İslamofobinin pek bilinmediği ülke: Portekiz

Katolik inancına mensup Portekiz'de Müslüman varlığı diğer Avrupa ülkelerine göre daha ılımlı bir tonda seyrediyor. Bu durumun en önemli etkenlerinin başında Müslüman toplumun eğitimli olması gösteriliyor.

İslamofobinin pek bilinmediği ülke: Portekiz

Prof. Dr. Ali Murat Yel

Avrupa kıtasının en batısında yer alan Portekiz yaklaşık 10 milyonluk nüfusu (en son 2011 verilerine göre 10.562.178 -- CENSOS 2011 -  Instituto Nacional de Estatistica) ile küçük sayılabilecek ülkelerden birisidir. Her ne kadar 711 yılından 1253 senesine kadar özellikle güney kesimleri Müslüman yönetiminde kalmış olsa da Avrupa’nın güney-batısında yer alan bu ülke geleneksel olarak Katolik Kilisesi’ne mensup bir ülke. 

Beş asır Müslümanların idaresinde kalmış olmasına ve hatta kültürel olarak İslam’dan etkilendiği iddia edilmesine rağmen günümüzde birkaç parça mimari ile lisanda Arapçadan bozularak yerleşmiş üç-beş kelimeden başka İslam’a dair pek ize rastlanmaz. Belki bu gerçeklikte kendilerini Hıristiyanlığın önemli unsurlarından birisi olarak görmeleri ve beş asır boyunca Müslümanlara karşı geliştirdikleri hasmane tutum ve hınç ve öfkenin bir neticesi olarak Reconquista ile birlikte ülkede İslam adına kalan her şeyin yok edilmesi neticesini doğurmuştur. 

Önce Endülüs Emevi Devleti kontrolü altında olmaları ve daha sonra da Osmanlı Devleti’nin Akdeniz’i kendi gölü haline çevirmesiyle aralarında tarihi bir husumet bulunan İspanya ile denizcilik faaliyetlerine başlamışlardır. Hatta bir dönem Osmanlı haricinde kalan dünyayı bu iki devlet kendi arasında bölüşmeye bile kalkışmıştır. Hindistan’a gitme çabaları, Ümit Burnu’nun ve nihayetinde Amerika kıtasının keşfi ile bu iki ülke o dönemin sömürgecilik faaliyetlerinin en üst seviyelerine çıkmışlardır. Bir taraftan yeni keşfedilmiş kıtaya “medeniyet” götürdüklerini iddia ederek Hıristiyanlığı yaymağa çalışmışlar öte taraftan da kıtanın tüm zenginliklerini ülkelerine taşımışlardır.

On beş ve on altıncı asırlarda Keşifler Çağı sürecinde Portekiz, kelimenin tam anlamıyla küresel bir imparatorluk kurmuştur denilebilir. Diğer Avrupa imparatorlukları ile kıyaslandığında Portekiz İmparatorluğu 1415 yılında Ceuta’nın fethi ile 1999 yılında Macau’nun Çin Halk Cumhuriyeti’ne teslimine kadar yaklaşık altı asır süren en uzun imparatorluk olarak tarihe geçmiştir. Bugün Portekiz’in terk ettiği topraklarda elliden fazla devlet kurulmuş ve tüm dünyada yaklaşık 250 milyon kişinin konuştuğu Portekizce en çok konuşulan diller sıralamasında altıncı sırada yer almaktadır. Ama 7 Eylül 1822 günü Brezilya’nın bağımsızlığını kazanmasıyla birlikte Portekiz de uluslararası düzeyde etkinliğini hızla yitirmeye başladı. 

Küresel imparatorluğun sonuna gelinmesiyle içeride de karışıklıklar başlamıştı. 1910 yılına gelindiğinde monarşi de yıkılarak Birinci Cumhuriyet ilan edilmiş ama hemen ardından da Estado Novo (1926-1974) denilen dikta rejimi 1974 yılına kadar devam etmiş ve bu süreçte diğer Avrupa ülkelerinin aksine Portekiz sömürgelerinden geri çekilmeyi reddetmiştir. Ancak demokrasinin yeniden hayata geçirilmesiyle eski sömürgelere bağımsızlıkları iade edilmeye başlamıştır. Angola, Mozambik, São Tomé e Príncipe, Doğu Timor, Cape Verde ve Guinea-Bissau uzun süren çatışmalardan sonra Portekiz’den bağımsızlıklarını zor da olsa elde edebilmişlerdir. Her ne kadar kendi tarihi anavatanında Müslümanlar ile önceden karşılaşmış ve birlikte yaşamış olsalar da daha sonra sömürge edindikleri ülkelerde de Müslümanlar ile temasları olmuştur. Ancak bu iki dönem arasında tahakküm edilme ve etme gibi oldukça önemli bir statü farkı vardır; yani daha önceleri convivencia anlayışı ile farklı dinlere mensup kişiler “birlikte yaşama” tecrübesine sahipken daha sonra bu durum değişerek birisi diğerine tahakküm etmeye çalışmıştır.

Belçika, Fransa veya Hollanda gibi sömürgeci bir geleneğe sahip diğer ülkelerden farklı olarak Portekiz, Lusotropicalism olarak adlandırdıkları bir yaklaşıma sahip olduklarını iddia etmektedir. Bu kavram her ne kadar Portekizlilerin tropik iklimlere kolaylıkla uyum sağlayabildikleri ve böylece sömürdükleri yerli halkla daha rahat iletişim kurdukları, dolayısıyla da Avrupalı herkesten daha iyi sömürgeci olduklarına inanmaktadır. Ama sömürgecilik tarihinde yerli halkların yeni efendilerine karşı her zaman iyi hisler beslemedikleri de bilinen bir gerçektir. Belki Brezilya ya da Asya’daki sömürgelerinde keskin bir dirençle karşılaşmamış olsalar da özellikle diktatörlük döneminde Afrika’daki Angola, Mozambik ve Gine-Bissau ile yakın zamana kadar Endonezya anakarasına çok yakın (Doğu) Timor Adası’nda kanlı ayaklanmalar düzenlenmiş ve bağımsızlık mücadeleleri verilmiştir. Sağ-popülist dikta rejimi altında zaten Katolik Kilisesi dışındaki diğer dinlere özgürlük verilmesi hayal bile edilemezken bu dinlerin müntesipleri de ancak yönetimle yakın ilişki kurabilenler dışında bu tür taleplerde bile bulunmamıştır.

1974 Karanfil Devrimi’nden sonra sömürgelerdeki askeri üslerde görevli personelin anavatana dönmesiyle (retornados) ülkede Budist (günümüzde nüfusun % 0,6’sı), Hindu (% 0,2) ve Müslüman (% 0,4) nüfuslarında küçük de olsa artışlar başlamıştır. Sömürgeciliğin sona ermesiyle daha önce Katolik Kilisesi’nin hakim konumda olduğu imparatorluk düzeninden --daha sonra Avrupa Birliği düzenlemelerinin de etkisiyle—çok-dinli bir çoğulculuğa geçişin olduğundan söz edilebilir. Portekiz’i diğer Avrupa ülkelerinden ayıran temel özelliklerden birisi ülkede yaşayan Müslümanların –yakın zamana kadar—hemen hemen hepsi Portekizceyi ana dili ya da ikinci dili olarak konuşabilen, iyi eğitimli ve profesyonel hayatta başarılı insanlar olarak ülkenin sosyal ve kültürel hayatına uyumlu bir grup olarak temayüz etmeleriydi. Mesela, Mozambik doğumlu bir hukukçu olan Suleiman Valy Mamede (1937-1995) siyasi çevrelerde saygı gören bir Müslüman birey olarak Lizbon mahalli idaresini, en azından Arap ülkeleriyle ticarete olumlu etkisi olacağı görüşüyle ikna ederek Lizbon İslami Cemaati (Comunidade Islâmica de Lisboa http://comunidadeislamica.pt/pt  -- CIL) ismiyle bir dernek kurulmasına önayak olmuştu. 1968 yılından itibaren ülkede İslam ile ilgili bir söylem (Kur’an-ı Kerim ve bazı hadislerin tercüme edilmesi gibi) geliştirmenin yanı sıra başkentte Müslümanların Cuma namazlarını kılabilecekleri bir mescit (Mesquita Central de Lisboa -- http://comunidadeislamica.pt/pt/component/content/article/9-uncategorised/122-mesquita-central-de-lisboa?Itemid=514  resmi açılış 1985) ve çocuklarına dini eğitim verebilecekleri bir merkez olarak günümüzde önemli bir işlevi yerine getirmektedir. Kuruluşundan 1983 yılına kadar O Islão adında bir dergi yayınlanmış ama en önemli işlev olarak ana akım medyada İslam adına konuşabilecek temsil ehliyetine sahip uzmanlara ev sahipliği yapmasıdır. Mesela bugün merkezin başında bulunan ve aynı zamanda caminin imamlığını da yapan Şeyh David Munir bunların içinde kamuoyunun en çok tanıdığı isimlerdendir.

Günümüzde Portekiz’de yaklaşık 50.000 kadar Müslümanın yaşadığı tahmin edilmektedir. Bunların arasında 7-8.000 İsmaili ve birkaç yüz de Şii ve çok az da Ahmedi mevcuttur. Nisan 1974 öncesinde millyetçi-katolik bir diktatörlük rejiminden sonra Portekiz’deki demokrasiye geçiş sürecinde genel olarak sufilik-tasavvuf gibi akımlara ilgi artmış ve Gine Bissau, Senegal veya Fas gibi ülkelerden gelen Tebliğ-i Cemaat veya Murabıtlar gibi sufiler modernleşme çabasındaki ülkede ilgi çekmişlerdir. Öte yandan bugün sayıları otuzu aşkın (34) olan mescitler daha önce Katolik klişelerinden başka ibadet yeri görmeye pek alışkın olmayan Portekizliler açısından özellikle Cuma namazı gibi ibadetlerle birlikte İslam’a karşı ciddi bir merak uyandırmıştır. Ramazan ayındaki oruç ve akşamları kılınan teravih namazları Lizbon, Odivelas, Coimbra ve Porto gibi büyük şehirlerde cami ve mescitleri ilgi odağı haline getirmektedir.

1974 devriminden sonra istikrarlı bir şekilde gelişen sol siyaset her ne kadar kendisine azınlıkları ve sosyo-ekonomik olarak toplumun alt kesimleri ile dayanışma içerisine girse de Portekiz toplumunun genelinde kendilerinin saudade dedikleri ve kabaca nostalji olarak tercüme edilebilecek bir duygusal tutum içerisinde oldukları söylenebilir. Saudade “burada, yakında olmayana duyulan hasret” gibi algılanarak bu temayı işleyen şarkılar yapılıp toplumun farklı kesimlerince sevilerek dinlense de aslında Portekiz’in artık geçmişte kalan küresel imparatorluğu ve onun artık hafızalarda kalan ihtişamına duyulan özlemi de ihtiva etmektedir. Dolayısıyla, geçmişteki çoğulcu ve çok kültürlü, çok dinli ve çok lisanlı bir imparatorluk özlemi ile faşist diktatörlüğün mono-kültürel yapısı arasında bocalayan bir toplumda son zamanlarda artan göç ile farklılıklar da gözle görülmeye başlanmıştır. Aslında Portekiz vatandaşı olmaları, anadillerinin Portekizce olması ve sömürgecilik sonrasında göç etmiş olmaları dolayısıyla fırsat eşitliği yakalamak için daha çok çaba sarf etmeleri neticesinde sosyo-ekonomik olarak orta ve üst seviyede olmalarından dolayı Müslümanlara karşı açık bir dışlama olmadığından söz edilebilir. Portekiz’in sosyal ve kültürel hayatının bir parçası olmalarına rağmen Müslümanlar siyasi hayatta hemen hemen hiç temsil edilmemektedir. Büyük bir çoğunluğu (yaklaşık % 70) Portekiz vatandaşı olarak oy kullanma hakkı olsa da temsil düzeyinde yer almamakta hatta demokratik seçim süreçlerinde kendi görüşlerine başvurulmamasına bile aldırış etmemektedirler. Diğer Avrupa ülkelerinden farklı olarak Portekiz’de aşırı sağ popülist partilerin oldukça zayıf olması ve Müslümanlar da dahil diğer azınlık sayılabilecek grupların tehdit olarak algılanmaması da Müslümanların siyasete ilgisizliklerini açıklayabilir. Siyasetin dışında kalan Müslümanlara bugün karşı karşıya kaldıkları en büyük problemler sorulduğunda büyük çoğunluğu -zannedilenin aksine- ayrımcılık, nefret söylemi, dışlanma veya ırkçı saldırılardan şikayet etmek yerine “helal et” ve yiyecek problemini dile getirmektedirler. İstatistiklere göre ayrımcılık veya ırkçı saldırıların olmaması belki de onları hayatın daha gerçekçi sorunlarını çözmeye itmektedir. Nitekim başta Lizbon (40 kadar helal restoran ve 4 helal kasap) olmak üzere ülkenin farklı bölgelerinde helal kesim yiyecek arzının artmasına yönelik çalışmalar yapılmakta ve zaman zaman CIL internet sitesinde bu mağazaların adreslerine yer verilmektedir.

Müslüman çocukların eğitimi ise çok daha ciddi bir problem teşkil etmektedir. Her ne kadar Portekiz devleti bir okulda sayısı 10’u geçen Müslüman öğrenciye din eğitimi verileceğini ilan etmiş olsa da bu sayıya ulaşmak her zaman mümkün olmamaktadır. Evlerde veya hafta sonlarında CIL’da düzenlenen kurslarla bu eğitim verilmeye çalışılmakta ve buna ilaveten 1998 yılında kurulmuş olan International School of Palmela (https://cip.edu.pt ISP) hem seküler ve hem de dini eğitim vermektedir. Ülkedeki camiler genellikle bir derneğe bağlı olduğundan binalarında dini eğitim de verilmektedir. Bu eğitimlerin muhtevası ise çoğunlukla o civarda yaşayan Müslüman nüfusun etnik kökeni ve dini anlayışına göre, mesela tasavvuf veya dini ilimler veya hafızlık eğitimi gibi farklılıklar gösterebilmektedir.

Avrupa’nın en batısı ve ücra bir köşesinde yer alan Portekiz uluslararası düzeyde ne siyasi ne de ekonomik olarak ön plana çıkmadığı ve nispeten iddiasız bir ülke olmasının getirdiği bir netice olarak ne çok fazla göç almakta veya talep görmekte ne de kendi toplumu içinde yaşayan ve sayıları oldukça az olan diğer unsurları kendisine karşı bir tehdit olarak görmektedir.

http://www.thearda.com/internationalData/MultiCompare2.asp?c=160,%20181 

10.6 milyon nüfusun 12 yaş ve üzeri kısmının % 80’i kendisini Roma Katolik Kilisesi mensubu olarak tanımlarken bunların çok büyük bir kısmı dini faaliyetlere hiçbir şekilde katılmadığını belirtmektedir. Hıristiyanlar arasında % 5’i Protestan olup bunlar arasında yaklaşık 250.000 kişi Evanjelik Kilise’ye bağlı olduğunu söylemektedir. Son zamanlarda Doğu Avrupa’dan göç eden yaklaşık 200.000 kişi de Ortodoks Kilisesi üyesidir. 2011 yılı verilerine göre Portekiz’de 20.337, Azor Adaları’nda 136 ve Madeira Adası’nda 167 kişi olmak üzere toplam 20.640 Müslüman yaşamaktadır. Bu sayı bugün doğum ve göçlerle gelen artışla birlikte yaklaşık olarak 50.000 olarak tahmin edilmektedir. 


This data last updated:november 20, 2012


https://www.ine.pt/xportal/xmain?xpid=INE&xpgid=ine_indicadores&indOcorrCod=0006396&contexto=bd&selTab=tab2 


Portekiz’deki mescitler

Güncelleme Tarihi: 05 Aralık 2018, 18:23
YORUM EKLE

banner33

banner37