Mısır’ın silahlanma faaliyetleri

Mısır, Temmuz 2013’teki askeri darbeden sonra son derece yoğun bir silahlanma ve modernizasyon faaliyeti yürütüyor. Son beş yılda özellikle Fransa ve Rusya ile çok sayıda büyük alım anlaşması imzalandı.

Mısır’ın silahlanma faaliyetleri

Arda Mevlütoğlu

Asya, Afrika ve Avrupa kıtaları arasında bir kavşak konumunda olan Doğu Ak-deniz’in jeopolitik önemi, 2000’li yıllarda yapılan hidrokarbon kaynak keşifleri ile daha da arttı. Bölgenin yeni enerji jeopolitiği, bölgesel rekabet ve işbirliklerinin de artması sonucunu doğurdu. Enerji arzının ve yeni keşfedilen kaynakların ulusal ekonomiye entegrasyonunun güvenliğini sağlamak, kıyıdaş ülkelerin öncelikli ulusal güvenlik hedeflerinden biri haline geldi. Ayrıca 2011 yılından bu yana süren Suriye İç Savaşı ve neden olduğu güvenlik riskleri, Doğu Akdeniz’i kritik bir sıcak bölge (“Hot Spot”) haline getirdi.

Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO) verilerine göre dünya ticaretinin %15’ten fazla bir kısmı Akdeniz üzerindeki deniz yolları vasıtasıyla yapılıyor. Bu trafiğin önemli bir kısmı enerji kaynaklarının taşınması ile oluşmakta; bunda da bölgenin Ortadoğu’ya komşu olmasının payı bulunuyor. Doğu Akdeniz’in bu kavşak özelliğinden doğan önemi, bölgede keşfedilen enerji kaynakları ile daha da arttı. Amerikan Birleşik Devletleri (ABD) Jeolojik Araştırma Kurumunun 2010 verilerine göre Doğu Akdeniz’de yaklaşık 1.7 milyar varil petrol ile 3.45 trilyon metreküp doğalgaz rezervi bulunuyor. Münhasır Ekonomik Bölgeler (MEB) üzerinden bu kaynaklara erişim ve bunların güvenliğinin sağlanması hususu, bölge ülkelerinin donanmalarının kullanıldığı karmaşık bir jeopolitik satranç oyununa dönüşmüş durumda.

Bu karmaşık jeopolitik denklemde 2013 Temmuz ayındaki darbeden sonra yönetimi ele geçiren Abdülfettah es Sisi, ülkenin bölgesel güç olma ve bölgedeki kaynaklara hakim olma hedefleri doğrultusunda hızla geniş kapsamlı bir askeri modernizasyon hamlesi başlattı. Bu doğrultuda yalnızca Mısır’ın geleneksel silah sağlayıcısı ABD ile değil, başta Fransa ve Rusya olmak üzere çok çeşitli ülkelerle büyük alım anlaşmaları imzalanmaya başlandı. Bu modernizasyon hamlesi, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ın finansal desteği ile yürütülmekte.

Mısır’ın darbeden bu yana geçen beş yıllık süreçte gerçekleştirmiş olduğu silahlanma faaliyetlerinin incelenmesi, bölgesel iddia ve hedeflerinin tespiti açısından önemli veriler sağlamakta.

Mısır Deniz Kuvvetleri

1970’lerin sonundan itibaren silahlı kuvvetlerinin büyük kısmı ABD yapımı araç-gereç ile donatılan Mısır’ın deniz kuvvetleri, diğer komutanlıklara kıyasla bütçeden görece daha az pay almaktaydı. Bu durum, 1990’ların sonlarından itibaren de-ğişmeye başladı ve deniz projelerinin aldığı pay giderek arttı.

Yaklaşık 16,500 personele sahip olan Mısır Deniz Kuvvetleri, ülkenin coğrafi konumu nedeniyle birbirinden ayrı iki filoyu idame etme durumunda. Karargâhı İsken-deriye’deki Ras El Tin’de bulunan Akdeniz Filosu’nun en önemli görevlerinden biri, Gazze Şeridi’ne uygulanan ablukanın denetimi. Kızıl Deniz Filosu’nun üsleri ise El Gardaka, Safaga ve Süveyş’te bulunuyor. Bu filo halen Suudi Arabistan öncülüğünde yürütülmekte olan Yemen harekâtına da aktif biçimde destek veriyor. Ayrıca Eritre’de de bir deniz-hava üssünün kurulması için bu ülke ile görüşmeler yürütüldüğüne dair haberler mevcut. Akdeniz Filosu’nun görev ve sorumluluklarının, özellikle enerji rekabetinden dolayı yakın gelecekte tüm Doğu Akdeniz’i kapsaması ve giderek daha uzun menzilli karakollara çıkılması beklenebilir.

Modernizasyon Faaliyetleri

Mısır, Temmuz 2013’teki askeri darbeden sonra son derece yoğun bir silahlanma ve modernizasyon faaliyeti yürütüyor. Son beş yılda özellikle Fransa ve Rusya ile çok sayıda büyük alım anlaşması imzalandı. Bunların en dikkat çekici olanı şüphesiz, Rusya’dan alınan iki adet Mistral sınıfı doklu çıkarma gemisi (LHD) idi.

Esasen 2011 yılında Rusya tarafından Fransa’ya sipariş verilen Mistral sınıfı bu iki geminin, inşa, donatım ve tecrübelerinin tamamlanmasından sonra 2015 yılı içinde Vladivostok ve Sevastopol adları ile hizmete girmeleri planlanmıştı. Ancak Ukrayna krizi ve Kırım’ın ilhakı sonrasında Rusya’ya uygulanmaya başlanan yaptırımlar nedeniyle sözleşme, 2015 Ağustos ayında feshedildi. Kısa süre sonra Mısır’la başlayan satış görüşmeleri Eylül ayında sonuçlandı ve gemiler 2016 yılında Enver el Sedat ve Cemal Abdülnasır adları ile Mısır Deniz Kuvvetleri’nde hizmete girdiler. Mısır bu gemilerde kullanmak üzere Rusya ile Kamov Ka-52K gemi konuşlu taarruz helikopteri alım görüşmeleri de yürütmekte. Bu taarruz helikopterinin kara havacılık versiyonundan 46 adedi için 2015 Ekim ayında bir sipariş verilmiş; sipariş kapsamında teslimatlar geçtiğimiz sene başlamıştı.

Ana muharip unsurları, ABD’den 1981 yılında transfer edilen dört adet FFG-7 sınıfı firkateyn olan Mısır Deniz Kuvvetleri’nde ayrıca iki ABD yapımı FF-1052 Knox, iki adet Çin yapımı Jianghu I ve iki adet İspanyol yapımı Descubierta sınıfı firkateyn bulunmakta. Suüstü filosunun modernizasyonu için, son dönemde ilişkilerin hızla geliştiği Fransa’ya korvet ve firkateyn siparişleri verildi.

2014 yılında eski adı DCNS, yeni adı Naval Group olan Fransız askeri gemi inşa şirketi ile imzalanan 1 milyar Euroluk sözleşme ile dört adet Gowind 2500 sınıfı korvet siparişi verildi. Yeni nesil MM40 Exocet Block 3 gemisavar füzeleri ile donatılan Gowind 2500’lerin ilkinin Fransa’da kalan üçünün ise teknoloji transferi ile İskenderiye Tersanesi’nde inşası öngörülmekte. Proje kapsamındaki ilk gemi olan 971 borda numaralı El Fatih, 2015 Eylül ayında kızağa kondu. 2016 Eylül ayında denize indirilen gemi geçtiğimiz Eylül ayında da hizmete girdi.

Gowind korvetleri için 2014 yılında verilen siparişi, ertesi yıl FREMM sınıfı bir adet firkateyn alımı için imzalanan anlaşma takip etti. Hava Kuvvetleri için 24 adet Rafale savaş uçağı alımını da kapsayan bu paket, sıradan bir savunma alımı değildi, zira alıma konu gemi, Fransız Deniz Kuvvetleri için inşa edilen Normandie adlı firkateyndi. Fransa’nın ihtiyaçlarına göre tasarlanmış bazı silah, muhabere ve elektronik harp sistemlerinin sökülüp tadil edilmesinden sonra gemi, 2015 Haziran ayında Tah-ya Mısr adı ile Mısır Deniz Kuvvetleri’nde hizmete girdi.

Mısır, Gowind sınıfına ilave olarak ABD’den de dört adet Ambassador Mk3 sınıfı korvet temin etti. Bu gemilerin ilk ikisi 2013, geri kalan ikisi de 2015 yılında hizmete girdi.

Mısır’ın denizaltı kabiliyeti uzun süre, Çin’den alınıp 1980’li yıllarda modernize edilen, ancak harbe hazırlık seviyeleri son derece düşük dört adet Tip 033G Romeo sınıfı dizel elektrik denizaltı ile sınırlıydı. Bu filonun yenilenmesi için 2011 yılında Almanya’ya iki adet Tip 209/1400 sınıfı modern dizel elektrik denizaltı siparişi verildi. Bunu, 2014 yılında iki adet daha denizaltı için verilen ilave sipariş izledi. İlk denizaltı olan S41, 2015 Aralık ayında denize indirilip Aralık 2016’da hizmete girdi. İkinci denizaltı S42 ise geçtiğimiz Ağustos ayında teslim edildi. Mısır ayrıca bu denizaltılarda kullanmak üzere 2016 yılında ABD’ye 20 adet UGM-86L Sub Harpoon sualtından atılan gemisavar füzesi siparişi verdi.

Türkiye ile Mısır arasındaki savunma sanayii işbirliği ve askeri ilişkiler, 2013 darbesine kadar son derece olumlu bir seyre sahipti. Bu işbirliğinin en güzel örneklerinden biri, altı adet MRTP-20 tipi yüksek süratli hücumbot için 2010 yılında Yonca Onuk’a verilen sipariştir. İlki 2011 Aralık ayında teslim edilen MRTP-20'lerin geri kalan beş adedi, teknoloji transferi ile İskenderiye Tersanesi›nde üretilmişti. Mısır’la diğer askeri gemi platformlarının yanı sıra insansız hava araçları için de görüşmelerin yürütüldüğü biliniyordu.

Hava Kuvvetlerinin Modernizasyonu

Enver Sedat’ın 1972 yılında yönetime geçmesinden sonra Mısır Sovyetler Birliği nüfuzundan çıkmaya ve ordusunu Batı yapımı silah ve teçhizatla donatmaya başladı. Bu sürecin bir yansıması olarak Mısır Hava Kuvvetleri envanterindeki eski nesil Sovyet yapımı savaş uçaklarını, yoğun ilişkilerin kurulduğu Fransa’dan alınan Mirage serisi uçaklarla değiştirdi. Fransa’dan bu kapsamda önce Mirage III ve müteakiben Mirage 5 tipi savaş uçakları alındı. Mirage III İsrail bayrağı altında 1967- 6 Gün Savaşı’nda Arap ülkeleri hava kuvvetlerine ağır zaiyatlar verdirmişti. Fransa’nın 1970’lerden itibaren İsrail’den Arap ülkelerine yönelen bölge politikaları, böyle bir ironiyi oluşturmuştu.

1980’li Yıllarda Yapılan Alımlar ve Fransız Desteği

Mısır Fransa’dan 1973 -1983 yılları arasında değişik modellerde toplam 82 adet Mirage 5 ile bu uçaklarda kullanmak üzere 100 adet Matra R.530 ve 180 adet Matra R.550 tipi havadan havaya füze teslim aldı. Mısır, bucak ve silahların büyük kısmını Suudi Arabistan’ın finansal desteği ile almıştı. Ancak 1977 yılında imzalanan İsrail - Mısır - ABD Camp David anlaşması nedeniyle Riyad’ın mali desteğini çekmesinin ardından bir miktar Mirage 5 ile havadan havaya füzeyi kendi imkânları ile satın aldı. Müteakip süreçte kaza kırım sonucu kaybedilen uçakların yerine 1980’lerin ortalarında Fransa’dan üç adet Mirage IIIE ve üç adet Mirage IIIBE alındı. Ayrıca yedek parça kaynağı olarak kullanılmak üzere 1990’ların başında Zaire için üretilmiş Mira-ge 5M/5DM’ler ve 2005 yılında BAE’nin emekliye ayırdığı Mirage 5AD/5EAD’lerden 19 adet alındı.

2000 yılında Pakistan ile imzalanan askeri işbirliği anlaşması ile bakım, onarım ve idameleri sağlanan Mirage’ların ömürlerinin sonuna yaklaşmaları ile birlikte yenilenmeleri gündeme geldi. Bu ihtiyaca yönelik olarak öne çıkan doğal aday, yine Fransız üretimi Mirage 2000 idi. Nitekim 1981 yılında 16 adet tek kişilik Mirage 2000M ve dört adet çift kişilik Mirage 2000BM siparişi verildi. Mısır Hava Kuvvetleri’nin planı, uzun vadede toplam 40 adet Mirage 2000’i hizmete almaktı ancak müteakip siparişler, bütçe sıkıntıları nedeniyle verilemedi. Mirage 2000 filosu ile birlikte kullanılmak üzere ATLIS II hedefleme podları, Magic ve Super 530 havadan havaya füzeleri, AS-30L lazer güdümlü havadan yere füzeler ile ARMAT radarsavar füzeleri de teslim alındı. Bu uçakların aviyonik ve silah sistemi modernizasyonu için Dassault şirketi ile 2000’li yıllarda görüşmeler yürütüldü, ancak bu plan da yapılacak işlemlerin maliyeti ve Mısır’ın bütçe sorunları nedeniyle ilerlemedi.

2014 Ekim ayında Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed Bin Zayed el Nahyan’ın Mısır Savunma Bakanı Orgeneral Sıtki Subhi başkanlığındaki bir heyet ile yaptığı görüşmede Mısır’ın elindeki Mirage 5’lerin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Hava Kuvvetleri envanterindeki Mirage 2000-9’larla değiştirilmesi gündeme geldi. Basına yansıyan haberlere göre toplam 40 Mirage 2000-9’un Mısır’a satılması teklif edildi, ancak bu konuda bir gelişme kaydedilmedi.

F-16 Filosu

Mısır 1982 -2013 yılları arasında Peace Vector adlı yedi ayrı proje altında toplam 240 adet F -16 siparişi verdi. Halen 220 civarı F- 16 faal durumda bulunuyor. Peace Vector VII projesi ile siparişi verilen 20 F -16’nın teslimatı, 2013 darbesi sonrası bir müddet sekteye uğramıştı. Bu paketlerden Peace Vector IV projesinde siparişi verilen 46 uçağın üretimi Türkiye’de TAI tesislerinde gerçekleştirilmişti.

Mısır, elindeki F- 16’lardan harbe hazırlık seviyesi görece yüksek olan 160 civarında uçağı modernize etmek için bir süredir çeşitli programlar yürütüyor. Bu kapsamda ilk adım olarak, söz konusu uçakların motorlarının bakım ve yenilenmesi projesi başlatıldı. Toplam bedeli azami USD750 milyon olan proje ile söz konusu uçakların en az 2025’e kadar görev yapabilmesini sağlayacak motor bakım ve yenileştirmesinin uygulanması; ilgili yedek parça, eğitim ve dokümantasyonun Mısır Hava Kuvvetleri’ne sağlanması öngörülüyor. Motorları yenilenen 138 adet Block 40 F-16’nın, yeni teslim alınan 20 adet Block 52+ ile birlikte 2020’lere kadar görev yapabilmesi için Fal-con UP ve akabinde Falcon Star adlı gövde tadilat ve iyileştirme programlarına tabi tutulmaları bekleniyor. Uçakların ömrünü 8,000 saat kadar uzatan bu işlemin toplam maliyeti en az USD1.5 milyar. Benzer bir uygulamayı Ürdün ve Pakistan F-16’larına yapan TAI, ilişkilerin kopmasından önce Mısır’ın bu ihtiyacı için de en kuvvetli aday konumundaydı.

Motor ve yapısal iyileştirmelerin yanında F-16 filosu için görev ve silah sistemi modernizasyonu da gündemde bulunuyor. Bu kapsamda ABD’li Northrop Grumman ile Scalable Agile Beam Radar (SABR) AESA tipi radar sistemi tedariki için görüşmeler yürütülüyor. Birim maliyeti USD2- 3 milyon civarında olan SABR radarından, Block 40 filosunu donatacak şekilde 130 - 140 civarında tedarik edilirse eğer, bu projenin mali boyutunun USD250 - 400 milyon dolaylarında gerçekleşmesi beklenebilir.

Öte yandan hizmet ömrünün sonuna gelmiş Mirage 5SDR keşif uçaklarının yerine taktik keşif ihtiyacı için ABD Yabancı Askeri Satışlar (Foreign Military sales; FMS) programı ile F-16’lara takılacak elektrooptik keşif podu tedarik etmeye hazırlanıyor. Bu kapsamda Kasım 2010’da ABD Hava Kuvvetleri ile Goodrich şirketi arasında bir adet DB110 tipi keşif podu için USD11 milyon tutarında bir sözleşme imzalandı. 2017 Kasım ayında bu sistem için ilave bir sipariş daha yapıldı.

Rusya ve Fransa’dan Son Dönemde Yapılan Alımlar

Mısır Hava Kuvvetleri, muharip filosunun belkemiğini teşkil eden F -16’lar ile Mi-rage 2000’ler dışında bulunan 150 civarında eski Rus ve Çin yapımı savaş uçağını yenilemek için 2010’ların başında çalışmalara başladı. Bu süreç içinde 2010 yılı Mart ayında Mısır basını, adı açıklanmayan bir ülke ile savaş uçağı ortak üretimi için bir anlaşmaya vardığını bildirdi. Kısa süre içinde ordu yetkilileri, söz konusu uçağın, Çin-Pakistan ortak üretimi JF -17 Thunder olduğunu açıkladılar. Mısır’da üretim konusunda ekonomik ve teknik ayrıntılar üzerinde yoğunlaşan görüşmeler, ilk aşama-da en az 48 uçağı kapsamaktaydı. Ancak bu uçaklarda kullanılan Rus yapımı RD-93 motorlarının temini sorun haline geldi. Rusya Federasyonu hükümeti, motorlarının satışını engelledi. Çin yapımı muadil bir motor olan WS13’ün de hazır olmaması, JF-17 satışının gündemden düşmesine neden oldu.

2013 darbesi ile Mısır’ın Batı ile ilişkilerinin bozulması ile birlikte Kahire hükümetine yaklaşan Rusya, Sisi rejimi ile büyük çaplı bir silah satış paketi için aynı yılın Kasım ayında görüşmelere başladı. Bu paket içinde yer alan MiG-29M2 savaş uçakları için sözleşme 2016 yılında imzalandı. USD2 milyarlık anlaşma kapsamında Mısır, 2020 yılına kadar toplam 50 adet MiG-29M2 savaş uçağı teslim alacak. Yeni nesil havadan havaya ve havadan yere güdümlü füzelerle donatılan uçakların teslimatı 2017 Nisan ayında başladı.

Öte yandan Fransa ile ilişkilerin yeni bir döneme girmesi ile birlikte savunma alanında da bu ülkeyle ardı ardına önemli anlaşmalar gündeme gelmeye başladı. 2014 Aralık ayı içinde Mısırlı askeri heyetin Paris ziyareti sırasında Rafale savaş uçakları ve FREMM sınıfı firkateynin de dahil olduğu büyük bir silah anlaşması görüşüldü. Aynı ay içinde Fransız Maliye Bakanlığı’ndan bir heyet de Kahire’ye giderek anlaşmanın finansal ayrıntılarını görüştü. Nitekim 2015 Şubat ayında imzalanan USD6 milyarlık anlaşma ile Mısır, 24 adet Rafale savaş uçağı (16 adet tek kişilik Rafale B; 8 adet çift kişilik Rafale C) ile bu uçaklarla birlikte kullanılmak üzere AASM (Armement Air-Sol Modulaire) hassas güdümlü havadan yere füze, MICA havadan havaya füze siparişi verdi. Bu uçaklarla birlikte kullanmak üzere SCALP tipi seyir füzesi için de görüşmeler yürütülmekte ancak bu füzenin satışı, kullanılan bazı parçalarının üreticisi olan ABD’nin engel koyması nedeniyle henüz gerçekleşebilmiş değil.

Rafale satışının dikkat çekici bir özelliği, Fransız Hava Kuvvetleri için üretilen bir miktar Rafale uçağının Mısır’ın siparişine kaydırılması. Bu şekilde 2015 Temmuz ayında ilk üç uçağın teslimi mümkün oldu. 2018 Şubat ayında ilave 12 adet Rafale için yapılan görüşmelerin, ABD’nin bu uçaklarda kullanılan bazı alt sistem ve bileşenlerin satışına onay vermemesi nedeniyle çıkmaza girdiği basına yansımıştı.

Yakın Hava Desteği İhtiyacı

Libya’daki durum ve Sina Yarımadası’nda artan terör eylemleri nedeniyle Mısır ordusunun asimetrik harbe yönelik eğitim ve donatımını süratle geliştirme ihtiyacı ortaya çıktı. Bu kapsamda Rusya’dan alınan taarruz ve genel maksat helikopterleri hızla sahaya sürüldü. Öte yandan, ülkenin Suudi Arabistan’la birlikte en önemli destekçilerinden BAE’den de kayda değer maddi ve lojistik yardım sağlandı. Bu yardımın en önemli kalemlerinden biri, AT-802U yakın hava desteği uçakları oldu.

ABD’li Air Tractor firması tarafından üretilen AT-802 tipi zirai ilaçlama uçağının yakın hava desteği ve yer hedeflerine taarruz maksatlı olarak tadil edilmiş türevi olan AT-802U’nun ilk kullanıcısı, Birleşik Arap Emirlikleri olmuştu. Çeşitli güdümlü ve güdümsüz bomba ve füzeler ile keşif-gözetleme sistemleri ile donatılabilen AT-802U’lar Yemen ve Libya’da yoğun olarak kullanıldılar. Bu uçaklardan 12 adedinin BAE tarafından Mısır’a hediye edildiği iddia edilmişti. Nitekim 2018 Ocak ayında bu uçakların Mısır’ın Bir Gafgafa Hava Üssü’nde görüntülenmeleriyle bu iddialar teyit edilmiş oldu. Mısır ayrıca, AT-802U’nun daha gelişmiş bir versiyonu olan AT-802L alımı için ABD nezdinde girişim başlatmış durumda.

Yakın hava desteği görevlerine yönelik olarak 46 adet AH-64 Apache taarruz helikopterine sahip olan Mısır, Rusya’dan 46 adet de Ka- 52 Alligator taarruz helikop-teri alımına devam ediyor. Bu helikopterlerin Sina’daki operasyonlarda yoğun olarak kullanıldığı biliniyor. Ayrıca Mart ayında Rusya’dan modernize edilmiş Mi-24 tipi taarruz helikopterleri alındığı da ortaya çıkmıştı. Halihazırda iki ayrı tip taarruz helikopterine sahip bu ülkenin üçüncü bir tip helikopter alımı, Mi-24’ün aynı zamanda tam teçhizatlı sekiz asker taşıyabilmesi ve bu özelliği ile özel kuvvet operasyonlarında faydalı olması ile açıklanabilir.

Kara Kuvvetleri

310 bin civarı aktif personele sahip olan Mısır Kara Kuvvetleri, dört ana askeri bölge komutanlığı (Kuzey - İskenderiye, Doğu - Süveyş, Batı - Mersa Matruh, Güney - Asyut) ile üç ordu komutanlığını bünyesinde bulunduruyor. Ordunun elindeki silah ve araçların büyük kısmı ABD ve Rusya üretimi.

Mısır Kara Kuvvetleri’nin vurucu gücünün belkemiğini, ABD lisansı ile üretilen 1,100’den fazla M1A1 Abrams ana muharebe tankı teşkil ediyor. Bu tankların teslimatı 1992 - 2011 yılları arasında gerçekleştirildi. M1A1’e ilaveten daha eski nesil 1,700 civarında M60A1/A3 ile 1,500 civarında eski Sovyet T-55 ve T-62 modeli tank da bulunuyor.

Öte yandan Rus zırhlı araç ve tank üretici şirketi Uralvagonzavod tarafından 2017 Temmuz ayında yapılan bir açıklamada Mısır'la T-90S/SK tanklarının üretimi için bir anlaşmaya varıldığı bildirilmişti. Toplam 500 adet T-90'ın teslim edileceği yönünde bilgiler mevcut.

Bölgedeki terör örgütlerinin mayın ve el yapımı patlayıcılarla gerçekleştirdiği saldırılara karşı en yoğun araç alımı yapan ülkelerden biri Mısır. Bu ihtiyaç kapsamında ABD’den 468 adet Caiman 4x4 mayına karşı korumalı zırhlı araç (MRAP) alımına 2016 yılında başlanmıştı. Ayrıca 350 adet de RG-33 tipi araç alındı. Emniyet güçleri için de BAE’de yerleşik MSPV firması üretimi Panthera T6 tipi 4x4 zırhlı araçlar teslim alınıyor.

Mısır’ın, Suriye İç Savaşı’nın yarattığı kaosu bir fırsata çevirmek istediği, bu kapsamda Doğu Akdeniz’in yeni enerji jeopolitiğinde Suudi Arabistan’ın yoğun mali desteğini de arkasına alarak bir bölgesel güce dönüşmeye çalıştığı iddia edilebilir. Bu kapsamda oldukça agresif bir silahlanma çalışması yürüten Mısır’ın, bilhassa enerji kaynaklarına erişim ve bunların güvenliklerinin sağlanması konularında Yunanistan ve GKRY ile kurduğu işbirliklerinin Türkiye’yi hedef aldığı görülüyor. Bölgesel konulara giderek daha fazla müdahil olan Mısır, politikalarının icrasında imkân ve kabiliyetlerini hızla geliştirdiği donanmasını daha etkin şekilde kullanacaktır.

Suriye İç Savaşı ile birlikte Suriye’nin bölgesel ağırlığının büyük oranda ortadan kalkmış olması, Mısır’ın kendi lehine çevirebileceği bir boşluğu yarattı. BAE ve Su-udi Arabistan desteği ile Mısır’ın, askeri kapasitesini hızla geliştirerek Arap Yarımadası’nın Batı kanadının “bekçisi” haline geldiğini değerlendirmek mümkün.

Öte yandan bu hızlı modernizasyon ve tedarik faaliyetlerinin aynı oranda bir ka-biliyet artışını, en azından kısa vadede doğurması Mısır için güç olacaktır. Bu kadar fazla sayıda modern suüstü ve sualtı gemisinin hizmete alınması, bunları kullanacak personelin seçilmesi, eğitimi, tecrübe kazanması ve bu gemilerin bakım tutumlarının sağlıklı şekilde yapılabilmesi ihtiyaçlarını doğurur. Örneğin, şimdiye kadar benzer tipte herhangi bir gemiyi hizmete almamış Mısır’ın, bir anda elinde iki adet 19 bin tonluk LHD sınıfı gemi olmuştur. Bu gemilerin yalnızca seyirleri değil, operasyonlarının planlanması bile ayrı bir uzmanlık ve tecrübe konusudur. Dolayısıyla Mısır Deniz Kuvvetleri, kabiliyetlerini bir anda hızla artıran bu dönüşümü sindirmekte ve içselleştirmekte zorlanabilir.

Mısır’ın son beş yıllık silahlanma sürecinde kaynak çeşitlendirmesine gittiği gözlemlenmekte. ABD’ye ilaveten özellikle Fransa, Rusya ve Çin ile önemli savunma anlaşmaları imzalayan Mısır’ın, bilhassa Moskova ile yakın ilişkiler kurması dikkat çekicidir. Suriye İç Savaşı’nı bir fırsata çevirerek Doğu Akdeniz’deki varlığını takviye eden Rusya’nın, cazip koşullara sahip büyük boyutlu silah satışları ile Kahire’yi kendi safına çekmeye çalıştığı değerlendirmesini yapmak mümkün.

Sisi rejiminin Türkiye’yi bölgesel bir rakip, hatta bir tehdit olarak algılıyor olduğunu iddia etmek yanlış olmayacaktır. İlaveten Katar Krizi ile birlikte, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşme süreci de askıya alınmış durumda. Bu ortamda Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarına yönelik sondaj ve çıkarma işlemleri dolayısıyla bölgede iki ülke donanma unsurlarının karşı karşıya gelmeleri ile yeni krizlerin patlak verme riski de kayda değer oranda artmış bulunmakta.

Arda Mevlütoğlu kimdir?

İstanbul Teknik Üniversitesi Uzay Mühendisliği bölümünden lisans, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Politikası Çalışmaları bölümünden yüksek lisans dereceleri almıştır. Halen uluslararası bir ticaret ve danışmanlık şirketinin savunma programlarından sorumlu başkan yardımcısı olarak çalışmaktadır. Başlıca araştırma alanları, savunma teknolojileri ve politikaları, silahlanma ve bölgesel güvenlik incelemeleridir. İngilizce ve Almanca bilmektedir.

Kaynak: Bilimevi Dış Politika dergisi, Sayı: 4

YORUM EKLE

banner26

banner25