banner39

Doğan Grubu'ndan ABD'de İslamofobi'ye karşı panel

Başkent Washington’daki düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi’nde “İslamofobi: Mitlerin Üstesinden Gelmek ve Daha İyi İletişime Girmek” başlıklı toplantı düzenlendi.

Dış Politika 21.10.2016, 11:56 21.10.2016, 12:07
Doğan Grubu'ndan ABD'de İslamofobi'ye karşı panel

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Batıda İslam karşıtlığının yoğunlaştığı bir dönemde Doğan Grubu ABD’de tarihi bir panel düzenledi.

Doğan Grubu'nun, ABD'nin en etkin düşünce kuruluşlarından Atlantic Council ve dünyanın en saygın kültür kurumlarından Smithsonian ile birlikte düzenlediği "Islamophobia: Overcoming Myths and Engaging in a Better Conversation" başlıklı Panel'in açış konuşmasını Hürriyet Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı ve Aydın Doğan Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Vekili Vuslat Doğan Sabancı yaptı. Vuslat Doğan Sabancı, demokrasinin en önemli prensiplerinden birinin de "çoğulculuk" kavramını "gerçekten içselleştirmek" olduğuna dikkat çekerek, "Barış istiyorsak birlikte yaşamanın yollarını bulmalıyız" çağrısı yaptı.

Yönetimini de, Atlantic Council Başkanı Frederick Kempe'nin üstlendiği panele, bu alanın saygın otoriteleri olarak bilinen, din tarihçisi Karen Armstrong, eski devlet bakanı Dr. Mehmet Aydın, Johns Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Çalışmalar Okulu Dekanı Vali Nasr ve ünlü insan hakları aktivisti yazar Zainab Salbi katıldı.

VUSLAT SABANCI: İNSANLARIN KADERİ BİRBİRİNE BAĞLI

Konuşmasını, "Başkan Obama, Birleşmiş Milletler toplantısında yaptığı son konuşmada şöyle demişti: Nasıl bira rada yaşayabileceğimiz sorusunu cevaplandırmadan, sadece etrafımıza duvar inşa ederek kendi toplumlarımızı aşırılıktan koruyamayız. Dünya artık çok fazla iç içe geçmiş durumda ve bunun için çok küçük" diyerek başlayan Vuslat Doğan Sabancı, "Çok doğru bir tespit" dedi ve ekledi:

"Dünya içi içe geçmiş durumda: Dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan tehdit, orayla sınırlı kalmıyor, bütün dünyayı etkiliyor. Ve o tehdidin nasıl algılandığının, nasıl tanımlandığının ve nasıl mücadele edildiğinin sonuçları da küresel oluyor. Tehdit küresel olduğu için barışı da sadece küresel boyutta sağlanabilir. Artık insanların kaderleri birbiriyle hiç olmadığı kadar bağlı hale geldi. Obama'nın da belirttiği gibi etrafımıza duvarlar örerek kendimizi koruyamıyorsak ya da en gelişmiş silah teknolojileri bile tehdidin yayılmasını durduramıyorsa durup bir düşünmemiz lazım"

Konuşmasının devamında, "Avrupa Suriye krizine kadar her yıl ortalama 1,5 milyon mülteci kabul ediyordu. Ancak son 2 yıldır 160 bin Suriyeli Müslüman'ı almakta isteksizler. Neden ? Acaba asıl rahatsız oldukları dinsel farklılık mı?" sorusunu soran Vuslat Doğan Sabancı, "Maalesef DEAŞ ve EL Kaide gibi bir avuç sapkın İslam'ı kullanarak dünyaya terör ve vahşetle saldırıyor. Hepimize korku salıyor" dedi ve şöyle konuştu:

"DEAŞ adlı yapılanma Batılı Hıristiyan ve Yahudiler'in toplamından çok daha fazla Müslüman katletmiştir ve katletmeye devam etmektedir. Yani Müslümanlar, bu yapının hem doğrudan hem de dolaylı mağdurlarıdır.

Peki çözüm nedir? Çözüm birlikte yaşamayı öğrenmek. Bunun için farklılıklarımıza saygı göstermeli, ortak noktalarımızı hatırlamalı ve birbirimizi ilgiyle dinlemeliyiz. Hatta birbirimizi anlamak için iyi niyetli bir çaba göstermeliyiz. Ancak bu birlikte yaşama kurallarını oluşturabiliriz. Yani demokrasinin en önemli prensiplerinden biri olan 'çoğulculuk' kavramını gerçekten içselleştirerek yaşamayı..."

"TERÖRLE MÜCADELEDEKİ MÜTTEFİKİNİ KÜSTÜRME RİSKİ"

Öncelikle, "İslam'ı vahşetlerine kılıf yapmaya çalışanlar" ile "İslam dinine mensup olanları çok dikkatli ve çok hassas" bir şekilde birbirinden ayırmak gerektiğinin altını çizen Vuslat Doğan Sabancı, "Bir avuç sapkının İslam adına sergilediği barbarlık nedeniyle, milyonlarca Müslüman'ı töhmet altında bıraktığınızda daha iyi bir dünya kurmak için en önemli müttefiğiniz, ortağınız olan o milyonları da kaybetmiş olursunuz. Yani İslamofobi meselesi sadece Müslümanlar'a haksızlık yapma meselesi de değildir. Aynı zamanda teröre karşı mücadeledeki en önemli müttefiki de küstürme riski vardır" dedi.

Sözlerini, "İslamafobik söylem ve hareketlere izin vermeyeceğiz" diye sürdüren Vuslat Doğan Sabancı, PEW Araştırma Merkezi'nin düzenlediği bir anketin sonuçlarına göre, Batı dünyasının Müslümanlar'ın yüzde 58'ini fanatik gördüklerini vurguladı ve ekledi:

"İslam dünyasındakiler de Batı'yı egoist, yukardan bakan ve kendi değerlerini dayatıcı olarak görüyor. Yani İslamofobi Batı karşıtlığı hatta Batı nefreti doğuruyor, bu da gene dönüp İslamofobiyi besliyor. İslamofobi sadece Batı karşıtlığını azdırmakla kalmıyor bir de radikallerin, İslam adına terör yaratanların eline müthiş bir propaganda aracı da veriyor. İŞİD Avrupalı Müslüman gençleri kazanabilmek için en çok ezilmiş, hor görülen, ötekileştirilip dışlanan Müslüman kimliği üzerine oynuyor."

"İSLAM KONUSUNDA NEFRET SÖYLEMLERİ GELİŞTİRİLMEMELİ"

Sözlerini, "Bugün işte tam bu nedenle toplandık. Ve bu konuda düşünmüş, yazmış, çizmiş çok değerli panelistlerimizle konuyu enine boyuna tartışacağız. Ben ise projektörü önce medyanın bu alandaki rolüne tutmak istiyorum" diye sürdüren Vuslat Doğan Sabancı "Medya öncelikle İslamofobi konusunda kutuplaşmanın aracı ve amacı haline dönüşmemeli. Önyargılı, yanlış bilgilerle İslam konusunda nefret söylemleri geliştirmemelidir.

Aksine İslam'ın kendisini doğru bir şekilde ifade eden sesinin, dünyanın çeşitli yerlerinde bir avuç sapkının patlattığı bombaların sesinden çok daha gür bir şekilde çıkmasını sağlamalıdır" çağrısında bulundu.

"BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ADINA HAYSİYETE KAST EDİLMEMELİ"

Düşünce ve ifade özgürlüğünün en temel insan haklarından biri olduğunun altını çizen Vuslat Doğan Sabancı, "Aydınlanmanın ve ilerlemenin olmazsa olmazıdır. Ve tabii ki özgür basın demokrasilerin bel kemiğidir. Ancak bu hak başkalarının kişisel ve dini duygularını rencide etmenin bir gerekçesi olarak kullanılmamalıdır. 'Haysiyet' de temel bir insan hakkıdır. Ve basın özgürlüğünü kullanarak kimsenin haysiyetine kast edilmemelidir. Soru sorma özgürlüğü üzerinde titremeliyiz. İştahla savunmalıyız" dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

"Birlikte yaşama kurallarını oluşturuyorsak kendi konuşma özgürlüğümüze sahip çıktığımız kadar başkasının da 'duyulma' hakkına sahip çıkmalıyız. Hepimiz birlikte bu gemideyiz. Ve bu gemiden başka gidebilecek yerimiz yok. Barış istiyorsak birlikte yaşama yollarını bulmalıyız... Bunun için kalıplaşmış fikirlerimizi ve önyargılarımızı bir kenara bırakarak; 'korkmadan, merakla' ötekinin sesine kulak vermeliyiz. Birbirimizi anlamaya ve dinlemeye, 'hakiki sohbete davet' etmeliyiz. Bu sözlerimin en güzel ifadelerinden biri Kuran-ı Kerim'in Zümer Suresi'nin 18. ayetinde şöyle yer bulur;

İNGİLİZ YAZAR: İSLAMOFOBİ MANTIKSIZ KORKU

Vuslat Doğan Sabancı'nın açılış konuşmasının ardından başlayan panele katılan İngiliz yazar Karen Armstrong, İslamafobi'nin "mantıksız bir korku" olduğunu belirterek, "Bir sebebi yok, sadece hislere dayanıyor" dedi ve ekledi:

“Berlin Duvarı yıkılırken alkışlıyorduk; ama, şu an yeni duvarların yükselişini alkışlıyoruz, dünyada bir şeyler değişti. Tarih boyunca bazı gruplarda bir nefret patlaması görülmüştür, Haçlılar gibi. Bu korkular kişinin kendi endişelerinin yansımasıdır.”

Armstorng, dünya liderlerinin Paris'te ifade özgürlüğünü savunmak için omuz omuza yürüdüklerini, ama Müslüman ülkelerde herhangi bir ifade özgürlüğüne yer vermeyen rejimleri destekleyenin de kendileri olduğunu söyledi.

İRANLI YAZAR: ABD DIŞ POLİTİKASI

İran asıllı Amerikalı öğretim görevlisi ve Ortadoğu üzerine uzmanlaşmış yazar Vali Nasr’a göre de, İslamofobi, terör sorunlarını yaratan ABD dış politikası yerine Müslümanları, İslamı suçlamak anlamını taşıyor.

Vali Nasr “Amerika 11 Eylül saldırıları için İslam dünyasının suçlarken, Müslümanlar bunun Amerika dış politikasıyla ilgili olduğunu düşünüyorlardı” dedi ve Amerika’da dini grupların İslam hakkında çok net düşünceleri olduğunu ve İslam’ı kendilerine bir rakip olarak gördüklerini söyledi.

KADIN HAKLARI AKTİVİSTİ: MÜSLÜMANLAR BİREYSELLEŞTİRİLMELİ

Kadın hakları aktivisti, yazar Zainab Salbi de konuşmasında, “Müslümanlar birbirlerinden farklı inşalar, bütün Müslümanlar aynı insan değil. İnsanlar Müslümanların bireyselliğini ellerinden alarak onları genelliyorlar” dedi.

Müslümanların kimliklerinin ve fikirlerinin doğdukları ülkeye göre çeşitlilik gösterdiğin vurgulayan Salbi, bu durumu şöyle özetledi:

"İnsanlar Müslümanların şeriat istediklerini düşünüyorlar ama aslında onların bu ülkelere gelme sebebi laik anayasalar. Amerika, Avrupa ve hatta Orta Doğudaki pek çok Müslüman (DEAŞ) İŞİD’in İslam karşıtı olduğunu düşünüyor, çünkü İŞİD Müslümanlara yabancı olan yeni terimler, yeni tanımlar yaratıyor.”

 

banner53
Yorumlar (0)
23
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?