DOSYA: İş Bankası ve CHP olayına tarihi, ekonomik ve hukuki bakış

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İş Bankası’nın durumunu tartışmaya açmasından sonra gündeme gelen İş Bankası ve CHP ilişkilerini uzmanlarla konuştuk. Meselenin tarihi boyutunu ise tarihçi-yazar Mustafa Armağan'la, ekonomik boyutunu Yeni Şafak gazetesi ekonomi yazarı Yaşar Süngü'yle, hukuki boyutunu Hukukçular Derneği Genel Başkanı avukat Cavit Tatlı'yla değerlendirdik.

DOSYA: İş Bankası ve CHP olayına tarihi, ekonomik ve hukuki bakış

Furkan Özkul / Dunyabulteni.net

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan dönüşünde uçakta gazetecilerle yaptığı görüşmede gündeme getirdiği Türkiye İş Bankası’nın CHP hisselerinin hazineye devri meselesi toplumun birçok kesiminde tartışılır hale geldi. Konunun uzmanı hukukçular, ekonomistler ve tarihçiler meseleye yaklaşımda hukuki zemin vurgusu yaptılar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gündemi belirlediği açıklamasında, ''Siyasi partiler banka kurabilir mi? Hayır, kuramaz. Ama şu anda CHP, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü suistimal ederek, onun Cebi Hümayunundan dediğim, İş Bankası hisselerinin yüzde 28'inin sahibi durumunda. Oradan para alamıyor ama yönetim kurulunda dört üyesi var. Bu dört üye ne iş yapar? Buna bir bakılması lazım'' demişti.

İş Bankası ve CHP ilişkisini alanın uzman isimleriyle değerlendirdik.

Tarihi açıdan İş Bankası olayı | Mustafa Armağan

Tarihçi-yazar Mustafa Armağan, hem CHP'yi hem de İş Bankası'nı tartışmaya açmamız gerektiğini ifade ediyor. Armağan sözlerine şöyle devam ediyor:

Türkiye İş Bankası 24 Ağustos 1924'te 1 milyon lira sermaye ile kuruldu. Bu 1 milyon liranın dörtte biri ödenmiş, dörtte üçü taahhüt edilmiş sermayedir. Ödenmiş sermaye Mustafa Kemal Paşa’nın koyduğudur. Hind Müslümanlarının İstiklal Harbi yıllarında Hilafeti kurtarmamız için gönderdiği paranın 250 bin liralık kısmıyla Celal Bayar'a kurdurduğu bankanın sermayesi her biri 10 TL değerinde 100 bin hisseye bölünmüştü. Banka sermayesini 1926'da 2 milyon liraya çıkardı. Bir de İttihatçıların İtibar-ı Milli Bankası duruyordu o tarihte, İş Bankası bu kendisinden kat be kat büyük bankayı yutarak büyüdü. Böylece sermayesi 4 milyon liraya yükseldi. 1930 yılında 5 milyon tlye yükseldi… Giderek devleşti.  

Atatürk vasiyetinde malik olduğu nakit ve hisseleri ile Çankaya'daki menkul ve gayri menkullerini CHP'ye belli şartlarla bırakmıştır. Ancak 1938 yılında tek bir partinin var olduğu ve onun da CHP olduğu göz önünde tutularak haklı olarak şu itirazda bulunulabilir: 

Atatürk bütün milletin ortak değeri ise neden para ve mallarına tek bir partiyi mirasçı yapmıştır? Serbest Fırka’yı kendisi kurdurduğuna göre gelecekte ortaya çıkabilecek diğer partiler karşısında neden tek bir partiye ayrımcılık yapılmış olsun? 

Nitekim Demokrat Parti 1953 Aralık'ında çıkardığı 6195 sayılı kanunla CHP’nin tek parti olduğu için haksız iktisapla üzerine geçirdiği bütün para ve malları ile hisselerini hazineye geçirtmiş, ancak bunlar 27 Mayıs darbesinden sonra, 1963 yılında Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla CHP'ye iade edilmiştir. 1980-91 arasındaki 11 yıl boyunca CHP kapatıldığında da aynı süreç işlemiş ve hazine kontrol etmiştir CHP'nin bütün mal ve parasını. Şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gündeme taşıdığı hadise de 1953 ve 1980'de atılan iki adımın devamı olacak ve Atatürk'ün vasiyetinde geçen nakit ve hisse senetleri ile Çankaya'daki malları hazineye aktarılarak milletin hizmetine sunulacaktır.

Gerçi CHP sözcüleri hemen İş Bankası’ndaki bu meblağın tek kuruşunu bile harcamaya yetkimiz yok, diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışacaklardır. Ancak bu para neden CHP'nin elinde olsun? Partinin bunda bir kuruş menfaati yok ise sırf tarihi bir vasiyetnamede geçiyor diye onyıllardır bu yükün ve vebalin altında niye kalmak istiyor bu parti? Hazineye bıraksın, rahatlasın. Ama buradan İş Bankası'nın politikalarını ve dört üyesiyle piyasayı kontrol etmek gibi örtük bir niyeti varsa o başka. 

Fakat burada asıl soru şudur: 

Mallar neyse de nakit ve hisse senetleri neden İş Bankası'nda tutulmaktadır? Vasiyetnamede geçen " şimdiki gibi, İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır" ifadesinden para ve hisselerin mutlaka İş Bankası'nda tutulacağı manasını nereden çıkarıyoruz? Diyelim ki İş Bankası zarar etti ve parayı gerektiği gibi nemalandıramadı, ve başka bir banka daha fazla nemalandırıyor, bu durumda milletin menfaati aleyhine bu parayı hala İş Bankası'nda tutmaya devam mı edeceğiz? Soruyorum: İş Bankası neden ayrıcalıklı ve korunuyor? 

Ben ikinci tartışmayı buradan başlatmak istiyorum. Nakit ve hisseler pekala diyelim ki Vakıflar Bankası'nda tutulabilir ama nemalandırma işi İş Bankası’nda daha karlı yapılıyorsa onda, başka bir banka yapıyorsa onda gerçekleştirilebilir. 

Gördüğünüz gibi olay sadece CHP meselesi değil, İş Bankası meselesidir de. Cumhurbaşkanı Erdoğan böylece iki fişeği birden çekmiştir. Bakalım neler olacak? 
 

Ekonomik Açıdan İş Bankası ve CHP olayı | Yaşar Süngü

Yeni Şafak gazetesinde ekonomi yazarı olan Yaşar Süngü ise, konunun  tartışmaya açılmasını yararlı gördüğünü belirtti. Ancak sadece tartışma zemininde kalmaması gerektiğini, hukuki zemine de taşınması gerektiğini sözlerine ekledi. Süngü, meselenin siyasi tartışmadan çıkarılarak toplumsal uzlaşı içinde çözülmesinin gerekliliğini vurguladı. Yeni Şafak yazarı Süngü,  "Bence bu durumun Tarihçiler tarafından tartışılıp, toplumda bir kanaat oluştuktan resmi bir sürecin başlamasında yarar görüyorum" dedi.

Hukuki açıdan İş Bankası ve CHP olayı | Cavit Tatlı

Konunun hukuki boyutunu değerlendiren avukat Cavit Tatlı ise İş Bankası meselesinin daha önce de gündeme geldiğini söyledi. İş Bankası'nın SPK'ya ve BDDK'ya bağlı bir şirket olduğunu kaydeden Tatlı, CHP'nin diğer partilerden farklı olarak Türkiye'nin en büyük gelire sahip olan bankalarından biri olan İş Bankası'nda payının olmasının izahının olmadığını belirtti. CHP'nin bankada payının olduğu ilk dönemin tek parti dönemi olduğunu ve artık günümüzde şartların değiştiğini açıkladı. 

Ayrıca CHP ile İş Bankası arasındaki ilişkinin tam olarak bilinmediğini, örtülü olduğunu da sözlerine ekledi. Tatlı, "Bir partinin günümüzde bir bankayla böyle bir ilişki içinde olması -ki bu ilişki örtülüdür- düşündürücü tarafları vardır. Aralarındaki bağı tam olarak bilmiyoruz. Bilinmeyen taraflarıyla siyasi olarak kara delikler var. Dünyanın hiçbir yerinde bu durum izah edilemez" dedi.

Türkiye İş Bankası'nın durumu

İzmir İktisat Kongresi’nde bizzat Atatürk’ün direktifi ileTürkiye İş Bankası 26 Ağustos 1924 tarihinde kuruldu. İş Bankası’nın ilk müdürü ise Kurtuluş Celal Bayar. Bankanın nominal hissesi bir milyon TL. Bu miktarın 250 bin TL’sinin Atatürk tarafından karşılandığı resmi tarih kayıtlarında yer alıyor.

Mustafa Kemal vasiyetinde İş Bankası hisselerinin mülkiyetinin Cumhuriyet Halk Partisi’ne bırakılmasını istemişti. Bu hisselerden oluşan kârlar ise Mustafa Kemal'in vasiyeti üzerine Türk Dil Kurumu (TDK) ve Türk Tarih Kurumu’na (TTK) aktarılıyor.

İş Bankası ortaklık yapısı, İş Bankası Munzam Sandık Vakfı: Yüzde 39,95, Atatürk Hisseleri (Cumhuriyet Halk Partisi): Yüzde 28,09, Halka açık pay: Yüzde 31,96 şeklinde olduğu aktarılıyor.

İş Bankası 1932 yılında Almanya’nın Hamburg ve Mısır’ın İskenderiye kentinde ilk yurt dışı şubesini kurdu.

Banka 1982 yılında Türkiye’ye ilk ATM makinalarını getirdi.

İş Bankası finans merkezlerinin İstanbul’da toplanmasından ötürü 2000 yılında genel merkezini Ankara’dan İstanbul’a taşıdı.
 

Güncelleme Tarihi: 17 Eylül 2018, 17:34
YORUM EKLE

banner26

banner25