banner15

Davutoğlu: MİT'e göre sorumlu Esad rejimidir

Kimyasal silahların Suriye rejimi tarafından kullanıldığın savunan Bakan Davutoğlu, "Türk istihbaratının elindeki bilgilere göre muhaliflerin elinde bu tür silahlar yok" dediDavutoğlu: Kimyasalın sorumlusu rejimdir

Davutoğlu: MİT'e göre sorumlu Esad rejimidir

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, gerek insani gerek istihbari bilgiler doğrultusunda Suriye'deki kimyasal saldırıları rejimin gerçekleştirdiği konusunda şüphe olmadığını söyledi.

Dışişleri Bakanlığı'nda basın toplantısı düzenleyen Davutoğlu, "Bütün bu bilgilerden hiç kimsenin şüphesi yok ki kimyasal bir saldırı söz konusu. Gerek görgü şahitleri gerek alandan gelen görüntüler gerekse oradaki sağlık kuruluşlarının temsilcilerinden aldığımız bilgiler çok açık bir şekilde semptomlardan, vatandaşların hiçbir yere ve kan izi olmadan doğrudan boğulma ya da gaz etkisiyle vefat ettikleri, yaralı olanlardaki semptomların açık bir kimyasal saldırıya işaret ettiğini ortaya koyuyor." dedi.

Davutoğlu, gazetecilerin ortaya çıkan yeni bilgileri sormaları üzerine "21 Ağustos sabaha karşı saldırı gerçekleştiğinde o gün Milli Güvenlik Kurulu vardı. Önce hazırlık toplantısında Başbakanımız başkanlığında konuyu değerlendirdik, daha sonra Cumhurbaşkanımızın başkanlığında Milli Güvenlik Kurulu'nda konu ele alındı. O günden itibaren bir taraftan BM nezdinde alanda bulunan teftiş heyetinin yetkilerinin ve alanın genişletilmesi için ciddi bir girişim başlattık. 37 ülke ile birlikte müracaat ettik. Diğer tarafından istihbarat birimlerimiz ve uzmanlarımız bu çerçevede eldeki bilgileri değerlendirmek üzere yoğun çaba sarf ettiler. Ayrıca birçok istihbarat birimleriyle de temas halinde bu bilgiler senkronize biçimde değerlendirdiler, değerlendiriyorlar." şeklinde konuştu.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, "Nihayetinde BM teftiş heyetinin değerlendirmelerini takip edeceğiz. Bu çerçevede kimyasal silahların yasaklanması örgütü. O zaman ikinci bir soru bunun kimin tarafından yapıldığı sorusu...Rejim dahi kimyasal kullanıldığını başta reddetti ama daha sonra kabullenmek zorunda kaldı. Ama bütün muhalefete ve diğer bilinmez unsurlara bunu addetti. Fakat milli istihbari kaynaklarımızdan elde ettiğimiz sağlıklı bilgiler diğer kaynakları da değerlendirdiğimizde iki açıdan bunun sorumlusunun rejim olduğunu açıkça gösteriyor." şeklinde konuştu.

Bu durumda da 2 konunun gündeme geldiğini belirten Davutoğlu, şöyle devam etti: "Birincisi; vurulan mekanda kayıpların hemen hemen tümünün muhalefet kontrolündeki bir bölgede meydana gelmiş olması ve zaten kendi insanlarını, taraftarlarını öldürecek değiller. Bu mekanla atım yerleri arasındaki ilişkiler, atım açıları, füzelerin düşmüş olma istikameti vesaire bunlar değerlendirildiğinde çok açık şekilde bunun rejim kontrolündeki Kasyun Tepesi'nden yapılmış olma ihtimalini güçlendiriyor. Hatta ispat ediyor. İkincisi de atım vasıtaları. Yani elinizde kimyasal silah bir şekilde olsa bile eğer onu başka bir bölgeye atacak atım vasıtası yoksa, delivery mekanizması yoksa, atım vasıtalarını, bunu kullanma imkanınız yoktur. Eldeki bütün istihbari bilgiler muhalefetin elinde böyle bir sofistike imkanın olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Bu sofistike imkana alanda bir tek rejim sahip. Yine birçok görgü şahitlerinden, birinci derecede insani istihbari kaynaklardan atım vasıtalarından gelen bazı füze parçalarının izleri söz konusu. Dolayısıyla bizim açımızdan ki bu tamamıyla milli istihbari bilgilerin kendi milli uzmanlarımızın değerlendirmeleridir; bu konuda bir atım mekanlarıyla bölgeler arasındaki açılar açısından bakıldığında şüphe bırakmayacak şekilde rejimin sorumluluğu...Bizzat ordu birlikleri mi yoksa Şebbihalar mı ayrı bir tartışma konusu; ama nihayetinde böyle bir bulgu söz konusu. Bu bizim tamamıyla milli istihbari değerlendirmelerimizdir. Ama diğer istihbarat birimleriyle de yapılan temaslarda genel olarak bu konuda bir mutabakat olduğu görülüyor."

Bundan sonra uluslararası topluma sorumluluk düştüğünü kaydeden Davutoğlu, "En başında açık bir şekilde ifade etmek istiyorum: Türkiye'yi sanki bir savaş çağrısında bulunuyormuş gibi takdim etmek isteyenler var. Bu son derece haksız. Daha hiç kimse bulunduğu yerden hareket etmemişken, 2011 Ocak ile Ekim ayı arasında 10 rejim nezdinde doğrudan angajmanla bu olayların yaşanmaması ve barışın bozulmaması Suriye'deki kardeşlerimizin hangi etnik ve mezhepten olursa olsun zarar görmemesi için ne kadar yoğun çaba sarf ettiğimizi herkes biliyor. Şu anda aktif olarak şu veya bu tarafı destekleyen kesimler hiç harekete geçememişken Türkiye harekete geçti, diplomasinin bütün imkanlarını kullandı, ama maalesef bu kardeşçe uyarılarımız, tavsiyelerimiz, Türkiye'nin güvenliğini de ilgilendiren tavsiyeler dinlenmedi. Önce keskin nişancılarla daha sonra top ve tank atışlarıyla sivillere yerleşim merkezilerine daha sonra açık bir şekilde hava bombardımanıyla şehirlere ve bu senenin başından itibaren sivil hedeflere saldırılar yapıldı. Bu savaşlarda bile sivil alanlara yapılan son belki en kapsamlı saldırılarıydı, bir devletin kendi halkına dönük yaptığı en ciddi katliamdı. Son olarak da kimyasal silah kullanımı...Yine savaşlarda bile 1925 yılından bu yana yasaklanmış bir uygulamadır. 2 devlet arasındaki savaşta dahi kimyasal silah kullanımı devletlerin ortak konvansiyonu ile 1925'te yasaklandı ve şimdiye kadar da bir savaş suçu olarak ilan etti. Bir devletin kendi halkına karşı kullanmasını sanki savaş değilmiş, bir barbarlık değilmiş gibi tepki verilmesi gereken bir şey değilmiş gibi görüp sanki savaş şimdi başlayacakmış, Türkiye de bu savaşa çağrıda bulunuyormuş gibi takdim edenler gerçekten insanlık vicdanı açısından nasibini almamışlardır. Bu görüntüler 2,5 yıl yanı başımızda cereyan eden savaş, 100 bin kardeşimizin öldürülmesi, bunlar zaten yürüyen büyük bir savaş büyük bir katliamın işareti. Bizim uluslararası topluma yaptığımız çağrı ve kimyasal silah kullanımından sonra yaptığımız çağrı bu savaşın katliamın barbarlığın durdurulması için. Yoksa Türkiye'nin veya herhangi bir tarafın böyle bir savaşın parçası olması hedefine dönük değil. Bu elimizdeki bulgular tabi uluslararası toplumla da paylaşılmıştır. Başkalarının elindeki bulgular da bize ulaşanlar oldu. Birçok yeni unsurlar keşfediliyor bulunuyor, muhalif unsurların verdiği bilgiler var, insani istihbari kaynaklar var, hepsi değerlendirilip Suriye'de süregiden bu savaş artık bir son verecek uluslararası bir inisiyatifin başlatılması lazım." diye konuştu.

 

Güncelleme Tarihi: 30 Ağustos 2013, 17:20
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35