banner15

Drone savaşı hakkında hiçbir şey bilmiyoruz

Cora Currier & Justin Elliott

John Brennan'ın CIA başkanı olarak atanması, Capitol Hill'de ve medyada yoğun bir tartışma başlattı. Ancak tartışmanın odak noktasında Amerikan vatandaşlarının hedef alınması var; son yıllarda Pakistan ve Yemen'de düzenlenen yüzlerce Drone saldırısının cüz'i bir parçasını oluşturmaktadır halbuki. Şunu düşünün: 10 yılda dört Amerikan vatandaşının Drone saldırılarıyla öldürüldüğü bilinmektedir; aynı zaman zarfında bu saldırılarda 2.600 ila 4.700 kişinin öldürüldüğü tahmin ediliyor. Amerikan vatandaşlarına odaklanılması, daha yaygın ve daha az anlaşılmış saldırı çeşidini gölgelemektedir: Amerikan vatandaşlarını, el Kaide liderlerini veya belirli bir ferdi hedef almayan saldırılar. 

Drone operatörleri "imza vuruşları" denilen bu saldırılarda, şüpheli davranış veya diğer "imzalar/ayırt edici özellikler" sergiledikleri gerekçesiyle kimliğini bilmedikleri kişilere ateş açmaktadırlar. İsmi yayınlamayan kaynaklara dayalı haberlere göre, Drone saldırılarının çoğunu hatta en çoğunu kimliği belirsiz hedeflere düzenlenen saldırılar  oluşturmaktadır. Buna rağmen Amerikan yönetimi imza vuruşları hakkında kamuoyuna açıklama yapmıyor ve temel sorular cevapsız kalıyor: İmza vuruşlarının/darbelerinin, hukuki gerekçesi nedir? Ölümcül bir vuruşa yol açacak olan "imza/ayırt edici özellik" nedir? Hedef alınan kişiler ABD'ye tehdit teşkil etmekte midirler? Böylesi saldırılarda öldürülen sivillerin sayısı kaçtır?

Amerikan yönetimi, Kongre'nin cevap taleplerini sürekli reddetmektedir. Gizli cevap bile vermemektedir. Temsilciler Meclisi Hukuk Komitesinden üç Demokrat, geçen Mayıs ayında Başsavcılığa bir mektup göndererek Amerikan yönetiminin bu hedeflerin meşru terörist hedefler olduğundan, ABD'yle ihtilaf içinde bulunmayan isyancı olmadıklarından nasıl emin olduğunu sormuşlardı. Aralık'ta ikinci bir mektup gönderdiler. Komite üyelerinin söylediğine göre hepsi de cevapsız kaldı. Senatör McCain, Brennan'a imza vuruşları hakkında çeşitli sorular soran mektup gönderdi. "İmza vuruşlarına, seçili hedefleri öldürme operasyonlarında yalnızca ABD çıkarlarına bahse değer tehdit olan bireyler söz konusu olduğunda onay verildiği açıklamanızla nasıl bağdaşmaktadır? McCain, Brennan'ın geçen Nisan ayında Drone saldırıları hakkında yaptığı bir açıklamaya gönderme yapmıştı bu soruyla. Mektubun devamında "yönetim, siviller dâhil her adamın silah taşıdığı Yemen ve Pakistan gibi yerlerde sivilleri öldürmediğinden nasıl emin olabilir?" diye soruluyordu. McCain'in sözcüsü, Senatörün bir cevap almadığını belirtti. Beyaz Saray bu konuda yorumda bulunmaktan kaçındı.

Obama yönetimi yetkilileri Drone saldırıları hakkında konuştuklarında, yakın tehditlerden ve ABD vatandaşları dâhil el Kaide liderlerini hedef almaktan bahsediyorlar. Örneğin, Brennan, ölümcül bir saldırının yalnızca "istihbarat temeli güçlü; tehlikenin doğası vahim ve ciddi olduğunda ve başka çare kalmadığında gerçekleştiğini söylemişti. Hâlbuki Amerikan vatandaşlarını hedef alan saldırılardan bahsediyordu imza vuruşlarından değil.

Senatör Rand Paul, Amerikan vatandaşları hakkındaki sorulara cevap verene dek Brennan'ın adaylığının önünü tıkamakla tehdit ediyor. NBC'ye sızan Adalet bakanlığının "beyaz kitabı" Drone saldırılarının hukuki mantığını izah ediyor ama hem el Kaide üyesi hem de Amerikan vatandaşı olanlar hakkında bu.  Colombia Hukuk Fakültesinden insan hakları ve terörle mücadele uzmanı Naureen Shah "Amerikan vatandaşı olmayan, listede ismi geçmeyenler hakkında durum nedir?" diye soruyor ve not ediyor: "Tüm bu kişilerin el Kaide'nin üst düzey operasyonel lideri olduklarına inanmak zordur."

İmza vuruşlarının bulanık tarihi

İmza vuruşlarına ilk aleni atıf,  New York Times'ın Drone saldırıları politikasının değiştiğini, ABD-Pakistan arasında konunun müzakere edildiğini bildirdiği 2008 Şubat tarihli haberde yapılmış görünüyor. "Bu değişim, zanlı militanların kimliğini saldırı öncesinde teyid etmek yerine, Amerikalı operatörlerin  sivil kayıpların az olacağı düşünüldüğü müddetçe kaçan el Kaide veya Taliban liderlerinin vasıflarını taşıyan araç konvoylarına saldırmasına imkân tanıdı" deniliyor haberde.

İsmi açıklanmayan yetkililere dayandırılan medya haberlerine göre, son birkaç yıl içerisinde Pakistan'da düzenlenen saldırılarının çoğunu bunlar teşkil eder oldu. New America Foundation'ın analizine göre yeni politika, Pakistan'daki saldırıların sayısında artışa yol açtı (2010'da yaklaşık 120); öldürülen alt düzey militanların veya piyadelerin sayısında da artış oldu.

Bir vuruşun haklı olması için ne kadar delile ihtiyaç duyulduğu da belli değil. Medyada çıkan haberlere göre, Amerikalı yetkililer, eğitim kamplarına veya Pakistan-Afganistan sınırını geçen savaşçılara imza vuruş senaryoları sundular. Denilene göre CIA, hedeflenenlerin gerçekten militan olduklarını sağlama almak için insansız uçaklarla keşif yapıyor ve diğer istihbaratları topluyor.

Ancak başka yetkililer ise bu politikayı “akla yatkın adam” standardı olarak tanımlıyorlar. ABD’nin eski Pakistan büyükelçisi Cameron Munter’a vurulacak kişinin standardı sorulduğunda şöyle demişti: “20-40 yaşları arasında erkek. Hissim o ki bir adamın savaşçısı, diğerinin bir toplantıya giden kellesidir.”

Hangi saldırının imza vuruşu olduğunu söylemek de imkânsıza yakındır.

Saldırılarda ölen militan liderlerin isimleri genelde yetkililer tarafından haberlerde teyid edilir. Fakat saldırının hedefindeki kişinin kim olduğunu ABD’nin bildiği anlamını taşımıyor bu. İsmi verilmeyen eski bir yetkili, geçen yıl CIA’nin “listedeki birçok ismi öldürdüğünü ama bunu saldırı bölgesinde onların da olduğunu bilmeden yaptığını” söylemişti.

Kimin öldürüldüğü hakkında hiçbir bilginin ortaya çıkmadığı saldırılar, belirli kişileri öldürme amaçlı başarısız saldırılar olabilir. New Yorker’a göre Pakistan Taliban’ının lideri Beytullah Mesud’u öldürmek için yaklaşık 16 saldırı düzenlendi.

Vuruşların neticeleri genellikle ihtilaflıdır. Associated Press’e konuşan bir yetkili, iki yıl önce yapılan bir imza vuruşunda “ağır silahlı, bazılarının el Kaide üyesi olduğu bir gruba saldırı düzenlediklerini; hepsinin de el Kaide bağlantılı militanlar gibi hareket ettiklerini” anlattı. ABD 20 militanın öldürüldüğü açıkladı. Ama Pakistanlı yetkililer toplantı düzenleyen köylülerin ve aşiret mensuplarının olduğunu belirtti ve 38 sivilin öldürüldüğünün delillerini sundu.

Wall Street Jounal’a göre bu saldırı Beyaz Saray’da imza vuruşlarının ve alt düzey militanlara düzenlenen saldırıların diplomatik risklere değip değmeyeceği hakkında tartışma başlattı. Long War Journal’den Bill Roggio’ya göre Pakistan’daki saldırılar 2010’dan beri hız kesti özellikle de Pakistan’la diplomatik ilişkilerin kötüleşmesinden dolayı.

ABD imza vuruşlarını geçen bahar Yemen’e kadar genişletti; ABD yönetiminden yetkililer Pakistan’dakinden daha sıkı standartlar olduğunu, ABD veya ABD çıkarlarına tehdit teşkil edildiğine dair delil gerektiğini söylüyorlar. Yetkililer bu saldırıyı yeni bir ifadeyle anıyorlar: “Terör Saldırısını Engelleme Vuruşları.”

Daha sıkı standartlar, denilene göre, Obama yönetiminin seçili hedefleri öldürme programı için düzenlenmiş yeni kılavuzun parçasıdır. (Washington Post’un haberine göre CIA’nin Pakistan’daki saldırıları en az bir yıl daha yeni kuralların dışında tutulacak.)

Hukuki tartışma

Geçen Nisan ayında Brennan’a imza vuruşları hakkında soru soruldu ama o kaçınarak şunu söyledi: “Basında yer yer çıkan imza vuruşlarını kastediyorsunuz. Ben burada adı karışmış bireylere karşı seçili saldırılardan bahsediyorum. Yaptığımız her şey, el Kaide’ye karşı yürütülen her şey hukukun üstünlüğüyle, askeri güç kullanım yetkisiyle ve iç hukukla tutarlıdır…yaptığımız her hareket, kullandığımız her araç, saldırıları önlemek ve canları korumak amacıyladır.”

Bizzat kimliklerini bilmeden düşman kuvvet üyelerini öldürme fikri tartışmalıdır.

Birinci Obama yönetimi sırasında Adâlet Bakanlığı avukatlığını da yapan Georgetown Hukuk Okulu’ndan Profesör Jennifer Daskal “geleneksel bir ihtilafta, vurmadan önce her bir bireyin kimliğini bilme şartınız yoktur, hedefin, düşman kuvvetlerin parçası olduğunu tespit için makul gerekçeler olduğu müddetçe” diyor. Fakat gözlemciler, Drone savaşının sınırlarını, bir kimseyi düşman kuvvetin üyesi diye nitelemek için neyin gerektiğini tartışmaktadırlar. Daskal “el Kaide gibi gizli bir düşmanla çatışmada bunun tespitinin çok daha zor olduğunu” söylüyor.

Başkan Obama Ulusa Sesleniş konuşmasında Drone politikalarının daha şeffaf olacağı sözünü verdiyse de yönetim, Kongre’yle ilave bilgi paylaşmaktan kaçınıyor gibidir. New York Times haberine göre yönetim, Drone savaşları hakkında Demokrat Senatörlerle hukuki yazışmaların ifşasından kaçınmak için geçen yılki Bingazi saldırısıyla ilgili bilgileri Cumhuriyetçi Senatörlerle paylaşmayı yeğleyebilir.

İstihbarat Komitesi başkanı Senatör Diane Feinstein, komitenin saldırı görüntülerini izlediğini söyledi. Ama komitenin Drone saldırıları hakkındaki tüm hukuki görüşlere de ulaşmak istediğini ve yönetimin görüşlerin çoğunu paylaşmadığını da söyledi geçenlerde.

Kaynak: ProPublica

Dünya Bülteni için çeviren: M.Alpaslan Balcı

YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48