Afrika'nın model kentleşme arayışı |VİDEO

Afrika kentlerinde altyapı sorunlarını çözmek ve birbiriyle uyumlu sağlıklı yaşam alanları üretmek son dönemlerde hükümetlerin de gündeminde. Bu konuda yapılan son çalışmalardan biri dünya tasarım başkenti unvanına sahip Güney Afrika'nın Cape Town kentinde gerçekleşti

Afrika'nın model kentleşme arayışı |VİDEO

Güney Afrika'nın Cape Town kentinde geçtiğimiz haftalarda Dünya Tasarım Konferansı düzenlendi. Dünyanın birçok yerinden gelen bilim adamı ve kent tasarımcısı 4 gün boyunca 'Afrika'da nasıl şehirler kurulmalı' sorusunun yanıtını aradı.

Konferansta "Kentlerin sosyal, politik, ekonomik ve kültürel yapılarında nasıl değişiklikler olacak" sorularına cevap arandı. Konferansın Cape Town'da düzenlenmesinin nedeni ise kentin 2014 Dünya Tasarım Başkenti unvanına sahip olmasıydı.

Afrika'nın birçok şehrinde hala altyapı sorunları çözüm bekliyor. Batı Afrika başkentlerinin çoğunda elektrik, su, kanalizasyon gibi altyapı hizmetleri verilemiyor. Şehir ile kırsal arasında bir bütünlük kurulamıyor. Kentler daha çok kırsal alandan şehirlere göç edenler tarafından kurulmuş derme çatma evlerden oluşuyor. Orta Afrika ülkelerindeki şehirlerde ise endüstrileşmenin izlerini görmek çok zor. Kent planlaması sadece sömürgecilerin kurduğu bölgelerde göze çarpıyor.

Afrika kentlerinin en büyük sorunu hızlı nüfus artışı. Lagos, Kahire, Kinşasa gibi şehirlerde nüfus 40 milyona yaklaşıyor. Fakat Afrika ülkeleri, altyapı yetersizliklerine rağmen gelecek 25 yıl içinde model alınacak şehirler kurmak istiyor. Bu model şehirler içinde Gana'nın başkenti Akra ve Güney Afrika'nın yasama başkenti Cape Town'un adı geçiyor.



Konferansa konuşan Cape Peninsula Teknoloji Üniversitesi (Güney Afrika) öğretim üyelerinden Kenya doğumlu bir akademisyen olan Mugendi M’rıthaa, Afrika'da yeni kent tasarımları üzerine çalışıyor. Botswana, Namibya, Fildişi'nde şehir incelemeleri yapıyor. M'rithaa, bu şehirlerde yeni iş sahalarının açılmasının önemine dikkati çekti.

M’rıthaa şunları söyledi: "Aslında Afrika kent tasarımı konusunda köklü bir geleneğe sahip. Ancak yeni oluşturulacak kentlerde iş sorunu önemli olacak. Yeni iş imkânları yaratılmalı. Çünkü kırsal alandan kente yoğun göç var. Bu göçleri kentin dokusuna ancak yeni iş imkânları kurarak katabilirsiniz. Bugün Afrika'nın birçok yerinde insanlar gecekondularda yaşıyor. Bu gibi yerlerde temiz su yetersiz olduğu için hastalıklar çok kısa sürede yayılabiliyor. Özellikle bu yerlerde sıtma yaygın.



Şimdilerde ise Batı Afrika'da ebola yayılıyor. Bu hastalıklarla mücadele edebilmeniz için sağlıklı bir bilgilendirme gerekiyor. Fakat bu yerlerin çoğunluğu güvenlik açısından tehlikeli. Yeni Afrika kentlerinin güvenli olması hayati önem taşıyor. Güvenlik aslında birçok sorunu baştan çözüyor. Güvenli bölgelerde iş istihdamı artırılırsa Afrika kentlerinin değişeceğini söylemek mümkün. Afrika'nın geleneğinde zaten bir kent tasarımı var. Bu tasarım yeni kurulacak kentler ile bütünleşirse geleceğin Afrika kentlerinin diğer ülkelere model olabileceğini söyleyebiliriz."

KENTLEŞMENİN ÖNÜNDE AŞIRI GÖÇ ENGELİ

Afrika'da kentlerin yeniden tasarlanmasının önünde birçok engel bulunuyor. Küçük kentleri yeniden tasarlamak başkentlere göre daha kolay olsa da, bu kentler göç almadığı için ön planda tutulmuyor. Küçük kentlerin sunduğu iş olanakları fazla olmadığı için halk başkentlere göç etmeyi tercih ediyor. Başkentlerdeki nüfus artarken diğer şehirlerdeki nüfus azalıyor.

Birçok Afrika ülkesi bu nedenle iki hatta üç başkent oluşturmayı tercih ediyor. Nüfusun sadece bir şehirde toplanmasının önüne geçilmek isteniyor. Fildişi Sahilleri, bunu başarıyla uygulayan ülkelerden biri. Başkent Yamoussoukra'ya yoğun göç, son 10 yılda eski başkent Abidjan şehrinin kalkınması ile yön değiştirdi. Kalabalık nüfusa sahip Nijerya ise Kano, Abuja, İbadan gibi kentleri öne çıkararak 20 milyondan fazla nüfusun yaşadığı eski başkent Lagos'un nüfus artışını önlemek istiyor.

Afrika kentlerinin tasarlanmasında en büyük zorluklardan biri de kent merkezlerinde izinsiz yapılaşma. Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin başkenti Kinşasa, Liberya'nın başkenti Monrovia, Senegal'in başkenti Dakar izinsiz yapılaşmanın en fazla olduğu şehirler.

Bu kentlerde izinsiz yerleşim alanlarına altyapı hizmeti götürülemediği gibi, kentin yenilenmesi de her seferinde başarısız oluyor. Kenya'nın başkenti Nairobi ise bu konuda diğer Afrika başkentlerine nazaran daha şanslı görünüyor.

Nairobi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Tasarım Sanatları Bölüm Başkanı Lorraine Amolla Ambole, şunları söyledi: "Kenya'nın başkenti Nairobi aslında küçük bir şehir ama nüfusu çok kalabalık. Şimdilerde nüfusu 5 milyonu geçiyor. Kentte çok sayıda genç insan yaşıyor. Çünkü başkent gençlere çekici geliyor. Fakat bu küçük şehirde bu kadar kalabalık bir nüfusa iş bulmak zor. Gençlerin çoğu maalesef gecekondularda yaşıyor. Bu yüzden suç oranı özellikle son zamanlarda çok yükseldi."

Ambole, Nairobi ve Mombasamarabit gibi yerlerin kalkınmasına yönelik bir çok çalışma yürüten bir isim. Nairobi'nin en büyük sorununun nüfus artışı olduğunu belirten Ambole, yoğunluğu diğer kentlere aktarabildiklerini ifade ediyor.

Ambole, "Nairobi'nin altyapısı 1970'lerde oluşturulmuş. Şimdilerde yeni bir altyapı çalışmamız var. Özellikle altyapı hizmetlerini şehrin banliyölerine kaydırmaya çalışıyoruz. Başarılı da olduk. Yollar yapıldı. Şehir merkezine ulaşım kolaylaştırıldı. Nüfusun büyük bir bölümünü bu şekilde banliyölere çekmeyi başardık. Fakat bazı altyapı hizmetlerini de hala götüremediğimizi söyleyebilirim. Bazı banliyöler başlı başına bir şehir gibi, Kibara bunların başında geliyor. Nairobi halkı kentlerinin yeniden tasarlanmasından bir rahatsızlık duymuyor hatta katkı sağlıyor. Önemli olan doğru karar verebilmek ve doğru işi yapabilmek."

KENT TASARIMINDA GANA ÖRNEĞİ

Cape Town'da düzenlenen kentleşme tasarımı konferansında örnek gösterilen ülkelerden biri de Batı Afrika ülkesi Gana oldu. Gana geçtiğimiz yıllarda petrolün bulunması ile elde ettiği gelirin önemli bölümünü kentlerin yeniden tasarlanmasına harcadı. Başkent Akra, Cape Sahili ve Kumasi şehirleri hızla modernleşti. Özellikle son beş yılda Akra'nın birçok altyapı sorunu çözüldü. Otoyollar yapıldı, banliyöler ve kent merkezine toplu taşıma ile kolay ulaşım sağlandı.

Orta öğretim ve üniversiteler için yeni kompleksler oluşturuldu. Hastane bölgeleri kuruldu. Uzmanlara göre; tüm bunların arkasında başkent Akra'nın 2020'de dünya tasarım başkenti unvanını kazanma hedefi yatıyor.

Ancak Gana'nın en büyük sorunlarından biri olan büyük kentlere yoğun göç ile mücadele ediyor. Zira 2012 yılında nüfusu 2 milyonu geçen başkent Akra'da bu rakam 4 milyona yaklaşmış durumda. Ganalı şehir plancıları şimdilerde sömürge döneminde İngiliz kent geleneğine göre Londra örnek alınarak tasarlanan Akra'nın banliyölerinde yeni bir kent oluşturmaya çalışıyor. Bu kentin yapısının Afrika'nın geleneğine uygun olması isteniyor.

Bu nedenle yeni banliyölerin tek katlı klasik Gana mimarisine uygun yapılması hedefleniyor. Buna göre Akra'da kurulacak yeni banliyölerde büyük alışveriş merkezleri bulunmayacak. Onun yerine halk pazarları ve dükkânlar olacak. Banliyölerde spor sahaları ve parklar da bulunacak. Gana Accra ve Güney Afrika Cape Peninsula üniversiteleri öğretim görevlisi Ganalı Lan Ralitsa Diana Debrah, Akra'da yeni kurulacak banliyölerin saha çalışmasından sorumlu.

Afrika şehirlerinin modern dünyanın şehirlerinden farklı olacağını belirten Debrah, tasarım politikaları Gana için çok önemli olduğunu söyledi. Başkent Akra'nın gelecekte dünya tasarım başkenti seçileceğine inandıklarını kaydeden Debrah, şehirleri yenilemenin bazı zorlukları bulunduğunu, ancak tasarım politikalarının Gana hükümetinin de benimsediği, Gana'ya fayda sağlayacak politikalar olduğunu söyledi.


Debrah, şunları kaydetti: “Halkımız da bu politikayı benimsemiş görünüyor. Önemli olan kısa zamanda ihtiyaç duyduğumuz değişimi gerçekleştirebilmek. Yeni tasarımlar yalnızca şehirlerin değişimini sağlamayacak, insanların ihtiyaç duyduğu daha iyi yaşama imkânlarına sahip olmasını da sağlayacaktır. Biz hükümetin desteği ile başkent Akra'da bir proje başlattık. Eski yapı ile yeni yapı arasında nasıl uyum sağlayabileceğimiz üzerine çalıştık.

Yeni kentlerin klasik batı kentlerinden farklı olması kanaatini taşıyorum. İnsanların tüketeceği değil, nefes alabileceği kentler inşa edilmeli. Dünyaca meşhur şehir tasarımcısı Colin Charles ile birlikte çalışıyorum. Onunla yeni bir şehir inşa etme projesinde olmak gerçekten çok heyecanlandırıcı. Akra'da bir model şehir kuracağımıza inanıyorum.”

YAŞANASI KENTLER İÇİN MODEL ARAYIŞLARI

Dünya kentleri artan nüfus oranları ile sürekli değişim geçiriyor, kentlerin var olan sorunlarına her gün yenileri ekleniyor. Bu sene Cape Town'a verilen dünya tasarım başkentliği unvanı da bu konuyla mücadele etmek için uygun bir platform oluşturmak üzerine kuruldu.

Dünya tasarım başkenti kavramı ilk kez 1957'de ortaya çıktı. Merkezi Kanada'da bulunan uluslararası endüstri toplumları merkezi iki yılda bir, bir başkenti dünyanın tasarım kenti seçiyor. Aynı kıtadan iki kez üst üste başkent seçilemiyor.

Başkenti seçilen ülke iki yıl boyunca şehir merkezli kültürel, sosyal, ekonomik organizasyonlar gerçekleştiriyor. Uluslararası bu toplantılar, dünyadaki birçok holding, finans çevreleri ve ülke yönetimleri tarafından destekleniyor. Bir ülkenin başkentinin tasarım başkentliğine aday olabilmesi için altyapı hizmetlerini tamamlamış, ulaşım sorununu çözmüş, modern gelişmelerden faydalanmış olması gerekiyor.

Etkinlikler daha çok başkent seçilen şehrin kültürel, sosyal mirasını öne çıkarıcı etkinlikler oluyor. Bu etkinliklerde dünyadaki yeni tasarım politikaları tartışılıyor, kentlerin birbirinden etkilenmesi sağlanıyor. Kentin mimari yapısından çevre anlayışına, şehirdeki sosyal ilişkilerden ekonomik sorunlara kadar birçok konu dünya tasarım başkentinde değerlendiriliyor.

2014 dünya tasarım başkenti unvanının sahibi Cape Town. Son 10 ayda şehirde yüzün üzerinde kültürel, ekonomik ve sosyal etkinlik düzenlendi. Bu etkinliklerin bir bölümü uluslararası bilimsel araştırmaların ele alındığı konferansa odaklanırken, bir bölümü de tiyatro, film gösterimleri ve festivaller gibi kültürel etkinliklere ayrıldı. Cape Town'da şu ana kadar bu etkinliklere binin üzerinde sanatçı, akademisyen, gazeteci katıldı. Etkinlikler kente 500 bine yakın turist çekti.

GÜNEY AFRİKA’NIN TASARIM POLİTİKASI

Apartheid döneminde çoğu Batılılar tarafından inşa edilen Güney Afrika, üç farklı devletin birleşmesiyle kuruldu. Transvaal Cumhuriyeti (Başkenti: Pretoria), Özgür Orange Devleti (Başkenti: Bloemfontein), Britanya Ümit Burnu Kolonisi (Başkenti: Cape Town) Bu üç devletin başkenti olan şehirler yeni devlette farklı işlevler yüklenerek başkentliğe devam ediyor. Buna göre, Pretoria yürütme, Bloemfontein yargı, Cape Town yasama erkine başkentlik yapıyor.

Avrupa'dan gelen Portekizli, İspanyol, Alman, Hollandalı ve Fransızlar Güney Afrika kentlerinin kurulmasına öncülük etti. Yasama başkenti Cape Town daha çok bir turizm ve kültür kenti olarak öne çıkarken, yürütme başkenti Proterio ise bir siyasi başkent olarak kurgulandı. Ülkeninin Cape Town’dan sonra en kalabalık kenti olan Johannesburg ise ekonomik kalbi.

Cape Town, yüksek binalarıyla bir Batı kenti görünümünde. Kentte çok sayıda üniversite ve lise kompleksi bulunuyor. Sağlık ve ulaşım hizmetleri de diğer Afrika kentlerine göre gelişmiş düzeyde.

Johannesburg’da ise canlı bir ekonomik hayatı olmasına rağmen kentte suç oranı çok yüksek. Johannesburg'un yakınlarında yer alan Soweto bölgesi ise siyahların yaşadığı büyük bir banliyö. Güvenlik sorunu yaşanan bölgede sosyal hayat daha çok kapalı alışveriş merkezlerinde geçiyor.

Güney Afrika’ın başkenti Cape Town, şehir tasarımları üzerine çalışan Tshwane Teknoloji Üniversitesi öğretim görevlisi ve Ulusal Tasarım Enstitüsü Başkan Dr. Hester du Plessis ve ekibinin 3 yıllık çalışması sonucu 2014 Dünya Dizayn Başkenti ilan edildi. Plessis, Afrika kentleri arasında Cape Town'un örnek olduğunu, şehirde altyapı hizmetlerinin tamamlandığının, Town adı verilen şehir merkezi ile banliyöler arasında bir bütünlük olduğunun altını çiziyor.

Güney Afrika kentleri canlı ve hareketli olduğunu, özellikle Cape Town'un yeni kentlerin kurulmasında model olabileceğini düşündüğünü kaydeden Plessis, çünkü Cape Town’ın diğer Güney Afrika şehirlerine göre daha güvenli olduğunu vurguladı. Plessis, şöyle devam etti: “Şehirde yapıyı bozmayacak şekilde tasarlanmış birçok kompleks var. Bankalar, büyük şirketler şehir merkezinde. Okullar ise banliyölerde. Hemen hemen her banliyöde sağlık kuruluşu var.

Toplu ulaşımda da büyük sorunlar yok. Önemli olan şehirleri yaşanır hale getirmektir. Şehirler iş ve toplumsal hayatın yaşandığı mekânlardır. İnsanlar evlerinde güvenle oturabilmeli, altyapı sorunları ile karşılaşmamalı, bunun yanında birlikte vakit geçirebilecekleri mekânlar olmalı. Bu açıdan Cape Town şanslı diyebiliriz. Buradaki halk zamanını yalnızca evde ya da alışveriş merkezinde geçirmiyor. Spor yapıyor, geziyor, pikniğe gidiyor."

AFRİKA’NIN BANLİYÖLERİ: BARAKA EVLER

Afrika kentsel tasarım alanında atılıma hazırlanırken, kentlerin banliyöleri ve kırsal bölgelerinde halk yoksulluk içinde yaşıyor. Her türlü altyapı imkânından mahrum olan bu bölgelerde halk güvenlik sorunlarıyla da boğuşuyor.

Afrika kıtasında halkın yüzde 50'den fazlası baraka evler denilen derme çatma yapılarda yaşam sürüyor. Güney Afrika'da da sıklıkla rastlanan ve tenekeden yapılan bu evlerde su ve elektrik yok. Aileler altyapı ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla gidermeye çalışıyor. Ülkede yaklaşık 4 milyon insan baraka evlerde yaşıyor. Bu baraka evlerde temiz su bulma ihtiyacı çok büyük bir sorun. Özellikle baraka evlerde yaşayanlar temiz su bulmakta çok büyük sıkıntı çekiyorlar.

Güney Afrika'nın yalnızca Cape Town kentinde 1 milyon 500 bin kişi barakalarda yaşıyor. Haftanın belirli günlerinde belediye evlere, konteynerlerle su getiriyor. Fakat temiz su ihtiyacının karşılanması için bu yeterli olmuyor. Güney Afrika'nın en yoksul kesiminin yaşadığı baraka evler neredeyse bir şehir büyüklüğüne ulaşan mahalleleri oluşturuyor.

Thandi Wasasa, şöyle konuştu: "1995'ten beri burada, tek odalı evimizde annem, babam, erkek ve kız kardeşlerimle birlikte yaşıyoruz. Mandela seçilince çok mutlu olduk, bizim için güzel günlerin başlayacağına inandık. Fakat değişen fazla bir şey olmadı. Hükümetin bu yerlerin kalkındırılmasına yönelik çalışması yok. Temiz içme suyu sıkıntısı çekiyoruz. Tuvaletler dışarıda ve dört baraka ev tuvaletleri ortak kullanıyor. Güvenlik yok."

Merkezden uzak olan bölgelerde nüfus bir milyona yaklaşıyor. Bu derme çatma evlerde hayat zorluklarla devam ediyor.

Kaynak: Kuzey Haber Ajansı

Güncelleme Tarihi: 12 Kasım 2014, 14:42
banner53
YORUM EKLE

banner39