banner39

Erdoğan'dan 'Nobelli Darbeci' çıkışı

Başbakan Erdoğan, Mısır'da Nobel ödülü almış Baradey'in, darbe hükümetinin Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı olduğunu belirterek, "Ey Nobel, sen nasıl barış ödülleri dağıtıyorsun" dedi.

Dış Politika 09.08.2013, 10:06 09.08.2013, 10:06
Erdoğan'dan 'Nobelli Darbeci' çıkışı

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nın bayramlaşma töreninde konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mısır'da, Nobel Barış Ödülü almış Muhammed el Baradey'in, şu anda askeri darbeyi gerçekleştiren hükümetin Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı olduğuna işaret ederek, "Şimdi ben Nobel'e sesleniyorum. Ey Nobel, sen nasıl barış ödülleri dağıtıyorsun ki, bu barış ödüllerini dağıttığın kişiler, askeri darbe yapanların yanında yer alıyor' dedi.

Başbakan Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde, partisinin İstanbul il başkanlığının Ramazan Bayramı nedeniyle düzenlediği bayramlaşma töreninde yaptığı konuşmada, "başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan" ramazan ayının geride kaldığını belirterek, Ramazan Bayramı'nın coşku içinde İstanbul'da ve tüm Türkiye'de kutlandığını aktardı.

Bayramın, kardeşlik, dayanışma, barışma ve helalleşme olduğunu belirten Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Bugün kardeşlik hukukunun tüm gereklerinin yerine getirilmesini, dayanışmanın her boyutuyla yüceltilmesini, dargınların barışmasını, özellikle dargınların barışmasını, helalleşmesini yürekten temenni ediyoruz. Müslümanlar, tüm insanlarla aralarındaki dünyevi meseleleri ahirete taşımadan burada çözmekle, burada helalleşmekle mükelleftir. Hiçbir mesele aslında çözümsüz değildir. Özellikle dargınlıkların, bu güzel günde bu anlamlı bayram gününde son bulmasını, kalıcı bir helalleşmenin gerçekleşmesini, dostluğun, muhabbetin, kardeşliğin hiç yıpranmayacak şekilde tesis edilmesini kalpten arzu ediyoruz. Bir yönüyle baktığımızda her birimiz üç günlük dünyada saman alevi gibi yanıp geçen bir hayatı, göz açıp kapanıncaya kadar tükenen bir ömrü yaşıyoruz. Bu kısacık hayatı kalp kırarak değil kalpler yaparak,  gönülleri inciterek değil fethederek geçirmek hepimizin asli hedefi, asli ideali olmalıdır. Zira geride kalan, kazanılmış kalpler, feth edilmiş gönüller olacaktır. Geride kalan miras bıraktığımız eserler, ülkeye, millete, insanlığa kazandırdığımız hizmetler olacaktır. Bu dünyadan göçüp gittiğimizde arkamızdan bir çift güzel sözün söylenmesi, bir kez olsun 'Allah ondan razı olsun' denilmesi, inanın en büyük kazancımız olacaktır. Her meselemizde, her işimizde, attığımız her adımda gönüller kazanmak, hayır duaları kazanmak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bizim ayırt edici vasfımız olacaktır. Böyle olmalıdır. Ülkenin idaresinde, özellikle de siyasette, artık farklı gündemin, farklı bir üslubun, yapıcı, olumlu, birleştiren bir tavrın olmasını biz her zaman istedik. Bunun gereğini yaptık, bundan sonra da elimizden geldiğince yapmaya devam edeceğiz. Ramazan ayı boyunca her fırsatta bunu ifade ettik."

BOYNUMUZUN BORCU

Dünyanın farklı yerlerinde, farklı ülkelerinde, ramazanı buruk karşılayan, ramazanı büyük acılarla yaşayan, bayrama da aynı buruklukla girenler olduğunu belirten Erdoğan, şunları söyledi:

"Bizler, tarihimiz gereği, ecdadımızın ve medeniyetimizin bizlere mirası gereği, dünyanın tüm mazlumlarının, tüm yoksullarının acı ve kederini yüreklerimizde hisseden bir milletiz. Aynı şekilde, bayram coşkumuzu, bayram sevincimizi o insanlara, kardeşlerimize, dostlarımıza hissettirmek, bayramda onları özellikle hatırlamak, bizim boynumuzun borcudur. Bunu hatırlamadan yapamayız. Hatırlatmak bizim ayrıca asli bir görevimiz. Somali'deki kardeşlerimiz ne yazık ki bayrama yine yokluk ve yoksulluk içinde girdiler. Myanmar'daki kardeşlerimiz, bu bayramı da buruk karşıladılar. Afganistan'da, Irak'ta, Filistin'de, özellikle Gazze'de kardeşlerimiz bayrama boyunları bükük, mahzun girdiler. Suriye'deki kardeşlerimiz... Düşünebiliyor musunuz, yüz bini aşkın ölüm var. Suriye'deki kardeşlerimiz ramazan ayında dahi devam eden toplu katliamlara maruz kaldılar. Kan ve göz yaşıyla yoğrulmuş bir bayrama adım attılar. Suriye'de ramazanın kutsiyetini dahi ayakları altında çiğneyen bir zihniyet, oruçlu insanları, evinde iftarı, sahuru bekleyen insanları, masum çocukları, masum kadınları katletmeyi ramazan boyu sürdürdü."

MISIR HALKI YALNIZ DEĞİL

Mısır'da yaşananlara değinen Erdoğan, Mısır'da demokrasi yanlılarının, haklı olmanın verdiği güçle hakkı savunduğunu, dünya tarihine yazılacak bir hak mücadelesine imzalarını attığını dile getirdi. "Ben onları şahsen ve milletim adına kutluyorum" diyen Erdoğan, Mısır halkının asla yalnız olmadığını ifade ederek, şunları söyledi:

"Birileri Mısır'daki haksızlığı görmeyebilir. Birileri Mısır'da yaşanan zulmü, Mısır'daki katliamları görmezden gelebilir. Birileri, Mısır'daki darbeye 'darbe' demekten bile imtina edebilir. Biz, Mısır'daki kardeşlerimizi görüyor, onların acısını yüreğimizde hissediyor, onların haklı mücadelesini gönülden destekliyoruz."

ADAMINA GÖRE MUAMELE

Başbakan Erdoğan, Nobel Barış Ödülü ile ilgili enteresan bir örnek vermek istediğini belirterek, şöyle devam etti:

"Hani Nobel Barış Ödülü falan derler ya... Bakın (Muhammed el) Baradey, Nobel Barış Ödülü almış bir zattır ama bunun yanında aynı şekilde Yemen'den Bayan (Tevekkül) Kerman da Nobel Barış Ödülü almış bir gazetecidir. Çok ilginç bir örnektir bu. Şimdi barış ödülü almış olan Baradey, şu anda askeri darbeyi gerçekleştiren hükümetin Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı'dır. Şimdi ben Nobel'e sesleniyorum. Ey Nobel, sen nasıl barış ödülleri dağıtıyorsun ki, bu barış ödüllerini dağıttığın kişiler, askeri darbe yapanların yanında yer alıyor. Yine sesleniyorum, sen nasıl barış ödülleri dağıtıyorsun ki, işte Kerman, Mısır'a girmek istedi, bak Mısır'a sokmadılar. Kapıdan geri çevirdiler. Hani? İki yerde iki ayrı tuzak. O da Nobel Barış Ödülü almış, o da almış. Peki şu ana kadar ortaya koyduğunuz tavır nedir? Hiçbir tavırları yok. Niye? Adamına göre muamele, adamına göre..."

banner53
Yorumlar (0)
24
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?