banner15

Erdoğan Berlin'deki Libya Zirvesi dönüşünde soruları yanıtladı

Berlin'deki Libya Zirvesi dönüşünde soruları yanıtlayan Erdoğan, "İstihbarat noktasında Hakan Bey'in gerek Rusya tarafıyla gerek Suriye tarafıyla gerek İran tarafıyla, oralardaki muhatapları ile ilişkileri şu ana kadar başarılı bir şekilde devam etmiştir" dedi

Erdoğan Berlin'deki Libya Zirvesi dönüşünde soruları yanıtladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in Libya'nın doğusundaki gayrimeşru güçlerin lideri Halife Hafter'i, Türkiye'yi tahrik etmek için Yunanistan'a çağırdığını belirterek, "Bir lider 'Miçotakis sizinle tekrar arayı düzeltmek istiyor' dedi. 'Bir defa bu yanlışı düzeltsin, sonra bizim görüşmemiz kolaydır' dedim." ifadelerini kullandı.  

Erdoğan, dün Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen "Libya Zirvesi"nden dönüşünde uçakta gazetecilere gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı. 

Bir gazetecinin, İdlib'de yaşanan insani krizin Türkiye ile Rusya arasında bir kırgınlığa yol açıp açmayacağı sorusu üzerine Erdoğan, Rusya ile Türkiye'yi birbirine bağlayan şu andaki bağların "stratejik" olduğunu dile getirdi. 

Bu stratejik bağların iki ülkeyi klasik değil, biraz farklı şekilde birbirine bağladığını anlatan Erdoğan, "Şimdi bu stratejik bağlar aramızdaki ilişkileri de çok daha güçlü bir seviyeye doğru taşıyor. Burada herhangi bir sıkıntı yaşayacağımıza da zaten benim ihtimal vermem söz konusu değil." diye konuştu. 

MİT Başkanı Hakan Fidan'ın Suriyeli mevkidaşı ile temasının diğer alanlara da yayılıp yayılmayacağına ilişkin soruya ise Erdoğan, şu yanıtı verdi: 

"İstihbarat noktasında Hakan Bey'in gerek Rusya tarafıyla gerek Suriye tarafıyla gerek İran tarafıyla, oralardaki muhatapları ile ilişkileri de şu ana kadar başarılı bir şekilde devam etmiştir. Şimdi İran'da yeni bir istihbaratçı göreve geldi. Onunla da henüz daha görüşmeye başladığını zannetmiyorum Hakan Bey'in ama bugünlerde onunla da ilişkilerini geliştirecektir. Böylece gerek bizim etrafımızdaki ülkelerle olan bu tür bağlarda Hakan Bey bu süreci zaten başarılı şekilde devam ettirmektedir gerekse uzak ülkelerle, Amerika'sına varıncaya kadar, bütün bunlarla olan bağlar da sürmektedir. Malum bir ülkenin istihbaratı zaten onun en önemli köşe taşıdır. Bunu da ne kadar başarılı sürdürürse ülke o kadar güçlü olarak yoluna devam eder."

- "Üçüncü, dördüncü ülkeleri de yanımıza ortak olarak alabiliriz"

İtalya'nın EastMed projesini seçenek dışı ilan etmesi ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile eski CHP Genel Başkan Deniz Baykal'ın Libya konusundaki farklı açıklamalarını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Erdoğan, İtalya'nın özellikle doğal gaz konusundaki beklentilerinin, TürkAkım projesinin stratejik bir yatırım olduğunu göstermesi bakımından çok önemli olduğuna işaret etti. 

Erdoğan, "Türkiye ve Libya müşterek çalışacağız ama biz buraya üçüncü, dördüncü ülkeleri de yanımıza ortak olarak alabiliriz. Biz belki beşinci ülkeyi buraya ortak olarak alabiliriz. Bu konuda da Serrac ile aslında düşünce birliğimiz var. Onları da aldığımız zaman tabii çok daha farklı şekilde bir gelişme kaydedecektir. Şu anda gerek Barbaros gerek Yavuz... Üçüncü bir sondaj gemisini daha şu anda almanın çalışmalarını yapıyoruz." ifadelerini kullandı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin iki sismik araştırma gemisi olduğuna dikkati çekerek, Somali'den "Bizim denizlerimizde petrol var. Libya'da bu çalışmayı yapıyorsunuz ama bizim buralarda da bu çalışmayı yapabilirsiniz." şeklinde teklif aldıklarını söyledi. 

Bunların kendileri için çok önemli olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Dolayısıyla burada yapacağımız çalışmalarda bizim oralarda da atacağımız adımlar olacaktır. Bunun bize sağladığı bir şey var. Biz eskiden para vermiyorduk. ExxonMobile ile diyelim ki bir anlaşma yapıyorduk, gelip Karadeniz'de 1 ay-2 ay arama yapıyorlardı. Arama maliyetleri de 200 milyon dolar. Bir şey bulamıyor, bir şey bulamadıktan sonra da çekip gidiyor. Ama biz anlaşmamızı öyle yapmışız ki bir kuruş da para vermiyoruz. Hep yaşadık ama o zaman bizim zaten ne sondaj gemimiz vardı ne sismik araştırma gemimiz vardı. Adamlar da 'Karadeniz'de petrol var' diye böyle bir teklifle bize geliyorlardı, yüzde 50, yüzde 50… Bulursak yüzde 50 onlar alacaklar, yüzde 50 de bize verecekler, fakat bulamadılar. Keşke bulsalardı da oradan bu işe başlasaydık ama ne oldu, şimdi bizi de ev sahibi yaptılar. Bizim şimdi iki tane sondaj gemimiz oldu. İki de sismik araştırma gemimiz oldu."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtalya'nın da kendileriyle görüşmeler yaptığını ifade ederek, "Libya ile yaptığımız mutabakat çerçevesinde biz sondaj çalışmalarını yapabileceğiz. Fakat bütün bunlara rağmen tüm Kıbrıs'ın etrafından çıkacak olan ürünlerin hepsi kuzey ve güneyindir. Hepsi eşit oranda buralarda bu hakkı paylaşma imkanına sahiptir. Ama bugüne kadar Güney Kıbrıs buna uymamıştır. Hiçbir zaman da 'Kuzey'le bunu oturup konuşalım, anlaşalım' dememişlerdir. Şu anda bizim sahilimiz ile Libya sahili birbirini gördüğü için burada böyle bir imkan bize doğuyor ve Yunanistan'ı çıldırtan da zaten bu." diye konuştu. 

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de en uzun kıyı şeridine sahip ülke olduğuna işaret eden Erdoğan, "Bu da bize ayrı bir imkan sağlıyor. Girit adasının etrafında kıta sahanlığından bahsediyorlar. Adaların etrafında kıta sahanlığı gibi bir olay söz konusu değil. Bu, sadece karasuları ile alakalı. Maalesef bizimkilerden bazıları da buna uyuyorlar." dedi.

- "Kaddafi'nin ömrü buna yetmedi"

"Biz bu işi Kaddafi döneminde bitirmiştik. Tabii Kaddafi'nin ömrü buna yetmedi." diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Şimdi Sayın Baykal'ı buraya getiren de Kıbrıs Barış Harekatı. Kaddafi ile bu konuyu görüşmüş, konuşmuştuk ve Türkiye-Libya arasında daha geniş kapsamlı deniz araştırmaları üzerinde bir anlaşmayı imzalıyorduk ama ömrü vefa etmedi. Eğer o dönemde bu imzaları atabilseydik, şimdi bu kavgaları belki de yapmayacaktık. Öyle veya böyle, şu anda Serrac ile geç de olsa bu adımı atmış olduk. Niye Miçotakis, Hafter'i Yunanistan'a çağırdı? Sadece bizi tahrik etmek için çağırdı. (Berlin'de) İsmini vermeyeceğim bir lider, "Miçotakis sizinle tekrar arayı düzeltmek istiyor" dedi. "Nasıl bir iş bu, hem benimle arayı düzeltmek istiyor öbür taraftan da gidiyor Hafter'i Yunanistan'a çağırıyor, böyle saçmalık olur mu?' dedim. 'Sen ona söyle, öncelikle bir defa bu yanlıştır, düzeltsin, ondan sonra bizim görüşmemiz kolaydır' dedim. Maalesef bu tür sorunları yaşıyoruz."

Erdoğan, CHP'nin tarihinde ülkesinin değerleri hususunda tek ses olma anlayışının hiçbir zaman bulunmadığını veya çok istisna olduğunu belirterek, "Kıbrıs Barış Harekatı'nda öyle bir tek ses olma gibi bir duruma gelindi ki koalisyon meselesi gündemdeydi. Ama bunun dışında bu kadar güzel şeyler, hoş şeyler oluyor, bakıyorsunuz CHP, 'hayır' diyor. Bunu son zamanlardaki Kanal İstanbul, Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü meselelerinde gördük." ifadelerini kullandı. 

Seçim kampanyası sırasında ziyaret ettiği CHP çadırında bulunan bir kadının, Yavuz Sultan Selim köprüsünün isminden dolayı kendisini eleştirdiğini hatırlatan Erdoğan, "Sanki biz ismi oraya inadına verdik. Bir tarafta Boğaziçi Köprüsü, o zaman tabii 15 Temmuz Şehitler Köprüsü değil, bir tarafta Fatih Sultan Mehmet Köprüsü. Oraya da Yavuz Sultan Selim ismini verdik. Buraya takılacak kadar ne yazık ki bakış farklı." değerlendirmesinde bulundu. 

Muhalefetten gelen "Doğu Akdeniz'de şu ülke var, şu ülke var, Türkiye niye yok? Bir ülke yok, o da Türkiye" yorumlarını değerlendiren Erdoğan, "Bizim orada olup olmadığımızın hala farkında değil. Gemilerimiz orada, sondaj, sismik araştırma, hepsi orada ama görmüyor. Sıkıntı burada. Bu kadar yollar yapıyoruz. Cumhuriyet tarihinde 79 senede yapılmış bölünmüş yol 6 bin 100 kilometre. Biz bunun üzerine 22-23 bin kilometre daha yol ilave ettik iktidarımız döneminde. Buralardan geliyorlar gidiyorlar ama bunları görmüyorlar ne yazık ki." dedi.

Erdoğan, Berlin'e gitmeden önce Marmaray'a ilişkin bilgi aldığını belirterek, Marmaray'dan bugüne kadar 500 milyon yolcunun geçtiğini kaydetti. Bir gazetecinin "Onlara göre Ecevit yapmış orayı" sözleri üzerine Erdoğan, "O da enteresan. Biz de çok cahil kalmışız, Ecevit'in oraya yaptığını bilmiyormuşuz." ifadelerini kullandı. 

Türkiye'nin, Moskova ve Berlin'deki girişimlerinin arabuluculuk olup olmadığına ilişkin soruya Erdoğan, "Burada arabulucu sıfatıyla bulunmayı kabul edemeyeceğimizi zaten Sayın Putin'e başta da söyledim." karşılığını verdi. 

Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in "Ben Hafter tarafını halledeceğim. Siz de Serrac'ı hallederseniz bu işi çözüme kavuşturalım" şeklinde bir yaklaşım tarzında olduğunu belirterek, "Bizim ikimizin arasındaki böyle bir yaklaşım tarzıdır. Yoksa ben bu noktada siyaset anlayışımda bir teröristle asla masaya oturmam, masaya oturulmasına da müsaade etmem. Mesela Sayın Trump'ın YPG ve malum terörist Abdi Şahin'le ilgili adeta 'bunu kabul et' diyecek kadar maalesef ileriye gitme durumu olmuştu. Ben de 'Sayın Başkan, ben bir teröristle asla masaya oturmam' demiştim. 'Hem terörle mücadele diyeceğiz, uluslararası terörle mücadelede çok ciddi kayıplar vereceğiz, ondan sonra da teröristi kabul edeceğiz. Ben bunu yapmam' dedim. Aynı şeyi Putin de yapıyor. Tabii bu biraz insanın, siyasetçinin bakışıyla veyahut da kendi karakteriyle alakalı bir olay." değerlendirmesini yaptı.  

- "Bay Kemal'in ilk yanlışı değil" 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Türkiye'nin Libya'ya asker göndermesine ilişkin, "Fizan çöllerinde askerimizin ne işi var" açıklamasının hatırlatılması üzerine Erdoğan, "Fizan'ın yerini de bilmez. Biz Fizan'a göndermiyoruz ki Trablus'a gönderiyoruz." ifadesini kullandı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun İdlib'den gelen siviller için "terörist" ifadesini kullandığının anımsatılmasına üzerine de şunları kaydetti: 

"Bu insanlar şu anda ölümden kaçıyor. O anne ile 6 çocuğunu ekranda görünce bizim hanımla beraber adeta kanımız dondu. O yavrulara biz nasıl terörist deriz? 2, 3, 4, 5, 6... O yaşlardaki çocuklar... 3 tanesi okulda, 3 tanesi orada, ayaklar çıplak, çocuklar donuyor. Onlara 'terörist' demek akıl tutulmasıdır. Bu Bay Kemal'in ilk yanlışı değil. Bir defa 'Suriye'den gelenleri tekrar Suriye'ye göndereceğim' diyen bu değil mi? Bu insanlar keyfinden, zevkinden mi geldiler bizim topraklarımıza?"

Suriye'den gelenlere maaş verildiği eleştirilerine de değinen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Maaş falan verdiğimiz yok. Biz maaşı kendi vatandaşlarımızın yoksullarına veriyoruz. Bunların hepsi belgeli ve bu insanların birçoğu biliyorsunuz kamplarda, konteyner kentlerde, çadır kentlerde aylarca, yıllarca yaşadılar. Daha sonra çadır kentleri kaldırdık, imkan bulanlar evlere kiralık taşınmaya başladılar. Bunların hepsi sersefil değildi. Bunlar içerisinde mühendisi var, ebesi var. Şu anda daha uygun zemine oturttuk. Artık çadır kent kalmadı. Şimdi sadece konteyner kentler kısmen var. Diğerleri de yerleşiyor bunların içerisinde. Onu da çok rahat söyleyeyim. Meslek sahibi olanlar zaten kendileri de iş sahibi olmaya başladılar."

"(Suriye'de daha da ilerleyeceğiz) dediniz. Bunu İdlib üzerinde mi düşünmemiz lazım yoksa bizim sınırlarımızın tamamı konusunda mı?" sorusu üzerine Erdoğan, şu değerlendirmeleri yaptı: 

"Birinci derecede şu anda İdlib. İdlib'de biliyorsunuz gözlem noktalarımız var. Gözlem noktalarında son zamanlarda Halep'ten oralara bazı saldırı atışları oldu. Gereken cevaplar gerektiği anda gerektiği şekilde de veriliyor. Ayrıca malum Tel Abyad ve Rasulayn arası bizim kontrolümüz altında. Orada da bizim işi bırakmamız mümkün değil. Biz bu Rasulayn ile Tel Abyad arasındaki yeri öyle bir hale getirmek istiyoruz ki burada dünyadan bize destek gelmezse, gerekirse biz yardım da toplayarak, buralarda kendi plan projemizi hayata geçirelim. Bunu yaparsak, gerçekleştirirsek burası çok daha farklı bir hale gelmiş olur. Buralar 'barış şehirleri' halini alır." 

- "Parlamentonun üzerine bunu yıkmak istiyor"

CHP'nin FETÖ'nün siyasi ayağının araştırılması yönünde komisyon önergesi vermesinin ardından yaşanan gelişmeleri nasıl değerlendirdiği sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: 

"Sayın Bahçeli'nin bu yaklaşımı işin bir boyutu. İşin bir başka boyutu da bana göre şudur: İddia sahibi kim? CHP. Sen iddia sahibi olduğuna göre bir defa bu iddianı ispatlamakla mükellefsin. İspatla bunu. Parlamentonun içinde veya herhangi siyasi partide, AK Parti'de, MHP'de bu tür adamlar mı var, hadi ispatla. Eğer ispatlayamıyorsan demek ki bunlar sende. Ya CHP içinde var ya İP'te var ya HDP'de var. Çıkar o zaman sen bunları, ispat et. Bunu ispatlayamayan bu parti parlamentonun tamamını zan altına almak için böyle bir yola başvurdu. Daha geçenlerde Urla Belediye Başkanı'nın FETÖ'cü olduğu ortaya çıktı. Şu anda ne oldu? Tutuklu, içeride. Mahkemesi devam ediyor."

"Seçimden önce de babası uyarmış. Seçimden önce babası Kılıçdaroğlu'na gidiyor 'Benim oğlumu aday yapmayın, FETÖ'cüdür, sizin başınıza iş açar' diyor." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Daha bunların neleri neleri çıkacak. Var. Bu süreç bu şekilde devam eder. Zira bu terazi bu kadar sıkleti çekmez. Şimdi bu pisliklerden kurtulmak için parlamentonun üzerine bunu yıkmak istiyor. Bunun bedelini bir defa ödeyecekler. Önce sen iddia sahibisin, bu iddianı ispatla. Meclisi buna karıştıramazsın."

- "BM varken AB'nin sürece koordinatör olarak girmesi doğru olmaz"

"Macron hem Doğu Akdeniz'e savaş gemisi gönderme hem Türkiye'ye karşı ileri geri konuşma hali içinde. Fotoğraf çekiminde bile tavırlarıyla rahatsızlığını ortaya koyuyor. Genel olarak bu tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz? Fransa tek ses midir? Bölünmüşlük var mı içinde size göre?"  sorusu üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:

"Şu anda Fransa'ya karşı gerek Hafter tarafının gerekse Serrac tarafının çok da sıcak bakar yanları yok. Zaten böyle olsaydı bu anlaşma Fransa ile yapılırdı. Şu an itibarıyla Fransa'nın bölgeye özellikle Kuzey Afrika ülkelerine bir ilgisi, alakası var ama bu uçak gemisini bölgeye göndermesinin ne anlama geldiğini zaman içerisinde görme fırsatımız olacak. Bu akşam kendisiyle de fazla muhabbet etme imkanımız olmadı. Libya konusunda içerideki müzakerelerde de çok ciddi bir şey söylemedi diyebilirim.

Dolayısıyla atılacak adımlarda da bundan sonraki sürece yönelik tek önemli avantajı BM Güvenlik Konseyi üyesi olması. Ve üyeliğin ona sağlamış olduğu avantajları kullanıyor olabilir. Bu en önemli yönü. Bu akşam bir şeyi söyledim o da şu 'Bu metin BM Güvenlik Konseyi'ne gidecek ve Konsey metni onarsa uygulamaya geçecek ama onamazlarsa metin uygulamaya da geçemeyecek'. Böyle bir durum söz konusu. Onun için tabii Fransa'nın burada önemli bir konumu var. AB bu sürece adeta koordinatör sıfatı ile girsin yaklaşımına da bizler 'BM varken AB'nin sürece koordinatör olarak girmesi doğru olmaz' demek suretiyle ikili görüşmelerde ona karşı durduk."

Kaynak: AA

Güncelleme Tarihi: 20 Ocak 2020, 16:18
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48