banner39

Saldırıdan sonra Fransızların siyaset ve İslam'a ilişkin tepkileri

Fransa'da karikatür dergisine yapılan saldırı sonrası 3 bin kişi ile yapılan ve halkın İslam'a ve sityasete bakışını sorgulayan bir anket düzenlendi

Dübam 29.01.2015, 15:50 30.01.2015, 11:31
Saldırıdan sonra Fransızların siyaset ve İslam'a ilişkin tepkileri

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Ocak ayında gerçekleşen saldırıların ardından halk yürüyüşlerini Fransızlar nasıl algılıyor? Bu olaylar İslam’a karşı görüşü değiştirdi mi? Dini radikalleşmeye karşı mücadelede ne gibi tedbirler alınmalı. Bu sorulara cevap aramak için Ipsos/Sopra-Steria’nın Le Monde ve Europe 1 için gerçekleştirdiği kamuoyu araştırması bin 3 kişiyi kapsıyor. Araştırma, 21-22 Ocak tarihleri arasında, Paris saldırılarından iki hafta ve Cumhuriyet yürüyüşünden on gün sonra, internet üzerinden yapıldı.  

“SAVAŞ MI DEĞİL Mİ?” SORUSU KARŞISINDA FRANSIZLAR BÖLÜNÜYOR

Fransızların yeter miktarda çoğunluğu (yüzde 53) “evet, bu gerçek bir savaş” diye düşünüyor. Buna karşın yüzde 47’lik bir kesim savaş teriminin “abartılı” buluyor. Fransa’nın savaş halinde olduğunu doğrulayan kişilerin yüzde 16’lık bir kesimi bu savaşın “genel olarak İslam”a karşı bir savaş olduğunu düşünürken (yüzde 6 Sosyalist Parti (SP), yüzde 16 UMP ve yüzde 42 Ulusal Cephe (FN) sempatizanları); yüzde 84’ü bu savaşın “sadece İslamcı terörizm”e karşı yürütüldüğünü düşünüyor. Fransa’nın savaş halinde olduğunu doğrulayanların yaklaşık üte biri (yüzde 63) bu savaşı “kazanıyor” olduklarını düşünmelerine karşın; yüzde 36’sı karşı görüşte.

İSLAM’IN ÖNCEKİNE GÖRE FRANSIZ TOPLUMUYLA ÇOK DAHA “UYUMLU” OLDUĞU DÜŞÜNÜLÜYOR

Kuaşi Kardeşler ve Amedy Coulibaly tarafından düzenlenene saldırılar, Fransız toplumunun İslam’ın artan kabulünü etkilemedi-lekelemedi. Araştırmaya katılan kişilerin çoğunluğu (yüzde 51 İslam dininin “Fransız toplumunun değerleriyle örtüşmediği-uyumlu olmadığı” kanaatinde. Fakat bu oran Ocak 2014’te yapılan araştırmanın sonucundan 12 puan; Ocak 2013’tekinden 23 puan daha düşük. İslam’ın Fransız toplumunun değerleriyle “uyumlu” olduğu kanaatinde olanların oranı (yüzde 47) bir yıl önce yüzde 37 iki yıl önce yüzde 26’dıydı. Yine de Katoliklikle aradaki fark hala önemli: Fransızlar Katolikliğin toplumun değerleriyle “uyumlu” olduğunu düşünen Fransızların oranı yüzde 93 iken Yahudiliğin yüzde 81. Kadınların İslam’a karşı toleransı (yüzde 50,3) erkeklerden fazla (yüzde 43,5. İslam’ın kabulü (toplumdaki varlığının) siyasi oryantasyona son derece bağımlı. Solun sempatizanlarının yüzde 66’sı İslam’ın “Fransız toplumunun değerleriyle uyumlu olduğu”nu düşünüyor olmasına karşın yüzde 39’u UMP’li ve yüzde 12’si FN’ye yakın duruyor.

FRANSIZLARIN ÜÇTE İKİSİNE GÖRE İSLAM “DİĞERLERİ KADAR PASİFİST” BİR DİN

Araştırmaya katılan kişilerin yüzde 66’sı (yüzde 81’i sol sempatizanı, yüzde 53 UMP, yüzde 39 FN) İslam’ın “diğerleri kadar pasifist bir din” olduğunu ve “cihat eksenli hareketlerin-djihadisme- bu dinin bir sapması” olduğunu düşünüyor. Buna karşılık,yüzde 33’lük bir kesim “asıl mesajı olmasa da İslam şiddet ve hoşgörüsüzlük tohumları barındırıyor” diye düşünüyor. Bu kanda olan kadınların oranı (yüzde 70,5) erkeklerden (yüzde 61,5) fazla.

MÜSLÜMAN TEMSİLCİLERİN TEMSİLCİLİKLERİ HİSSEDİLİR DURUMDA

Fransa’daki Müslüman temsilciler tarafıdan saldırıların kınanması duyuldu: Araştırmaya katılanların yüzde 65’i temsilcilerin “yeterince temsil ediyor” ve yüzde 60’lık bir kesim ise “ikna edici” olduğunu düşünüyor. Fransızların büyük bir çoğunluğu (yüzde 58) temsilcilerden “Müslümanların geneli ile cihat eksenli hareketler arasında bir amalgamdan kaçımak için sadece saldırırları kınamalarını talep etmek anlamsız değil”. Fakat yüzde 35’lik bir kesim “aşırı baskının-ısrarın gittikçe daha fazla ötekileştirildiğini-yaftalandığını hisseden Müslüman topluluk içinde bir hastalık oluşturma tehlikesi”nden endişe duyuyor.  

FRANSA’NIN ÜLKE DIŞINDAKİ ASKERİ ANGAJMANINI ARTIRMAK

Paris’te bir bölgede gereçekleştirilen saldırılar Fransızları, cihat eksenli hareketlere karşı ülkelerinin askeri angajmanını onaylamaya sevk etti. Araştırmaya katılan kişilerin yüzde 50’si “Fransa’nın halihazırda harekat halinde olduğu yerlerdeki (Mali, Sahel, Irak…)” angajmanını “artırması” gerektiğini düşünürken, yüzde 40’ı şimdiki düzeyini devam ettirmeli ve sadece yüzde 9’luk bir kesim ise askeri angajmanın azaldığını görmek istiyor. Özellikle Suriye’yle ilgili olarak, araştırmaya katılan kişilerin yüzde 65’i Fransa’nın “IŞİD’e karşı uluslararası koalisyon çerçevesinde daha doğrudan bir müdahale”de bulunmasının lehinde olabileceğini ifade ederken yüzde 34 karşıt görüşte.

GÜVENLİK VE ÖZGÜRLÜĞE ZARAR VEREN DİNİ AŞIRILIĞA KARŞI ÖNLEMLER

Güvenlik yanlılarıyla özgürlük savunucuları arasındaki sonu gelmez tartışmada denge açık bir biçimde birinciler lehinde. Saldırılardan hemen sonra Fransızların ezici çoğunluğu, “dini aşırıcılığa karşı mücadelede” farklı önlemler alınmasını öngören önerilere olumlu bakıyor. Bireysel özgürlüklere kesin bir şekilde zarar verecek önlemler dahil. Araştırmaya katılan Fransızların yüzde 71’i “hakim kararı olmadan telefon dinlemelerinin genelleştirilmesi”ne olumlu bakıyor. “Hakim-yargı onayı-izni olmadan evlerin aranması yetkisi” konusundaki soruya yüzde 67’lik bir kesim onaylıyorum diye cevap veriyor. Fransızların yüzde 60’ı “zanlıların avukat desteği olmadan sorgulanması yetkisi”ne de onay veriyor. Bu üç önleme yönelik sorulara, sol sempatizanları sırasıyla yüzde 60, yüzde 58 ve yüzde 46 oranlarında olumlu yanıt veriyor.  

HÜKÜMETİN TUTUMU TAKDİR EDİLİYOR

Fransızların büyük oranda hükümetin bu süreçteki yönetim tarzını onaylıyor. Başbakan Manuel Valls dokuz kişilik siyasi şahsiyetler listesinde ilk sırada. Araştırmaya katılan kişilerin yüzde 86’sı (Sosyalist Parti (SP) sempatizanıları 94% ve Halk Hareketi Birliği (UMP) sempatizanları 91%) Başbakan’ın “gelişen olaylara uygun bir tutuma sahip” olduğunu düşünüyor. Cumhurbaşkanı François Hollande (83%), İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve (yüzde 81). Bu güvenlik bağlamında Adalet Bakanı Christiane Taubira daha az algılanıyor. Araştırmaya katılan kişilerin sadece yüzde 50’si (yüzde 33’ü UMP sempatizanı) Adalet Bakanının duruma “uygun bir tutuma sahip” olduğunu düşünüyor.

MARİNE LE PEN’İ PARTİLİLERİ BİLE ONAYLAMIYOR

Araştırmaya katılan kişilerin yüzde 60’ı, 10 ve 11 Ocak’ta ulusal birlik yürüyüşüne katılmama” çağrısında bulunan Marine Le Pen’in tutumunu onaylamıyor. Ulusal Cephe Başkanı, Paris saldırısı kurbanlarına saygı duruşunda bulunmak üzere Julien Sanchez yönetimindeki Beaucaire kentine gitmiş ve orayı bir siyasi mitinge dönüştürmüştü. Duruma bakılırsa kısa vadede işler Le Pen’in lehine değil. Çünkü Ulusal Cephe sempatizanlarının üçte biri de Le Pen’in tutumunu onaylamıyor. Yüzde 24’ü Le Pen’in tutumunu “belli bir yere kadar onaylamadığını” yüzde 9’u ise “hiç onaylamadığını” belirtiyor.    

FRANSIZLAR KARİKATÜRLER KONUSUNDA BÖLÜNÜYOR

Araştırmaya katılan kişilerin sadece yüzde 9’u “dine hakaret eden karikatürlerin yayınlanmasına karşı olduğunu söylüyor. Bu seçenek ayrıldı, tartışma açık kalmaya devam ediyor, herkes .. Örneklemin yüzde 53’ü (yüzde 65 sol sempatizanı) şu görüşün (anket sorusunun) arkasına diziliyor: “Karikatürlerin yayınlanmasını onaylıyorsunuz çünkü herkesin istediğini söyleyebileceği demokraside bu normal”. Yüzde 38 (45% Halk Hareketi Birliği sempatizanı) ise şu formülasyonu (anket sorusunu) keşfediyor: “Bu tür bir bireysel görüşü (bu tür karikatürleri) onaylamıyorsunuz bununla birlikte demokraside isteyen istediğini söyleyebilir ve yayınlayabilir”      

CANLANMA KONUSUNDA FRANSIZLAR HALLERİNE ŞAŞIRIYOR

Paris saldırılarını izleyen iki hafta boyunca kendi davranışlarını değerlendirmeleri istendiğinde Fransızlar epey gururlular ve eski hallerine geri dönmek istemiyorlar. “Terör sadırılarından ve 11 Ocak yürüyüşünden sonra” yüzde 93 “ülke ve değerleri tehdit altındaysa kitlesel olarak seferber olmaya hazır olduğunu” belirtiyor. Şu basit gözlem şaşırtıcı: “Fransızlar düşünüldüğünden daha fazla ülkelerine bağlı” (yüzde 89) “düşünüldüğünden daha fazla birlik içinde” (81%) ve ülkeleri-Fransa “düşünüldüğünden daha fazla yabancı sever” (yüzde 67). Araştırmaya katılan kişilerin küçük farkla çoğunluğu (yüzde 51) “ülkenin ve toplumun geleceğini düşünmeden daha fazla kendinden emin yaşanabileceğine” ilişkin yargıya varmayı reddediyor.  

Le Monde 28.01.2015 (Jean-Baptiste de Montvalon ve Cecile Chambraud)
Dünya Bülteni için tercüme eden: Muhsin Korkut

banner53
Yorumlar (0)
14
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?