Kültürlerin kavşağında doğalın güzelliği: Dağıstan

Kolay geçit vermeyen Kafkas Dağları, enerji zengini Hazar Denizi, gür ormanları ve çevre cumhuriyetleri besleyen nehirleriyle Dağıstan...

Kültürlerin kavşağında doğalın güzelliği: Dağıstan

Kolay geçit vermeyen Kafkas Dağları, enerji zengini Hazar Denizi, gür ormanları ve çevre cumhuriyetleri besleyen nehirleriyle Dağıstan.. Rusya Federasyonu'nun en güney noktasındaki idari birimi. Binlerce yıl öncesine uzanan tarihinde Albanların, Hazarların, Arapların, Türklerin, Rusların ve hala üzerinde yaşayan onlarca halkın evi.. Elli bin kilometrekare üzerine kurulu Dağıstan İslam’la ilk tanışan bölgelerden. Cumhuriyet dahilinde dünyanın ilk camilerinden biri ve sahabe mezarları var. Dağıstanlılar bu tarihe emanet gözüyle bakıyor. Komşu Azerbaycan, Çeçenistan, İnguşetya, hatta Gürcistan'dan bile bu kutsal mekanları görmeye gelenler senenin her döneminde Dağıstan'ı ziyaret ediyor.

Kafkas Dağları’nın Hazar Deniziyle buluştuğu; üzerinde onlarca halkın onlarca farklı dilde yaşam sürdüğü, tarihi paleolitik döneme uzanan Dağıstan. Rusya'nın en güney bölgesi olarak hem Azerbaycan, hem de Gürcistan'la sınırı bulunan; Çeçenistan ve İnguşetya'nın komşusu.. Sahip olduğu doğal güzellikler ve enerji kaynakları kadar; terör eylemleriyle anılan; fakat bu kısır döngüyü kırmak için son yıllarda atağa kalkan bir tanıdık Cumhuriyet.

Tanıdık, zira yüzyıllardır Türkçe konuşan halklara ev sahipliği yapmış, bir o kadar sakini çeşitli dönemlerde Anadolu'ya göç etmiş bir ülke Dağıstan. Avarların, Lakların, Darginlerin, Lezgilerin, Tabasaranların, Nogayların, Tatların, dilleri Anadolu Türkçesine yakın kumukların ve daha nicesinin kardeşçe yaşadığı bu topraklar yedinci yüzyılda Hazar Krallığı'nın egemenliği altındayken Arap akınlarına boğun eğmek zorunda kalmış, bu vesileyle İslam’la tanışmış.

Tatar Moğol istilalarının yaşandığı yıllarda Timur'un saldırılarına göğüs geren Dağıstanlılar, Osmanlı'nın İran ve Rus imparatorluğuyla yaptığı savaşlar sürerken de bağımsızlığa olan tutkularını sık sık ortaya koymuş. Rus egemenliğindeyken üç imamın öncülüğünü yaptığı mücadele bölgeyi de aşarak bağımsızlık arayan birçok halk için örnek olmuş.

Gazi Muhammed, Hamzat Bek ve nihayetinde Şeyh Şamil... 1834'de bir devlet kuran Dağıstanlıların savaşı 1859'da Rus ordusunun Gunip kalesini ele geçirmesiyle son bulur. Dağıstan Sovyetler'in ilanına kadar farklı isyanlara da sahne olur fakat Ekim Devrimi İle birlikte tanınan yeni haklar, ardından gelen İkinci Dünya Savaşı Dağıstan'ın rutin isyan sürecini gündemden uzaklaştırır.

İkinci Dünya Savaşı’na Kızıl Ordu saflarında katılan Dağıstanlılar çok kayıp vermiş ama aralarından 52'si Sovyetler Birliği kahramanı ünvanını almış. Bugün merkezle cumhuriyet arasındaki bağların sarsılmaz olduğunu savunanların en fazla atıfta bulunduğu yaşanmışlık bu.

Kuzey Kafkasya hac misyonu başkanı Magomed Başarov Dağıstan'ın beş bin yıllık Dağıstan tarihi ve doğal zenginlikleriyle sadece Rusya'nın değil dünyanın en değerli bölgelerinden biri olduğunu ifade ediyor.

"Türkiye'den gelen misafirlerimize doğal güzellikler ve tarih konusunda bir şey söyleyemem. Ülkeniz çok güzel ama bizim de geri kalır bir yanımız yok. Burada yerleşik hayat geçişle birlikte şekillenmeye başlayan hayat hem bölge hem de çevre memleketler için örnek oldu. Sovyetler Birliği'nin ve Rusya'nın en önemli merkezlerinden biri oldu. Bence dünyanın en değerli bölgelerinden biri çünkü en eski medeniyetlere ev sahipliği yaptı"

İslam'ın Dağıstan'daki yeri ve Dağıstan'ın Müslümanlar için önemi de Başarov'un dikkat çektiği başlıklardan.  "İmam Şamil'in savaştığı dağlar, o dağlardaki köyler hala canlı. İslam bu topraklara Anadolu'dan önce girdi. Peygamberimizin bir vasiyeti olarak alındı. Onlarca sahabe bu topraklar için can verdi. Biz de bu emanete sonsuza kadar sahip çıkacağız. Gelişeceğiz, cumhuriyeti daha da güçlendireceğiz. Altyapıdan endsütriye kadar yapacağımız çok iş var. Bunu gerçekleştiriken de başta Türkiye olmak üzere dost halklarla yardımlaşacağız"

Turizm Bakanlığı’nın derbent sorumlusu Polat Nametullaev ise, her geçen gün sayısı büyüyen ziyaretçiler için dini özelliği olan mekanların ayrı bir değer taşıdığını ifade ediyor.

"Sovyetler döneminde Dağıstan birliğin turistik merkezlerinden birisiydi. Sonrasında bu özelliğini kaybetti. Doksanlarda yaşanan şiddet olaylarının da bunda payı var. Fakat son yıllarda yeniden hem Rusya'nın hem dünyanın ilgisini doğal güzelliklerimizle çekmeye başladık. Verimli topraklarımız var. Üzümden domatese; nardan havuça kadar sebze meyve ürünlerimiz Rusya standardlarının çok üzerinde..."

Dağıstan'ın Rusya için önemi büyük. Hem ekonomik hem de siyasi olarak iki merkezin birbiriyle ilişkisi bölge adına büyük önem taşıyor. Polat Bey, bu ilişkiyi tanımlarken coğrafyanın etkisine vurguda bulunuyor: "Ülkenin en güney noktasındayız. Stratejik bir anlamı var bunun. Kırım ilhak edilene kadar Rusya'nın en eski yerleşim birimiydik. Dünya için de bu bölgenin binlerce yıl ayakta kalması büyük değer taşıyor. Buraya Kafkasların Kudüs'ü denir. Çünkü burası da aynı Kudüs gibi her üç din için kutsal sayılabilecek özellikler barındırır. Yüzlerce yıl bu dinin mensupları barış içinde yaşadı. Ziyaretçiler için bu da çok önemli.."

Sık sık tatbikatlarla ve enerji arayışlarıyla öne çıkan Hazar Denizi ise sunduğu dinlenme fırsatlarının yanısıra ticaret için hayati önem taşıyor. Geçmişte yaşanan şiddet olaylarının psikolojik etkilerinden sıyrılmak da Dağıstan'daki halklar için önemli. Hazar Denizi'nin temiz ve sakin ortamı bu yolculukta Dağıstanlıların en büyük yardımcısı. Denizin kıyısında balık avlayarak hoş vakit geçirenler gibi, aile bütçesine katkı sağlayanlar da var..

"Bahar mevsiminin ortasında avlanmaya başlarız, sonbaharın ortalarına kadar. Kışın burada balık avlayan azdır. Hava sakinse bazen kayıkla açılırız, balık avı için. Ekonomik durum, kazancımız Rusya'nın büyük şehirleriyle karşılaştırılamaz. Ama geçiniyoruz, aç değiliz çok şükür"

Daha geniş bir zaman diliminde Hazar'ın tadını çıkaran Magomed ise bahsi edilen krizi umursamadığını söylüyor: "Yaşıyoruz ve mutluyuz. Her şey mükemmel. Ne ekonomik ne de sosyal kriz olduğuna inanmıyorum. Hayatın tadını çıkarıyorum"

Genç nüfus parklarda; ısınan havanın, açan çiçeklerin keyfini çıkarıyor. Mezuniyet törenlerini bir bir gerçekleştiren öğrenciler mutlu anlarını fotoğraf karelerinde biriktiriyor. "Her mevsim ayrı güzel burada. Yazın deniz olduğu için güzel, kışın da karlı dağlarımız var. Snowboard yapıyoruz, kayakla uğraşıyoruz. Herkese önerebileceğim güzel bir ülkemiz var"

Emekliler ise kahvelerde. Domino taşlarıyla oyun bazen bir mesai süresini tamamlıyor.

Dağıstan'da tarihî ve kültürel önemi bulunan anıtların sayısı onbeşbine yaklaşıyor. UNESCO'nun tarihi miras listesine aldığı kutsal mekanlar ve narın kala ise sadece Dağıstan için değil, Rusya ve dünya için büyük kıymet taşıyor. Bu nedenle bölgede gerçekleştirilen yeni inşaat ve altyapı çalışmaları çevrecilerin takibinde. Hızla büyüyen şehirlerde imar kontrolünü kaybetmek istemeyen yerel idareciler de hem Mahaçkala hem de Derbent'de giderek hızlanan yaşama uyum sağlamanın telaşında.

Resul Hamzatov gibi şairlerin, Şeyh Şamil gibi direnişçilerin, Aliverdiyev gibi bilim adamlarınıni olimpiyat şampiyonlarının memleketi Dağıstan sıkıntılı günleri geride bırakma umuduyla, Hazar Denizi'nin ve Kafkas Dağları’nın havasını solumak isteyen misafirlerini bekliyor. 

Köklü bir tarihe ve dünyaca ünlü bir coğrafyaya sahip olan Dağıstan bugün hem geçmişin yaralarını sarmaya, hem de doğal güzelliklerinden daha fazla istifade etmeye çalışıyor. Bir yandan turizme dönük hamleleri için gereken altyapıyı kurmaya çalışan Dağıstanlılar, diğer yandan cumhuriyetle ilgili önyargıları yıkmaya çalışıyor.

Son yıllarda daha fazla göç almaya başlayan Dağıstan'da yerel idareciler yaşanan bu hareketliliği yeniden yapılanma sürecinde değerlendirmeye çalışıyor.

Rus kamuoyunda sık sık bütçeden aldığı pay, petrol gelirlerinin paylaşımı ve ifade özgürlüğüne dönük müdahalelerle gündeme gelen Dağıstan'ın gerçek gündemi Rusya'nın büyük şehirlerinde göründüğü gibi değil. Doksanlı yılların karmaşası ve ikibinli yılların başındaki terör dalgası birçok Dağıstanlı için geride kalmış, ya da bu koşullarla yaşamaya dönük bir alışkanlık belirmiş. Mahaçkala'daki işkadınlarından meryem Tailova Cumhuriyet’in dışarıdan yatırımla ve Dağıstan'ı görmek isteyen yabancılarla daha güvenli bir boyuta geçeceği inancında

"Dağıstan genelinde gezilecek ve görülecek yerler çok fazla. Ama aynı zamanda ciddi iş imkanları da var. Burayı ziyarete gelenlerin mevcut ortamı değerlendirmesi ve fırsatları iyi okuması gerekiyor. Doğal güzelliklerden gün geçtikçe daha fazla faydalanma imkanı ortaya çıkıyor. Devletin de son zamanlarda gerek teşviklerle, gerek yeni projelerle bu süreci desteklediğini görüyoruz. İnsanlar da bu hareketliliğe uyum sağlıyor. Zaten konuksever bir milletiz. Dağıstan'daki gelişimle birlikte daha fazla misafirin gelecek olması bizi heyecanlandırıyor"

 

Dağıstan'ın Türkiye ile hem tarihi bağları var, hem de akrabalık. Çeşitli tarihlerde toplu göçlerle Anadolu’ya gelen Dağıstanlılar memleketleriyle kurdukları bağı daha da sağlamlaştırma niyetinde.

Rusya genelinde yaşanan emeklilik, sosyal yardım, sağlık sistemi sorunları Dağıstan'da mevcut. Genç nesil sadece Rusya Federasyonu'nu gördüğü için kıyaslama yapmaktan uzak. Fakat Dağıstan'ın yaşlı nüfusunda eskiye özlem var. Günün imkanlarına şükrediyorlar ama "Sovyetler Birliği başkaydı" demekten de kendilerini alamıyorlar. İşte emekli Dağıstanlıların hislerinden örnekler:

"Sovyetler döneminde ortaklık vardı, birbirini kollardı millet. Şimdi her koyun kendi bacağından asılıyor. Çok şükür sağlıkla ilgili sıkıntılarımız gideriliyor. Ama yüzlerce yıl birlikte dostça yaşayan halklar birbirine şüpheyle bakmaya başladı. Hayat koşulları zorlaştı. Birlik olmadan yaşamaya çalışmak zordur. Evet Sovyetler döneminin kendine göre baskılı bir ortamı vardı ama ortak bir hedefte buluşuyorduk. Şimdi neredeyse her köy kendi bağımsızlığını ilan edecek. Birleşmek ve birleştirmek lazım. Bir olmak lazım"

"Eskiden halkalrın birbiriyle ilişkisi daha fazlaydı. Ermeni azeri kumuk avar hep birlikte yaşardık. Rus komşularımız daha fazlaydı. Ama her dönemin kendine göre koşulları var. Allah’a şükür yine iyiyiz. Sağlıkla eğitimle ilgili bir sorunumuz yok. Turistik açıdan da büyük gelişme var"

Yeni nesil ise daha neşeli; mevcut durumu beğenenler, çok şikayet etmeden Dağıstan'ın tadını çıkaranlar çoğunlukta: Her mevsimin ayrı bir güzelliği olduğunu düşünüyorlar. Yazın deniz olduğu için güzel, kışın da karlı dağlar... Snowboard'dan kayak turlarına birçok alternatife sahip, herkese överek önerebilecekleri bir ülkelerinni olduğu inancındalar.    

Rusya Federasyonu'na geçişle birlikte yaşanan sistem değişikliği kırsal kesimde tarım ve hayvancılıkla uğraşanları zor durumda bırakmış, farklı iş sahalarına sevketmişti. Yeni döneme uyum sağlayamadığı için göçenlerin sayısı da fazlaydı. Fakat geçen yıllar içinde Dağıstanlılar yeni sisteme uyum sağladı. Bugün Dağıstan'ın komşu ülke ve cumhuriyetlerle ticareti genel ekonomik krize rağmen büyüyor. Rusya'nın en güney bölgesinde yer alan Dağıstan kremlin'in Kafkaslar için kurguladığı planların başrol oyuncularından.      

Rusya Federasyonu'nun en güneyinde bulunan Dağıstan cumhuriyeti ikibinli yılların başından itibaren aşırı grupların güç kazanmaya başladığı bir bölge olarak dikkatleri çekti. Çeçenistan'daki savaşın sona ermesiyle faaliyetlerini Dağıstan'a ve İnguşetya'ya kaydİran militanlar, sonrasında ilan edilen Kafkas emirliği'yle terör eylemlerini Rusya geneline yayma iddiasını öne çıkarmıştı.

Suriye'de yaşanan iç savaşla birlikte Dağıstan'da aşırı grupların faaliyetleri boyut değiştirmeye başladı. IŞİD bölgede varlık sahibi olduğunu gösteren eylemlere girişti, Ortadoğu'daki savaşa Dağıstan'dan savaşçı yollamaya başladı. Kafkas Emirliği'nin başındaki isim Doku Umarov'un da operasyonlar sonucunda ölü ele geçirilmesi bölgedeki yasadışı enerjinin daiş saflarında toparlanmasına yardımcı oldu. Fakat iki yıl önce yaşanan yönetim değişikliği Dağıstan'da farklı bir dönemin kapısını açtı. Terör tehdidi yine var, fakat halkın gündeminde üst sıraları işgal etmiyor.

IŞİD'e bağlılığını ilan eden Kafkasyalı gruplar sık sık Rusya'ya dönük tehdit videoları yayınlıyor. Militanların hem Dağıstan'da hem de Rusya'nın büyük şehirlerinde sivillere ve hükümete karşı saldırılar düzenleme noktasındaki kararlılığı yerel idareyi de Kremlin'le daha sıkı işbirliğine zorluyor. Rusya Federasyonu milli güvenlik akademisi Dış Ekonomik İlişkiler Başkan Yardımcısı Talat Çetin, cumhuriyet genelinde yaşanan olumlu değişikliği büyük ölçüde yeni başkan Ramazan Abdullatipov'a bağlıyor.

"Dağıstan'da son birkaç yıldır gözle görülür bir sükunet, turizmde ve diğer alanlarda sıçrama mevcut. Bunda Başkan Abdullatipov'un etkisi büyük. Kendisi hem Rusya'nın önemli bilimadamlarından, hem de Dağıstan halkında karşılığı olan biri. Gördüğü sevgi ve saygı kendisinin bölgede tesis etmeye çalıştığı düzende büyük pay sahibi. Dağıstan'da terör gündemden kalkmıştır. Şimdi halk gerçek gündemine yönelebiliyor, artarak büyüyen misafirler de doğal güzelliklerle ilgilenebiliyor. Kremlin'in de bölgedeki gelişmeye verdiği destek aynı ölçüde artıyor. Parlak günler cumhuriyetin geleceğinde.

Farklı halklardan oluşan Dağıstan'da çok kültürlülüğün benimsendiğini ifade eden yerli halk ise aşırı grupların bölgede tutunamayacağı noktasında hemfikir: "şehrin hiç bir sorunu yok. herkes istediği gibi yaşıyor. Hayatımızdan memnunuz"

"Biz sadece kendi içimizde yaşamıyoruz ki, Rusya'nın her yerinden misafirlerimiz geliyor. Ben kuzey Dağıstan'da yaşıyorum mesela; bölgemizde terör tehdidi yüksek denir. Ama bize gelen misafirler böyle bir tehditle karşılaşmadıklarını söylüyor. Hele ki derbend gibi yerlerde bu tehlike neredeyse sıfıra yakın”

Dağıstan'ın güvenlik tedbirleri çerçevesinde denetim, ağırlıklı olarak yerel polisin kontrolünde. Operasyonel güç ise federasyona ait özel kuvvetler tarafından gerçekleştiriliyor. İstihbari planda karşılıklı yardımlaşmayı esas alan tarafların cumhuriyetteki yönetim değişikliğinden sonra daha verimli bir işbirliğine gittiği belirtiliyor.

Son yıllarda terör tehdidinin azalmaya başladığı Dağıstan'da doğal güzellikler daha sık öne çıkıyor. Rusya'nın mısır'ı yasaklamasından sonra Türkiye turlarını devredışı bırakması; Bulgaristan'la da gergin bir döneme girmesi İspanya ve Yunanistan seçeneklerini pahalı, Tayland ve Hindistan gibi örnekleri de uzak bulan yerli turisti zor durumda bıraktı.  

Hükümet yeni ilhak edilen ama yaptırımlar altında sıkışan Kırım'a hareketlilik kazandırmak adına yarımadaya turları teşvik ediyor. Soçi de Turizm Bakanlığı’nın sık sık dile getirdiği destinasyonlardan. Fakat doğal güzelliğiyle bu iki seçenekten de geri kalmayan Dağıstan aynı sıklıkta gündeme gelmiyor. Son iki yıldır hem merkezi hem de yerel hükümet blgede turizmi teşvik için harekete geçti. Zira turistik altyapı büyük ölçüde yenilenmeye muhtaç.

Dağıstan'a hava ulaşımını sağlayan mahaçkale havalimanı da turizme dönük hamelelerin merkezinde duruyor. Kapasitesi genişletilen havalimanı yıl içinde tamamen değişecek. Havalimanı müdürü arsen primagomedov, Dünya Gündemi'ne yeni projenin maketi üzerinde öngörülen değişikliği anlattı

"Aslında tüm bu değişiklikler sadece turizmde atılım adına yapılmıyor. Üç milyonluk nüfusumuz ve bölgeye yeni yeni gelmeye başlayan yatırımcılar için de artık kaçınılmaz hale gelen bir değişiklik. Burada yolcu taşımacılığı kadar kargo taşımacılığını da düşünmek gerekiyor. Ayrıca yeni projede havalanına yürüme mesafesinde büyük bir otel de planlıyoruz, ki gördünüz denize de çok uzak değiliz. Yani burada kısa süreli konaklayanlar için önemli bir seçenek"

Dağıstan diasporası hem Rusya içine hem de Rusya dışına dağılmış, sayısı yüzbinlerle ifade ediliyor. Türkiye ile uzun bir aradan sonra başlayan doğrudan seferler yakınlarını görmek isteyen Dağıstanlılar için hayati önemde. Primagomedov bu adımın kültür alışverişine yeni bir vesile olacağı inancında:

"Türkiye'de büyük bir Dağıstan diasporası var. Burada birçok insan tanıdığı ya da henüz tanışmadığı akrabasını görmek için Türkiye'ye gidiyor. Özellikle izmir ve yalova'da Dağıstanlılar çok fazla. Aramızdaki mesafe kısa ama doğrudan uçuş olmadığı için bazen Stavropol, bazen de Moskova üzerinden hem yolu hem maliyeti uzatarak gitmek zorunda kalıyordu insanlar. Şimdi bu ortadan kalktı. Türkiye ile doğrudan uçuşlarımız yakında her gün gerçekleştirilecek yoğunluğa ulaşacaktır"   

Dağıstan turizmde yeni yıla hızlı bir giriş yaptı. Yılın ilk beş ayında yarım milyona yakın turisti ağırlayan cumhuriyet, toplamda 4000 yatak kapasitesini haiz 116 otele sahip. Sovyetler döneminden kalma sanatoryumlar da yenileniyor. Şu an ikibin altı yüz yatak kapasitesine sahip mekanlarda iki katı büyüme hedefleniyor. Bunların dışında kalan 52 tatilmerkezinde ise onbinin üzerinde bir kapasite mevcut. Dağıstan'da yaşayanlar memleketleriyle ilgili büyük şehirlerdeki algıdan rahatsız, tatil yapılacak yer sıkıntısı çeken Rus vatandaşların Dağıstan'ı es geçme lüksüne sahip olmadıkları vurgusu yapılıyor. Mahaçkale'deki sahilde okul saatini bekleyen sura bu çelişkiye dikkat çekme ihtiyacı hissediyor.

"Televizyonlar Dağıstan'ın güzel yüzünü göstermiyor ki. Hep terör olayları olduğunda Dağıstan'dan haber veriyorlar. Buradaki doğal güzellikler saymakla bitmez. Sadece bilmeyenlere biraz anlatılması lazım"    

Sovyetler döneminden sonra eğitimin bölgedeki merkezi haline gelen Dağıstan'da sosyal yaşam ikibinli yılların başlangıcıyla beliren durgunluğu da üzerinden atıyor. Cumhuriyette yaşanan yönetim değişikliğinden sonra da mevcut havanın psikolojik etkileri olduğu değerlendirmesi yapılmış, sosyal hayatın özellikle canlandırılması hedefi belirlenmişti. Yeni turizm hedefleri canlılığın sağlanması için Dağıstanlılar için hayati değerde.

Kızılyar, Derbend ve Mahaçkala çevreden aldığı göçün de etkisiyle her geçen gün mevcut sınırının dışına taşıyor, nüfus yoğunluğu artıyor. Bölgeden büyük şehirlere dönük göç Rusya genelinde yaşanan ekonomik krizin de etkisiyle yavaşlamış durumda. Buna mukabil cumhuriyet hem kendi içinde daimi bir mobilizasyon yaşıyor, hem de Azerbaycan, Gürcistan, Çeçenistan ve İnguşetya'dan göç alıyor.

Rusya'nın diğer şehirlerinde pek göze çarpmayan kahvehane alışkanlığına Dağıstan'da rastlanabiliyor. Derbend merkezindeki İstambul kafe bir yaklaşık sonuçla Türkiye'nin en büyük şehrine özlemi ifade ediyor. Kafenin adında tashih yok, gerçekten de İstanbul değil İstambul. Rusların stambol, Türklerin İstanbul dedediği şehir için bir ara formül bulunmuş sanki.

Fakat yeni nesilde can sıkıntısını giderebilmek için kahvelerin etki gücünden fazlasına ihtiyaç var. Hazar Denizi'nden faydalananlar; geniş parklarda vakit geçirenler göze çarpıyor. Fakat bundan da önemlisi Dağıstan genelinde sayısı artan eğitim merkezleri, sanat kursları ve sayısı artan fakülteler.. Genç nesilin enerjisini sokaklara meydanlara parklara ve sahillere sevkeden bu eğilim ciddi bir hareketliliğin önünü açıyor. Dağıstan devlet üniversitesi, pedagoji bölümü mercan lavarslanova kültürel çeşitliliğe vurguda bulunuyor ama Türkiye'nin yeri belli ki ayrı;

"Okulumuzda farklı milletten öğrencilerin örnek bir uyumu var. zaten Dağıstan'ın doğal güzellikleri öğrencilerin ders dışında da iyi vakit geçirmesini sağlıyor. Türk diline de özel bir ilgimiz var. Hem Türkiye'deki akrabalarımız nedeniyle, hem de azerbaycan yakın olduğu için hemenher fakültede Türk dili derslerinin olduğunu söyleyebilirim. Gençlerimiz de tatillerini Türkiye'de geçirmeye çok hevesli"

Öğrenciler de ders dışında çalışmak değil gezmek hevesinde. İçinde bulundukları çevrenin doğal güzelliklerini doğru yaşlarında tanımak ve yaşamak istiyorlar.

"Dersi sadece derste yaparız. Ders bitti mi gezmeye çıkarız, arkadaşlarla eğlenceli vakit geçiririz. Ülkemizin doğal güzellikleri çok fazla. Hele de yaz gelince dersler ikinci plana düşüyor açıkçası. Tabi öğretmenlerimiz çok iyiniyetli, onlar da havalar güzelleşince bizi hoşgörüyorlar. Amerika'dan bile öğrenci var bizde. Ve yabancılar da bizim gibi çok mutlu"

"Bizde hem dağların ve ormanın yeşili, hem Hazar denizinin mavisi ve uzun kumsallar var. İşini iyi bilen hocalarımız var. Okumak için burayı seçen öğrencileri yanlış karar almadıklarına ilk günden inandırıyorlar"

Uluslararası firmaların ortalıkta gözükmediği Dağıstan birçok alanda kendi markalarını üretmiş. Mahaçkala ve Derbend'de sayısı giderek artan eğlence ve alışveriş merkezleri kendine has mekanlarla büyüyor.

Birkaç sene öncesinde Dağıstan'da araç trafiğinin günlük yaşamı etkilemesi tartışma konusu bile olamazdı. Fakat hem mahaçkale, hem de derbend'de araç sayısı artıyor.  Onyıllar önce planlanmış dar yollar hızla büyüyen şehre cevap vermekte zorlanıyor. Hem trafik, hem de park sorunu yakın gelecekte Dağıstanlıların günlük dertleri arasına girecek gibi görünüyor.   

Geniş coğrafyasında tarıma elverişli alan açısından sıkıntı yaşayan Rusya; bu noktadaki açığını kapatak adına eski sovyet ülkelerine olduğu kadar güney bölgelerindeki cumhuriyetlerine de büyük ihtiyaç duyuyor. Batıyla yaçanan gerginlik sonrası hareket alanı kısıtlanan Rus tüketicisi, kısa süreli de olsa Türkiye'den bu ihtiyacı karşılama yoluna gitmiş. Fakat uçak krizi sonrası bu seçenekten de mahrum kalmıştı. Bu gelişmelerden sonra başta rostov ve krasnodar olmak üzere güney bölgelerine ağırlık veren Rusya için Dağıstan'ın önemi büyük.. Halk pazarlarındaki üreticilere kulak veriyoruz:

"Patates, soğan ve havuç konusunda fazlamız var eksiğimiz yok. Elma, kayısı ve çilek gibi ürünlerde daha fazla yatırım ve daha fazla emek lazım. Fakat genel olarak Dağıstan toprakları her türlü sebze ve meyvenin yetiştirilmesi için idealdir. İklim de buna uygun. Farklı ülkelerle, uzak Rus şehirleriyle alışverişimiz var. Bu da üreticiyi daima hareketlendiriyor. Tabii ki hem nakliye, hem de fiyat sebebiyle burada yaşayanlar daha lezzetli ürünü daha ucuza yiyor. Kriz döneminde olduğumuzu söylüyorlar ama ben geçmişle bugün arasında pek fark hissetmiyorum"

"Fiyatları konuşuyorsunuz ama buradaki lezzeti aslında parayla almak mümkün değil. Krizden önce tabii ki dışarıya daha fazla mal yolluyorduk, şimdi biraz daha yerli tüketiciye çalışıyoruz. Patatesin kilosu 30 ruble. Mevsimine göre büyük şehirlerde bu fiyatın iki hatta üç katına çıktığı oluyor. Moskova'nın patatesi belaRus'tan geldiği için bazen oradan da ucuza temin edebiliyorlar"

Dağıstan pazarlarında sebzeden meyveye; et ürünlerinden süt ürünlerine birçok ürün köylerden geliyor. Tüketiciler de büyük şehirle kıyaslamayı önce bu ayrılcalık üzerinden gerçekleştiriyor.

"Domates de salatalık da dağlardaki köylerden geliyor. Bizde salatalık iri ve lezzetli; hem de 40 ruble. Moskova'da çok daha incesi bu fiyatın iki katına satılıyor. Domates de aynı şekilde. Bu domatesi büyük şehirlerde 100 rubleye bulmanız mümkün mü?" 

Başta moskova ve sen petersburg olmak üzere Rusya'nın büyük şehirlerinde artan hayat pahalılığıyla birlikte daha derinden hissedilen ekonomik kriz Dağıstan'da yerel üretim sayesinde ufak sıyrıklarla atlatılıyor. Halkın genelinde bir iyimserlik hakim:

"Şu kalabalığı görüyorsunuz, böyle birt ortamda ekonomik krizden bahsedilebilir mi? Alıcılar memnun, satıcılar memnun. Çünkü ürün lezzetli ve fiyatler gerçek. Şişirilmiş fiyatlar yok burada. Moskova'da dolar geçer, bizde ruble. Orası tüketir biz üretiriz. En kötü ihtimal ürettiğimizi yeriz. Bu nedenle de krizi çok hissetmeyiz"

"Sürekli çalıştığımız için günlük hayatta kriz var mı yok mu, çok anlamıyoruz. Ama buradan görüldüğü kadarıyla herhangi bir kriz yok. Burada insanlar yiyeceği ürünü daha yakından görüyor. Zaten marketlere de malı biz veriyoruz. Orada daha pahalıya alacaklarına bizden ucuza alıyorlar. Meyve sebzede dışarıdan ürün geldiği oluyor ama et ve tavuk ürünleri bize sadece köylerden geliyor" 

"Biz zaten tarım ve hayvancılığa dayalı yaşayan, bu alanda çalışmayı seven bir toplumuz. Devlet de son zamanlarda bu işlerin üzerine daha fazla eğilmeye başladı. Kendi ürünlerimizi kendi topraklarımızda ürettiğimiz için en lezzetlisini en ucuza yiyebiliyoruz. Beslenmenin insan yaşamındaki önemini düşündüğünüzde bu çok büyük bir avantajdır"

Fakat işsizlik de “çalışmak isteyene iş çok” diyerek içinden çıkılabilecek bir düzeyde değil. Halkların birbirine yakınlığı, ailevi ilişkiler ve bireysel tarım seçenekleri sayesinde; büyük şehirlerde olduğu kadar can yakmasa bile çözüm bekleyen büyük sorunlardan.

Ulusal gündeme terör saldırıları vesilesiyle gelen Dağıstan’da bu duruma gerekçe olarak gösterilen işsizlik, yerel yönetimin de üzerine en fazla ilgi gösterdiği başlıklardan. Rus medyasında savunulan görüşlerde çok sık göze çarpan iddia, merkezden gelen kaynakların yerelde adaletli dağıtılmadığı yönünde. Buna ek olarak büyük Rus şirketlerinin de bölgede yatırım yapmaktan kaçınması Dağıstan’daki işsiz nüfusun artışına neden olarak gösteriliyor.

Kremlin de bölgedeki işsizliğin siyasi sonuçlarını görüyor. Dağıstan’a ayrılan kaynağın yeni yatırımlarda ve teşvik programlarında kullanılmasını önemsiyor, denetim mekanizmalarını sık sık bu noktada devreye sokuyor. Ülkenin doğal zenginliklerini işleyerek komşu cumhuriyetlere satan orta ölçekli sanayiciler krize rağmen yeni iş imkanları için alan açabildiklerini belirtiyor. Küçük ve orta ölçekli işlerme sahiplerine göre çalışmak isteyen insan için iş çok

“Burada ürettiğimizin bir kısımını Dağıstan içine, bir kısmını çeçenistan’a ve inguşetya’ya yolluyoruz. Azerbaycan ve Moskova’yla da çalıştığımız oldu. Lojistiği de biz sağladığımız için insanlara her geçen yıl daha fazla iş imkanı sunuluyor. Ben Dağıstan’da işsizlik olduğunu düşünmüyorum. Çalışmak isteyen için iş var. hem de çok iyi şartlarda. Bakın ben bu ülkede yaşıyorum, rahat ve güvende yaşıyoruz. Terör sorunu olduğunu düşünmüyorum ki, işsizliğin böyle bir soruna yol açtığını düşüneyim”

İşveren böyle diyor. Peki ya çalışanlar? Süt ürünleri tesisinde on yıla yakın süredir teknisyen olarak görev yapan Abdullah, işsizliğin sorun olduğunu kabul ediyor. Fakat eskisine göre daha rahat bir yaşam sürüldüğü düşüncesinde..

“İşsizlik tabii ki Cumhuriyet’in sorunu. İşi olanlar mutlu, Dağıstan’ın güzel ikliminde rahat yaşıyorlar. Ama işsizler sıkıntılı. Onları da düşünmek lazım. Yeni iş sahaları açılmalı. Nalçik de dahil olmak üzere bize uzak birçok yere ürün gönderiyoruz. İşimizin çapı büyüdükçe daha fazla insan iş sahibi olacak. Bunu düşünerek çalışıyoruz”

İkibinli yılların başında yüzde 26’lara ulaşan işsizlik oranlarının bugün yüzde 11’ler seviyesine düşmesi bölgede yaşayanları bundan sonrası için umutlu kılıyor. Ekonomistlere göre bölgenin doğal gücü çerçevesinde tarımdan hayvancılığa kadar birçok alanda iş imkanları mevcut, buna Hazar denizinin bereketini de eklemek şart. İşte o denizde fazla zaman geçiren bir Dağıstanlı’nın söyledikleri:

“Hazar Denizi’nden petrol de çıkar, uzun menzilli roket de buradan fırlatılır. Balığı da buradan tutarız. Demek ki burada her şey mümkün. İşsizlik tabi ki büyük sorun. Diğer Rus şehirlerine göre durumumuz daha zayıf. Moskova’da temizlik işçisinin kazandığını burada genel müdür alamıyor. Evet kira, yiyecek ucuz ama maaşlar da aşırı düşük”

Dağıstan’da yaşanan işsizliğin aşırı gruplara güç kazandırdığı iddiasını dillendirenler, büyük şehirlere göçün genç nüfus arasında yaygınlaştığını düşünüyor. Fakat Derbend ve Mahaçkale’de sokakları dolduran gençler, yaşadıkları memleketin doğal güzelliklerinden duydukları memnuniyeti işsizlikle ilgili kaygıların üzerinde tutuyor.

“Yavaş yavaş her şey yoluna giriyor. Devlet de birçok projeyi destekliyor, diğer ülkelerde yaşayan Dağıstanlı işadamları da buraya yatırım yapmaya başladı. İşszilik sorun olmaktan çıkıyor. Zaten denizi, deniz kenarında yürümeyi, dağlarımızı, ormanlarımızı çok seviyorum. Benim için işsizlik sorun olamaz”

“İşsizlik tabii ki var. Paranız yoksa iş bulmanız zor. İş yapabilmeniz için para sahibi olmanız lazım. Ama turizm gelişiyor, çevre şehirlerde de bir hareketlilik vart. Bunun biz gençlere olumlu yansıyacağını düşünüyorum”

Peki enerji seçeneği işsizlik başta olmak üzere ekonomik sorunların çözmünde ne kadar fayda sahibi? Zira Kafkaslarda varlığı ispatlanan enerji kaynakları sadece bölgede yaşayanların değil birçok farklı ülkenin ilgi alanında. Bölgede Rusya Federasyonu’na ait Dağıstan, hem yeraltı kaynakları hem de Hazar denizi vasıtasıyla büyük bir zenginliğin üzerinde yer alıyor. Azeri akademisyenlere göre Hazar denizi dünya petrol rezervlerinin yüzde üçüne, dünya doğalgaz rezervlerinin ise yüzde yedisine sahip. Rus yetkililer ise 60 milyon ton petrol çıkarabilmek için 2 milyar dolar harcanması gerektiğine dikkat çekerek Hazar denizindeki petrolün çok derinde bulunduğunu, fiyatlama bu kadar düşükken harcanan çabanın çoğu zaman yetersiz kaldığını ifade ediyor.

Bölgede gerçekleştirilen petrol arama ve çıkartma çalışmalarında Dagneft ve Dagestan, Gazprom şirketleriyle varlık gösteren yerel idare son yıllarda enerjiden elde ettiği geliri arttırdı. Fakat düşen petrol fiyatları hemen her petrol ihracatçısı ülkede olduğu gibi Dağıstan’da da planları bozdu. Vietnam’dan Azerbaycan’a kadar birçok merkezle enerji arama çalışmalarına imza atan Dağıstanlılar, piyasadaki krizin geçici olduğu düşüncesinde. Günlük yaşamda ihtiyaç duyulan enerji ise Rusya’nın büyük şehirlerinden daha ucuz.

Dağıstan’ın enerji alanındaki avantajı sadece petrol ve doğalgazla sınırlı değil. Cumhuriyete Sovyetler döneminden kalan barajlar da hem bölgenin yükünü çekiyor, hem de çevre cumhuriyetlere elektrik sağlıyor. Sulak nehri üzerine kurulu çirkey barajı Rusya’nın en uzun kemerli barajı. Sovyetler döneminin sembol altyapı projelerinden. 250 megavatlık dört türbine sahip olan baraj toplamda 100 megavat kapasiteye ulaşıyor. Dağıstan’ın dağlık bölgelerinden geçen avar kaysu nehri üzerinde ise Irganay Barajı var. 20 kilometrelik alana kurulu rezerv tesisinde 700 milyon metreküp depolayabilen baraj Sovyetler sonrası bölgeye kazandırılan örneklerden.

Uzak cumhuriyetlerin merkezden aldıkları bütçe desteği sık sık Rus politikacıları tarafından gündeme getiriliyor. Mevcut durumu tek taraflı değerlendirerek iç politikada kendilerine alan açan poltikacılara zaman zaman akademisyenlerden de destek geliyor. Oysa sınırlı yatırımla maksimum enerji kaynağı sunmaya çalışan Dağıstan örneği, sağladığı siyasi avantajlar da gözönüne alındığında uzak cumhuriyetlerin merkeze olan desteğini açık şekilde ortaya koyuyor .

Dağıstan Cumhuriyeti’nin Başbakan Yardımcısı Magomed İsayev, Rusya Federasyonu’nun kurulmasıyla birlikte idare mekanizmasında görev almaya başladı. Turizmden ekonomiye; Moskova ile ilişkilerden yabancı yatırıma kadar birçok başlıkta kritik dönemlerin idaresini üstlendi. Dünya Gündemi’nde Dağıstan’la ilgili eleştirileri cevaplayan isayev ülkesinin terörle birlikte anılmasından rahatsız. İşte isayev’in söylediklerinden öne çıkan ifadeler:

“Bölgedeki terör tehlikesiyle ilgili bakışım net. Paris’i alın, Avrupa’yı, Türkiye’yi ya da Rusya’yı. Birkaç yer dışında dünyanın neresine giderseniz gidin tam garanti altında değilsiniz. Elbette ki turist adrenalin ister, heyecan ister ama güvenlik de ister. Bu nedenle tüm dünyada olduğu gibi bizde de güvenlik önelmlerine büyük önem verilir. Doksanlı yıllarda ağır dönemler yaşadık. Hatta ikibinli yıllar da güvenlik açısından zor geçti. Ama şimdi size psikolojik planda, kültürel planda, ekonomik planda gördüğümü söyleyeyim: Artık o tehlikeli günler geride kaldı. Bir örnekle açayım. Eskiden zafer bayramlarında sokaklar bomboş, alanlar kimsesiz kalırdı. İnsanlar dışarı çıkmaya korkardı. Ama son zafer bayramlarında şehir sokaklara taştı. Büyük kalabalıklarla gerçekleştirdik kutlamaları. Yani Dağıstan yavaş ama güvenli bir şekilde hayata dönüyor”  

“Dağıstan’ın rahata huzura ermesinden rahatsız olan kesimler var. Bu memleketteki güzelliklerin öne çıkması bu kesimleri kaygılandırıyor. Oysa burada görkemli dağlarımız, tarihi mekanlarımız, uzun kumsallarımız var, bunları görmeliler. Ve unutmayın her şey daha ucuz. Bugün deniz kenarında bir otelde 20-25 dolara kalabiliyorsunuz. Dağıstan’ın lezzetli mutfağını çok hesaplı şekilde deneme imkanı buluyorsunuz.”

“Yabancı yatırıma daha fazla yöneldik. Rusya içinden olduğu kadar komşularımızdan da faydalanmaya çalışıyoruz. Örneğin Azerbaycan. Hazır bekleyen projelerin sayısı yirmiyi buldu. Altyapı bizde eksiksiz. Azeri yatırımcı giderek daha fazla bölgede varlık göstereck. Sebze meyve başlığında ciddi hamleler gerçekleştirdik. Soğuk hava depoları, nakliyat ve üretim gibi konularda yaptığımız yatırımları büyütüyoruz. Bunların hepsi işsizliği ertiecek güçte adımlar. İşsizliğin sosyal ve siyasal sonuçlarının yaşattığı olumsuzlukları iyi biliyoruz. Sovyetler döneminde üretimin yıldızıydı bu topraklar. Yavaş yavaş da olsa o günlerin hareketliliğine dönmeye çalışıyoruz. Fakat tüm bunlar olurken Hazar denizi’nin kıyısında olduğumuzu da unutmuyoruz. Endüstriyel hamlemizin ekolojik dengeye zarar vermesine müsaade etmeyiz, denetimlerimiz çok sert.”

“İşsizlik dediğinizde şahsi tecrübelerimden örneklerle cevaplamayı daha uygun bulutum. On yıllardır devlet hizmetindeyim. İnanlar gelir ve devletten maaş alabileceği bir iş ister. Üretim yapayım, tarlamı ekip biçeyim diyene rastlamadım. Oysa cumhuriyetimiz doğal kaynaklar açısından o kadar zengindir ki, her vatandaşımız hiçbir kötü işe sapmadan huzur içinde hayatını kazanabilir. Ama önce bunu istemesi lazım tabii ki”

“Komşu bölgelerde çok büyük çatışmalar yaşandı, savaşa varan gerginlikler oldu. Hala da bu tehlikeyle yaşayan komşularımız var. Oysa biz burada onlarca farklı halk barış içinde yaşamayı, Birbirimize saygı duymayı ve iktidarı paylaşmayı biliyoruz. Bunu buraya gelenler görüyor, bundan sonrasında da misafir etmek istediğimiz insanların bunu yerinde görmesini istiyoruz. Misafiri çok severiz. Hiçbir şeyin garantisi yok dedim ama bunun var. Allah korusun doğal felaketler ve insan işi kazaların dışında hiçbir misafirimizin buradan kötü duygularla ayrılacağını düşünmüyorum. Tabii ki turizm altyapısı olarak sizin ülkenizle yarışamayız. O kadar büyük tecrübemiz de yok. Ama misafir bizim için çok değerlidir. Başka yerde bulamayacakları sıcaklığı veririz, ruhumuzu açarız misafirimize.”  

Yüzyıllardır farklı etnik gruplara evsahipliği yapan Dağıstan’da nüfus ağırlığı müslümanların. Bu ağırlık günlük yaşamdan, devlet idaresine kadar her aşamada göze çarpıyor. Üst düzey devlet görevlilerinin çalışma ofislerinde Mekke ve Medine’den getirilen tablolar, levhalar mevcut. Çalışma saatleri birçok yerde ibadet saatlerine göre ayarlanıyor. Fakat slav kökenli Ruslar için Kiliseler, Yahudiler için Sinagoglar da faaliyetlerini sürdürüyor.

İslam’ın Rusya’ya ilk girişinin derbent üzerinden olması Dağıstan cumhuriyeti’nde yaşayan Müslümanlar için gurur kaynağı. Ülkenin ilk camisinin Derbent’te bulunması sadece Rusya için değil, dünya Müslümanları için de kayda değer.

Camii görevililerinden Ferhat Bey ne İslam içindeki mezhep farklılıklarının, ne de farklı dinler arasındaki muhtemel uyuşmazlıkların bu tarihi gerçeklik karşısında önemi olmadığını savunuyor:  

“Her milletten her dinden misafirimiz var. Burada hem Şiiler hem de Sünniler namaz kılar. Arapçada söylendiği gibi ‘leys ül fark’ yani fark yok, olmamalı."

İkibin metrekare üzerine kurulu camiide aynı anda 6 bin kişi namaz kılabiliyor. Sovyetler Birliği döneminde hapishane olarak kullanılan camii bünyesinde 600 yıl önce inşa edilmiş medreseler de hizmet veriyor. Yüzde doksanından fazlası Müslüman olan Dağıstan'da beşyüze yakın kuran kursu ve yüze yakın medrese bulunuyor. Çarlık döneminde 1700 camiye evsahipliği yapan Dağıstan, ibadet açısından Sovyetler sonrasında büyük bir rahatlama içine girdi

Bundan yirmi yıl önce inşa edilen merkez camii 17 bin kişinin aynı anda ibadet etmesine yetecek alanıyla Avrupa’nın en büyüklerinden. Cemaat Türkiye'nin inşa sürecindeki desteğini unutmamış..

"Camiyi Türkler yaptı. Sovyetler'in çöküşünden hemen sonraydı. Şimdi şartlar farklı tabi. O zamanlar bu büyüklükte bir cami yapılacağını hayal dahi edemezdik. Türk kardeşlerimize müteşekkiriz. Buradan hacca giderken de antep'te konaklıyoruz. Bize büyük misafirperverlik gösteriyorlar. Rusya ile krize de çok üzüldük. Türkiye bizim için ayrı bir yere sahip"

"Ne eğitim ne de ibadetle ilgili bir sıkıntımız yok çok şükür. Din adamlarımız da her zaman ve her koşulda eğitimin sürmesini büyümesini amaçlıyor. Bu yönde telkinlerde bulunuyor. Rusya ile Türkiye gerginliği bizi ilgilendirmiyor. Biz müslümanız, biz biriz. Olaylara bakışımız farklı değil"

Sayısı eskisi kadar fazla olmasa da Hazar Yahudileri Dağıstan'daki varlığını sürdürüyor. Derbend'in merkezinde bulunan sinagog herhangi bir protesto olayıyla karşılaşmamış. Cemaatin büyük bir bölümü Türkçe konuşuyor,  hem Dağıstan kültürü hem de yahudi inanışına ait gelenekler sergileniyor. Merkezde çocuklar için yatılı bir bölüm de bulunuyor. Kültürel etkinliklerin yanısıra eğitimin de öne çıkarıldığını belirten Salomon Azeroviç sinagogun onlarca yıllık hahamı.

"Burada halklar barış içinde yaşıyor. Biz de birlikte. Sovyetler döneminde bile din baskı altındayken ibadetimizi gerçekleştirirdik. Bayramlarımızı hep birlikte kutladık. Dağıtsan'da insanlar barışçıdır, sevecendir. Hiçbir ayrımcılık görmüyoruz"

Dağıstan'ın Araplar tarafından fethi hala bölge için büyük önem taşıyor. Zira bu sefer esnasında hayatını yitiren sahablerin mezarı da Derbend'de kırklar ismiyle bilinen mekan yurt dışından gelen ziyaretçilerin de ilgi odağında. Gün boyunca hiç bir karşılık beklemeden mezarların başında ziyaretçilere yardım eden magomed gençliğinde Dağıstan'ın ünlü boksörlerinden biriymiş. Eşini ve çocuklarını bir kazada kaybettikten sonra sahabe mezarlarına gelmiş ve o günden sonra evine geri dönmemiş..

"Bu mezarlar bize emanettir. Peygamberimizin derbend'in alınmasıyla ilgili vasiyetini yerine getirmek için insanüstü bir çabayla savaştılar. Her biri elli-yüz kişilik gruplarla savaştı. İnançlı insanlar için sahabe başka bir yerdedir. Bizim gibi değillerdir. Biz bu emanete canımız gibi bakmaya devam edeceğiz"

Dağıstan'da tüm bu anlattıklarım olmasa; dağlarını yaran nehirleri, Hazar denizi, gür ormanları olmasa, hatta Sibirya'nın insandan uzak milyonlarca kilometrekarelik boşluğunda bir yerde kaybolsa; yine de baştacıydı. Keza Dağıstanlının sıcaklığı, derinliği, kalender tavrı her türlü doğal ve tarihi güzelliklerin üzerinde.

Kaynak: www.dunyabulteni.net

Güncelleme Tarihi: 16 Ekim 2018, 15:07
YORUM EKLE

banner33

banner37