banner39

Afrika'nın IŞİD'i: Boko Haram

IŞİD’den sonra en fazla sivil ölümüne neden olan örgüt Boko Haram'ın Afrika’daki saldırıları durdurulamıyor. Kurulduğu 2002’den bu yana 7 bin kişinin ölümüne neden olan örgüt, en az 250 milyon Afrikalıyı ise kamplarda yaşamaya mahkûm etti

Dübam 25.02.2015, 14:48 25.02.2015, 14:48
Afrika'nın IŞİD'i: Boko Haram

Hedefini giderek genişleten Boko Haram, Nijerya, Nijer, Çad ve Kamerun bölgelerinde faaliyet gerçekleştiriyor.  Boko Haram şubat ayında saldırılarına hız verdi.

Örgütün Nijerya, Kamerun ve Nijer'de son iki hafta içerisinde gerçekleştirdiği saldırılarda en az 200 kişi hayatını kaybetti.  

Saldırıların merkezindeki Nijerya'da hükümet, örgütle mücadelesinde halen sonuç alabilmiş değil. Özellikle Borno eyaletinin başkenti olan Maiduguri'deki Boko Haram hakimiyeti bunun en net örneği. 

Ülkeden gelen son haberler ise Boko Haram'ın saldırılarını Sambisa ormanı yakınlarındaki Fotokol kasabasına yönlendirdiği ve 4 kasabayı kuşattığı yönünde. Fotokol şehrinde sabah namazı vakti camilere giren Boko Haram’ın, Mustaf Cami’inde 39, Utaz Muhammed camiinde 37, Tudjanima camilerinde en az 22 kişiyi öldürerek camileri ateşe verdiği öğrenildi.  

Yakılan camilerin Sufi camileri olduğu açıklandı. Sayısı 250'yi geçen yaralıların tedavisinin ise bölge hastanesindeki yetersizlikler nedeni ile yapılamadığı belirtildi. Bölgede katliam bu kadarla sınırlı değil. Boko Haram ayrıca kamu binalarını da ateşe vererek kullanılmaz hale getirdi. Fotokol'daki diğer saldırılarda da en az 100 kişinin ateşli silahlarla ve boğularak öldürüldüğü açıklandı. 

Boko Haram, son dönemdeki saldırılarına Nijer'i de ekledi. İlk kez Nijer topraklarında eylem yapan örgüt Bosso kasabasında iki askeri üsse saldırdı. Boko Haram mensupları ile Nijer güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalarda 12 güvenlik görevlisi ölürken 109 Boko Haram üyesi de öldürüldü.  

Örgüt ayrıca Nijer'in Diffa kasabasında bir markete düzenlediği saldırıda 6 kişiyi öldürdü. 12 kişi de yaralandı. Boko Haram'ın Nijer'e saldırmasına gerekçe olarak ise Afrika Birliği çatısı altında oluşturulacak askeri operasyon gücüne destek vermesi gösterildi. 

Boko Haram'ın bölgede hedef aldığı bir diğer ülke ise Kamerun. Kamerun'da hareket halinde bulunan bir otobüsü kaçıran Boko Haram mensupları aracın içinde yaylım ateşi açtı. Otobüs içinde 15 kişiyi öldürerek yaşları 11 ile 14 arasında değişen 8 kız çocuğunu da kaçırdı.  

ÖRGÜT KAMERUN’DA BİN CAN ALDI  

Boko Haram, 2014'ün başından bu yana Kamerun'u hedef almış durumda. Örgüt, başta Marou olmak üzere Çad sınırındaki bölgelere saldırılar düzenliyor. Ülkede, geçtiğimiz yıldan bu yana Boko Haram saldırılarında ölenleri sayısı ise bini geçti. 

Boko Haram Kamerun'da başlangıçta askeri ve polis merkezlerine saldırı düzenlerken temmuzdan sonra hedefine sivilleri de aldı. Ardından özellikle Orta Afrika'dan gelen mülteciler üzerinde baskı kurarak silahlı adam takviyesi sağladı. 

Boko Haram, Kamerun'a saldırmasına gerekçe olarak ise devletin sınırlarının içinde Kamerun topraklarının da olduğu iddiasıydı. Buna karşın Kamerun başlangıçta Boko Haram'a karşı tek başına mücadele etme yöntemini benimsedi. Ancak Kamerun ordusu ağır kayıplar verdi.

Boko Haram'ın sivillere yönelik saldırılara başlamasının ardından Kamerun yönetimi de strateji değişikliğine gitti. Ardından kuzey komşusu Nijerya ve kuzey doğu komşusu Çad'la ortak operasyonlar yürütmeye başladı. Çad ordusunun Kamerun topraklarında Boko Haram'a karşı operasyon yapmasına izin verdi.  

Çad, Nijerya ve Kamerun arasında Boko Haram'a karşı istihbarat bilgilerin paylaşımı ve ortak mücadele anlaşması yapıldı.  

Boko Haram'ın Kamerun'a cevabı ise saldırıları artırmak oldu. Ardından aralarında Çinli işçiler de dahil olmak üzere 200 yakın kişiyi kaçırdı. Kaçırılanlardan bir kısmını fidye karşılığı serbest bırakırken bir kısmını öldürdü. Şu anda Boko Haram'ın çoğunluğu kadın ve kız çocuğu olmak üzere en az 50 kişinin elinde bulundurduğu biliniyor.  

Kamerun, son olarak Boko Haram'la daha etkin bir şekilde mücadele etmek için çoğunluğu milislerden oluşan 10 bin kişilik bir ordu kurdu. Yeni oluşturulan bu milis gücü kuzey bölgelerde yaşayan yaşları 18 ile 23 arasında değişen gençlerden oluşturdu.  

Boko Haram'a karşı savaşan bu milis gücüne aylık bin doların üzerinde maaş ödemesi yapılıyor. Bu yeni operasyon gücünün tek amacı ise Boko Haram'a karşı saldırı tehdidi altındaki bölgeleri korumak olarak belirlendi. 

Ancak Kamerun'un tedbirleri bu kadarla sınırlı kalmadı. Çad ve Nijerya sınırlarını tel örgülerle çevirmeye başladı. Zira örgüt üyelerinin büyük bir bölümünün Çad'dan geldiği iddia ediliyor. Tel örgülerin örgüt üyelerinin gelişini önlemek için yapıldığı öne sürülüyor. 

Tüm bu tedbirlere rağmen Boko Haram'ın Kamerun'daki eylemleri devam ediyor. Hafta başında Boko Haram bir otobüsün yolcuları kaçırdı ve Nijerya sınırında iki kasabada en az 15 kişiyi öldürdü. 

ÇAD HAVA GÜCÜYLE ÖRGÜTE DARBE VURDU 

Çad, Batı Afrika'nın en gelişmiş donanımına sahip ülkesi konumunda. Orta Afrika, Somali, Burundi, Fildişi'nde Afrika barış gücü içerisinde Çad askerleri de var. Ülke, Boko Haram saldırılarının çıktığından bu yana dikkatli bir politika izlemeye özen gösterdi. Boko Haram'la karşı karşıya gelmemeyi tercih etti.  

Ancak bu yılın başında Baga köyündeki katliamda Çad vatandaşlarının da öldürülmesinin ardından ülke örgüte karşı aktif olarak mücadele etme kararı aldı. Bu kararın arkasında Nijerya ve Çad tarafından Boko Haram mensuplarının Çad'dan gelerek katliamları gerçekleştirdiği iddiaları da var.  

Çad, geçtiğimiz ayın ortalarından itibaren hem Nijerya'ya hem de Kamerun'a asker gönderdi. Şu an Kamerun ve Nijerya'da Boko Haramla savaşmak için giden 1000’e yakın Çad askeri var. Süreçte Boko Haram’ın Çad ordusu karşısında başarısız olduğu görüldü.  

Bunun en önemli nedeni ise Çad ordusunun operasyonlarda hava kuvvetleri desteğini de kullanmasıydı. Boko Haram henüz Çad'a karşı doğrudan büyük bir saldırı gerçekleştirmiş değil. Ancak Baga katliamında saldırıdan kaçarak boğulanların çoğunluğunun Çadlı olması, hükümetin tavrının değişmesine neden oldu.

Çad Gölü havzası stratejik öneme sahip bir bölge. Zira havza içinde Çad, Kamerun, Nijerya ve Nijer toprakları bulunuyor. Çad hükümeti Çad gölünde sürdürdüğü kontrolü devam ettirmek istiyor. Boko Haram açısından ise Çad gölü bir geçiş bölgesi özelliğinde. 

Çad Gölü’nü kullanarak örgüt üyeleri bir ülkeden diğerine kolaylıkla geçilebiliyor. Ancak bölgenin önemi bu kadarla sınırlı değil. Çad Gölü'nde uzun süredir petrol arma çalışmaları da yapılıyor. Ayrıca bu bölge Nijer'deki uranyum ve Çad'daki petrol yataklarına da oldukça yakın. Çad Gölü aynı zamanda dört ülke arasında suyolu ulaşımı açısından da önemli.  

Bölgedeki ticaretin yüzde 20'si Çad Gölü üzerinden yapılıyor. Göl ayrıca bölgenin büyük bir bölümünün çöl olmasından dolayı insanların su ihtiyacını da karşılıyor. Çad hükümeti Boko Haram tehdidinin yalnız Nijerya ile Kamerun'un sorunu olmadığının farkında. 

Yakın gelecekte örgütün saldırılarının kendisini de hedef alacağının hesaplarını yapıyor. Çad yönetimi, bu bağlamda Boko Haram'la mücadelenin tartışıldığı üç önemli toplantıya ev sahipliği yaptı. Boko Haram'a karşı 8 bin 750 askerden oluşacak operasyon merkezin ülkede olmasını sağladı. 

AFRİKA BİRLİĞİ ÇÖZÜM ARIYOR 

Afrika'da başta Nijer, Nijerya ve Çad olmak üzere birçok ülkede silahlı faaliyetleri gerçekleştiren Boko Haram ile uluslararası alanda mücadele sürüyor. 24'üncüsü düzenlenen Afrika Birliği zirvesinin ana gündem maddelerinin başında da Boko Haram ile mücadele vardı. Önce, birliğin Nijerya'da Boko Haram ile mücadele için 7 bin 500 asker görevlendirilmesi kararlaştırıldı, ardından bu sayı 8 bin 750'ye yükseltildi.  

Boko Haram'ın eylemlerini yaptığı Nijerya, Kamerun, Çad ve Benin, Afrika Birliği'nin Boko Haram ile mücadeleyi birleşmiş milletler güvenlik konseyi gündemine taşıması için çağrıda bulundu. Zirveye katılan Birleşmiş Milletler genel sekreteri Ban Ki Mun da Boko Haram ile mücadele için uluslararası alana seslendi. 

Ban Ki Mun, "El Kaide gibi Boko Haram ve IŞİD de terör örgütleridir. Halklara vahşet uygulamışlardır. Hiçbir ülke, hatta bölge ülkeleri de bununla tek başına mücadele edemez. Bu nedenle ulusal ve uluslararası birlikleri teröristlerle mücadele etmeye çağırıyorum. Birleşmiş Milletler Afrika Birliği ile çalışmaya hazır" diye konuştu.  

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, daha önce Boko Haram'ın şiddet eylemlerini kınayan bir karar tasarısı üzerinde uzlaşmıştı. Boko Haram tehdidinin başlıca gündem maddelerinden biri olduğu bir diğer ülke ise Amerika Birleşik Devletleri. 

Son olarak ocak ayı sonunda Nijerya'da resmi temaslarda bulunan Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı John Kerry, Nijerya Ordusu'na Boko Haram ile mücadele konusunda destek vereceğini açıklamıştı. Kerry, Nijerya ordusunu eğiteceklerini ve örgütle mücadele için Nijer ve Kamerun ile de birlikte çalışacaklarını vurgulamıştı.  

Boko Haram'ın ilerleyişini yakından takip eden Türk Dışişleri Bakanlığı da örgütün faaliyetlerini kınadığını açıkladı. Son olarak Boko Haram’ın camilere saldırarak sabah namazını bekleyen 100'e yakın kişiyi öldürmesine yönelik verilen tepkide, bölgedeki siyasi ve toplumsal istikrarı zedelemeyi hedefleyen olaylarının şiddetle kınandığı belirtildi.  

Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, “Giderek bölgesel bir sorun haline geldiği gözlemlenen Boko Haram örgütüne karşı bölge ülkelerinin ortak askeri güçle mücadele kararını destekliyor, bölge halklarının birlik ve dayanışma içinde terörizmin üstesinden geleceğine inanıyor ve bu şiddet sarmalının bir an önce son bulmasını diliyoruz" denildi. 

KITAYA İNSANİ KRİZ YAŞATIYOR 

2014 yılında DAİŞ'ten (IŞİD) sonra en fazla sivilin ölümüne sebep olan Boko Haram. Cinsel saldırılar, suikastlar, patlatılan bombalar. Tüm bunların sonucunda ise Boko Haram’ın etkin olduğu Nijerya, Nijer ve Kamerun’da yaşanan ve bir türlü sonlanamayan insani dram. 

Ölümler, mülteci kamplarına taşınan hayatlar, açlık ve salgın hastalıkların pençesindeki çocuklar. 2002 yılında kurulan, 7 yıllık pasif direnişin ardından 2009 yılında ilk eylemini yapan Boko Haram, hem saldırı alanını genişletiyor hem de yöntemini sertleştiriyor.   

Gittikçe güçlenen Boko Haram, önceleri kurbanlarını motorsikletlerden açtıkları ateş ile öldürüyordu. Şimdi ise hedefte kiliseler, askeri karargâhlar, karakollar ve hatta tümüyle kasabalar var.  

Araştırmalara göre, örgüt 2014 yılında 2 bin, kurulduğu günden bu yana ise 7 binden fazla kişiyi öldürdü. Doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 5 milyon kişi Boko Haram’dan etkilendi. En az 250 bin kişi de evlerini terk ederek mülteci kamplarına sığındı.    

Yaşananlar; kimi zaman temiz su, tuvalet ve gıdaya bile ulaşılamayan bu kamplara sığınanların aslında şanslı olduğunu gösterdi. Zira; mülteci kampına gidebilmek için evlerini terk eden binlerce kişi yolculuk esnasında hayatını kaybetti.   

BM dünya gıda programına göre açlık Boko Haram’dan kaçan insanların yaşadıkları en önemli sorunlardan biri.  Gıda programının açıkladığı son rapora göre, mülteci kamplarına ulaşabilen her iki yetişkinden biri yetersiz besleniyor.  

Her üç çocuktan biri ise beslenme yetersizliğine bağlı hastalıklarla mücadele ediyor. BM Dünya Gıda Programı 12 ay içinde 238 bin kişiye gıda yardımı ulaştırmayı planlıyor. Ancak yetkililer, riskli bölgelerde gerçekleşmesi planlanan bu yardımın hedefine ulaşmamasından endişeli. 

1 MİLYON 600 BİN KİŞİ MÜLTECİ KONUMUNA DÜŞTÜ 

Boko Haram'ın 2009'da başlayan kitlesel saldırıları sonucu 1 milyon 600 bin kişi mülteci oldu. 1 milyona yakını Nijerya içerisinde yer değiştirirken 600 binden fazla mülteci komşu ülkeler Çad, Nijer ve Kamerun'a sığındı. Boko Haram'ın saldırılarının devam etmesi nedeniyle mülteci sayısı giderek artıyor.  

Nijerya Hükümeti'nin bu mültecilere yönelik herhangi bir iyileştirme ve eski yaşadıkları yerlere dönmeleri için ciddi bir girişimi yok. Ancak başta, Nijerya, Çad, Nijer ve Kamerun halkı kendi imkânları ölçüsünde mültecilere sahip çıkmaya çalışıyor. Kamerunlu yetkililer kesin mülteci sayısını bilmediklerini mültecilerin Boko Haram nedeniyle sık sık yer değiştirdiğini söylüyor.  

Kamerun'da Nijerya'dan gelenler için 7 mülteci kampı bulunuyor. Bu kamplardan biri Minawoa Kampı. 13 bin kişi kapasiteli kampta 43 bin kişi yaşam mücadelesi veriyor. Zira, Kuzey Far bölgesinde düzenlenen saldırıdan sonra mültecilerin büyük bir bölümü buraya sığınmak zorunda kaldı.  

Minawoa Mülteci Kampı’nda yaşam içler acısı. Birleşmiş Milletler, bu kamplarda günde ancak bir öğün yemek verebiliyor. Kadın, yaşlı ve çocukların yaşadığı kampta, mültecilerin birçoğunun çadırı dahi bulunmuyor.  

Kamerun'daki mülteci kamplarından biri de Mogade Kampı. 20 bin kişiye ev sahipliği yapan kampın kapasitesiyle yalnızca 3 bin. Geçen kasım ayında Nijerya'nın Adamava bölgesindeki Mubi kasabasına yapılan saldırıdan sonra buraya mülteciler sığınmak zorunda kaldı.  

Guider Gashika, Bourha, Boukoula kamplarında da benzer durumlar yaşanıyor. Bu kamplarda yaşayanların çoğunluğu Müslüman. Nijerya Hükümeti'nin, kampta zor şartlarda yaşayan mültecileri çağırmasına rağmen, mülteciler güvenlik gerekçesiyle gitmek istemiyor. 

Mülteci kamplarının olduğu diğer bir ülke ise Çad. Çad'da ne kadar mülteci olduğu bilinmiyor. Özellikle ocak ayının başlarında gerçekleşen Baga kasabası katliamından sonra on binlerce kişi Çad gölünü aşarak Çad'a yerleşti. BM yetkilileri Çad içerisinde 23 mülteci kampı olduğunu söylüyor. 

Çad'da bulunan mülteci kamplarından biri Nijerya sınırına 70 km uzaklıktaki Baga Salo kampı. Kampta 15 bin kişi olduğu tahmin ediliyor. BM Mülteci Yüksek Komiserliği,  kampta kaç kişinin tespit edilmesinin zor olduğunu belirtiyor. Zira, her gün yüzlerce insanın nijerya'dan kaçarak bu kampa sığındığı kaydediliyor. 

Kamp henüz yeni kurulduğu için, mültecilere yeterli yardım yapılamıyor. Baga Salo kampında mültecilere düzenli yemek verilemiyor, çocuklar eğitim göremiyor. Yeni doğmuş bebeklerin büyük bir bölümü yeterli beslenemediği için hayatını kaybediyor. 

2014'ün mayıs ayında Nijerya'dan gelen mültecilerin sayısı 37 binken şubat ayında bu rakamın 100 bini aştığı ifade ediliyor. Yardım kuruluşları, bu sayının daha da artmış olabileceğinden endişe ediyor. Nijer de, Boko Haram saldırıları nedeniyle ülkelerini terk edenlere ev sahipliği yapıyor.  

BM rakamlarına göre bu sayı 50 binin üzerinde. Sadece Diffa mülteci kampında 40 bin kişi yaşam mücadelesi veriyor. Ancak diğer kamplarda olduğu gibi, Diffa Mülteci Kampı'nda da güvenlik ve sağlık sorunları yaşanıyor. Son olarak Boko Haram'ın Diffa'ya yönelik saldırısında en az 20 mülteci hayatını kaybetmişti.  

BAGA VE ÇAD SINIRINDA 2 BİN KİŞİ KATLEDİLDİ 

Boko Haram'ın sebep olduğu insani krizin en net örneklerinden biri Nijerya’nın kuzeydoğusundaki Baga kasabasında yaşandı. 3 Ocak'ta gerçekleşen saldırı örgütün neden olduğu dramı bir kez daha gözler önüne serdi. Yerel yetkililer 16 köyün yakıldığı saldırıda yaklaşık 2 bin kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Boko Haram'ın Borno'daki saldırıları başladığında binlerce kişi hayatta kalabilmek umuduyla, evlerini terk etti. Katliamdan kaçan Baga sakinlerinin bir kısmı güneye yöneldi ve Borno eyaletinin başkenti Maiduguri'ye gitti.  

Boko Haram eylemlerine kurban gitmek istemeyen Nijeryalıların bir kısmı da çareyi komşu ülke Çad'a sığınmakta buldu. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, saldırıların gerçekleştiği günden bu yana 12 bin kişinin Çad'a ulaştığını açıkladı.  

Ancak bu kaçış hikâyesi kimileri için de ölüm ile son buldu. Bilanço hakkında resmi bir açıklama yapılmasa da, görgü tanıklarına göre, onlarca kişi Çad nehrini geçerken boğuldu. Çad nehri güvenli bir güzergâh değil. Gidilen kamplarda da hayat beklenilenden çok daha zor. 

Ancak Nijeryalılar Boko Haram’dan kaçış için tüm tehlikelere rağmen her yolu deniyor. Şimdilerde bir mülteci akınına uğrayan Çad, Boko Haram örgütüne yönelik Kamerun'un kuzeyinde, Nijerya sınırında başlatılan operasyonlarını da sürdürüyor. Çad Genelkurmay Başkanlığı 17 Ocak'tan bu yana ölen asker sayısının 25 olduğunu açıkladı.

Çad yönetimi; Boko Haram ile mücadele için sınıra 2 bin 500'e yakın asker göndermişti. 

ÖRGÜT HAKİMİYET ALANINI GENİŞLETMEYE ÇALIŞIYOR 

Nijerya'da siyasi ve sosyal hareketler üzerine çalışmalar yapan Cape Town Üniversitesi İslam Araştırmaları Merkezi’nin Müdürü Prof. Dr. Andrea Brigaglia, örgütün şiddet ve katliamlarla oluşturduğu korkuyla hâkimiyeti eline geçirmeye çalıştığını söyledi.  

Boko Haram’ın yalnız Nijerya için değil bütün bölge için tehdit olmayı sürdürdüğünü kaydeden Brigaglia, şöyle devam etti: “Kamerun, Boko Haram konusunda uzun zamandan beri çok dikkatliydi. Nijer ve Çad ise Boko Haram tehdidini yeni fark etti. 27 Temmuz’da fidye amaçlı başkan yardımcısının Nijerya sınırında kaçırılması Kamerun'un Boko Haram tehdidinin uzun süreli bir tehdit olarak algılamasını sağladı. Ancak Kamerun'un kuzey doğusundaki köylerin çoğunluğu Müslüman. Bu bölge yıllardır hükümet tarafından ihmal edildi. Boko Haram'ın bu bölgede tutunması kolay olabilir." 

Brigaglia, Boko Haram Nijerya'nın Borno eyaletinde saldırılarını başlatmışken önce Kamerun'a arkasından Nijer'e saldırmasının şaşırtıcı gelebileceğini ancak bu bölgeye bakıldığında Boko Haram'ın etki alanını genişletmek istediğinin görülebileceğini kaydetti. Çad ve Nijer' sınırlarının da dâhil olduğu bu bölgenin stratejik açıdan önemli olduğunu ifade eden Brigaglia, çünkü bölgenin dört ülkeye açılan bir kapı konumunda olduğunu vurguladı. Brigaglia, “Çad Gölü ile sınır. Ayrıca Orta Afrika Cumhuriyeti’ne de çok yakın. Burada Hausa dilini konuşan Müslüman topluluklar yaşıyor. Boko Haram bu topluluk üzerinde yer edinme uğraşında. Yalnız bunu yaparken şiddet, adam öldürme yoluyla bir korku bölgesi oluşturmaya çalışıyor" diye konuştu. 

2013'de Orta Afrika'da Hıristiyan toplulukların Müslümanlara karşı katliam başlatması üzerine 100 binin üzerinde Müslüman’ın Çad ve Kamerun sınırına geldiğini hatırlatan Brigaglia, Boko Haram’ın büyük olasılıkla bu kamplardan da adam devşirdiğini söyledi. Bu kamplarda güvenliğin söz konusu olmadığını kaydeden Brigaglia, bu nedenle Boko Haram baskı ve şiddete maruz kalmış bu mülteciler arasında kolaylıkla taraftar edinebildiğini ifade etti. 

Her yılın altı ayını genellikle Nijerya'da geçiren Brigaglia, 2014'ün ilk altı ayında da Nijerya’da olduğunu söyledi. Genellikle kendi bulunduğu Kano bölgesinin sakin bir yer olduğunu belirten Brigaglia, ancak halkı ilk defa tedirgin ve korku içinde gördüğünü çünkü burada da bir yıl içerisinde 4-5 camiye intihar saldırısında bulunulduğunu ve yüzlerce kişi öldürüldüğünü hatırlattı. Brigaglia şöyle devam etti: “Halk arasında da seçimlerin yapılacak olmasından dolayı bir tedirginlik vardı, çünkü Boko Haram seçimleri tanımadığını ve daha fazla saldırı yapacağını duyurmuştu. Seçimler nihayetinde ertelendi fakat altı hafta içinde bölgede güvenliği sağlamak imkânsız. Borno eyaletinin başkenti Maiduguri'de hala bazı bölgeler Boko Haram'ın kontrolünde özellikle bu eyalette seçimleri yapmak zor görünüyor. 

Seçime girecek olan iktidar ve muhalefet birbirini suçluyor. Suçlamaların nedeni ise Boko Haram'a örtülü bir şekilde destek olmak. Aslında Boko Haram saldırılarının kime oy getirdiğine bakmak lazım. Şimdilik bu saldırılar iktidar partisini güçlendirmiş gibi gösteriyor. Daha önce muhalefet partisi Muhammed Buhari'nin Boko Haram'ın sponsoru olduğu iddiası vardı. Ancak Boko Haram her iki partinin seçim konvoyuna da saldırıda bulundu. Muhammed Buhari, Boko Haram'a destek olmadığını kanıtlamak için çok çaba harcadı. Ne kadar ikna edebildiğini seçimlerden sonra göreceğiz. " 

NİJERYALILAR’IN İLK BEKLENTİSİ: GÜVENLİK 

Boko haram saldırılarından en fazla etkilenen ülke olan Nijerya 28 Mart’taki seçimlere hazırlanıyor. Seçimlerden halkın en büyük beklentisi ülkede güvenliğin sağlanması. Zira 2009'dan bu yana ülkede 13 binden fazla kişi Boko Haram saldırılarında öldü. Ölenlerin büyük çoğunluğu sivillerdi. 

Halk yönetime tepkili. Alındığı söylenen tüm önlemlere rağmen 2014 yılı örgütün en fazla saldırı gerçekleştirdiği yıl oldu. 2014'te kuzeydoğu şehirlerinde her gün saldırı düzenlendiği için ölü sayısı 5 bin oldu. Nijeryalılar Boko Haram sorununun bir an önce çözülmesini istiyor. 

Halkın seçimlerden bir diğer beklentisi ise ekonominin düzelmesi. Zira Nijerya, Afrika’nın en büyük ekonomisine sahip olmasına rağmen halk petrolden elde edilen gelirlerden pay alamıyor. Petrolden elde edilen gelirlerin halka yansıtılması isteniyor. 180 milyon kişilik Nijerya halkının 100 milyondan fazlası açlık sınırında yaşıyor. 

Ancak talepler bu kadarla sınırlı değil. Halk, güney eyaletler ile kuzey eyaletler arasında gelir eşitsizliğinin giderilmesi, kuzey eyaletlerinde alt yapı sorunlarının çözülmesini istiyor. Ülkede seçimlerle çözülmesi beklenen en önemli sorunlardan biri ise yolsuzluk. Nijerya halkı istikrarlı ve şeffaf bir yönetim istiyor. Zira devlet dairelerinde rüşvetin yaygın olması uzun zamandır hükümete yönelik en başlıca eleştirilerden biri.  

Nijerya Devlet Başkanı Jonathan Goodluck da bu eleştiriden payını alıyor. Zira devlet başkanı, Afrika'nın en zengin 6. lideri olarak seçilmişti. Devlet başkanının bu serveti seçimlerden sonra elde ettiği öne sürülüyor. 

Nijerya'daki seçimlerden halkın bir diğer beklentisi de eğitimin iyileştirilmesi. Kuzey eyaletlerinde birçok okul saldırıları, devletin gerekli fonu ayırmaması ve öğretmenlerin atanmaması nedeniyle kapalı. Ayrıca eğitimin ücretsiz hale getirilmesi ve fırsat eşitliğinin tanınması da halkın talepleri arasında yer alıyor. 

Nijerya'da iktidar ve muhalefet partileri bu seçimde halkın beklentilerine cevap vermek için ekonomi ve güvenliği öne çıkarıyor. Muhalefet lideri Muhammed Buhari, başkan seçilmesi durumunda kuzey ile güney arasındaki eşitsizliğin giderileceğini vaat ediyor. Hâlihazırdaki Devlet Başkanı Jonathan Goodluck'ın vaadi ise şiddeti bir sene içinde tamamen bitirmek. 

NİJERYA’DA 250 ETNİK TOPLULUK VAR 

Nijerya sosyo ekonomik açıdan farklı gruplara ev sahipliği yapıyor. Halk, coğrafi olarak kuzey ve güneyliler olmak üzere ikiye bölünmüş durumda. Kuzeyde yaşayanların çoğunluğunu Müslümanlar, güneyde yaşayanların çoğunluğunu da Hıristiyanlar oluşturuyor. 

Ülkede 250 farklı etnik topluluk var. Bu topluluklardan üçü baskın durumda. Nüfusun yüzde 30'nu oluşturan Hausa-Fulani topluluğu Müslüman, yüzde 20'sini oluşturan Yoruba topluluğu hem Hıristiyan, hem de Müslümanlardan oluşuyor. Nüfusun yüzde 20'sini oluşturan üçüncü bir topluluk olan İgbolar ise Hıristiyan.  

Hausa ve Fulani toplulukları ülkenin kuzeyinde ve doğusunda, Yorubalar batısında, İgbolar ise güneyinde yaşıyor. Ağırlıklı olarak Hausa-Fulani toplulukları tarım ve hayvancılıkla, Yoruba ticaretle uğraşırken, İgbolar ise devlet kademelerinde çalışıyor. 

Nijerya toplumunda en imtiyazlı topluluk ise İgbolar. Nijerya ekonomisinden yüzde 50'nin üzerinde payı İgbolar alırken, Hausa-Fulani yalnız yüzde 8 pay alabiliyor. Eğitim seviyesinin yüksek olduğu İgboların okuma yazma oranı yüzde 95 iken, Hausa-Fulani topluluğunun yüzde 26 seviyelerinde. İgboların hemen hemen tamamına yakını şehirlerde yaşıyor. 

Hausa-Yoruba topluluklarının ise yalnızca yüzde 40 şehirlerde yaşıyor. Bunun ise birçok nedeni var. Bu nedenlerin başında altyapı sorunu geliyor. Zira kuzey şehirlerinde altyapı sorunu bulunurken güney şehirlerinde alt yapı sıkıntısı yok. 

MÜSLÜMAN EYALETLER YOKSULLUK KISKACINDA 

Nijerya, Afrika'da gelir adaletsizliğinin en fazla olduğu ülkelerden biri. Ülkenin en yoksul eyaletleri olarak Boko Haram'ın etkili olduğu Jigava, Borno, Yobe ve Gombe ön plana çıkıyor. 

Bu dört eyaletin tamamı ülke bütçesinden yalnızca yüzde üç pay alabiliyor. Nijerya kalkınma bakanlığının istatistiklerine göre bütçeden en fazla pay alan eyaletler ise güneydeki Akva Libom ve ülkenin ekonomik başkenti Lagos. Bu durum kendini işsizlik oranlarında da hissettiriyor. İşsizlik oranı Nijerya'nın kuzey şehirlerinde yüksek.  

Lagos dışında güney ve batı eyaletlerinde işsizlik oranı yüzde 15'in altındayken, kuzey ve doğu eyaletlerinde oran yüzde 50'lerin üzerine çıkıyor. Ekonomik paylaşımdaki adaletsizlik kendini en fazla sağlık hizmetlerinde gösteriyor. Borno eyaletinin başkenti Maiduguri'de sadece bir devlet hastanesi var. Bayersa eyaletinde ise 21 devlet hastanesi bulunuyor.  

Kuzey doğu eyaletlerinde her 100 çocuktan 14'ü zorunlu aşıları yaptırabilirken, güney eyaletlerinden delta'da her 100 çocuktan 81'i zorunlu aşılarını yaptırabiliyor. Nijerya ekonomisinin dayanak noktaları ise petrol ve tarım. Gelirin yüzde 40'ı petrolden karşılanıyor. Petrolden elde edilen gelirlerin yüzde 65'i devlet ve hükümet işlerinde kullanılıyor.  

Afrika'nın en hızlı büyüyen ekonomisi olduğu ifade edilen ülkede, Telcom, Vodocam, Shell gibi firmaların dev yatırımları bulunuyor. Nijerya'nın ekonomide ortağı olan devletlerin başında Amerika Birleşik Devletleri geliyor. Zira Nijerya petrolünün büyük bir kısmını Washington yönetimi alıyor. Ülkenin ikinci büyük ekonomik ortağı ise Çin. Çin'in ulaşımdan tekstile, madencilikten tarıma birçok alanda Nijerya'da yatırımı bulunuyor. 

ÜLKENİN ÇARPIK YÖNETİMİ İNGİLİZLERDEN MİRAS 

Batı Afrika ülkesi Nijerya 250'den fazla etnik köken ve dini grubu içinde barındıran bir ülke. Bağımsızlığını kazandığından bu yana sık sık askeri darbe yaşayan ülkede federal bir yapı mevcut. Federal yapı içinde 36 eyalet ve 774 yerel yönetim bölgesi var. Federe hükümetlerin uluslararası ticaret, savunma gibi alanlarda pek çok yetkisi bulunuyor.  

1960'ta İngiltere'den bağımsızlığını kazanan ülkenin başkenti Abuja, en büyük şehriyse Lagos. Ülkede yüzden fazla dil kullanılsa da resmi dil İngilizce. Ülkenin devlet başkanıysa 2010 yılından bu yana Goodluck Jonathan... 

160 milyona yaklaşan nüfusuyla Nijerya, Afrika'nın en kalabalık, dünyanınsa 8. en kalabalık ülkesi. Ayrıca Nijerya'nın nüfus artış hızı pek çok ülkenin üzerinde. 2050'de 289 milyona ulaşması beklenen ülke nüfusunun dünya sıralamasında da Brezilya ve Bangladeş'i geçerek 6. sıraya yükselmesi bekleniyor.  

Ülkenin şüphesiz en dikkat çeken yönüyse genç nüfusu. Çalışabilir nüfus olarak görülen 15 – 64 yaş arasındaki nüfusun oranıysa yüzde 56'yı geçiyor. Ortalama yaşın 19 olduğu ülkedeki işgücü nüfusu da 50 milyonu buluyor. Nüfusun hızla arttığı ülkede işgücünün de artıyor olması ülkenin dünya piyasasındaki önemini arttırıyor. 

Ülke nüfusunun yarısını Müslümanlar oluşturuyor. Yüzde 48 Hıristiyan, yüzde 1.4 ise yerel dinlere mensup. Ülkenin çoğunlukla kuzeyinde yaşayan Müslüman nüfus ile daha çok güneyde yaşayan Hıristiyan kesim arasındaki gerginlikse yıllardır sürüyor. 

Yazılı bir kural olmasa da Nijerya’da devlet başkanlığı görevi Hıristiyan ve Müslümanlar arasında dönüşümlü yapılıyor. 1999 – 2007 yılları arasında devlet başkanlığı görevini yürüten Hıristiyan Obarsanjo'nun ardından göreve Müslüman Umaru Yar'adua gelmişti. 

Ancak Yar'adua'nın 2 yıl sonra hayatını kaybetmesiyle başa tekrar Hıristiyan Goodluck Jonathan'ın geçmesi ülkedeki Müslümanlar arasındaki tansiyonu yükseltmişti. 

ORDUNUN SİLAHLARINDAN DAHA AZ GELİŞMİŞ 

Peki alınan tüm önlemlere rağmen Boko Haram neden engellenemiyor. Boko Haram düzenli orduya karşı nasıl başarılı oluyor. Uzmanlar hükümetin Boko Haram ile mücadelede başarılı olamamasını birden fazla sebeple açıklıyor. Bu sebeplerin başında örgüt mensuplarının daha etkili silahlara sahip olması geliyor.  

Üst düzey operasyonlar düzenleyen Boko Haram'ın hangi silahları kullandığını net olarak bilmek ise zor. Zira örgüt geride öldürdükleri insanlar da dâhil herhangi bir kanıt bırakmıyor. 

Boko Haram Örgütü'nün bugün Nijerya'da eylemlerinin önlenememesinin bir diğer nedeninin ise para akışını elinde tutması olduğu belirtiliyor. Örgütün yurtdışından mali yardım almadığı ancak ülke dışındaki eylemlerinden çıkar sağladıkları ifade ediliyor. 

Nijerya ordusunda ise askerler birçok zorlukla mücadele ediyor. Ordu güçlerinin maaşlarını vakitlerinde alamaması, sağlık hizmetlerinden yararlanmaması, savaş sırasında hayatını kaybeden askerlerin eşlerine yeterli mali yardım yapılmaması Boko Haram ile verilen savaşın kaybedilmesinin nedenlerinin başında gösteriliyor. 

Ayrıca ordu güçlerinin silah donanımının da Boko Haram örgütüne oranla zayıf olduğuna dikkat çekiliyor. Gözlemciler, Nijerya askerlerinin Boko Haram ile çatışma sırasında çoğunlukla görevlerini terk ettiğini belirtiyor.

Kaynak: Kuzey Haber Ajansı

Yorumlar (0)
23
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?