Kürt Yahudiler

Günümüzde Irak’ın Kürt bölgesinde 400-730 arasında Yahudi ailesi yaşadığı tahmin edilmektedir.

Kürt Yahudiler

Doç.Dr. Eldar HASANOĞLU

Kürt Yahudiler konusu teolojik ve siyasal açılardan ehemmiyet arz eder. Bir taraftan söz konusu bölgenin, Yahudi rüyası olan “Vaat edilmiş topraklar” idesinin sınırları içerisinde yer alması, konunun Ortadoğu siyasal haritası açısından önemini arttırmaktadır. Diğer taraftan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) Eylül 2017’de düzenlediği referandumun öncesinden itibaren İsrail hükümet çevrelerinde başbakan, bakan gibi üst düzey resmi kişiler tarafından dile getirilen destek söylemleri bu konunun aktüelliğini ortaya koymuştur. Buna, XX. yy’da İsrail Devletinin çeşitli alanlarda Kürt Şeyh Molla Mustafa Barzani’ye gösterdiği destek de eklenmelidir. Nihayet, medyanın ortaya koyduğu üzere, işaret edilen referandum sürecinde İsrail’de meydanlarda Kürt Yahudilerin IKBY bayraklarıyla sevinç tezahüratları ve IKBY’de meydanlarda gerçekleşen tezahüratlarda dalgalandırılan IKBY bayrakları arasında İsrail bayraklarının bulunması neticesinde, bu olgunun merak edilecek bir konu haline geldiği inkâr edilemez.

Kürt Yahudiler konusu üzerine temel kaynaklar sınırlı sayıdadır. Bunun temel sebebi, bölgedeki diğer Yahudi toplulukların tersine, Kürt Yahudilerin yazılı bir tarih bırakmamış olmalarıdır. Bundan dolayı, bazı bilgiler büyük ölçüde antropolojik ve sosyolojik araştırmalar yardımı ile elde edilebilir. Ortaçağdaki seyyahların seyahatnamelerindeki verilerin yanı sıra, konu üzerine araştırma-monografi, anı-roman, resimli albüm, tanıtım yazıları kaleme alınmıştır. Dünyanın çeşitli üniversitelerinde konu üzerine akademik çalışmalar yapılmaktadır. Nitekim burada Tel Aviv Üniversitesi nezdinde Moşe Dayan Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi’ne bağlı Kürt Araştırmaları Programı’nın mevcut olmasına işaret edilmelidir.

1948’de İsrail Devleti kurulunca dünyanın farklı bölgelerinden Yahudilerin İsrail’e göçü aktifleşti. 1950’li yılların başında Mossad’ın düzenlediği Ezra ve Nehemya adı verilen operasyonla Irak’tan İsrail’e götürülen Yahudiler arasında Kürt Yahudiler de vardı. Elbette bu göçten sonra da farklı ülkelere belli ölçekte göçler devam etti ve neticede Kürt Yahudiler eskiden beri yaşadıkları bölgede görünmez oldular. Tahminlere göre günümüzde İsrail’de 200.000 civarında Kürt Yahudi yaşamaktadır. Burada söz konusu kimliğin menşei, geçirdiği tarihsel süreci, günümüzdeki durumları ana hatlarıyla ele alınacaktır.

Tanım

Yahudilik ve Kürtlük iki ayrı etnik kökeni ifade etse de bu iki farklı kimliği kendinde birleştirmiş karma bir kimliğin varlığı göz önündedir. Tarih içerisinde Kürtlerin yaşadıkları bölgede yaşayan ve yaşamın her alanında bir Kürt olarak varlık gösteren Yahudiler, bu kimliğin somutlaşmış halidir. Söz konusu karma kimliğin ortaya çıkmasının tarihi çok eskidir. Bölgede birlikte yaşayan bu iki halk, zaman içerisinde kültürel alışverişlerle Yahudi Kürtler veya Kürt Yahudiler karma kimliğini ortaya çıkarmıştır. Bu karma kimliği taşıyanlar, diğer Yahudilerden kültürel açıdan çok farklı olmuşlardır. Örneğin Irak’lı bir Yahudi, bir Kürt Yahudi ile aynı değerlendirilemez. Kürt Yahudilerin Araplara, Farslara veya Türklere değil Kürtlere sadakatli oldukları uzmanlar tarafından belirtilmiştir.

Kürt Yahudiler mi Yahudi Kürtler mi? Söz konusu kimliği tanımlamak kolay değildir. Konu üzerine yazılmış eserlerde bu kimliği işaret etmek için hem Yahudi Kürtler hem de Kürt Yahudiler ifadeleri kullanılmıştır. Elbette ki her iki isimlendirmeyi yapanlar kendilerince haklı gerekçelere sahiptirler. Bu gerekçelerin tarihsel ve teolojik dayanaklara dayandığı göz ardı edilmemelidir. Bu tarihsel ve teolojik dayanakları esas alarak kimliğin neden böyle isimlendirildiğinin izahı olarak şu söylenebilir: Kürt Yahudiler ifadesi, Kürtlerle aynı bölgede yaşayan ve Kürt kültürünü benimsemiş İsrailoğulları’nı ifade etmekte, Yahudi Kürtler ifadesi de daha M.S. I. yy’da İsrailoğulları’nın inancını benimseyip onlarla aynı teolojik çizgide yürüyen Kürtleri akla getirmektedir. Fakat aradan geçen uzun zaman neticesinde yaşanan kaynaşma bu ikisini birbirine öyle bağlamıştır ki günümüzde onları birbirinden ayırmak neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Ne var ki söz konusu Yahudilerin kendilerini bölgedeki diğer Yahudilerden, sözgelimi Irak Yahudilerinden (Mizrahim/Doğulu Yahudiler) farklı gördükleri bazı araştırmacılar tarafından işaret edilmiştir. Dünyanın çeşitli bölgelerindeki Yahudilerin, aynı tarihsel hafızayı ve kaderi paylaştıkları bilincine sahip oldukları, sürgün miti nedeniyle kendilerini birbirine normalden daha sık bağlarla bağlı hisseden bir ruh halinde oldukları bilinmektedir. Bu gerçek dikkate alındığında, Kürt Yahudilerin komşuları Irak Yahudileri ile gözettikleri bu mesafe ve ayrı gayrılık, belki de üzerinde durulmayı hak edecek bir nokta olup bizleri ilginç sonuçlara ulaştırabilir.

Onlara Kürtçede Yahudi anlamında “Cihû” denir. Aramice’de ise kendilerini “Naş Didan” yani “Bizimkiler” veya “Anşey Targum” yani “Targum (dili) insanları” olarak adlanmışlardır. (Targum, Yahudi kutsal metinlerinin Aramice mealine verilen addır.) Kürt Yahudiler Aramice ve Kürtçe’nin çeşitli lehçelerinde (özellikle Kurmançi ve Soranice) konuşmuşlar. Aramice konuşurken onlar cümleye Türkçe, Farsça, Kürtçe, Arapça veya İbraniceden de kelimeler sıkıştırmakta bir beis görmemiş, bu dili “Targum dili” veya “Lişna Yehudiya/Yahudilerin dili”, nitekim “Laşon ha-Galut/Sürgün dili” diye adlandırmışlardır. Araplar ise bu dili dağlı anlamında “Cebeli” olarak adlandırmışlardır. Tarımla, sanat ve zanaatla uğraşanlar olsa da Kürt Yahudiler çoğunlukla köydeki Kürt ağanın himayesinde maraba olmak zorunda kalmışlardır.

Mezopotamya’nın kuzeyi, Kürt Yahudilerin yaşadığı bölgedir. Günümüzde bu bölge Türkiye, Irak, Suriye ve İran sınırları içerisindedir (Türkiye’nin güneydoğu toprakları, Irak’ın kuzey bölgesi, Suriye’nin kuzeydoğu kısmı ve İran’ın kuzeybatısı). İran, Türkiye ve Suriye’de var olsalar da Kürt Yahudiler ağırlıklı olarak Irak’ın kuzeyinde yaşamışlardır. Tarih kitapları Irak’ın Diyala vilayetinde özellikle Hanagin kentinde Kürt Yahudilerin yoğun olarak yaşadıklarını ifade eder.

Kürtler ve yaşadıkları bölge Yahudi temel kaynaklarında Kardu ve Kurduh şeklinde zikredilmiştir. Özellikle M.S. I. yy.’dan itibaren bölge isminin Yahudi kaynaklarda geçtiğini görmekteyiz. Yahudi kutsal metinlerinin Aramice’ye çevirisi Targum Onkelos (M.S. I. yy), orijinaldeki “Ararat Dağları” (Tekvin 8:4) ifadesini “Kardu Dağları” olarak verir. Yine başka bir yerde orijinalde “Ararat Krallığı” (Yeremya 51:27) ifadesini de “Kardu Krallığı” olarak karşılamıştır. M.S. I. yy.’ın ünlü Yahudi tarihçisi Josephus, Yahudilerin Mazisi eserinde (1:93) “Kurduhların dağları” ifadesini kullanır. Talmud’da (TB.Yevamot 16a) Kardulardan isteyen olursa Yahudiliğe alınabileceğinden bahsedilir.

Köken

İsrailoğulları’nın tarih boyunca Kürt Yahudilerin yaşadıkları bölgeye göç ederek zaman içerisinde Kürtleşmeleri ve Kürtler’in Musevi inancını kabul ederek zaman içerisinde Yahudileşmeleri gibi iki temel etken sonucunda Kürt Yahudiler tarih sahnesine çıkmıştır.

İsrailoğulları’nın Kürtleşmesi demek, köken olarak İbrani soyundan gelen ve etnik olarak İsrailoğulları’na mensup olan insanların, inançsal kimlik olan Yahudi kimliğinden vazgeçmeden kültürel kimlik olan Kürt kimliğine bürünmesidir. Bunun sonucu olarak bireysel ve toplumsal yaşamın her alanında bir Kürt gibi yaşayan, düğünlerinde ve yaslarında bir Kürt gibi tören yapan, kılık kıyafet kurallarında, kadın erkek ilişkilerinde Kürt kültürüne göre davranan, Kürt örf adetlerini benimseyerek uygulayan bir kitle ortaya çıkmıştır. Peki, bu insanlar kimlerdir ve Kürtlerin yaşadıkları topraklara ne zaman ve ne sebeple gelmişlerdir?

Kürt Yahudiler kendilerini kadim Asurlular tarafından sürgüne gönderilenlerin soyundan geldiklerine inanırlar. Asurlular M.Ö 720’lerde İsrail Krallığı’nı tarih sahnesinden silmiş ve oradaki 10 İsrailoğulları kabilesini civar bölgelere sürmüşlerdir. (Bu, Yahudi tarihinde “Kayıp On Kabile” inanışının dayanağını teşkil eder.) Bahis konusu göç ve sürgün, Yahudi kutsal metinlerinde şöyle anlatılır: “Hoşea’nın krallığının dokuzuncu yılında Asur kralı Samiriye’yi ele geçirdi. İsrail halkını Asur’a sürdü. Onları Halah’a, Habur Irmağı kıyısındaki Gozan’a ve Med kentlerine yerleştirdi” (II. Krallar 17:6). Kürt Yahudiler üzerine çalışmalarıyla bilinen Ariel Sabar da bu pasajda anlatılan coğrafyanın tarih boyunca Kürt Yahudilerin yaşadıkları bölge olduğunu ifade eder. Kürt Yahudilerin bu 10 kabile arasında özellikle Hz. Yakub’un en küçük oğlu Benyamin’in soyundan geldiği ifade edilir; bazıları soy atası olarak onun ağabeyleri Dan ve Naftali’yi de zikrederler. Özetle, M.Ö. VIII. yy.’ın sonlarında bölgeye sürgün edilen İsrailoğulları zaman içerisinde bölge kültüründen etkilenmiş, onların adetlerini, örflerini ve geleneklerini benimsemiş, Kürtleşmişlerdir.

Kürt Yahudilerin tarih sahnesine çıkmalarını sağlayan ikinci husus, Kürtlerin din değiştirerek Yahudiliğe geçmeleridir. Kaynaklar M.S. I. yy.’da Adiabenne kraliyet ailesinin Yahudiliği benimsediğini kaydeder. Bu krallığın başkenti, bugün IKBY’nin de başkenti olan Erbil idi. Kraliyet ailesinin Yahudiliğe geçmesinin sebebi bilinmediği gibi, kendi yöneticilerini takip ederek onlarla birlikte Yahudiliğe geçen tebaanın sayısı hakkında da bilgi mevcut değildir. Ancak söz konusu dönemde Yahudilerin sayısında görülen artış, tebaadan da Yahudiliğe geçenlerin olduğunu söylemeye imkân vermektedir. Adiabenne (Erbil) kraliyet ailesinin din değiştirmelerine Talmud ve dönemin Yahudi tarihçisi Josephus da işaret etmektedir. Nitekim Talmud bizzat isim vererek Kürtlerin Yahudiliğe girebileceğinden bahseder (TB.Yevamot 16a) ki bu da konunun gündemde olduğuna kanıt sayılabilir. İşte böylece etnik ve kültürel olarak Kürt olanlar, Yahudileşmişlerdir.

Kürtleşen Yahudiler ve Yahudileşen Kürtler aradan geçen uzun zaman içerisinde birbirilerinden ayırt edilemeyecek derecede kaynayıp karışmış, tek yapı oluşturmuşlardır. İnanç dışında, onlar bir Kürt idi ve kendilerini çevredeki topluluklar arasında sadece Kürtlerle yakın görüyorlardı.

Yaşam

1954’te İsrail’de Kürt Yahudiler üzerine alan çalışması yapmış sosyolog Dina Feitelson XIII. yy.’da seyyahların anlatmış oldukları hayat tarzının son zamanlarda Irak’tan İsrail’e göç etmiş göçmenlerin kendisine anlattığı hayat tarzına benzediği sonucuna varmıştır. Öteki yazarlar gibi o da tipik bir Orta Doğu kırsal toplum resmini çizer. Bunların çoğunluğu kırsal bölgelerde yaşıyordu ve kendi kendine geçiniyorlardı. Kürt Yahudiler çoğunlukla kırsal bölgelerde yaşasalar da şehirlerde de yaşamışlardır. Sayıları hakkında kaynaklarda yer alan bilgiler sürekli değişmektedir. Çeşitli seyyahlar tarafından farklı dönemlere dair verilen istatistikler her kasabanın ve köyün Yahudi nüfusunda dalgalanma olduğunu ortaya koyar. Bazen Yahudi nüfusu 4-5 yıl içinde birkaç yüz kişi artmış veya azalmıştır. Bunun nedeni, ekonomik ve güvenlik durumlarının istikrarsızlığıydı. Onlar çoğu zaman küçük köylerden büyük köylere, oradan da büyük şehirlere göç ediyorlardı. Her saldırı, yerel Yahudilerin tehlike geçene kadar uzun ya da kısa süreli komşu topluluklara kaçmasına neden oluyordu. Dolayısıyla onlar göçebe ve yarı göçebe bir hayat tarzını izlemek zorunda kalıyorlardı. Şehirlerde, kasabalarda yaşayanlar ticaret ve zenaatle, köylerde yaşayanlar tarım ve hayvancılıkla uğraşıyorlardı. Meslekler çoğunlukla kırsal bölgelerin ihtiyaçlarını hedefliyordu. Bölgenin doğu kısımlarında ticaret daha yaygındı; kaynaklar özellikle Musul’daki Yahudilerin çok zengin ve güçlü olduklarını vurgular. Zengin toptancılar, esnaflar vardı. Zenaatle uğraşanlar arasında altın ve gümüş işleyenler, dokumacılar, tabakçılar, boyacılar, marangozlar, değirmencilerin yanında vasıfsız işçiler de vardı. Nüfusunun tamamı Yahudilerden oluşan köyler vardı. Tarımla uğraşanlar temelde buğday, arpa, pirinç, susam, mercimek ve tütün üretirlerdi. Meyve bahçeleri, üzüm bağları vardı. Hayvancılıkla uğraşanlar koyun ve sığır sürülerine sahiplerdi.

Kürt Yahudiler cemaat yapılanması şeklinde yaşamışlardır. Kültürel olarak diğer bölgelerdeki Yahudi topluluklardan farklı olan Kürt Yahudilerin onlarla pek çok bağı da olmamış, kapalı topluluk şeklinde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Temelde şehirlerde bulunan Talmud Tora ve yeşiva adlanan dini okullarda eğitim alıyorlardı. Bu okullar hahamlar ve roş yeşiva adlı okul müdürleri tarafından yönetilmekteydi. Din ve toplum işlerinde ise cemaat hahamlar tarafından yönetilmekteydi. (Bu statü XIX. yy.’da feshedilmiştir.) Hahamlar dini eğitim verir, muskalar yazar, erkek bebekleri sünnet eder, hayvan kesimini yönetir, gıdaların dini kurallara uygun olup olmadığını denetler, topluma veznedarlık da yapardı. Hiyerarşi vardı ve küçük köylerdeki cemaatler büyük köylerdekine, onlar da kasaba ve şehirlerdeki cemaatlere uyardı. Şairler/paytanim vardı ve onlar tarafından İbranice ve Aramice yazılmış ilahiler ve seküler şiirlerden günümüze kadar ulaşanları Abraham ben Jacob tarafından Kehillot Yehudei Kurdistan eserinde (1961) toplanmıştır. Kamusal alanda denetleme ve bazı özel vergi toplama işleri nesiim tarafından yönetilmekteydi. Bu yönetici statü şoter veya sar şeklinde de adlandırılıyordu.

Sinagoglar daha çok şehir ve kasabalardaydı. Köylerde sinagoga az rastlanırken büyük şehirlerde nüfus sayısına göre birden fazla sinagog bulunmaktaydı. Fischel bunları çoğunlukla süslü püslü olmayan, herhangi bir süslemesi olmayan, son derece ihmal edilmiş ve çürümeye bırakılmış eski ahşap yapılar olarak anlatır. Gerektiği zaman yeni sinagog yapılabiliyordu; örneğin 1228’de Amadiya’da bir sinagog yapılmıştır. Çoğu zaman Cumartesi ve dini bayramlarda sinagoglarda bazı faaliyetler organize ederlerdi. Kürt Yahudilerin Yahudilik ve Yahudi kanunlarına yönelik yüzeysel bilgileri ve ruhani düzeylerinin düşük olması özellikle de Yahudi seyyahları ürkütmüştür. Kürt Yahudiler soyut kurallara bırakın karşı çıkmayı ya da tartışmayı, bunları anlamaksızın ya da üzerinde düşünmeksizin kutsal metinleri okuyor, duaları ediyorlardı. (Bazı kaynaklara göre ise onların ellerinde Yahudi kutsal metinlerin Kürtçe tercümesi mevcuttu.) Onlar gelenekleri tam anlamıyla izliyorlardı; erkeklerin giysilerinde tzitzit ve tefilin gibi dini unsurlar bulunurdu. Köylerin pek çoğunda Yahudi eğitimi yoktu, rabbiler yoktu, sünnetçi yoktu, kurban kesen yoktu. Çoğu zaman bir adam bütün bu işleri tek başına yapıyordu. Koşer/helal gıda kurallarına uymak Yahudi aileler için önemli olduğu için çok etkili bir helal et bulma fırsatını yakalayana kadar ya bütün yıl boyunca tüketmek üzere eti kuruturlar ya da başka türlü muhafaza ederlerdi. Çok az sayıda var olan sinagoglar bu amaca da hizmet ederdi. Cumartesi gününü kutlama, Kürt Yahudiler arasında kesin bir uygulamaydı. Eğitim düzeyi dini bakımdan ve genel olarak çok düşüktü. Öteki Yahudi toplulukların tersine cahil olmak alışılmadık bir şey değildi. Edebiyat alanında herhangi bir başarıdan bahsetmenin neredeyse olanaksız olduğu belirtilir. Pek azı avukat veya doktordu. Farklı köylere dağılan küçük Yahudi topluluklarının sosyal örgütlenmeleri pek yoktu. Ortak kurumları ise hemen hemen hiç yoktu. Bunlar çoğu zaman bir minyan’ı (on erkekten oluşan cemaat) yerine getiremiyorlardı. Ölüler ayakları Kudüs yönüne doğru olmak üzere gömülürlerdi. Kudüs’e hacca gidilir, türbeler ziyaret edilirdi. Kürt Yahudilerin en önemli türbeleri arasında Elqoş’taki Nahum Türbesi ve Musul’da Yunus Türbesi gibi peygamberlerin mezarları ziyaret edilirdi. Hamile kadınlar Hemedan’da Ester’in mezarına giderlerdi. Betanure’ye yakın bir mağarada İlyas peygambere atfedilen başka bir mezar mevcuttu. Daniel, Mikael, Tzefaniya ve Zekeriya peygamberlerin Kerkük’te bir camiye gömüldükleri sözlü olarak anlatılmaktadır.

En önemli sosyal birim en yaşlı erkeğin tartışmasız reis olduğu geniş aileydi. Kocanın ailesi ile birlikte bir yerde yaşamak genel bir uygulamaydı. Her çekirdek aile ev işlerinin yapıldığı, geleneksel olarak kadınlar ve erkekleri birbirinden ayıran bir alanın bulunduğu iç ve dış alan şeklinde bir kutuplaşmaya dayanan en az bir odada yaşardı. Baba ölene kadar kaynaklar bir havuzda toplanır, masraflar bölüşülür ve birlikte yenirdi. Evin oğlu evlenince aynı eve bitişik ayrı bir oda yapılır, daha sonra başka bir ev kurulurdu. Sosyal örgütlenme iç alanın kadının egemenliğinde, dış alanın ise açıkça erkeğin kontrolünde olduğu düşüncesine dayanıyordu. Çocuk yetiştirmede bölgede farklı gruplar arasında hiçbir farkın olmadığı görülüyor. Yahudi toplumu bebekleri kundağa sararken bölgeye özgün tarza uyuyorlardı. Ebeveynlerin oğulları için eş seçmeleri geleneksel bir uygulamaydı. Anne kendi erkek kardeşinin çocuğunu baba da kendi erkek kardeşinin çocuğunu ilk eş adayı olarak tercih ederlerdi. Sonraki tercihler kız kardeşlerinin çocukları, sonra da öteki akrabalar, hemşehriler ve Yahudi olan diğer bütün yabancılar geliyordu. XIX. yy.’ın sonunda onlar Yahudi olmayan komşuları gibi çok genç yaşta, erkekler 17-18, kızlar ise 13 ve 14 veya daha erken yaşta, evleniyorlardı. Brauer, evlilik adetlerine Yahudi olmayan unsurların oldukça çok egemen olduğunu belirtir. Karma evlilikler de yapılabiliyordu; çoğunlukla Yahudi kızları Müslüman ve Hristiyan erkeklerle evlenirlerdi, Yahudi erkekler ise karma evlilikten uzak duruyorlardı.

Onların hayatları yoğun bir biçimde dinseldi ama dini ayinler ve kurallar dışında maddi kültürleri neredeyse Kürtlerle aynı olmuştur. Yahudilere dayatılan bir kıyafet zorunluluğu yoktu. Onların elbiseleri neredeyse tümüyle komşularınkine uyuyordu. Yahudi Hristiyan ya da Müslüman evlerinin yapılışlarında hiçbir fark yoktu. Bu evler köylerde, kentlerdeki lüksü hemen hemen hiç taşımayan pişirilmemiş tuğlalardan yapılmış sadece tek odası bulunan tek katlı yapılardı. Amadiya gibi bazı yerlerdeki Yahudi dükkânları Yahudi olmayanların dükkânlarından ayrılmamıştı. Zaho, Erbil ve Kerkük gibi yerlerde ayrı Yahudi pazarları vardı. Hırsızlık ve adam öldürme olaylarına rastlandığı için bölgedeki Yahudiler korunmak amacıyla yerel Kürt ağaların himayelerine mecburlardı. Onlar bunun karşılığında ağaya özel vergi veriyorlardı. Ağanın emirlerine tamamen uymak zorundaydılar ve bazen ağa onları satabilir veya hediye edebilirdi; bu durum XX. yy.’ın başlarına kadar böyle devam etmiştir.

Ortaçağda Kürt Yahudiler

Kürt Yahudiler asırlarca diğer Yahudilerden izole edilmiş bir şekilde yaşadıkları için onlar hakkında bilgi kaynakları sınırlıdır. Hatta XX. yy.’ın başlarına kadar kapalı bir yapıda oldukları, diğer Yahudi topluluklarla da çok irtibatta olmadıkları söylenir. İsrail’in 2. Cumhurbaşkanı olan Yitzhak Ben Tzvi onları “Uzak düşmüş kardeşler” anlamında “Ahim Nidahim” diye adlandırmıştır. Kürt Yahudiler hakkında en erken bilgi XII. yy.’da yaşamış Yahudi seyyah Tudelalı Benjamin tarafından verilir. O, bölgeye 1170 yılında yapmış olduğu seyahatinde Aramice konuşan 100’den fazla Yahudi topluluğunu ile karşılaştığını söyler. Aynı bilgi ondan çok kısa bir zaman sonra bölgeyi dolaşan Regensburglu Pethaiah tarafından da teyit edilmektedir.

XII. yy.’ın ortalarında Amadiya şehri civarındaki Kürt Yahudiler ayaklanmışlardır. (Bu şehir günümüzde IKBY sınırları içerisindedir.) Bu ayaklanma dini karakterde olmuştur. Kaynaklar bu ayaklanmanın lideri hususunda Menahem b. Süleyman ibn er-Rûhî ve David er-Râî olmak üzere iki farklı isimden bahseder. Bazıları ise bu ikisinin aynı kişi olduğu, Çoban Davud anlamında David er-Râî’nin lakap olduğu görüşündedir. Tudelalı Benjamin seyahatnamesinde bu hususta bilgiye yer vermiştir. Yahudi din adamı, büyücü ve mistik olan David er-Râî veya daha yaygın bilinen adıyla David Alroy, Haçlı Seferleri’nin de bölgede yarattığı karışıklıktan istifade ederek, kendisinin Mesih olduğu iddiasıyla ortaya çıkmıştır. Daha XII. yy.’da Siyasal Siyonizm’in ilk söylemlerini dile getiren David taraftarlarına, onları uçarak Kudüs’e götüreceğini söylüyor, Süleyman Mabedi’ni yeniden inşa edeceğini, dağınık Yahudi toplulukları Kudüs’te bir araya getireceğini ve İsrail devletini kuracağını vadediyordu. Ayaklanma başarılı olmamış, David öldürülmüş, taraftarlar gözden kaybolmuşlardır. Kaynaklar bu hususta bilgi verirken David’in olağanüstü şeyler gerçekleştirdiği gibi çeşitli efsaneler ürettiği için konuyla ilgili net bir tablo çizmek kolay değildir. Ayaklanmadan sonraki süreçle ilgili ortaçağın önemli bilginlerinden Samuel b. Yahya el-Mağribi bilgi verir. Yahudi kökenli olup İslam’a geçen el-Mağribi, İfhamü’l-Yehud adlı eserinde (günümüzde İran sınırları içerisinde olan) Marağa, Hoy ve Tebriz şehirlerinde ona inananların varlığını ifade eder. Yahudi tarihi kitaplarında sonraki dönemlere ait anlatılarda Menahemciler adlı bir gruptan bahsedilmesi, bu bilgiyi desteklemektedir. Nitekim XIX. yy.’da Britanya’da başbakanlığa kadar yükselen Yahudi asıllı Benjamin Disraeli’nin Alroy romanı, bu hareketin Yahudi hafızasında varlığını sürdürdüğüne bir işaret sayılabilir.

Kaynaklarda Kürt Yahudiler hakkındaki sonraki bilgiler XVI. yy.’daki gelişmeleri anlatır. Bu durum, XIII-XV. yy.’lar boyunca Kürt Yahudiler arasında kayda değer bir olayın vuku bulmadığına yorumlanabilir. XVI. yy.’ın sonlarından itibaren bazıları Osmanlı hâkimiyetindeki Filistin’in Safed ve Celile şehirlerine göç eder ve orada bir yerleşim birimi oluşturur. Bu dönemin etkin aileleri arasında Adoni (veya Barazani), Mizrahi, Duga ve Hariri aileleri özellikle zikredilmektedir. XVII. yy.’da dikkate değer olgu, bir kadının dini okulun başına geçmesi durumudur. R. Samuel Barzani’nin kızı olan Asenat Barzani (1590-1670), R. Yakov Mizrahi ile evlenmiş, onun erken ölümü üzerine Amadiya’daki yeşivanın başına geçmiştir. Onun Tevrat ve Talmud uzmanı olduğu, Yahudi mistisizmi/Kabbalah’ı bildiği ve uyguladığı, İbranice ilahiler, şiirler ve mersiyeler yazdığı nakledilir. Kadının geri plana atıldığı Yahudilikte, Asenat Barzani olayı çok önemli bir olgudur.

XVIII-XIX. yy.’da Kürt Yahudilerin durumu hakkında bilgi veren kaynaklar seyahatnamelerdir. İngiliz Claudius James Rich 1820’de bölgeyi ziyaret etmiş ve Yahudi toplulukları ile gördüklerini kaleme almıştır. Aslen Litvanyalı olan David de Beth Hillel 1828 yılında bölgeyi gezmiş ve onlar üzerine verdiği detaylı bilgilerle bir anlamda Kürt Yahudileri yeniden keşfetmiştir. 1859’da R. Yehiel Fischel Kestilman Safed’deki topluluğu ziyaret etmiş ve geriye anılarını bırakmıştır.

XX. yy.’da Kürt Yahudiler

1920’lerde farklı hükümetler tarafından Birleşmiş Milletler’e sunulmuş nüfusun etik kompozisyonunu gösteren rakamların tam anlamıyla güvenilir olmadığı ifade edilmiştir. Bu nedenle bu hususta net bir bilgi sunmak zordur. Fakat bu konunun tamamen karanlık olduğu anlamına da gelmemelidir. Örneğin XX. yy.’ın başlarında Irak’ın kuzeyinde dağlık bölgelerde yaşayan Kürt Yahudilerin sayısının 15.000-20.000 civarında olduğu, yaklaşık 150 köyde yaşadıkları ifade edilir. Başka bir kaynak ise bu sayının 30.000 civarında olduğunu söyler. Kanaatimizce bu sayılara ihtiyatla yaklaşılması isabetli olacaktır. İsrail Devleti’nin kurulmasının ardından oraya göç edenler arasında Kürt Yahudiler de vardı. Esas olarak yaptıkları göçe kadar Kürt Yahudilerin sayısının 18.000 ile 33.000 arasında olduğu, onların yaklaşık 200 köy ve kasabada yaşadıkları ifade edilmiştir. Tümüyle Yahudilerden oluşan birkaç yerleşim birimi hariç, bunlar etnik olarak karışık yerlerde yaşamışlardır. Birçok Yahudi antropolog ve etnograf, 1930-1950 yılları arasında bölgeyi dolaşmış, Kürt Yahudilerin sayıları, kültürleri ve sinagoglar hakkında bilgiler vermiş, onların tarihi, müzik gelenekleri, dilleri ve halk edebiyatları üzerine araştırmalar yapmışlardır. Bu isimlerden Kehilot Yehudey Kurdistan eseriyle tanınan Avraham Ben-Yakov, 1948’de İsrail’in kurulmasından kısa süre önce yapılan nüfus araştırmalarına göre bölgede 188 Kürt Yahudi kabilenin bulunduğunu belirtiyor. Bunlardan 146’sı Irak, 19’u İran, 11’i Türkiye ve öbür 11’i ise Suriye sınırları içerisinde idi. Görünen o ki İran, Türkiye ve Suriye’de var olsalar da Kürt Yahudiler ağırlıklı olarak Irak’ın kuzeyinde yaşamışlardır. Konu üzerine Yehudey Kurdistan: mehqar etnografi (ed. R. Patai) adlı araştırmanın sahibi Erick Chiram Brauer (ö. 1942) de Irak’taki Yahudi kabilelerin sayısını daha fazla vermiştir. İsrail’in kurulmasından önce bölgedeki Yahudi toplulukları ziyaret eden Walter Joseph Fischel, onlar hakkındaki anılarında onların köylerde dağınık olarak yaşadıklarını ve sayıca fazla olmasa bile Yahudi barındırmayan köyün neredeyse hiç olmadığını ifade eder.

Kürt Yahudilerin Filistin topraklarına göçü, daha İsrail kurulmadan çok önceden, XVI. yy.’ın sonlarından itibaren başlamıştır. Onlar Safed ve Celile şehirlerine göçmüş ve orada bir yerleşim birimi oluşturmuşlardır. XX. yy.’ın başlarından itibaren dünyanın çeşitli bölgelerinden Yahudiler Siyonist motivasyonlarla Filistin topraklarına göç ediyorlardı. Kürt Yahudiler de bu sırada göç etmeye başladılar. 1920-1926 arasında 1.900, 1935’te 2.500 kişi göç etti. 1948’de İsrail kurulurken orada 8.000’i aşkın Kürt Yahudinin olduğundan bahsedilir. Avrupa Yahudileri Kürt Yahudileri ihmal etmemiş, onlarla bağlar kurmuşlardır. Fransa merkezli Alliance Israelite Universelle adlı Yahudi eğitim kuruluşunun Musul’da (1900-1906) ve Kerkük’te (1912) okullar açtığı bilinmektedir. Kürt Yahudiler Siyonizm hareketiyle de tanışmışlardı. 1920’lerin sonlarında Irak’tan ailesiyle Kudüs’e göç eden Moşe Barzani (1926-1947), paramiliter Lehi (İsrail Özgürlük Savaşçıları) grubunun meşhur üyelerinden olmuştur.

İsrail devleti kurulduktan sonra Kürt Yahudiler İsrail’e kitlesel halde göç etmişlerdir. 1950-1952 yıllarında Mossad’ın organize ettiği Ezra ve Nehemya Operasyonu çerçevesinde İsrail’e taşınan yaklaşık 130.000 Irak’lı Yahudi arasında onlar da vardı. Irak’ta köylerde ve kasabalarda yaşayan Yahudiler önce Bağdat’ta toplanmış, ardından da uçaklarla İsrail’e taşınmışlardır. Aralarından bazıları ABD’ye, Avrupa’ya da göçmüştür. İsrail’e götürülen Kürtlerin büyük bir bölümü Kudüs’ün Katamonim/Gonenim semtinde ve Hayfa’nın köylerinde yerleştirilmişlerdir. Kürt Yahudiler Kürtçe konuşur, Kürt kıyafetleri giyer, Kürt yemekleri yapar ve aynı zamanda da sinagoga giderler. Kürt Yahudiler üzerine çalışmasında Birgit Ammann Suriye, İran ve Irak’taki Kürt Yahudilerin artık kalmadığını söyler. Yine Ammann’ın, Anadolu’nun doğusunda tarihsel olarak Kürtçe konuşan bölgelerde Yahudilerin bulunup bulunmadığını soran emailine, Türk Yahudi Topluluğu 21.01.2013 tarihinde “bugün bu bölgelerde yaşayan Yahudi yoktur” şeklinde cevap vermiştir. Yine tarihsel olarak Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan Yahudilerin yurt dışına göç ettikleri ve artık bölgede görünür olmadıkları araştırmacılar tarafından ifade edilmektedir. Kanaatimizce, söz konusu bölgede Kürt Yahudilerin artık kalmadığını belirten bilgilere temkinle yaklaşılmalıdır. Kültürel asimilasyon neticesinde kimliğini kaybetme gibi doğal sebeplerin yanında güvenlik nedeniyle Yahudiliğini saklama gibi endişeye dayanan sebeplerle Kürt Yahudilerin kendilerini görünür kılmadığını söylemek daha ihtiyatlı bir söylem olacaktır. (Nitekim bu yazının kaleme alınması için yazarın ilgisini uyandıran başlıca motivasyon IKBY’de yaşanan olaylar, bu ihtiyatlı tutumu haklı çıkarmaktadır.)

İsrail’de Kürt Yahudiler

Günümüzde Kürt Yahudiler İsrail’de özellikle Kudüs çevrelerinde yaşamaktadırlar. İsrail merkezli The Times of Israel adlı haber sitesinin 30.09.2013 tarihli haberine göre “günümüzde İsrail’de neredeyse yaklaşık 200.000 kadar Kürt Yahudi bulunmaktadır. Bunların yarısı kadarı Kudüs’te yaşarlar. Ayrıca, Kürt Yahudiler tarafından kurulan 30’dan fazla köy mevcuttur.” İbranice ‘Hithadşut’ adlı süreli yayın İsrail’deki Kürt Yahudilerin öne çıkan yayınlarından olup burada yer alan yazılar onlar hakkında faydalı bilgi kaynağıdır.

Kürt Yahudiler arasında sekülerleşme süreci olmadığından, 1950’lerde göç eden göçmenler büyük oranda geleneksellerdi. Bugün ise genç Kürt Yahudilerin çoğunluğu eğitimli ve seküler bir yaşam tarzına sahiptirler. Onlar kendilerini Kürt değil İsrailli olarak tanımlamaktadırlar ve pek çok geleneksel Kürt adetlerini terk etmişler. Yalnız yaşlılar Aramice ve/veya Arapça konuşurken, genç nesiller ise İbranice’yi ana dilleri kabul etmişlerdir. Elli yıl önce İsrail’deki Kürt Yahudilerin çoğu kendi cemaatlerinden birisiyle evlendiği halde bugün çoğu genç Kürt Yahudiler diğer Yahudi cemaatlerin üyeleri ile evleniyorlar. Kürt bayramı olan Saharana, bir dönem unutulmuşsa da yeniden canlandırılarak İsrail’de genç nesil tarafından sürdürülmektedir. İlkbaharın gelişini kutlayan bu bayram önceleri Pesah Bayramı haftasında kutlansa da sonradan Sukot bayramı haftasında kutlanmaya başlandı. Bu bayramda bir köyde bir araya gelen Kürt Yahudiler, geleneksel Kürt şarkıları okur ve dans eder, geleneksel Kürt yiyecek ve içeceklerini tüketirler. Kendilerine özgü müzik geleneğine sahip olan Kürt Yahudiler, Doğu Sefarad müzik geleneğindeki “Cebeli/Dağlı” diye adlanan bu geleneklerini hala sürdürüyorlar.

Kürt Yahudiler üzerine akademik eserleri çeşitli dillere çevrilmiş olan Dr. Mordehay Zaken, 1993’te Kürt İsrail Dostluk Birliği’ni kurmuştur. Birliğin yayınladığı Yedidut/Dostluk dergisi dünyadaki Kürt organizasyon ve aktivistlere gönderiliyor. Zaken kendisi aslen Zaho kentinden bir Kürt Yahudidir. Yazılı, sözlü ve arşiv araştırmalarıyla Yahudilerle Kürt aşiret ağaları arasındaki bağın izini süren Zaken, ilmi çalışmalarında özellikle Kuzey Irak üzerine yoğunlaşmıştır. 1997’de Arap azınlıklarla ilgili başbakan danışmanlığına getirilen Zaken, 2001’den itibaren ise Kamu Güvenliği Bakanlığı’nda danışmanlık hizmeti vermektedir. O, dünyanın çeşitli üniversitelerinde ve STK’larda Kürt Yahudiler konusunda konuşmalar yapmaya davet edilmiştir. İsrail ile Barzani ailesi arasında tarihi ve kültürel bir ilişki olduğunu anlatan Zaken, bu ilişkinin baba Mustafa Barzani tarafından kurulduğunun altını çizmektedir.

İsrail’de birçok Kürt Yahudi, ordu ve sivil hizmette yüksek görevde bulunmuşlardır. Örneğin, 1995’te İsrail ordusundan tümgeneral rütbesiyle emekliye ayrılan (Irak kökenli) Yitzhak Mordehay 1996-1999 arasında İsrail Savunma Bakanı olmuş, 1999’da Merkez Partisi’ni kurarak seçimleri kazanmış ve 1999-2001 arasında Başbakan Yardımcısı ve Ulaştırma Bakanı görevlerinde bulunmuştur. Yine Kürt kökenli Zvi Bar (Barzani) 1989-2013 yılları arasında beş kez peşpeşe Ramat Gan belediye başkanlığı görevine seçilmiştir. 2000-2003 arasında Kudüs Emniyet Müdürlüğü de yapmış olan Şırnak/Cizre kökenli Mickey Levy, 2013 ve 2015 seçimlerinde Yeş Atid Partisi’nden İsrail Millet Meclisi Knesset’e girebilmiş, XIX. Hükümette Maliye Bakan Yardımcısı görevine atanmıştır. Yine başka bir Kürt kökenli politikacı Moşe Raz 2000-2003’te Meretz Partisi’nden Knesset’e girmiştir. Sonraki seçimlerde de aynı partiden aday gösterilse de yeterli oy kazanamadığı için Knesset dışında kalan Raz, 22. 10.2017’de parti lideri Zehava Gal-On’un koltuğunu bırakmasıyla Knesset’e girebilmiştir. Yine önceleri İsrail Milli Talebe Birliği lideri olan İtzik Şmuli 2013-2015’te İşçi Partisi’nden, 2015’te ise Siyonist Birlik’ten Knesset’e girmiştir. Yine İran doğumlu Kürt Yahudi olan Yosef Şiloah (ö. 2011) İsrail’in ünlü erkek oyuncularından olmuştur. İsrail Milli Takım oyuncusu, hazırda antrenör Uri Marmilian da Kürt kökenlidir.

İsrail’de Kürt Yahudiler çeşitli isimler altında kurumlar oluşturmuştur ve hem kendi kültürleriyle hem de birbirileriyle bağlarını bu şekilde canlı tutmaya çalışmışlardır. İsrail Kürtlerini temsil eden bu gruplar şemsiye bir organizasyonun altında birleşirler. Bu şemsiye organizasyonun başında Herzl Levi durmaktadır.

IKBY’nin İsrail ve Yahudilerle ilgili tutumu

Günümüzde İsrail ile IKBY arasında resmi bir ilişki bulunmamaktadır; taraflar arasında diplomatik temsilcilikler açılmamıştır. Fakat bu durum onlar arasında bağ olmadığına yorumlanmamalıdır. İsrail’de bulunan Kürt kökenli Yahudiler günümüzde İsrail ile IKBY arasındaki yarı resmi bağı kurmuşlardır. Onlar aradaki kültürel ve iş ilişkileri alanında önemli rol oynamaktadırlar. İsrail’deki Kürt Yahudiler IKBY’ni kendi memleketleri olarak anmaktadırlar. Nitekim her iki tarafın en üst yetkilileri arasındaki sıcak münasebet herkesçe malumdur. Bu sıcak münasebet yeni ortaya çıkmış olmayıp XX. yy.’ın ortalarından itibaren mevcuttur. 1960’lı yıllarda İsrail’in Molla Mustafa Barzani ile iyi ilişkileri anlatılmaktadır. İsrail istihbarat servisi mensubu ve yöneticilerinin IKBY seyahatleri, Kürt isyancıları kışkırtmaları medyaya yansımıştır. İsrail bölgedeki Kürtlere askeri eğitim vermiş, her türlü siyasi, ekonomik, güvenlik vs. alanlarda desteğini eksik etmemiştir. Bu sıcak ilişkiler ve geniş destek XXI. yy.’da da devam etmektedir. İsrail istihbarat birimlerinin IKBY’de askeri eğitimler verdiği Batı medyasında defalarca tekrarlanmıştır. 2015’te, Bağdat’ın tepkisi nedeniyle dünya ülkeleri IKBY’den petrol almaya çekimser dururken İsrail petrol alımı yaparak kritik destek sergilemiştir. Yine İsrail’in IKBY’e silah temin ettiği de belirtilmiştir. Mayıs 2006’da IKBY eski başkanı Mesut Barzani, Kuveyt ziyareti sırasında yapılan röportajında, bazı Arap ülkelerinin İsrail ile bağları olduğunu argüman göstererek Kürtler ile İsrail arasında bağ kurmanın hiçbir suç teşkil etmeyeceğini, eğer Bağdat İsrail ile diplomatik ilişkiler kurarsa Erbil’de İsrail konsolosluğu açacağını vurgulamıştır.

İsrail’in IKBY ile iyi ilişkiler geliştirerek Kürtler üzerinden İran, Türkiye ve Suriye’yi takibe almayı hedeflediği düşünülebilir. Nitekim 2017 Eylül’deki referandumda en önemli ve hatta yegâne destek İsrail’den gelmiştir. Başbakan ve bakanlar düzeyinde dile getirilen destek söylemleri, İsrail vatandaşı Kürt Yahudilerin de açık alandaki destek tezahüratları ile tamamlanmıştır. İsrail, IKBY’ne sıradan bir partner olarak bakmamakta, onun üzerinden sadece ekonomik ve siyasi olarak değil aynı zamanda daha farklı çıkarlar hedeflemektedir. Yeri gelmişken, Kudüs İbrani Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, genetik bakımdan Yahudilere en yakın topluluğun Kürtler olduğunu iddia eder. 2001’de tamamlanan bu araştırmayı yapanlar Prof. Ariella Oppenheim and Dr. Marina Feirman olmuştur.

Günümüzde IKBY bölgesinde 400-730 arasında Yahudi ailesi yaşadığı tahmin edilmektedir. IKBY parlamentosu 05.05.2014’te “Kürdistan’da Azınlıkların Hakları” adlı bir yasa çıkardı. 18.10.2017’de Şerzad Ömer Mamsani isimli Kürt Yahudi, Diyanet ve Vakıf İşleri Bakanlığı’na Yahudi cemaatinin temsilcisi olarak atanmıştır. 1976’da Yahudi anne ve Müslüman babanın çocuğu olarak doğan Mamsani, 1997’de bölgenin İsrail ile ilişkilerini konu edinen bir kitap çalışması sırasında saldırıya uğrayarak sağ elini kaybetmiştir. 2015’te DAEŞ’e karşı savaşmak için gönüllü olarak İKBY ordusuna yazılan Mamsani çok zaman geçmeden IKBY’de Yahudilerin temsilcisi olarak atanmıştır. Röportaj sırasında Mamsani bu göreve atanmasını, elini kaybetse de yılmayıp sosyal bir aktivist olarak bu konuları gündemde tuttuğuna, 2003 itibariyle IKBY’deki Yahudi mirasını canlandırmak için uğraşmasına bağlamakta, “Onlar beni seçmedi, aslında ben bu göreve talip idim” demektedir. O DAEŞ’in IKBY’deki Yahudi kökenlileri daha da bilinçlendirdiğini iddia etmektedir. Onun verdiği bilgilere göre, eskiden sokaklarda kimsenin kipa/Yahudi erkeklerin başlarına koyduğu takke ile dolaşmadığı halde artık bu durumun değiştiğini belirtir. O, Kürt Yahudi arkadaşlarıyla birlikte hazırlayıp 2014’te IKBY Diyanet İşleri Bakanlığı’na sunduğu planın pek etkili sonuçlar doğurmadığını dile getirmektedir. Mamsani, azınlıklarla ilgili yasadan olumlu şekilde bahseder: “Bu yasaya göre, göçüp giden her bir Yahudi geride bıraktıklarını bugün hükümetten talep edebilir ve hatta tazminat dahi alabilir.” Bu yasanın her inanç mensubuna Meclis’te temsil edilme hakkı verdiğini belirten Mamsani, kendisinin ne IKBY’de ne İsrail’de siyaset yapmayı düşündüğünü, bir din temsilçisi olarak siyasetten ve ticaretten uzak durarak “Mezopotamya’nın en eski halkının tarihini canlandırmayı hedeflediğini” açıklamaktadır. Günlük hayatını bir Yahudi gibi yaşayan, Yahudi kılık kıyafetini giyen Mamsani, IKBY’de Yahudi yaşamın canlandırılması yönünde planlarını “Yahudi kültürü siteleri oluşturmak, sinagoglar ve mezarlıkları tamir etmek, türbeleri tamir etmek, şehitlikler kurmak, bölgenin Yahudi kültürünü turizme kazandırmak” şeklinde açıklar. Gerektiği durumda İsrail’in örneğin Irak’a müdahale etmesini savunan Mamsani, bu görüşünü “Kürdistan gibi İsrail de baskıcı değil baskı altında olan taraftır” argümanıyla savunur.

Kaynakça

Abraham ben Jakov, Kehillot Yehudei Kurdistan, Yeruşalayim: Ben Tzvi, 1961.

Abraham Ben-Yaacob, “Kurdistan”, Encyclopaedia Judaica, 2nd ed., XII, 389-393.

Aharoni, Yohanan, The Jewish People: an illustrated history, [ed. Shmuel Ahituv], New York: Continuum, 2006.

Bigrit Ammann, “Sonsuza dek kaybolmuş Kürt Yahudi Toplulukları”, Kürdistan’da Dini Azınlıklar, [ed. Khanna Omarkhali], İstanbul: Avesta, 2014, 397-436.

Brauer, Erick, The Jews of Kurdistan, [ed. R. Patai], Detroit: Wayne State UP, 1993.

Braver, Erih Hiram, Yehudey Kurdistan: mehqar etnografi, (ed. R. Patai), Yeruşalayim, 1943.

Dinah Feitelson, “Aspects of the social life of Kurdish Jews”, Jewish Journal of Sociology, vol. 1:2 (1959), 201-216.

Fassberg, S.E., The Jewish Neo-Aramaic dialect of Challa, Leiden: Brill, 2009.

Fischel, W.J., “The Jews of Kurdistan: a first hand report on a Near Eastern Mountain community”, Commentary, 8:6 (1949), 554-559.

Gavish, Haya, Unwitting Zionists: The Jewish Community of Zakho in Iraqi Kurdistan, Detroit: Wayne State UP, 2010.

H. Rosenthal–J.G. Lipman, “Kurdistan”, http://www.jewishencyclopedia.com (erişim tarihi: 05.11.2017)

http://d6.dayan.org/kurdish-studies-program-0 (erişim tarihi 08.11.2017).

http://www.timesofisrael.com (erişim tarihi: 18.11.2017).

https://thekurdishproject.org (erişim tarihi 08.11.2017).

https://www.haaretz.com (erişim tarihi: 15.11.2017).

Sabar, Ariel, My Father’s Paradise, Chapel Hill: Algonquin Books, 2008.

Sabar, Yona, The Folk Literature of the Kurdistani Jews: an anthology, New Haven: Yale UP, 1982.

Shwartz-Be’eri, O., The Jews of Kurdistan: daily life, customs, arts and crafts, Jerusalem: The Israel Museum, 2003.

Zaken, Mordechai, Jewish subjects and their tribal chieftains in Kurdistan: a study in survival, Leiden: Brill, 2007.

Doç.Dr. Eldar HASANOĞLU Kimdir?

Azerbaycan'da doğdu. Bakü Devlet Üniv. İlahiyat Fakültesi'nde okudu. Lisansüstü eğitimini Marmara Üniv.’de aldı. Doktora araştırmaları ve İbranice eğitimi için Toronto Üniv. ve Hayfa Üniv.'nde bulundu. Arapça, Farsça, İbranice ve İngilizce bilen Hasanoğlu'nun İbranice, Yahudilik ve İsrail üzerine kitap ve makale çalışmaları bulunmaktadır. Hasanoğlu, halen İzmir Katip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinde öğretim üyesidir.

Kaynak: Bilimevi Dış Politika Dergisi, Sayı:3

Güncelleme Tarihi: 10 Ağustos 2018, 18:00
YORUM EKLE

banner26

banner25