bu kapsamda BM'nin de reforme edilmesi gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, küresel ekonomik krizin ardından, dünyadaki ekonomik düzenin de yenilenmesi, bu düzenin adil olması ve eşit paylaşıma dayanması gerektiğinin ortaya çıktığını belirtti.

Aynı çerçevede yeni bir kültürel düzene de ihtiyaç bulunduğunu belirten Davutoğlu, dünyada değişen gerçekler temelinde "Hepimizin kendimizi, herkesi içine alan yeni bir siyasi düzene, adil yeni ekonomik düzene ve tüm kültürleri kapsayan yeni bir kültürel düzene adapte etmemiz gerekiyor" dedi. Küreselleşen dünyadaki sorunlara cevap vermek için geliştirilen bu yeni yaklaşımın "felsefik ve stratejik yenilenmeye" dayalı olması gerektiğini söyleyen Davutoğlu, bugünkü sorunların çözümünde, "Geleneksel güvenliğe yönelik transatlantik yaklaşım bir yanıt vermeyebilir, artık yeni bir transatlantik yaklaşım olmalı" dedi.

"YENİ BİR DIŞ POLİTİKA VİZYONU"

Türkiye'nin komşularıyla "sıfır sorun" politikası olması gerektiğini söylediğinde o zamanlar pekçokları tarafından "ütopik düşünmekle eleştirildiğini" ifade eden Davutoğlu, 2004 yılında Türk dış politikasında 6 yeni ilke açıkladıklarını hatırlattı.

Bu ilkelerin başında "Güvenlik ve özgürlük arasında yeni bir dengenin kurulmasına ve komşularla sıfır sorunlu ilişkilerin geliştirilmesi" geldiğini söyleyen Davutoğlu, eskiden etrafı düşmanlarla çevrili olduğunu düşünen Türkiye'nin şimdi tüm komşularıyla "mükemmel" ilişkilerinin bulunduğunu söyledi.

Davutoğlu, "Bunun tek istisnası Ermenistan, ama bunu da yapacağız, öyle ya da böyle, bugün ya da yarın, Ermenistan ile ilişkilerimiz sadece normalleşmekle kalmayacak herzamankinden daha iyi olacak, bu bizim siyasi niyetimiz" diye konuştu.

Üçüncü ilkenin "proaktif diplomasi ve önleyici diplomasi" uygulamak olduğunu belirten Davutoğlu, Türkiye'nin tek bir bölgeye değil, pek çok bölgeye ait bir ülke olduğunu, çevresindeki bölgelerdeki sorunların kendisini de etkilediğini ve bu ülkelerdeki halkların Türkiye'den yardım beklediklerini anlattı. Bu kapsamda hem aktif hem de krizleri önleyici bir diplomasi yürüttüklerini bildiren Davutoğlu, Türkiye'nin Suriye-İsrail arasındaki dolaylı görüşmeler olsun, Balkanlar'da olsun arabuluculuk ve kolaylaştırıcılık faaliyetlerinde bulunduğunu, krizlerin çözümünde "yumuşak gücünü" kullandığını kaydetti.

Dördüncü ilkenin "küresel güçlerle uyumlu ilişkilerin geliştirilmesi" olduğunu ifade eden Davutoğlu, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin, ABD ile olan stratejik müttefiklik ilişkisinin, komşularıyla olan iyi ilişkilerinin hepsinin birbirleriyle uyumlu olduğunu, hiçbirinin birbiriyle çelişmediğini vurguladı.

"TÜRKİYE'NİN ABD İLE OLAN İLİŞKİLERİ ÖZEL"

Bu kapsamda Türkiye'nin ABD ile olan ilişkilerinin "özel" olduğunu belirten Davutoğlu, ABD Başkanı Barack Obama'nın da Türkiye'ye yaptığı ziyarette bu ilişkileri "model ortaklık" olarak tanımladığını anımsattı. Davutoğlu Türkiye'nin "bölgesel güç", ABD'nin de "küresel güç" olarak hem stratejik amaçlarının hem de "çoktaraflılık, önleyici diplomasi"nin yöntemlerinin aynı ya da benzer olduğunu ifade etti.

Beşinci ilkenin "Türkiye'nin uluslararası kurumlarda daha çok temsil edilmesi" olduğunu belirten Davutoğlu, bu kapsamda Türkiye'nin uluslararası sorunların çözüm organı olan BM Güvenlik Konseyi'nin, ekonomik sorunların çözüm yeri olan G20'lerin üyesi ve kültürel sorunların çözüm yeri olan Medeniyetler İttifakı girişiminin eşbaşkanı olduğunu vurguladı.

Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcı Büyükelçi Engin Soysal'ın BM'nin Pakistan'a yardımlar konusundan sorumlu özel temsilcisi atandığını da anımsatan Davutoğlu, Türkiye'nin dünyanın tüm bölgelerdeki kuruluşlarına ya üye olduğunu ya da onlarla sürekli iletişimde olduğunu söyledi.

Altıncı ilkenin de "özgüvene ve yumuşak güce dayalı bir Türkiye imajı yaratmak" olduğunu belirten Davutoğlu, Türkiye'nin artık çevresindeki krizlere sadece yanıt verme durumundan çıktığını, küresel ve uluslararası sorunlara çözüm arayan bir ülke durumuna geldiğini söyledi. Türkiye'nin Transatlantik İttifak'ın dinamik ve aktif bir gücü olarak bu ittifakla diğer dünya arasında bir bağ oluşturmak istediğini dile getiren Bakan Davutoğlu, AB için yük değil bir değer olmak istediğini vurguladı.

 

Güncelleme Tarihi: 29 Eylül 2010, 11:34
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48