Küllerinden doğan lider: Mukteda Es-Sadr

Mukteda Es-Sadr, ABD’nin 2003’te Irak’ı işgal etmesiyle birlikte Irak siyasetinde etkili olmaya başlamıştır. İşgalin ilk yıllarında daha çok işgale karşı direniş ve ülkede meydana gelen şiddet olaylarıyla gündeme gelmiştir. El Kaide’nin Irak’taki uzantısı olan “Mezopotamya El-Kaidesi”ne karşı merkezi hükümet güçleriyle birlikte mücadele vermiştir. Eski başbakan Maliki’yle anlaşmazlık yaşayan Sadr güçleri Bağdat, Basra ve Necef başta olmak üzere Irak güvenlik güçleriyle de çatışmıştır.

Küllerinden doğan lider: Mukteda Es-Sadr

Prof. Dr. Mehmet Şahin / Dr. Öğretim Üyesi Ziya Abbas

Mukteda Es-Sadr siyasi görev üstlenmese de 2005’ten itibaren destekçilerinin oluşturduğu farklı siyasi oluşumlara önderlik etmiş ve seçimler sonunda kurulan koalisyon hükümetlerinde de yer almıştır. Mayıs 2018’te yapılan genel seçimlerde Komünistler ve Liberallerle ittifak ya- parak siyasi hayatının zirvesine ulaşmıştır.
Bu çalışmada Mukteda Es-Sadr’ın Irak siyasetindeki yeri ve önemi araştırılmıştır. Çalışma- da önce Mukteda Es-Sadr ile ilgili kişisel bilgilere yer verilmiştir. Ardından 2003 sonrası Irak siyasi hayatına dâhil olması ve yükselmesi irdelenmiştir. Sadr’ın kurduğu silahlı milis güç bir diğer başlıkta ele alınmıştır. Daha sonra ülke siyasetindeki yeri incelenmiştir. Son başlıkta ye- rel, bölgesel ve küresel kamuoyunda Mukteda Es-Sadr hakkındaki bazı görüşlere değinilmiştir. Çalışma sırasında Irak merkezli Arapça kaynaklar başta olmak üzere farklı kaynaklardan ya- rarlanılmıştır. Daha önceki çalışmalarımızda gerçekleştirilen saha çalışmaları ve Irak’taki yerel bağlantılardan elde edilen bilgiler ise çalışmaya önemli katkı sunmuştur.

Aslen Güney Lübnan Cebel-i Âmil kökenli olan Sadr ailesi Irak tarihinde önemli bir yere sahiptir. Örneğin, Irak’ta İngilizlere karşı muhalefet etmiştir. Ülkede krallığın kurulması ve Faysal’ın Irak kralı olması İngiliz işgalinin sonun olmadığını savunanlardan biri Hasan Sadr idi  Faysal’ın Irak’a kral olma konusunda Şii din adamları ikiye bölünmüş- tür. Bir kısmı desteklerken diğer kısmı karşıydı. Karşı olanların başında Şeyh Mehdi El Halisi ve Muhammed Sadr vardı (Abbas, 2013: 162). Faysal’a olan destek arttığında ise bu iki din adamı onun ancak koşullu olarak Irak tahtına çıkabileceğini kabul etmiştir (Errevazik, 2006: 73). Bağımsızlık Muhafızları Partisinin kurucusu da olan Muhammed Sadr, Kral I. Faysal dö- neminde Irak Senato Meclisine seçilmiş ve bu meclisin başkanlığını da yapmıştır. Hayatı Irak Devriminin Lideri adlı kitapta işlenen Muhammed Sadr, 1948’de Ocak ayaklanması adı verilen süreçte halkın yoğun isteği üzerine başbakanlığa getirilmiştir. Aslen Lübnanlı olan Sadr ailesi Irak gibi Lübnan siyasetinde de önemli yere sahiptir. Nitekim Musa Es-Sadr, Lübnan yakın dönem siyasetine damga vurmuştur. 20. yüzyılın ikinci yarısında Lübnan siyasetinde etkili olan Musa Es-Sadr, Yüksel Şii Konseyini kurmuştur. Bu kurumda Lübnan Şiilerini örgütlemiştir. Bu sayede sonraki yıllarda meydana gelen Lübnan iç savaşı ve İsrail’in güney Lübnan’ı işgali sürecinde etkili olan Emel Hareketi ve Lübnan Hizbullah’ının temelini atmıştır

Mukteda Es-Sadr, Nisan 2003’te ABD’nin Irak’ı işgal ettiği ilk günden itibaren ülke gün- deminden hiç düşmeyen bir isim olmuştur. Nitekim başkent Bağdat’ın 9 Nisan 2003’te ABD kuvvetleri tarafından işgal edilmesinden sadece bir gün sonra Abdülmecit Elhui Necef ’te Hz. Ali’nin türbesinde öldürülmüştür. Abdülmecit Elhui, 1992’de vefat eden ve Şiilerce en büyük dini lider olan Ebul Kasım Elhui’nin oğludur.  İşgal sonrası Saddam Hüseyin’e muhalif olan kesimlerden Irak’a dönen ilk isim olmuştur. 10 Nisan 2003’te öldürülmesi Irak’ta büyük yankı uyandırmıştır. Bu olayın, “Mukteda Es-Sadr’ın bilgisi dâhilinde Sadr’ın adamları tarafından işlendiği” iddia edilmiştir. Sadr, olayı planlamakla suçlanmış ve hakkında yakalama kararı çı- karılmıştır. Her ne kadar tutuklanmasa da söz konusu suçlama Sadr’ı zor durumda bırakmıştır.
 
Mukteda Es-Sadr, ABD’nin Irak’ı işgal etmesinden kısa bir süre sonra “Mehdi Ordusu” adında silahlı bir güç kurmuştur. Bu güçle ABD işgaline karşı direnişte önemli rol oynamıştır. “Irak El Kaidesi”ne karşı merkezi hükümet güçleriyle birlikte mücadele vermiştir. Maliki’yle anlaşmazlık yaşayan Sadr güçleri, Basra ve Necef’te Irak güvenlik güçleriyle çatışmıştır. Es- Sadr 2008’de Mehdi Ordusunun faaliyetlerini dondurduğunu açıklasa da bu silahlı güç daha sonra Saraya Esselam adı altında faaliyetini sürdürmeye devam etmiştir.

Kişisel Bilgiler

Mukteda Es-Sadr, 12 Ağustos 1973’te Necef’te doğmuştur. Ünlü Şii dini liderlerden Mu- hammed Muhammed Sadık Es-Sadr’ın dört oğlu Mustafa, Murtaza ve Muammel’den sonra en küçüğüdür. Babası Muhammed Sadık Sadr ile ağabeyleri Mustafa ve Muammel 19 Şubat 1999’da bir suikastta öldürülmüşlerdir Annesi, Muhammed Cafer Sadr’ın (Babasının amcasının kızı) kızıdır. Mukteda Es-Sadr, akrabası olan ve Saddam tara- fından 9 Nisan 1980’de idam edilen, meşhur Şii dini lider ve Dava Partisinin kurucusu Mu hammed Bakır Sadr’ın kızıyla evlidir. . Özel hayatıyla ilgili pek yazılmasa da yakın çevresinden bazı bilgilere ulaşılmıştır. Buna göre çocuğu olmayan Es-Sadr bu konuda “Allah’ın takdiridir” di- yerek nedenini dahi karıştırmıyor. Aynı kaynaklara göre ailesinden hiçbir kimsenin işlerine ka- rışmasına müsaade etmez. Ancak 2017’de kendisine suikast girişimi olabileceğini öğrendiğinde ağabeyi Mustafa’nın oğlu olan 1985 doğumlu yeğeni Ahmet’e bazı sorumluluklar vererek onu liderliğe hazırladığı bilinmektedir Sert mizaçlı birisi ve bazı konularda çevresinin fikrini alsa da kararlarına kimseyi ortak etmez. Sert mizacından dolayı en yakın adamları dahi onun kararları hakkında, yanlış olduğunu kendisi anlayıncaya dek, fikir beyanında bulunamaz. Doğru kararın verilme- diği anlaşıldığında sadece Mustafa El Yakubi gibi Sadr akımının dini liderinden biri o konuyu kendisine iletebilir. Daha çok kendi tecrübelerinden yararlanır ve hata yaptığını anladığı zaman o hatadan döner.

Taklit olgusu, Caferi mezhebinin temel taşlarından biridir. Daha önce babasını taklit eden Mukteda Es-Sadr son dönemlerde fıkhi konularda Şiilerin en büyük mercii olarak kabul edi- len Ali El Sistani’yi taklit etmektedir. Destekçileri ise babası Muhammed Sadık Sadr, Kazım El Hairi ve Mustafa El Yakubi gibi birçok Şii Merciini taklit etmektedir. Bu durum da ileride Sadr akımının daha çok kesimlere bölünmesine yol açabilecektir. Mukteda Es-Sadr, ilkokulu bitirdikten sonra babasının isteğiyle Havza’da eğitim görmüştür. Ancak babasının ölümü ve ondan geriye kalan kurumların sorumluluğu, onun bu eğitimi tamamlamasına engel olmuştur. 2008’de Maliki hükümetiyle yaşadığı kriz sonrası İran’a gitmiş ve Kum’da dini eğitimini sürdür- mek istese de bu süreci tamamlamadan Irak’a geri dönmüştür.

Boş zamanlarında bilardo ve bilgisayar oyunları gibi bazı oyunlar oynar ve kendisine yakın gördüğü adamlarının saçını kesmekten hoşlanır. Özellikle bilgisayar oyunlarına olan ilgisi bir zamanlar kamuoyunda alay konusu olmuştur. Saç kesimi ise destekçileri arasında, saçını kes- tikleri insanlar adına, gurur kaynağıdır.

Yükseliş

Mukteda Es-Sadr her ne kadar babasının son yıllarında bazı idari işlerle uğraşsa da Şii mercilerin işlerini yürüten ve en yakın adamları genelde büyük oğulları olduğundan dolayı geri planda kalmıştı. Babası asıl ilgisini iki büyük oğlu Mustafa ve Muammal’e göstermiştir. Diğer ağabeyi Murteza ise hastaydı. Babalarının ve ağabeylerinin ölümünden sonra Mukte- da, Es-Sadr ailesinin başına geçmiştir. Ancak 2003’e kadar Irak gündemine gelmemiştir. Irak toplumu Mukteda Es-Sadr’ın babası ve kayınpederi başta olmak üzere Es-Sadr ailesine karşı sevgisi büyüktü. Toplumun bu duygusu Es-Sadr’ın öne çıkmasında temel etken olmuştur. ABD işgali sonrasına adından çokça bahsettiren Es-Sadr, kısa sürede Irak siyasetini şekillendiren aktörlerden biri olmuştur 

Mukteda Es-Sadr’ın babasının takipçilerinden oluşan Sadr akımının liderliğini üstlen- mesi; akımın tümü tarafından kabul görmemiştir. Zira bazılarına göre tecrübesiz bir gençti. Muhammed Yakubi ve Mahmud Sarhi gibi babasının bazı talebeleri, onun yerine geçmeyi he- defliyordu. Bu itirazlar Mukteda Es-Sadr için ilk ciddi imtihan olmuştu. Sadr Akımı bölünse de çok güç kayıp etmeden Mukteda Es-Sadr liderliğini büyük oranda kabul ettirmiştir.

ABD’nin Irak’ı işgalinin ilk günlerinde dünya kamuoyu Mukteda Es-Sadr’ın adını bir cina- yetle duydu. 1991’den beri Londra’da yaşayan ve merci El Hui’nin oğullarından Abdulmecid El Hui, Necef’e ABD askerleriyle birlikte girmesinden kısa bir süre sonra 10 Nisan 2003’te Sadr Akımı mensupları olduğu iddia edilen bir kalabalık tarafından linç edilerek öldürülmüştür. Hui ve Sadr ailelerinin arasındaki liderlik rekabetinin yanı sıra Abdulmecid El Hui’nin 90’lı yıllarda Muhammed Sadık Es-Sadr’ın aleyhine propaganda yapan isimlerin başında olduğu iddiaları, cinayetin nedenleri olarak yansımıştır. Irak kamuoyunda cinayetin Mukteda Es-Sadr’ın emri doğrultusunda işlendiği iddiası büyük kabul görmektedir 

Ayetullah Ali Sistani, Muhammed Sadık Es-Sadr’ın Şii dünyasının dini liderliği konusun- da en büyük rakibiydi. Muhammed Sadık Es-Sadr’ın “Cuma Namazı” (Abbas, 2013: 266) adı altında Saddam Hüseyin’e karşı giriştiği muhalefet eylemlerinde Sistani onu rejimin adamı ola- rak nitelendirmişti. Dolayısıyla Abdülmecit El Hui’inin öldürülmesinden kısa bir süre sonra iş- galle birlikte yaşanan kargaşa ve otorite boşluğundan yararlanan Sadr destekçileri olduğu iddia edilen kalabalık bir grup, en büyük Şii dini lideri olan Ayetullah Ali Sistani’nin evini kuşatarak ondan İran’a gitmesini istemiştir. Sistani’yi kendi evinde linç etme girişimleri Necef halkı tara- fından engellenmiştir. Söz konusu bu olaylar Şii kamuoyunda tepki çekse de Mukteda Sadrı’n gücüne güç katmıştır.

İşgalin ardından daha aktif çalışmalara girişen Mukteda Es-Sadr, bir taraftan babasından devraldığı Irak ve Arap milliyetçisi söylemleri tekrarlarken, diğer taraftan da babasının ilişki ağını canlandırarak daha Bağdat’ın varoşlarındaki Şiilerden kırsal kesimlerdeki aşiretlere kadar Sadr Akımını babasının Saddam Hüseyin’e karşı başlattığı muhalefetin zirvesi olan 1998-99 dönemindeki gücüne ulaştırmayı başarmıştır. 2003 yazında Mehdi Ordusu’nun kurulduğunu ilan etmiştir.

Mayıs 2003’te 24 yıldır sürgünde olduğu İran’dan Irak’a dönen, Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi (İslami Yüksek Konsey) lideri Muhammed Bakır El Hekim giderek Irak Şiileri arasında gücünü pekiştiriyordu. El Hekim’in 29 Ağustos 2003’te Necef’te bir bombalı saldırı sonucu öldürülmesi de Mukteda Es-Sadr’ın oldukça güçlü bir rakibini ortadan kaldırmıştır.

Mart 2004’te Paul Bremer hükümetince Sadr Hareketi’nin Havza isimli gazetesinin kapatıl- ması ve Abdulmecid El Hui cinayetinin soruşturmasında Mukteda Es-Sadr’ın tutuklanma ih- timali güç kazanmıştı. Bunun üzerine Sadr Akımıyla ABD güçleri arasında Necef başta olmak üzere güney Irak ve Bağdat›ta Nisan 2004’te şiddetli çatışmalar meydana gelmiştir. Sistani, ola- ya müdahil olarak halkı Necef’e davet etmiştir. Açıklamasına göre kutsal şehirde çatışmaları ve kan akmasını engellemenin yanı sıra işgalcinin kutsal şehri kirletmesine mani olmaktı. Irak’ta bulunduğumuz bu süreçte cami ve hüseyniyelerin toplanma merkezi olarak halkın buralardan yüzlerce mesafe kilometre uzaktaki Necef’e akın ettiğine şahit olmuştuk. Kısa sürede Necef’e akın eden halk, çatışmaları durdurmuş ve Mukteda Es-Sadr’ın tutuklamasına engel olmuştur. Sistani, benzer olayların Necef’te tekrarlanmaması için İşgal yönetimiyle Es-Sadr arasında ara- buluculuk da yapmıştır  Ancak bu durumu kabul etmeyen Kayıs El Haza- li’nin liderliğinde Asayıp Ehl Elhak Mehdi Ordusundan ayrılmıştır.

Silahlı Güç

Mukteda Es-Sadr, ABD’nin Irak’ı işgal etmesinden kısa bir süre sonra “Mehdi Ordusu” adında silahlı bir güç kurmuştur. Mehdi Ordusu, Temmuz 2003’te kurulmuştur. Adını Cafe- ri Mezhebine göre 12. İmam’dan almıştır. Bu güç, “ahir zamanda dünyaya adalet ve barışı getireceğine inanılan kurtarıcı olan Mehdi’nin gelişi için hazırlıklı olma” inancıyla ku- rulmuştur(Ali, http://almoslim.net/node/107047: 10.06.2018). Mukteda Es-Sadr’a göre Mehdi ordusunun kuruluşu ülkeye hizmet etmektir. Örgütü hükümetin emrine vermeye hazır oldu- ğunu dile getirse de onu işgal sürecinde işgalcinin denetimi altında olan bir hükümetin emrine vermeye hazır olduğu anlamına gelmediğini ifade etmiştir. Her ne kadar işgal sonrası ülkede oluşturulan ilk milis güç eleştirisiyle karşılaşsa da bu örgütün işgale karşı direnişte, işgalcinin siyasi süreci başlatmasında ve işgalin sonlandırılmasında kilit rol oynadığını vurgulamıştır(- Sadr, 2016: 20).
Örgüt, Basra’da 6 Ekim 2003’te ilk taburun askeri eğitimini tamamladığı ve mezun olduğunu açıklamıştır. Örgütün yapılanmasına bakıldığında 50 kişilik hizip- lerde toplanan küçük gruplardan oluştuğu görülmüştür. Altı hizbin oluşturduğu 300 kişilik taburlar bir sonraki birimi oluşturmaktadır. Her yedi tabur da bir alay teşkil etmektedir. 2004’te Mehdi Ordusu’nun ABD ile girdiği çatışmalarda sadece Necef’te 10-15 bin arasında savaşçısı olduğu tahmin edilmiştir

Örgütün ilk yıllarda finansmanının savaşçıların kendi bütçesinden ya da bağışlardan toplan- dığı biliniyordu. Daha sonra İran’ın desteklediği dile getirilse de 2008’den itibaren İran, Sadr Akımının finansmanını kesmiştir. Sadr’ın yakınlarından elde edilen bu bilgilerde söz konusu tarihten itibaren Mukteda Es-Sadr ekonomik sorunları gidermek üzere “Ekonomi Komisyo- nu”nu kurmuştur. Bu komisyon sayesinde kendi giderlerini karşılamaya başlamıştır. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda Mehdi Ordusu’nun 2008’de faaliyetlerinin dondurulmasında ekonomik sıkıntılar da önemli olmuştur. Adı keçen komisyonun oluşturulmasıyla Sadr Akımı, askeri gücünü kendi kaynaklarından finansa ettiği söylenebilir. Ancak işgale karşı direniş ey- lemlerini yürüten birimlerin faaliyetleri dondurulmamıştır

Mehdi Ordusu, Sadr Akımının toplumsal desteğinin yoğun olduğu Bağdat’ın Sadr böl- gesi, Irak’ın güneyindeki Necef, Amara ve Basra kentlerinde etkili olmuştur. 2006 yılına ka- dar ABD güçleriyle çatışmıştır Mehdi Ordusu, ABD işgaline karşı direnişte önemli rol oynamıştır. ABD güçleriyle şiddetli çatışmalara girmiştir. İşgal sonrası ülkede meydana ge- len mezhepsel şiddet ve iç savaşta Irak eski Başbakanı Nuri El Maliki’yle işbirliği yaparak “Irak El-Kaidesi”ne karşı merkezi hükümet güçleriyle birlikte mücadele vermiştir. Başkent Bağdat ve yakın kuşağı olan bölgede güvenliğin göreceli olarak sağlanmasında Irak El Kai- desi’nin yenilmesinde kilit rol oynamıştır  Kısa sürede Maliki’yle anlaşmazlık yaşayan Sadr güçleri, Basra ve Necef’te Irak güvenlik güçleriyle çatışmıştır Çatışmaların sonunda Sadr, Şubat 2007’de İran’a sığınmak zorunda kalmıştır. Ess-Sadr orada Şiiliğin önemli merkez- lerinden biri olan Kum şehrinde bir süre dini eğitimine devam edeceğini açıklamıştır. İki taraf arasında krizin yumuşatılması için İran arabuluculuk etmiştir. İran, bu süreçte Sadr Akımı üzerindeki etkisini artırmıştır. Bu tarihten sonra Mukteda Es-Sadr’ın söylemlerinde değişiklik- ler görülmüştür. Ağustos 2007’de Kerbela’da Bedir Tugayları ile Mehdi Ordusu arasında kanlı çarpışmaların yaşanması üzerine Mukteda Es-Sadr, bulunduğu İran’dan Mehdi Ordusu’nun faaliyetlerini askıya aldığını açıklamıştır. Mehdi Ordusu’nun faaliyetleri 6 aylığına dondurul- muştur. Şubat 2008›de önceki kararın 6 aylığına daha uzatılması Mehdi Ordusu›na bağlı bazı milislerin isyanına ve silahlı eylemlere kendi kararlarıyla tekrar başlamalarına sebep olmuştur. Bunun sonucunda Mart 2008’de Nuri El Maliki Hükümeti, Basra’da Mehdi Ordusu’na karşı yeni bir temizlik harekâtına girmiştir. Kısa sürede çatışmalar şiddetlenerek tüm Güney Irak ve Bağdat’a yayılmıştır. Mayıs 2008’deki ateşkes kararının şartları ve elinde tuttuğu tüm böl- gelerden çekilmesi Mehdi Ordusu’nun mağlubiyeti olarak yorumlanmıştır . Ancak Mehdi Ordusu daha sonra Saraya Esselam adı altında faaliyetini sürdürmeye devam etmiştir. Örgüt, Haziran 2014’te Sistani’nin DAEŞ’e karşı verdiği Cihat fetvasıyla birlikte tekrar silahlanmıştır. Sera- ya Esselam, halen Samarra’da bulunan Kutsal Şii mekânların güvenliğinden sorumludur ve 2014’te Irak’ı derinden sarsan DAEŞ saldırılarında söz konusu kutsal mekânların korunmasın- da başrol oynamıştır.
 
Mehdi Ordusu, Sünni muhalifler tarafından, 2004-2008 yılları arasında Saddam Hüseyin döneminde görev yapmış bürokratlara, Sünni kanaat önderlerine suikast düzenlemek ve si- villere yönelik, “ölüm timleri” kurmakla suçlanmıştır. Söz konusu yıllarda örgütün yaklaşık 60 bin milis gücü olduğu ifade edilmiştir. Ancak 2014’te Seraya Esselam olarak yeniden şekillenen örgütün halen 10 bine yakın savaşçısının olduğu tahmin edilmektedir 

Irak Siyasetindeki Yeri

ABD öncülüğünde oluşturulan Irak Yönetim Konseyi’ne katılmayı reddettiği gibi 2004 yı- lında gölge/kendi hükümetini oluşturduğunu ilan ederek işgal güçlerinin başlattığı siyasi süre- ce dahil olmayı reddetmiştir . Ancak Mukteda Es-Sadr, Temmuz 2010’da El Bağdadiye televizyonuna verdiği bir röportajda kısa sürede işgale karşı silahlı direnişin yetersiz olduğu ve işgal güçlerinin başlattığı siyasi sürecin dışında kalmanın sonuçsuz kalacağı kanaa- tine vardığını ifade etmiştir. Dolayısıyla siyasi sürece dâhil olmuştur. Böylece siyasi direnişle işgalcilerin ülkeden çekilmesini hızlandırmak istediğini açıklamıştır. Mukteda Es-Sadr, siyasi görüşünü özetlediği bu röportajda iktidar olmak için siyaset yapmadığını, siyaset yapmasının esas amacının Irak’ı işgalden kurtarmak olduğunu ifade etmiştir. Ancak işgalin sona ermesi durumunda siyaset yapmaya devam edeceğini de dile getirmiştir. Zira işgal sonrası, kendileri- ne göre doğru buldukları şekilde, toplumu doğruya yönlendirmeye devam edeceklerini ifade etmiştir 

Sadr, halkın ve ülkenin çıkarları doğrultusunda siyaset yaptığını ve bu anlamda gerektiği zaman köklü konuların dışında Maliki gibi ülke siyasetçilerine bazı tavizlerde bulunmanın zo- runlu olduğunu, süreçlerin de siyasetin kaçınılmaz bir parçası olduğunu ifade etmiştir 

Sadr, doğrudan bir siyasi görev üstlenmemiştir. Ancak farklı siyasi oluşumlara önderlik etmiştir. Önderlik ettiği siyasi oluşumlar 2005, 2010 ve 2014 seçimlerinde Şii ittifaklarında yer almıştır. Seçimler sonunda kurulan koalisyon hükümetlerinde de yer almıştır. Sadr, ilk olarak Aralık 2005 seçimlerinde Birleşik Irak İttifakı içinde Şii rakiplerinin koalisyonuna katılmıştır. Seçimlerde Şii İttifakı birinci olarak hükümet kurma yetkisini elde etmiştir. Şii İttifakı içinde Sadr Akımı 30 milletvekili çıkarmıştır. Ancak Ocak 2005’te geçici hükümet başkanı olan Dava Partisi Eski Başkanı İbrahim El Caferi’nin yeniden başbakan olmasını kabul etmemiştir. Sadr, takip eden hükümet müzakereleri sırasında, başbakan olarak Dava Partisi Genel Başkan Yar- dımcısı Nuri Maliki’nin başbakan olmasında nüfuzunu kullanmıştır. Bunun karşılığında, des- tekçileri kabinede güçlü pozisyon elde etmiştir.

Sadr Akımı, 2009 yerel seçimlerinde güçlü bir performans sergilemiş ve Şii nüfusunun yoğun olduğu birçok ilin yerel yönetiminde söz sahibi olmuştur . Başka bir ifadeyle dönemin başbakanı Nuri Maliki’nin oluşturduğu Kanun Devleti Koalisyonundan sonra başkent Bağdat gibi bazı illerde ikincilik elde etmiştir . Bu başarının en belirleyici nedenlerinden biri Sadr’ın seçime gitmeden önce aday aday- ları arasında ön seçimler yaparak oyların dağılmasını engellemesi olmuştur. Böylece benzer yöntemi izlemeyen rakiplerine karşı başarılı olmuştur. Bu başarı Sadr’ı Mart 2010 parlamento seçimlerinde daha da güçlendirmiştir. Sadr Akımı, 70 sandalye kazanan Irak Ulusal İttifakı içerisinde yer alan partiler arasında 39 milletvekiliyle ilk sırayı almıştır. Sonuçlar açıklandıktan sonra ülke genelinde açtığı yaklaşık 3500 sandıkta Irak’ın başbakan adayları için bir referan- dum düzenlemiştir Yeni hükümet görüşmelerinde güçlü konumda olan Sadr, Maliki’nin 2. dönem başbakanlığına karşı çıkmıştır  Bu konuda 2007 ve 2008’de yaşanan Irak güvenlik güçleriyle Mehdi Ordusu arasındaki ça- tışmalar etkili olmuştur. Hükümet kurma krizi 8 ay kadar sürmüştür). Ancak İran’ın baskısıyla birlikte Şii ittifakı içinde Maliki’nin güçlü konumu ve rakiplerinin bölünmesi sonucunda Sadr, Maliki’nin ikinci dönem başbakan olmasını kabul etmiştir.  Bununla birlikte, Maliki’nin başbakanlığını desteklemeleri karşısın- da Sadr Akımı birtakım ayrıcalıklar elde etmiştir. Nitekim bir dönemler merkezi hükümet güç- leri ile çatışan Sadr destekçileri yeni dönemde ulusal istihbarat ve güvenlik birimleri üzerindeki etkilerini artırmıştır ( İkinci Maliki hükümetinde Sadr Akımı 7 bakanlık elde etmiştir. Bunun yanı sıra meclis başkan yardımcılığı gibi birçok konumda söz sahibi olmuştur 

Sadr’ın Maliki ile arası pek düzelmemiştir. Sadr, Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu ve Ada- let ve Muhasebe (Baas Partisiyle mücadele eden komisyon) gibi kurumların parlamento tara- fından yönetilmesini istiyordu. Bu kurumlar üzerinde söz sahibi olan Maliki ise bunu kabul etmiyordu. Bu durum Sadr’ı Maliki karşıtı olanlara yakınlaştırmıştır. 2011’de Maliki’ye karşı eylemler başlatan Sünnileri desteklemiş ve taleplerinin yerine getirilmesini istemiştir. Sadr, 2012’de İyad Allavi başta olmak üzere Sünni siyasetçilerle, Mesut Barzani’nin liderliğindeki Kürt siyasetçilerle işbirliği yaparak Maliki’nin istifasını istemiştir. Ülkenin içinde olduğu kriz ve kargaşa ortamından sorumlu tuttuğu Maliki, Başbakanlıktan istifa etmeyince mecliste hükü- mete güvenoyunun geri alınması girişimini başlatmıştır. Ancak Irak Eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin arabuluculuğuyla ve mecliste yeteri sayıda destek alınmayınca kriz bir süre sonra yatışmıştır 

Mukteda Es-Sadr 2014’ün ilk aylarında siyasetten çekildiğini açıklamıştır. Bu adımın ar- dında bir kısım üst düzey Sadr Akımına mensup siyasetçilerin görevi kötüye kullanması gösterilmiştir. Ancak bazı uzmanlara göre Sadr’ın bu hamlesi bir seçim taktiği şeklinde yorumlanmıştır. Buna göre toplumsal desteğin belli bir oranda azaldığını gören Sadr, yaklaş- makta olan 2014 meclis seçimlerinde yeniden toparlanmak için yolsuzluklarla mücadele gibi toplumsal kitleleri çok yakından ilgilendiren konularda dikkatleri üzerine çekmek istemiştir.  Ancak siyaseti bıraktığını açıklayan Sadr’ın destekçilerine seçime katılın çağırısına rağmen, Sadr Akımının oluşturduğu Ahrar Koalisyonu 2014 seçimlerinde sadece 34 milletvekili çıkarabilmiştir. Bu dönemde de Sadr, Maliki’yi eleştirmeye devam etmiştir. DAEŞ saldırılarıyla sarsılan Irak’ta El Hekim’le birlikte Maliki’ye karşı cephe almış ve onun 3. dönem başbakan olmasının önünü kesmiştir 

Sadr, 2016’da ülkenin siyasi, ekonomik ve güvenlik anlamda köklü bir reforma ihtiyacı olduğunu açıklamıştır. Sadr, yolsuzlukla mücadele edecek ve ülke siyasetinin içinde olduğu, iktidar paylaşımından kaynaklı, kargaşayı sona erdirecek bir teknokrat hükümeti kurmaya ça- ğırmıştır. Şubat 2016’da ise bu yönde büyük bir protesto eylemi başlatmıştır. Şii mercilerle birlikte önemli bir halk kitlesinden destek alan Sadr, hükümet binalarının merkezi olduğu Yeşil Bölge’ye yönelik eylemlerini yoğunlaştırmıştır 30 Nisan 2016’da Yeşil Bölge güvenliği protestocular tarafından aşılmış ve meclis başta olmak üzere birçok devlet kurumu kontrol edilmiştir. Bunun üzerine eylemle- rin barışçıl yönde devam etmesini isteyen Sadr, hükümet binalarının boşaltılmasını istemiştir. Ancak beklentileri karşılanmayan protestocular bir kez daha yeşil bölgeyi aşsa da güvenlik güçleri tarafından durdurulmuştur. Protestolar bir süre devam etse de Sadr bir sonuç elde edememiştir 

2014 seçimleri ve sonrasında yaşanan DAEŞ saldırılarıyla söz konusu eylemler Şii ittifakın- da büyük çatlaklar meydana getirmiştir. Bu ittifaktan ayrılan Sadr, Mayıs 2018’de yapılan son meclis seçimlerinde Irak Komünist Partisi ve Bağımsız Laiklerle ittifak yapmıştır. Söz konusu ittifakı bu seçimlerde 54 milletvekili elde ederek ülkenin en çok milletvekili çıkaran ittifakı ol- muştur. Bu başarı, Sadr’ı Irak siyasetinin eksenine oturtmuştur. Mukteda Sadr, 2018’de seçim kampanyasında hem İran’a hem de ABD’ye kafa tutan tek Şii lider olmuştur. Uzmanlara göre bu tavrı, seçimleri kazanmasında etkili olmuştur. Başka bir ifadeyle Irak’ta İran’ın artan nüfu- zundan fayda görmeyen milyonlarca yoksul Şii’nin oyunu aldığı belirtiliyor.
Irak, dünyada yolsuzluğun en yaygın olduğu ülkelerden birisidir. Sadr’ın seçimleri kaza- nan Sairun Koalisyonu ise yolsuzlukla mücadele temelinde bir araya gelmiş bir yapıdır. Sairun İttifakının seçim kampanyası çağrısı, “yolsuzluğa son vermek için bağımsız teknokratlar- dan oluşan bir hükümet kurma” yönündeydi. Bir diğer vaad de altyapıyı yeniden inşa etmek, yoksullara sağlık ve eğitim hizmeti götürmekti (Gazete Duvar, https://www.gazeteduvar.com. tr/dunya/2018/05/15/sadrla-birlikte-komunistler-ve-laikler-kazandi/: 10.06.2018). Sadr, bu seçimlerde Irak siyasetinde bir ilke imza atarak komünist ve liberal partilerle ittifak yapmıştır. Sadr’ın liderliğindeki Sairun İttifakı, bu seçimlerde başkent Bağdat’ta birinciliği elde etmenin yanı sıra Şiilerin yoğun olarak yaşadığı güney illerin çoğunda da seçimin galibi olarak birinci sıraya yerleşmiştir.

Bu başarı, Sadr’ın yeni hükümeti kurma sürecinde masaya güçlü şekilde oturabilmesini sağlasa da Irak’ta güçlü nüfuza sahip ABD ve İran’ın Sadr’ı zorlayacak hamleler yapmaları mümkündür. Zira Sadr seçimlerin galibi olsa da Irak anayasasına göre tek başına hükümet kurabilmesini sağlayacak %51 oranına sahip değildir. Başka bir ifadeyle seçimin galibi değil, mecliste en çok sandalyeye sahip olan veya en büyük ittifak grubunu elinde bulunduran hü- kümeti kurabilecektir. Nitekim benzer bir durum 2010 seçimlerinde yaşanmış ve İyad Alla- vi liderliğindeki El İrakiye İttifakı seçim galibi olmasına rağmen Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ve Mukteda Sadr’ın da içinde bulunduğu Irak Ulusal İttifakı mecliste bir ittifakta birleşerek Allavi’nin hükümet kurmasını engellemiştir. Söz konusu ittifak sonucun- da Maliki ikinci defa başbakanlık koltuğuna oturmuştur (ABBAS, http://orsam.org.tr/orsam/ DPAnaliz/12378?dil=tr: 10.06.2018). Bunun yanı sıra Irak yasalarında bir dayanağı olmasa da 2003 sonrası geliştirilen bir siyasi teamül, çoğunluk hükümetlerinin kurulmasını engellemiştir. Bunun yerine mecliste yer alan tüm siyasi güçlerin bir koalisyon hükümetinde iktidarı pay- laşmıştırlar (ABBAS, http://orsam.org.tr/orsam/DPAnaliz/12387?dil=tr: 10.06.2018). Bunlar göz önünde bulundurulduğunda Sadr’ın seçim yarışını kazanan diğer siyasi gruplarla ittifak yoluna gitme ihtimalinin yüksek olduğu aşikardır. Nitekim Sadr, daha önce yaptığı bir açıkla- mada Haşdi Şaabi komutanlarından biri olan Hadi El Amiri’nin başında olduğu Fetih ve Nuri Maliki’nin seçim koalisyonunu ihtimal dışında tutmuştur (Hadi, https://www.aa.com.tr/tr/ dunya/irak-ta-abd-karsiti-ve-irana-mesafeli-sadr-secim-birincisi/1147696:10.06.2018). Bu açıklamada, meclise girmeye hak kazanan diğer gruplarla ittifak kurabileceği mesajını vermiş- tir. Ancak yeni hükümet kurma arayışında olan Sadr’ın 12 Haziran 2018’de İran’a yakınlığıy- la bilinen Hadi El Amiri’yle bir koalisyon üzerinde anlaştıklarını açıklamıştır. Bu da yukarıda bahsedildiği üzere Irak’ta önemli oranda nüfuzu olan İran’ın Sadr üzerinde baskıyı arttırdığı ve Sadr’ın tavır değiştirdiği yönünde yorumlanmıştır

Kamuoyunda Mukteda Es-Sadr

Abdülmecit Elhui’nin oğlu Cevat Elhui, Şubat 2008’de Kuveyt’e bir ziyaret gerçekleştirmiş- tir. Bu ziyaret esnasında Alraimedia’ya verdiği röportajda Muhteda Es-Sadr ve Sadr akımıyla ilgili kendisine yöneltilen bir soruya cevaben Mukteda Es-Sadr veya Sadr Akımı arasında bir fark olmadığını dile getirmiştir. Cevat Elhui: “Bir cinayet işlediği için Mukteda Es-Sadr’ın Irak ve ABD’lilerce hakkında tutuklama kararı var. Bu akım kan, korku ve dehşetle var oldu. Bize göre El Kaide ile Mukteda Es-Sadr’ın liderlik ettiği Sadr Akımı birbirinden farksızdır. İkisi de aynı yöntemi sürdürüyor. Onların mantığı silah, tehdit ve diğerlerini dışlamaktır” şeklinde konuşarak babasının 10 Nisan 2003’te öldürülmesiyle ilgili Mukteda Es-Sadr’ı sorumlu tuttuğunu dolaylı bir şekilde ifade etmiştir. Söz konusu röportajın yapıldı- ğı tarihe yakın bir zaman önce Bağdat güçleriyle Mehdi Ordusu arasında Kerbela’da yaşanan çatışmaları ise konuşmalarına örnek göstermiştir 

İşgal sonrası ABD Başkanı G. W. Bush’un Irak’a sivil yönetici olarak atadığı Paul Bremer, 2004’te Mehdi Ordusu ile ABD ve müttefik kuvvetler arasında meydana gelen çatışmalarda Mukteda Es-Sadr’ı “kanun kaçakçısı birisidir. O, Irak’ın güvenliğini tehdit ediyor. Meşru otoritenin yerine kendi otoritesini tesis etmek istiyor.” şeklinde tanımlamıştır (Aşur, http:// www.alyaum.com/articles/164443/: 10.06.2018).
Önce Irak’ta sonra Ortadoğu’da ABD kuvvetleri komutanlığının yanı sıra bir dönem CIA başkanlığı görevinde bulunan General David Petraeus, 2007’de Mukteda Es-Sadr’ı temsil eden bir heyetle bir dizi müzakere toplantısı sonunda Mehdi Ordusu ve ABD-Irak güçleri arasında ateşkes anlaşmasına varılmıştır. Bu görüşmelerden sonra Petraeus’un yaptığı açıklamalardan birinde Mukteda Es-Sadr’ın bu konuda çok çaba harcadığını ve ülkede şiddet olaylarının %60 oranında azaldığını söylemiştir. Sadr’ın ve onun destekçilerinin ileriye dönük yapıcı birer ortak olacaklarına inandığını da dile getirmiştir (Tyson, http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/ content/article/2007/12/06/AR2007120602822.html: 10.06.2018).
Bu süreçle ilgili G. W. Bush bir açıklamasında Mukteda Es-Sadr’ın ABD işgaline karşı di- renişi “Mukteda Es-Sadr’ı ve onun takipçilerinin eylemlerini demokrasi karşıtı” olarak nitelendirmiştir.
Century Foundation araştırma merkezi Ortadoğu uzmanı Thanassis Cambanis’e göre Mukteda Es-Sadr Iraklı bir vatansever, İran, ABD veya başka bir yabancı ülkeye bağlı değildir.
Brookings Enstitüsü’nün Katar’daki Doha Merkezi’nde misafir arkadaşı Ranj Alaaldin geçtiğimiz yıl Es-Sadr’ın sadece “Irak’ın en büyük demografisi olan Şii alt sınıfının sesi- ni” temsil etmediğini, aynı zamanda reformcu gündeminin diğer Iraklı gruplardan da destek bulduğunu yazdı.

Financial Times gazetesi yazarlarından David Gardner’e göre Mukteda Es-Sadr, İran’ın Irak’taki nüfuzuna meydan okuyan tek Şii liderdir (Gardner, https://www.ft.com/content/ d135f7d4-576d-11e8-bdb7-f6677d2e1ce8: 10.06.2018).
Irak Eski Başbakanı Nuri El Maliki ile Mukteda Es-Sadr arasındaki ilişki genel anlam- da olumsuz yönde seyretmiştir. Örneğin, Mart 2014’te Maliki bir televizyon programına verdiği demeçte Mukteda Es-Sadr’ın yolsuzluklara karşı reform protestolarıyla ilgili soru yöneltildiğinde “Sadr’ın yaptıkları konuşmaya değmez, O siyasette yenidir, siyasetin usulü erkânından anlamaz. Anayasa onun için hiçbir şey ifade etmez. O anayasadan an- lamaz” şeklinde yanıt vermiştir. (Alraimedia, http://www.alraimedia.com/Home/Details?I- d=1913219c-14ee-42e7-8e92-a8954f79fb00: 10.06.2018). Ancak 2016’da olduğu gibi yakınlaş- ma dönemlerinde Maliki, Sadr hakkında övgü dolu sözler de söylemiştir. Örneğin, Mukteda Es-Sadr ile bir görüşme sonrasında Maliki “Mukteda Es-Sadr bir devrimcidir ve devrim- ci oğludur. O, Irak halkının emniyet supabıdır. Aramızda hiçbir şahsi husumet yoktur. Sadr’ın yürüttüğü protesto ve gösteri eylemleri Şehit olan babasının zulme karşı başlattı- ğı mücadelenin devamıdır.” tarzında ifadeler kullanarak Sadr’dan övgüyle bahsetmiştir (Şatri, http://www.skypressiq.net/l/15200: 10.06.2018).

ABD’nin 2003’te Irak’ı işgal etmesiyle birlikte Mukteda Es-Sadr, gündeme gelmeye baş- lamıştır. İşgalin ikinci gününde Abdülmecit Elhui’nin öldürülmesi ile ilgili Irak kamuoyunda Mukteda Es-Sadr’dan çokça bahsedilmiştir. Bu tarihten itibaren Irak siyasetinde etkili olmaya başlayan Sadr, attığı adımlarla Irak’a damgasını vurmuştur. İşgalin ilk yıllarında daha çok işgale karşı direniş ve iç savaşı aratmayan mezhep temelli şiddet olaylarıyla gündeme gelmiştir. Nitekim Sadr, ABD işgalinden kısa bir süre sonra Mehdi Ordusu adında bir silahlı milis güç kurarak işgale karşı direnişte önemli rol oynamıştır. El Kaide’nin Irak’taki uzantısı olan “Me- zopotamya El-Kaidesi”ne karşı merkezi hükümet güçleriyle birlikte mücadele vermiştir. Bu konuda özellikle bir zamanlar Bağdat ve yakın çevresinde kol gezen terör örgütü El Kaide’nin etkisizleştirilmesinde kilit rol oynamıştır. Merkezi hükümetin gücünün artmasıyla birlikte Ma- liki’yle anlaşmazlık yaşayan Sadr güçleri, Bağdat, Basra ve Necef başta olmak üzere Irak güven- lik güçleriyle de çatışmıştır.
Bunların yanı sıra 2005’ten beri Irak’ta yeniden yapılandırılan siyasi sürece de dâhil olmuş- tur. Mukteda Es-Sadr, ilk başta ABD öncülüğünde oluşturulan Irak Geçici Yönetim Konseyine katılmayı reddetmiştir. Sadr, 2004 yılında kurulan geçici hükümete paralel olarak kendi hükü- metini kurduğunu ilan etmiştir. Başka bir ifadeyle işgal güçlerinin oluşturduğu siyasi sürece dâhil olmak istememiştir. Ancak kısa sürede bu tavrın faydasız olacağını anlayınca siyasi sü- rece katılmıştır. Kayınpederi olan Muhammed Bakır Sadr ve Babası Muhammed Muhammed Sadık Sadr’ın Irak halkı nezdindeki sevgisi başta olmak üzere Sadr ailesinin gücünden güç alan Mukteda Sadr, herhangi bir siyasi görev üstlenmemiştir. Ancak destekçilerinin oluşturduğu farklı siyasi oluşumlara önderlik etmiştir. Önderlik ettiği siyasi oluşumlar 2005, 2010 ve 2014 seçimlerinde Şii ittifaklarında katılmış ve seçimler sonunda kurulan koalisyon hükümetlerinde de yer alarak koalisyon ortaklarından biri olmuştur. Siyasi hayatının zirvesine 12 Mayıs 2018’de yapılan genel seçimlerde ulaşmıştır. Bu seçimlerde Komünistler ve liberallerle yaptığı ittifakta, mecliste en çok milletvekili çıkararak ülke siyasetinde söz sahibi olmuştur. Başka bir ifadeyle Mukteda Es-Sadr, Irak’ın kaderini belirleyecek en önemli kişilerden biri konumuna gelmiştir. Kısaca söylemek gerekirse Sadr ailesi, Irak siyasi hayatında önemli bir yere sahiptir. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de Irak siyasetinin şekillenmesinde başat rol oynamaktadır. Mukteda Es-Sadr’dan sonra da Sadr ailesinin Irak siyasetinde söz sahibi olması kuvvetle muhtemeldir.

Dr. Öğretim Üyesi Ziya Abbas kimdir?

Irak’ta Şii Merciliğinin Siyasi Rolü adlı teziyle 2012’de doktorasını tamamlamıştır. Uzmanlık alanı Ortadoğu, Siyasi tarih, Din ve Siyaset İlişkisi, Teopolitik,
Şiilik ve Irak’tır. Halen Aksaray Üniversitesi İİBF, Uluslararası İlişkiler bölümünde öğretim üyesidir.
 

Prof. Dr. Mehmet Şahin kimdir?

Polis Akademisi, Güvenlik Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesidir. Lisansını ODTÜ Tarih bölümünde, Yüksek Lisansını ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümünde, Doktorasını ise Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde tamamladı. 13 yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde çalıştı. Çeşitli düşünce kuruluşlarında danışmanlık ve yöneticilik yaptı. Üniversite dışında Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi’nde dersler verdi.

Kaynak: Bilimevi Dış Politika Dergisi, Sayı:5

Güncelleme Tarihi: 18 Temmuz 2018, 18:25
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER