Sultan Ahmed'in Rüyası

Sultan 1. Ahmed’in 401’inci vefat yıl dönümü vesilesiyle Resm-i Kadem-i Şerif-i Hz. Peygamberî - Sultan Birinci Ahmed’in rüya aleminde Peygamberimizle olan sohbeti

Sultan Ahmed'in Rüyası

  DUBAM- Osman ŞAHİN

                                                                                                                            
İstanbul’daki selatin camilerini ziyaret edenler, bu muhteşem eserleri yapanların evlerinin nasıl olduğunu merak etmişlerdir. Bu görkemli eserleri meydana getiren sultan, sadrazam, şeyhulislam, paşa ve beylerbeyi gibi otoritelerin  ikametgahları  var mıydı, nasıldı, günümüze kadar bu camiler gibi  neden intikal etmediler? 

Cevap: Sultan 1. Murat Kosova’da savaş meydanında şehit oldu. 72 yaşındaki  Kanuni Sultan Süleyman Han  Macaristan'a kadar at sırtında, savaşmak için gitmişti ve at sırtında vefat etti. Sultan 1. Mahmut Han Ayasofya Camiinde Cuma namazını kıldıktan sonra Topkapı Sarayı'na dönerken  at sırtında vefat etti. Harp tarihinin büyük kahramanlarından Kanije Kalesi müdafii Tiryaki Hasan Paşa 81 yaşında Budin’de, arkadaşı Murat Paşa  Revan (Erivan)  seferine giderken  Diyarbakır yakınlarında  90 yaşında çadırda vefat etti. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Özetle, Osmanlı iktidar sahipleri dünya yaşantısına pek önem vermediler ve ebedi dünyayı kazanmak için bir vesile olarak gördüler. Muhteşem evler yapmaya ve içerisinde çocukları ve torunlarıyla lüks bir hayat sürmeye vakitleri yoktu, ayrıca böylesi bir yaşantıya itibar etmiyorlardı. Bu yüzden şatolar villalar yapmadılar. Maksatları ebedi olarak hayır işlenmesine vesile olan vakıf eserleri bırakmaktı. Sayısız taşınmazları bize devrettiler. Mesela, Rüstem Paşa’nın binlerce vakıf akaratı vardır.  Bu gayrimenkullerin üzerinde  şer’i şerîf mucibince soğuk mühürle “Satılamaz” damgası bulunmasına rağmen  harcaya harcaya bitiremedik.

Yazımızın konusu olan Sultan Birinci Ahmed’in rüya aleminde Peygamberimizle olan sohbetini  nakletmeden önce Sultanahmet Camii inşa edilirken Padişah ile Aziz Mahmud Hüdaî Efendi ile Evliya Efendi arasında meydana gelmiş bir vakıf anekdotunu  kaydetmek  istiyorum:

Bir gün Sultan 1. Ahmet  mecliste; “İnşallah bu camimiz tamam olur. Fakat buna büyük bir evkaf lazımdır” deyince, Üsküdarî Aziz Mahmud Hüdaî Efendi ile Evliya Efendi; “Padişahım, gaza edip bir diyarı feth ederek bütün imaratını ve cizyesini bu cami-i şerifinize vakfedin. Ecdadınızdan Sultan Süleyman Malta, Rodos, İstanköy, Herke, Elbek ve  Sömbeki adalarını feth edip cümlesini  (Süleymaniye) camiine vakfetti.  Padişahımız Efendimiz de Girit Adasını Venediklilerden alıp cami-i şerifinize vakfederseniz İstanbul-Mısır ticaretini emniyet altına alır ve Müslüman hacıları tecavüzlerden korumuş olursunuz” demişler ve Girit’in fethine sebep olmuşlardır. Sultan İbrahim de gençliğinde babası Sultan Ahmet huzurunda Girit’in  fethini üstlenip, saltanatı sırasında ise Yusuf Paşa eliyle  Girit’i fethetmiştir”.   (Evliya Çelebi, Nakleden Evliya’nın  babası Mehmet Zıllî Efendi) 


 
Birinci Sultan Ahmed’in Mimar Sedefkâr Mehmed Ağa'ya  yaptırdığı Sultanahmet Camii padişahın vefat ettiği sene hizmete açılmıştır. 16 şerefeli Cami, Vakıflar İdare Meclisinin 1948/92:88 sayılı kararıyla bir zamanlar  askerlerin konakladıkları bir mekan olarak kullanılmıştır. Bir zamanlar da resim müzesine dönüştürülmek  istenmiştir. Sultanahmet Camii ve bu camiin etrafındaki bütün dükkanlar, yanındaki Arasta Çarşısı ve nerede olduklarını bilmediğimiz  darulkurra, darulhadis, medrese, mektep, daruşşifa, imaret, kütüphane ve 3 cami, 4 mescit, 7 çeşme ve 1 köprü Sultan 1. Ahmet Vakfına aittir. Camiye gelir getiren bu gayrimenkuller maalesef 1935 senesinde yayınlanan 3163 sayılı kanunla  şahıslara satılarak  adeta  cami  gelirsiz bir halde  bırakılmıştır.  
***
Sultan Birinci Ahmet, başında taşıdığı sorguca Peygamber Efendimizin mübarek ayak izini resmedip, altına kendi kaleminden çıkan şu kıtayı yazmıştı:
Nola tacım gibi başımda götürsem daim
Kadem-i resmidir ol Hazreti Şah-ı Resulun
Gül-i gülzar-ı nübüvvet o kadem sahibidir
Ahmeda durma yüzün sür kademine o gülün

Evliya Çelebi’nin beyan ettiğine göre (cild 1, sayfa: 296), üzerinde Kadem-i Şerif-i Hazreti Peygamberînin nakşı mübareki bulunan taş parçasının, Mısır Çerkez hükümdarlarından “El Melik el Eşref Kayıtbay”ın Kahire yakınlarındaki türbesinde mevcut olduğunu Sultan Ahmed’e haber vermeleriyle oradan getirtip kendi camiine koydurmuş ve saygıdan başında taşıyarak Ebu Eyyüp Ensarî (RA)’ın  türbesine  şanlı bir alayla götürüp tekrar kendi camiine getirmiştir. Sultan Birinci Ahmet yukarıdaki kıtayı o vakit söylemiştir.  Fakat o gece gördüğü bir rüya üzerine Peygamberimizin mübarek ayak izini Mısır’a iade ile tekrar Sultan Kayıtbay’ın Kahire’deki türbesine koydurtmuştur. Bu hususta Evliya Çelebi’nin verdiği malumatı özetleyelim:
   

      Mısır’da Çerkez Sultan                   Birinci Sultan Ahmet            İmarat ve Cizyesi Sultanahmet Camiine
  El Melik el Eşref Kayıtbay’ın        (27 yaşında vefat etmiştir)                     verilen Girit Adası
“Ahiret Yuvası” dediği Türbesi                                                                                      

Sultan 1. Ahmet rüyasında, bütün İslam padişahlarını büyük bir dîvanda toplanmış olarak görür. Resulullah (SAV) Efendimiz kadı olmuşlar. Sultan Kayıtbay ayağa kalkıp: “Ya Resulallah, Senin şer’i mübinin üzere Âl-i Osman’dan Ahmet kulunla davam var. Davet buyur gelsin (ve hesap versin)” der. Sultan Ahmet gelir. Sultan Kayıtbay’ın alt yanında durur. Hazreti Risaletpenah, “Ya Ahmet! Sen hayattasın, üst tarafta dur” buyurur. Sultan Ahmet Kayıtbay’ın üst tarafına geçer . Hazreti Resulullah, davasını dile getirmesini Sultan Kayıtbay’a emreder. Kayıtbay; “Ya Resulullah, din-i mübin uğruna mücahid-i fî sebilillah idim.  Gaza malıyla birçok camiler yaptırdım. Kendime de bir ahiret yuvası kurdum. Kadem-i Şerifinizin resm-i mübarekini    ırk-ı tahirînden “Seyyid Ali el Ebtahî”den 40.000 altına alıp altın sandukla türbeme koydum. Onu ziyarete gelenler beni de ziyaret edip binlerce Fatiha-i şerife okuduklarından  rahmete gark olurdum. Bu zat bana zulmedip Pay-ı Şerifin resmini türbemden aşırdı. Beni rahmetten ayırdı. Ferman senindir Ya Resulullah” dedi. 

Hazret-i Risaletpenah, “Ya Ahmet sen ne dersin?” buyurdu. Sultan Ahmet, “Evet Ya Resulullah, işittim ki kardeşim Kayıtbay  kulunun yaptırdığı cami ve türbe harabe yüz tutmuş. Efendimizin Pay-i Şerif-i resmi  (ayak izi) o toz toprak içinde kalmamak için muhabbetim ve tevelliyetim hasebiyle diyar-ı Rûm’a getirtip tazim ve terkim ile camime koydum. Emir Seyyid’ül Kevneynindir” dedi.  

Kayıtbay yine söze başladı. Dedi ki:  “Madem ki mütevelli-i bî ğaraz idi, niçin benim otağımı  teftiş ve tamir ettirmedi? Niçin ğallesini (gelirini) hazinesine aldı?  Benim evkafım  öyle on evkafın imarına kafidir”. 
Hazır olan İslam padişahları, “Ya Resulullah, Mısır Devleti Âl-i Osman eline gireli   vakıflarımız harap ve malımız mîri malına musadif oldu. Mısır Devletini başkalarına ver” dediler. 

Hazret-i Resulullah, “yok, onlar Allahın emriyle Mısır’a malik olmuşlardır ve olacaklardır. Ahmed’in fiilinde de hikmet vardır. Benim bîçare âşıklarım ziyaret kaygısında idiler. Bu takrib ile ziyaret ettiler. Muratlarına erdiler. Şimdi Ahmet, Kayıtbay’ımın gaza malıyla aldığı ayak izimi tez Mısır’daki türbesine gönder” buyurdu.  Meclis dağılır. Sultan Ahmet uykudan uyanınca hemen Şeyhulislam Zekeriya Efendi’yi, Nakîb’ul Eşref Kudsî Efendiyi, Kara Sünbül Ali Efendiyi, Evliya Efendiyi, Üsküdarî Mahmud Efendiyi, Evliya Çelebi’nin babası Derviş Mehmet Zıllî Efendiyi  ve Derviş Ömer Gülşenîyi huzuruna davet edip rüyasını bir bir söyledi. Onlar da “ hemen vakfullahı yerine gönderin” dediler. Sultan Ahmet dergah-ı âli serzakiri (zikirbaşı) olan   Derviş Mehmet Zıllî Efendiye  emredip mübarek ayak izine, resm-i mübareke kalemkar altın nakışlar, minalar yaptırdı ve bu işi kırk günde tamamladı. Murat Reis’e verip  Mısır’a gönderdi. Orada büyük  bir alay ile Çerkez Sultanı Kayıtbay’ın türbesine götürdüler, eski yerine koydular”. Evliya Çelebi bu resm-i mübareke yüz sürdüğünü ve babasının bundaki sanatını temaşa ettiğini ve üzerinde bu beyitlerin altınla işlenmiş olduğunu bildiriyor. 
Şimdi Ebu Eyyüb Ensari (RA)’ın türbesinde cami cihetine konulmuş nakş-ı pay-ı fahr-i resul   var (Peygamber Efendimizin mübarek ayak izi var).  Karşısında da bu kıta-i nefise asılıdır: 

Sakın taş sanma yâ gevher-i âlî bahâdır bu
Gel ey biçâre yüz sür nakş-ı pây-i Mustafa’dır bu
Sezâ arş-ı mu’alla zînet ârây-ı makam olsa
Zehi cây-ı mu’azzam mevk-i hâcet revâdır bu

Sultan Ahmet Mısır’dan getirdiği nakş-ı mükerremi yine Mısır’a göndermiş olduğuna göre şimdi Hz. Ebu Eyyüb türbesindeki nakş-ı pây-ı Peygamberî nereden getirilmiş ve ne vakit oraya konmuştur? (Bazı araştırmacılar bu kademi şerifin Mısıra iade edilen mübarek ayak izinin balmumundan yapılmış kopyası olduğunu bildirmekte ise de aşağıda Subhi Tarihi başka bir şekilde naklediyor).

Subhî Tarihi’nde  (Sayfa: 27-28) yazıldığı üzere,  Recep Paşa Hazine-i Hümayun Kethüdası olunca hazinede mahfuz eşyayı selefinden teslim aldığı esnada hiç açılmamış sandıklar  ortaya çıkıyor. Bunlardan birinin içinde üstüne “kademi şerif-i peygamberî”  mürtesim parlak bir taş görüldüğünden padişah Birinci Sultan Mahmud’a arz olunup, bunun Ebu Eyyüp Ensarî Türbesine konulması  emrediyor. Kadem-i Şerif 1144 (M.1732)  senesi  Recep ayının ortalarında oraya götürülüp konulmuştur. Bunlar Birinci Sultan Selim tarafından  “emanat-ı mübareke” arasında  Mısır’dan İstanbul’a getirilmiştir.

 (Not: İstanbul’da 6’sı Topkapı Sarayı olmak üzere Birinci Abdülhamit, Sultan Üçüncü Mustafa Han ve Ebu Eyüp Sultan Türbelerinde olmak üzere toplam dokuz adet kadem-i şerif bulunmaktadır).

Birinci Sultan Ahmet  400 yıl önce H. 1026 (M.  22 Kasım 1617) senesi zilkadesi başlarında midesinden rahatsızlanarak ayın yirmi üçüncü Çarşamba gecesi  27 yaşında iken vefat etti. Cenab-ı Hak rahmet ve m ağfiretiyle muamele eylesin.
Kaynak: Seyahatname-i Evliya Çelebi (Cild: 1 Sayfa: 296), Subhi Tarihi.

Güncelleme Tarihi: 15 Kasım 2018, 07:57
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ali erdem
Ali erdem - 1 ay Önce

Bir nefeste okudum yazınızı. Çok teşekkür ederim.
Nesillerim değerlerinden uzaklaştırıldığı ve sanal dünyalarda gezdiği günümüzde gerçek sevgi ve sevgiliyi hatırlatan muazzam bir yazı... Kalemine ve yüreğine sağlık

Mikail Güven
Mikail Güven - 1 ay Önce

Hocam Allah ebeden razı olsun. Rabbim ecdada rahmet ve magfiretiyle muamele etsin. Bizleride dünyanın cazibedar fitnesinden muhafaza etsin. İnşAllah..

Fatih
Fatih - 1 ay Önce

Arafattaki İbrahim Aleyhisselam Mescidinin kitabesi.
Minberi ve mihrabı arasında beyaz mermer üstüne H.1020 tarihinde Sultan Birinci Ahmet tarafından onarılırken yazılmıştır. Bu mescit bugün çok genişletilmiştir.
Hacılarımızdan ricam bu kitabenin günümüzde durup durmadığını kontrol etmeleridir. Aşağıdaki link tıklanarak mescidin bugünkü durumunu görmek mümkündür.

“Emere bi tamîri Hazal mescid’il müsemma bi Mescidi İbrahim Salavatullahi ala nebiyyina ve aleyhi bi hükmi Mevlana El Sultan ibn-i Sultan El Sultan Ahmed Han ibn-i El Sultan Muhammed Han meddellahu zıllehu senete işrîn ve elf ba’de hicreti’l Nebeviyye”

https://www.google.com/search?tbm=isch&q=%D9%85%D8%B3%D8%AC%D8%AF+%D8%A7%D8%A8%D8%B1%D8%A7%D9%87%D9%8A%D9%85+%D8%B9%D9%84%D9%8A%D9%87+%D8%A7%D9%84%D8%B3%D9%84%D8%A7%D9%85+%D9%81%D9%8A+%D8%B9%D8%B1%D9%81%D8%A7%D8%AA&chips=q:%D9%85%D8%B3%D8%AC%D8%AF+%D8%A7%D8%A8%D8%B1%D8%A7%D9%87%D9%8A%D9%85+%D8%B9%D9%84%D9%8A%D9%87+%D8%A7%D9%84%D8%B3%D9%84%D8%A7%D9%85+%D9%81%D9%8A+%D8%B9%D8%B1%D9%81%D8%A7%D8%AA,online_chips:%D9%86%D9%85%D8%B1%D8%A9,online_chips:%D8%AC%D8%A8%D9%84+%D8%B9%D8%B1%D9%81%D8%A7%D8%AA&sa=X&ved=0ahUKEwjWyvCpmdLeAhWC3CwKHYXsCAUQ4lYIMCgG&biw=1366&bih=667&dpr=1#imgrc=_O7SvW50Neh0zM:

Misafir
Misafir - 4 hafta Önce

Hayredip dar-ı na’îm içre ebed mesrur ola
Yazılıp a’mal-i hüsnü deftere mestur ola
Cami-i Han Ahmed’in bani-i âli meşrebi
Hazreti Mimarbaşı âhiri mamur ola
Kim Muhammed’tir Onun namı ve âlî himmeti
Etti bu ra’na binayı haşre dek meşhur ola
Olmamıştır dâhi olmaz böyle bir âlî bina
Bir eser konmuştur kim dem bedem mezkur ola
(Sultanahmet Camii ve Mimarbaşı Sederkar Mehmet Ağa hk. Üsküdarî Aziz Mahmud Hüdaî Hz.leri tarafından yazılmış)

banner33

banner37