Filistin Meclis Başkanvekili Bahr TBMM'de

Filistin Meclis Başkanvekili Bahr TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Üstün ile görüştü

Filistin Meclis Başkanvekili Bahr TBMM'de

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, İslam ülkeleri hükümetlerinin adeta şike yaptığını ifade ederek, "Mücadele yapıyor gibi gözüküp mücadele yapmıyorlar. Müslümanlar silkinip kendilerine geldiğinde başta tarihi Filistin sorunu olmak üzere bir çok sorunun kendiliğinden çözüleceğine inanıyoruz" dedi.

Filistin Meclis Başkanvekili Ahmed Bahr ve beraberindeki milletvekili heyeti İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Üstün ile görüştü.

Üstün, Filistin heyetini "Acıların ülkesi Filistin'den gelen dostlarımız hoş geldiniz" diyerek karşıladı.

Filistin'in Türkiye için milli dava, Müslümanlar için onur mücadelesi olduğunu belirten Üstün, Filistin'deki tutsak milletvekilleri, insanlık ayıbı, insan hakları ihlalleriyle ilgili izleme dosyalarının bulunduğunu söyledi.

Üstün, 7 Temmuz olaylarından sonra komisyonun, olaylara müdahil olmak istediğini, İsrail ve Mısır'a gitmek üzere talepte bulunduğunu anımsattı. Ancak hem İsrail hem de Mısır hükümetlerinin bu talebi kabul etmediğini ifade eden Üstün, "Hatta İsrail tarafı savaş bittikten sonra barış ortamı sağlandığında kabul edilebileceğini söylemesine rağmen ikinci kez talebimizi reddetti" dedi.

Filistin'de güzel bir durum olduğunda İsrail'in bir bahane bulup, Müslümanları ve Müslüman topraklarını bombaladığını, savaş ortamı çıkardığını belirten Üstün, sözlerini şöyle sürdürdü:

"7 Temmuz ve Mescid-i Aksa'daki olaylar neden çıktı? 7 Temmuz'da güzel olan Filistin devletinde milli birlik hükümetinin tesis edilmesiydi. İsrail bu güzelliği ortadan kaldırmak adına Gazze harekatını yaptı. Mescid-i Aksa olaylarından önce ortaya çıkan güzel durum ise Filistin devletinin batı ülkelerince tanınır hale gelmesi, İsrail'i telaşlandırdı. İsveç'in tanıması, İngiltere Avam Kamarasının hükümete tavsiye kararında bulunması, İspanya Meclisi'nin Filistin'i tanımak üzere bir tavsiye kararı alması, İsrail'i telaşlandırdı, uydurma nedenle Mescid-i Aksa'ya saldırı düzenledi. Saygısızca postallarıyla girdiler. Mescid-i Aksa bütün Müslümanların onurudur, sadece Filistinlilerin koruması gereken bir mescid değildir, bütün Müslümanlarca kutsal kabul edilen bir yerdir. Filistin'de tutuklu milletvekillerinin de bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz. Bununla ilgili de dosyamız var. Sonuna kadar takipçisi olacağız."

İSRAİL BU CESARETİ NEREDEN BULUYOR?

İsrail'in bombardımanından dolayı binlerce kişinin hayatını kaybettiğini, 10 binlerce kişinin yaralandığını anımsatan Üstün, Filistinliler ile dayanışma içinde olduklarını göstermek, başsağlığı ve geçmiş olsun dilemek için Gazze'ye gitmek istediklerini anlattı. Üstün, bunu gerçekleştiremediklerini ifade ederek, başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerinin Bahr tarafından Filistinliler'e iletilmesini istedi.

İnsan hakları ihlallerini, çocuklara, kadınlara yapılan zulmü, okulların kasıtlı bombalanması, bir şehrin altyapısının yok edilmesini fotoğraflamak, şahitleri dinlemek ve rapor hazırlamak için de Gazze'de olmak istediklerini söyleyen Üstün, "İkinci gitme talebimizin cevabı 15 gün önce geldi, 'siyasi heyetleri Kudüs'e almıyoruz' diyerek reddettiler. Bizim siyasi yönümüz var ama asıl özelliğimiz İnsan Hakları Komisyonu olmamız. İsrail'in bizi buraya alması gerektiği kanaatindeyiz biz insan hakları komisyonuyuz. Kendimiz raporumuzu hazırlayamadığımıza göre sizden aldığımız bilgiler, devlet kurumlarından aldığımız bilgilerle atmamız gereken adımları da atmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

İsrail'in yaklaşık 50 yıldan beri sayısız saldırısını bildiklerini dile getiren Üstün, İsrail'in bu cesareti nereden bulduğunu sormak gerektiğini kaydetti. Bu sorunun iki cevabı olabileceğini belirten Üstün, "Biri bizim dışımızda, biri bizim içimizde saklı olan bir cevap" dedi.

KAYNAKLARI BATI SÖMÜRMEYE DEVAM EDECEK 

Batılıların yüzyıllardan beri dünyayı sömürdüğünü ifade eden Üstün, 1. Dünya Savaşı'ndan sonra da bu sömürülerinin şeklini uydu devletler, kukla hükümetler kurarak devam ettirmeye çalıştığını kaydetti.

Üstün, batılıların, özellikle güçlü devletler bu sömürülerini devam ettirmek istediğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Büyük devletler dünyayı sömürmeye devam ediyor ve buna göre politikalar geliştiriyor. Bu isteklerini belki engelleyemiyoruz ama Filistin'e duyarsız kalan rejimleri düzeltebilir miyiz, İslam ülkelerinin umursamaz durumunu düzeltebilir miyiz, buna biraz kafa yormak gerekir. Gazze'ye gitmek için ikinci talebimizi Mısır hükümetine iletmiştik, İsrail hükümetinden daha olumsuz bir yanıt aldık. Kabahatin belki yüzde 50'si güçlü batı devletlerinde ama yüzde 50'si de maalesef kukla İslam ülkelerindeki rejimlerde. Kendi evimizin önünü iyi temizlememiz lazım, demokrasi, insan hakları, özgürlükleri getirmemiz gerekir. Bunu yapmazsak İslam ülkelerindeki sorunlar devam edecek, kaynakları da batı sömürmeye devam edecektir. Demokrasiden, seçimlerden İsrail de korkuyor, islam ülkeleri de korkuyor, batı da korkuyor. Demek ki demokratik oluşum olsa, Filistin'de olduğu gibi insanlar kendi çıkarlarını öne koyacak yönetimler seçeceklerdir batının çıkarlarını değil. Şimdiki İslam ülkelerinin hükümetleri, adeta şike yapıyorlar, şikeyle maç yönetmeye çalışıyorlar, mücadele yapıyor gibi gözüküp mücadele yapmıyorlar. Müslümanlar silkinip kendilerine geldiğinde başta tarihi Filistin sorunu olmak üzere bir çok sorunun kendiliğinden çözüleceğine inanıyoruz. O zaman gelinceye kadar Türkiye Devleti, hükümeti, meclisi, milletiyle Filistin'in yanında olmaya devam edecek, Filistin davasını her yerde savunacaktır."

DAVA AÇILMALI 

Filistin Meclis Başkanvekili Ahmed Bahr, İsrail'in oradaki varlığının, insan haklarının yok oluşu anlamına geldiğini ifade etti. Karşılarında Filistinliler'in olan Filistin topraklarını işgal eden bir İsrail bulunduğunu belirten Bahr, Kudüs'ün Filistinliler'in olduğuna dair BM kararları olmasına rağmen İsrail'in halen orada varlığını sürdürdüğünü söyledi.

Bahr, "Düşünün ki bir parlamentonun meclis başkanı hapishanede, üstelik seçilmiş olan bir parlamenter. Talebimiz şu; burası Meclis İnsan Hakları Komisyonu olduğuna göre, Türkiye'nin eli bu anlamda özellikle BM'de daha güçlü olduğunda, İnsan Hakları Mahkemesi'ne, insan hakları ihlalerine ilişkin dava açılması, bu anlamda diplomasinin yoğunlaştırılması" diye konuştu.

Güncelleme Tarihi: 26 Kasım 2014, 18:30
banner53
YORUM EKLE

banner39