banner39

Arap-Çin İşbirliği ve Kalkınma Zirvesi tarafından yayınlanan ‘Riyad Deklarasyonu’nun tam metni

Arap-Çin İş birliği ve Kalkınma Zirvesi tarafından dün yayınlanan Birinci Arap-Çin Zirvesi Riyad Deklarasyonu

Ortadoğu 10.12.2022, 16:12 10.12.2022, 16:22
Arap-Çin İşbirliği ve Kalkınma Zirvesi tarafından yayınlanan ‘Riyad Deklarasyonu’nun tam metni

İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz Âl-i Suud’un cömert daveti üzerine, Arap Birliği’ne üye olan Arap devletlerinin liderleri ve Çin Halk Cumhuriyeti, farklı alanlarda Arap ve Çin tarafları arasındaki ilişkileri geliştirmek amacıyla Suudi Arabistan Krallığı’nın başkenti Riyad’da 9/12/2022 tarihinde ilk Arap-Çin zirvesini gerçekleştirmiştir.

Ortak iş birliği bağlarını güçlendirmek; Arap ve Çin tarafları arasındaki stratejik ortaklık ilişkilerini yükseltmek; halklarımız arasındaki tarihi bağların, kadim medeniyetlerimiz arasındaki zengin etkileşimlerin ve ülkelerimiz arasındaki güçlü dostluğun önemini ve kıymetini takdir etmek; 2004 yılında Kahire'de kurulduğundan bu yana çok taraflı uluslararası iş birliğinde bir başarı öyküsü haline gelerek ayırt edici bir nitelik kazanan Arap-Çin İşbirliği Forumu'nun kuruluş belgelerini, 2010 yılında Tianjin'de başlatılan forum çerçevesinde Arap ülkeleri ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında stratejik iş birliği ilişkilerinin kurulmasına ilişkin ortak deklarasyonu, 2014'te imzalanarak 2014-2024 dönemini kapsayan Arap-Çin İş birliği Forumu'nun on yıllık kalkınma planını ve Pekin Deklarasyonu ile 2018 yılında imzalanan ‘Bir Kuşak Bir Yol’ girişimine ilişkin Arap-Çin Yürütme Deklarasyonu’nu hatırlatmak amacıyla, Arap-Çin stratejik ortaklık ilişkilerini daha geniş ufuklara taşıma doğrultusundaki ortak arzudan ve ortak çıkarlarımıza hizmet edecek, yeni çağın getirdiği zorluklarla başa çıkmak için kalkınma çabalarımızı güçlendirecek ve ortak emellerimizi gerçekleştirip gelecek nesillerin istikbalini güvence altına almaya katkıda bulunacak şekilde aramızdaki mevcut iş birliğini daha yüksek bir ilerleme düzeyine çıkarma motivasyonundan hareketle; istikrar ve refahın birbirinden ayrılmaz bir ikili olduğu, sürdürülebilir kalkınma olmadan gerçek bir barışın olmayacağı ve güvenlik, barış, istikrar ve iki taraf arasında iş birliği konusunda yaptığımız üst düzey istişareler olmadan kalkınma ve refahın sağlanamayacağı inancımız doğrultusunda; çeşitli bölgesel ve uluslararası meselelerdeki son gelişmeler göz önünde bulundurularak şu maddeler üzerinde anlaşma sağlanmıştır:

Dostluk ilişkileri ve dostane iş birliğinin bir örneği olarak, Arap ülkeleri ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki kapsamlı iş birliğine ve daha iyi bir gelecek için ortak kalkınmaya dayalı stratejik ortaklığı güçlendirme yönündeki ortak kararlılığımız vurgulanmıştır. Arap-Çin İşbirliği Forumu çerçevesinde mevcut mekanizmalar aracılığıyla çeşitli alanlarda Arap-Çin iş birliğini derinleştirmek için çalışılmasının ve bu forumun kalkınma girişimlerini ve ülkelerimiz arasındaki ilişkileri daha geniş ufuklara taşımadaki rolünün güçlendirilmesi gereğinin altı çizilmiştir.

Ülkelerimizin, devletlerin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve bölgesel bütünlüğüne karşılıklı saygı gösterme ve uluslararası ilişkilerde kuvvet kullanmaktan veya kuvvet kullanmakla tehdit etmekten kaçınma ilkeleri de dahil olmak üzere, Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın ilke ve hedeflerine değişmez bağlılığı ve iyi komşuluk ilkesine saygı gösterip devletlerin iç işlerine karışmama prensibi tekrar vurgulanmıştır.

Uluslararası hukuka dayalı uluslararası düzenin muhafazası, çok taraflı eylem, uluslararası ilişkilerde iş birliği, dayanışma, adalet ve hakkaniyet ilkelerinin güçlendirilmesi, gelişmekte olan ülkelerin çıkarlarının korunması ve haklarının savunulması vurgulanmıştır.

Filistin sorununun Ortadoğu'nun hala merkezi sorunu olduğu ifade edilerek, BM’nin ilgili kararları uyarınca İsrail'in Filistin topraklarındaki işgalini sona erdirip, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti kurularak iki devletli çözüm temelinde bu soruna adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasının gerekliliğine dikkat çekilmiştir. Bu bağlamda, işgal altındaki Filistin ve Arap topraklarında İsrail yerleşim yerlerinin hukuka aykırılığı ve İsrail'in Kudüs'teki statükoyu değiştirmeye yönelik tek taraflı uygulamalarının geçersizliği vurgulanmıştır. Ayrıca işgal altındaki Doğu Kudüs'ün tarihi ve hukuki statüsünün korunması gerekliliğine dikkat çekilmiştir. Kudüs'te Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekanlar üzerindeki tarihi Haşimi vesayetinin, kutsal yerleri ve Arap kimliklerini korumadaki rolünün önemi vurgulanmıştır. Aynı zamanda Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler için Yardım ve Çalışma Ajansı’nın rolünün önemine, Birleşmiş Milletler misyonunu yerine getirebilmesi için desteklenmesi gerekliliğine ve aynı şekilde mültecilerle ve Filistinli sivillerin korunmasıyla ilgili uluslararası meşruiyet kararlarının uygulanması ihtiyacına dikkat çekilmiştir. Daha geniş katılımın, güvenilirliğin ve etkinin olduğu uluslararası bir barış konferansı düzenlenmesi, Sayın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Filistin sorununu çözmek için ortaya attığı dört ayaklı vizyonun ve Filistin sorunu ile ilgili Çin tarafının ortaya koyduğu girişim ve öneri dizisinin öneminin ve kıymetinin takdir edilmesi ve aynı şekilde Çin tarafının Filistin meselesinde hakkın ve adaletin tarafında olmasının, barış sürecinin ilerlemesi için gösterdiği çabaların, Filistin halkının yaşam şartlarının iyileştirilmesi ve ekonomik kalkınmanın sağlanması için Filistin tarafına verdiği desteğin, Filistin tarafına yaptığı insani yardımların ve Filistin devletinin Birleşmiş Milletler’de tam üyelik elde etmesine yardımcı olmasının takdir edilmesi çağrısında bulunulmuştur.

Sayın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in uluslararası toplumu kalkınma dosyalarına dikkat etmeye ve dünyadaki kalkınma konularına yeniden ivme kazandırmaya teşvik eden küresel güvenlik ve küresel kalkınma girişimleri aracılığıyla küresel kalkınma için üst düzey diyalog da dahil olmak üzere, Çin'in uluslararası barış ve kalkınmanın yayılmasına katkıda bulunma çabalarının dikkate alınıp takdir edilmesinin önemi vurgulanmıştır. Buna ek olarak ortak, kapsamlı, iş birlikçi ve sürdürülebilir güvenlik kavramına bağlılığın öneminin yanı sıra, iki tarafın küresel kalkınma girişimi çerçevesinde öncelikli alanlarda iş birliğini ilerletmeye ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma için 2030 Gündemi'nin uygulanmasını hızlandırmaya katkıda bulunmaya gösterdiği özene dikkat çekilmiştir.

Yeni döneme doğru ortak bir gelecek için Arap-Çin toplumu inşa etmek, Arap ülkeleri ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında dayanışma ve iş birliğini güçlendirmek, her bir ulusun kalkınmasının sağlanmasını desteklemek, bölgede barış ve kalkınmayı teşvik etmek, uluslararası adalet ve hakkaniyeti korumak ve insanlık için ortak bir geleceğe sahip bir toplumun kurulmasına katkıda bulunmak için var güçle çalışılması konusunda mutabakata varılmıştır.

İki taraf arasındaki temel çıkarları ve başlıca endişeleri ilgilendiren konularda siyasi istişare ve destek alışverişine devam etme ve ortak öneme sahip küresel meseleler hakkında yapılan çeşitli uluslararası forumlarda iki taraf arasındaki dayanışmayı güçlendirme kararlılığı vurgulanmıştır.

Arap ülkelerinin tek Çin ilkesine olan değişmez bağlılıkları ve Çin'in egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma çabalarına destekleri vurgulanmıştır. Aynı zamanda Tayvan'ın Çin topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu, Tayvan'ın ‘bağımsızlığının’ her türlü biçimde reddedildiği, Hong Kong dosyasında Çin'in duruşunun desteklendiği, Çin'in ulusal güvenliği koruma, demokrasiyi geliştirme ve bunu tek ülke iki rejim çerçevesinde Hong Kong'da sağlama çabalarının desteklendiği vurgulanmıştır. Buna ek olarak hem Arap hem de Çin taraflarında azınlıklara özen göstermek için yapılan önemli girişimlerin takdir edildiği ifade edilmiştir.

Çin ve Arap ülkeleri arasındaki çeşitli boyutlarda ve düzeylerde alışverişi artırma ve ortak kalkınma sorunlarıyla mücadele etmek üzere çabaları birleştirme konusunda anlaşmaya varılmıştır.

Uluslararası meşruiyet kararlarının yanı sıra ilgili anlaşmalar ve belgeler uyarınca, bölgesel krizlere ve sorunlara siyasi çözümler bulmak için bölgesel ve uluslararası çabaları birleştirmenin önemi vurgulanmıştır. Özellikle Suriye, Libya ve Yemen'deki krizler üzerinde durularak bu ülkelerin birlik, egemenlik ve toprak bütünlüğünün korunması gerekliliğine dikkat çekilmiştir. Ayrıca bu ülkelerdeki dış müdahalelerin reddedilmesi ve topraklarında faaliyet gösteren terör örgütlerine ve aşırılık yanlısı hareketlere karşı ortak bir şekilde hareket edilmesi gerekliliği konusunda anlaşma sağlanmıştır. Lübnan, Somali ve Sudan'ın güvenlik, istikrar, kalkınma, refah ve terörle mücadeleye yönelik çabalarının ve Birleşmiş Milletler ile Arap Birliği’nin bu konudaki girişimlerinin desteklenmesinin altı çizilmiştir. Çin tarafı, Arap ülkelerinin bölgedeki güvenlik sorunlarını dayanışma ve iş birliği yoluyla çözmelerine ve Arap halklarının kendi özgür iradeleriyle kendi kalkınma yollarını keşfetmelerine verdiği desteği ifade etmiştir. Arap tarafı, Çin diplomasisinin bölgedeki krizlere, bölgesel ve uluslararası düzeyde barışı ve güvenliği güçlendirecek şekilde barışçıl çözümler bulmak için Arap meselelerini destekleme çabalarını takdir etmiştir.

Her tarafın temel çıkarlarını garanti edecek şekilde, uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Antlaşması maddelerine, iyi komşuluk ilkelerine, devletlerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne uygun olarak Ukrayna krizine siyasi bir çözüm bulma ve güvenlik ve barışı yeniden tesis etme çabalarını destekleme konusunda mutabakata varılmıştır.

Ülkelerin kendi bağımsız iradeleri ile oluşturdukları kalkınma vizyonlarına ilişkin tercihlerine saygı duyulmasının ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak ve yoksulluğu azaltıp ortadan kaldırmak için ortak iş birliğinin önemi vurgulanmıştır. ‘Bir Kuşak Bir Yol’ girişiminin ortaklaşa uygulanmasına ve bunun iş birliği ve kalkınma için sağladığı umut verici fırsatlara vurgu yapılmıştır. Ortak çıkarlara hizmet edecek ve karşılıklı yarar sağlayacak şekilde bu girişimi Arap ülkelerinin kalkınma vizyonlarıyla uyumlu hale getirmek için çalışılması konusunda anlaşmaya varılmıştır.

Barış, kalkınma, hakkaniyet, adalet, demokrasi ve özgürlük gibi insanlığın ortak değerleri kutsal olarak kabul edilerek, dünya halklarının kendi bağımsız iradeleri ile ulusal koşullarına uygun demokrasi modelinin yanı sıra, sosyal ve siyasi sistemler geliştirme konusunda istedikleri yolu seçme haklarına saygı gösterilmesi konusunda uzlaşmaya varılmış ve demokrasiyi koruma bahanesiyle devletlerin iç işlerine karışılmasına karşı çıkılmıştır.

İnsan hakları alanında uluslararası iş birliğinin eşitlik ve karşılıklı saygıya dayanmasının önemi vurgulanmış, insan hakları konularının siyasallaştırılarak devletler üzerinde baskı kurma ve iç işlerine müdahale aracı olarak kullanılmasına karşı çıkılmıştır.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve bunun bir parçası olarak Paris Anlaşması da dahil olmak üzere, iklim değişikliği ile mücadele için Birleşmiş Milletler çerçevesinde uluslararası çabaların güçlendirilmesine vurgu yapılmıştır. Ayrıca Suudi Arabistan'ın Yeşil Ortadoğu Girişimi ve Çin'in Yeşil İpek Yolu Girişimi de dahil olmak üzere, yeşil kalkınmayı amaçlayan girişimlerin desteklenmesine dikkat çekilmiştir.

Uluslararası toplumun, enerji piyasalarında sıkıntılara ve özellikle de gelişmekte olan toplumlar ve ülkeler üzerinde dengesiz bir etkiye yol açan temel enerji kaynaklarını dışlamaktan veya bunlara yatırım yapmayı ihmal etmekten kaçınmasının önemi vurgulanmıştır. Çeşitli enerji kaynaklarından yararlanarak enerji güvenliği ve mevcudiyeti ile yakından bağlantılı olan küresel ekonomik büyümeyi teşvik etmek için ‘dengeli bir yaklaşım’ politikası benimsenmesinin gerekliliğine işaret edilmiştir. Ayrıca karbon nötrlüğe ulaşmak ve sürdürülebilir toplumlar oluşturmak için döngüsel karbon ekonomisi çözümlerinin uygulanmasına vurgu yapılmıştır.

Çin Halk Cumhuriyeti'nin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ile mücadelede, aşılar ve tıbbi malzemeler de olmak üzere bazı Arap ülkelerine ve Arap Birliği Genel Sekreterliği'ne sağladığı yardımlara övgüde bulunulmuştur. Salgın sonrası dönemde ekonomik toparlanma için ortak çabalar gösterilmesine ve iş birliği yapılmasına dikkat çekilmiştir.

Arap Birliği Genel Sekreterliği ile Çin tarafının ortaklaşa yaptığı ‘Arap Birliği ile Çin Arasında Veri Güvenliğine İlişkin İşbirliği Girişimi’nden hareketle, küresel olarak siber alemin yönetiminde derinleşmeye, iş birliği yapmaya ve birlikte ilerlemeye devam etmek için bu fırsatı değerlendirme arzusu dile getirilmiştir.

Uluslararası silahların yayılmasının önlenmesine ilişkin uluslararası mevzuatın köşe taşını oluşturan Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT) uyarınca, nükleer silahların ve diğer kitle imha silahlarının yayılmasını önleme çabalarının desteklenmesi kararlaştırılmıştır. Ayrıca Ortadoğu'yu kitle imha silahlarından temizlemenin önemi de vurgulanmıştır.

Terörle mücadele çabalarının güçlendirilmesi, terörün her türlü şekli, tezahürü ve saikinin kınanması, bununla mücadele edilmesi, hiçbir ırk, din, milliyet veya medeniyetle ilişkilendirilmemesi, kökünün kazınıp kaynaklarının kurutulması ve terörle mücadelede ‘çifte standart’ yaklaşımının reddedilmesi konusunda uzlaşma sağlanmıştır.

Medeniyetler arası diyaloğu ve farklı kültürlere saygıyı teşvik etmenin yanı sıra din ve kültür mensupları arasındaki nefret, radikalizm ve medeniyetler çatışması eylemlerini reddetme vurgusu yapılmıştır. İslamofobi’nin her türlü tezahürüne karşı olunduğu belirtilmiştir. Arap ve Çin medeniyetlerinin insan medeniyetinin ilerlemesine eşsiz katkılarda bulunmasının yanı sıra medeniyetler arasında diyalog ve iletişim çağrısı yapmaya, küresel kültürel çeşitliliği korumaya, belirli bir medeniyete karşı ayrımcılığı ve önyargıyı kırmaya ve medeniyetler çatışması teorisini reddetmeye devam etmeye özen gösterdikleri vurgulanmıştır.

Arap-Çin dostluğunun kültür, spor, turizm ve medya gibi çeşitli alanlarda kamu düzeyinde güçlendirilmesinin önemine dikkat çekilmiştir.

Bakanlıklarımız ve kurumlarımız, Çin-Arap İşbirliği Forumu'nun yürütme programları ve forumun diğer çeşitli mekanizmaları aracılığıyla bu zirvenin sonuçlarının hayata geçirilmesi doğrultusunda çalışmakla görevlendirilmiştir. Ekonomi, ticaret, yatırım, sanayi, ulaşım, enerji, çevreyi koruma, tarım, gıda güvenliği, turizm, insan kaynakları geliştirme, fikri mülkiyet, kültür, medeniyetler diyaloğu, eğitim, bilimsel araştırma, bilim ve teknoloji, medya, sağlık, sürdürülebilir kalkınma, spor vb. alanlar dahil olmak üzere çeşitli siyasi, ekonomik, sosyal ve kalkınma alanlarında gelecek dönemde iş birliğini sürdürmenin önemi vurgulanmıştır.

Suudi Arabistan Krallığı’nın bu tarihi zirveye ev sahipliği yapmasından ötürü, İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz Âl-i Suud’a ve Başbakan Veliaht Prens Muhammed bin Selman bin Abdulaziz’e en derin şükranlar sunulmuş ve Çin tarafının gelecek Arap-Çin zirvesini, tarihinin iki taraf arasında istişare yapılarak kararlaştırılması kaydıyla Çin Halk Cumhuriyeti’nde düzenlemekten memnuniyet duyacağı ifade edilmiştir.

Şarku’l Avsat

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?