banner15

Veliaht Prens Muhammed Bin Selman | PORTRE

Muhammed Bin Selman’ın agresif tavırları dış politikaya da yansımıştır. Suudi Arabistan dış politikasında giderek sertleşen bir tavır görülmeye başlanmıştır. Özellikle de İran karşıtlığı her geçen gün artmakta ve sıcak bir çatışmaya doğru gitmektedir.

Veliaht Prens Muhammed Bin Selman | PORTRE

Prof. Dr. Mehmet Şahin

Suudi Arabistan Ortadoğu’nun en önemli ülkelerinden biridir. Dünyanın en zengin petrol kaynaklarının yanı sıra en büyük petrol ihracatına sahip ülkedir. Geniş yü-zölçümüyle Arap Yarımadası’nın en büyük ülkesi olarak, önemli bir nüfusa sahiptir. Bununla birlikte Mekke ve Medine gibi İslam âleminin kalbi olan kutsal mekânlar da Suudi Arabistan’da bulunmaktadır. Dolayısıyla söz konusu özellikler, Suudi Arabis-tan’ı Arap Yarımadası’nın en önemli gücü konumuna getirmiştir. Aynı zamanda bu özellikler onu küresel güçlerin odak noktası haline taşımıştır. Osmanlı döneminin sonlarından itibaren bölgede etkili olan İngilizler bir çok bölgesel güçle ittifaklar içine girdiği gibi Suudi yerel güçleri ile de ittifaklar kurmuştur. Dolayısıyla Suudi Arabistan 1929’da kurulduğundan bu yana önce İngilizler sonra da ABD etkisinde siyaset üreten bir devlet olarak küresel güçlerin bölgesel stratejilerinde önemli bir yer tutmakta-dır. Suudi Arabistan, Siyasi gücünü Suud Ailesinin kurucusu olan Muhammed Bin Su-ud’dan alırken, dini meşruiyetini Muhammed Bin Abdulvahhab’in soyundan gelen Şeyh Ailesi’nden almaktadır.

Suudi Arabistan’da bir yönetim geleneği olarak 1953’te Kral Abdülaziz’in vefatın-dan sonra oğulları, daha çok yaşları dikkate alınarak kral olmuştur. Ancak tahta çı-karken adayların annelerinin mensup olduğu kabilenin gücü de belirleyici rol oyna-mıştır. Başka bir ifadeyle farklı eşlerden olan prenslerin temel güç dayanaklarından biri, anne tarafından kardeşleri ve annelerinin bağlı olduğu aşiretlerdir. Zira anne tarafından güçlü bir aşirete sahip olan prensler yönetimde avantaj sağlamaktadır. Bu durum ülke içinde güç merkezlerinin paylaşımını ve rekabetin doğmasını kaçı-nılmaz kılmaktadır. Nitekim Sudeyri kabilesinin yeğenleri olan prensler, son otuz beş yılda Suudi siyasetine damgasını vurmuştur. Bu kardeşler Kral Abdülaziz’in oğulları arasında birbirini koruyup kollamakla tanınmıştır . Bu kardeşlerin en büyüğü olan Fahd 1982 – 2005 yılları arasında kral olmuştur. Fahd’ın ölümünden sonra Kral Abdullah tahta çıkmıştır. Abdullah’ın tahta çıkmasıyla birlikte Sudeyri kardeşlerden Sultan ve Naif sırasıyla veliaht olmuştur. Ancak her ikisi de görevde iken vefat et-miştir. Sultan ve Naif ’in ölümünden sonra öz kardeşleri olan Prens Selman veliaht olmuştur. Kral Abdullah, Veliaht Vekili unvanını ihdas ederek bir yenilik getirmiş-tir. Geleneklerin devam ettirilmesi amacıyla Kral Abdullah üvey kardeşi Prens Muk-rin Bin Abdülaziz’i veliaht vekilliğine getirmiştir. Kral Abdullah, herhangi bir sürpriz gelişmeyi engellemek amacıyla 2013 86/1 Nolu Kraliyet kararnamesi yayınlamıştır. Buna göre “Prens Mukrin Bin Abdülaziz’in Veliaht Prens makamlığı asla hiç kimse ta-rafından değiştirilemez ve kimse onun yerine atanamaz.” Uzmanlara göre Kral Abdul-lah kendisinden sonra Selman Bin Abdülaziz’in aile geleneklerine uymasından kuşku duyduğu için bu kararnameyi çıkarmıştır. Bununla birlikte kararnameyi bir anlaşma metni olarak düzenlemiş ve bu anlaşmaya şimdiki Kral Selman Bin Abdülaziz’in de imza koymasını sağlamıştır.

Selman’ın kral olmasıyla üvey kardeşi Prens Mukrin de ikinci bir tasarrufa gerek kalmadan veliaht prens olmuştur. Ancak Kral Selman Bin Abdülaziz ülke yönetimin-de köklü değişikliğe giderek kardeşler iktidarının yerine hükümdarlığın kendi aile-sinde devam etmesini sağlamaya çalışmıştır. Kral Selman, Prens Mukrin Bin Abdü-laziz’i Veliaht görevinden alarak yerine Prens Muhammed Bin Naif ’i Veliaht olarak getirmiştir. Veliaht Vekili olarak oğlu Muhammed Bin Selman’ı atamıştır. Prens Muk-rin’in annesinin Yemenli olmasından dolayı Kral Selman’ın Yemen’e başlattığı Kararlı-lık Fırtınasına karşı çıkması da görevden uzaklaştırılmasının arkasındaki sebeplerden biri olarak gösterilmiştir.

1. Kişisel Bilgiler

Kral Selman’ın üç eşinden 12 erkek çocuğu olduğu biliniyor. Kızlarının sayısı belir-sizdir. Muhammed, Kral Selman’ın ikinci eşi olan Fehde bint Felah Bin Sultan Âli Hisi-lin Elacmi’nin ilk çocuğu ve Kral’ın altıncı erkek çocuğudur. Ancak hemen hemen tüm kaynaklarda Muhammed Bin Selman, birçok erkek çocuk arasından Kral Selman’ın en çok önem verdiği ve yanından ayırmadığı oğlu olarak ifade edilmektedir10.
Muhammed Bin Selman 31 Ağustos 1985’te dünyaya gelmiştir. Amcası Meşhur Bin Abdülaziz’in kızı Sara ile evlenmiştir. Bu evlilikten ikisi kız, ikisi erkek, dört çocuğu olmuştur. Erkek çocuklar Selman ve Meşhur, kız çocuklar ise Fehde ile Nura’dır.

Muhammed Bin Selman, Nisan 2016’da Bloomberg’e verdiği röportajda özel hayatı ve günlük yaşamı hakkında detaylı konuşmuştur12. Daha birçok basın yayın organı tarafından farklı dillerde yayınlanan bu röportaj, O’nun kişisel hayatıyla ilgili araştır-maların temelini oluşturmaktadır.

Muhammed Bin Selman, röportajda kişiliğini etkileyen iki önemli konudan bah-sediyor. Bunlardan biri küçük yaşta teknolojiye erişmesidir. Öyle ki o yaşlardaki ha-yali Apple’in kurucusu Bill Gates veya Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg gibi olmaktı. Onlardan daha çok olanağa sahip olduğunu ve bu yolda eğer devam et-seydi daha başarılı olabileceğini söylüyor. Çocukken hep bu konuyu düşündüğünü kaydediyor. Kişiliğini etkileyen bir diğer önemli konuysa, kraliyet ailesinin bir üyesi olmasıdır. Amcası Kral Fahd Bin Abdülaziz’in döneminde babası Selman ve üvey ağa-beylerinin önemli devlet işlerinde çalışması onu çok etkilemiştir. İyi bir kitap oku-ru olan babası çocuklarını da bu konuda teşvik etmiş ve onlara destek olmuş. Kral Selman o dönemde çocuklarına, haftada bir kitap okutur ve okuyup okumadıklarını öğrenmek için onları denetlermiş. Annesiyse çocuklarına geziler, eğitim programları ve her biri 3 saat kadar süren tartışma programları yapmak üzere düşünürlerle görüş-meler hazırlıyormuş. Ebeveynlerin yetiştirme planlarında uzman olduğunu söyleyen Muhammed Bin Selman, çocuk yaşlarında annesinin sert davranışlarından rahatsız olduğunu, onun hiçbir hatayı affetmediğini kaydediyor. Bin Selman diğer kardeşleriy-le beraber bu davranışları sorguladıklarını da aktarıyor.

Muhammed Bin Selman, zamanını kraliyet sarayı ile Savunma Bakanlığı arasında geçirdiğini ve sabah saatlerinden gece yarılarına kadar çalıştığını söylüyor. Yoğun ça-lışma programlarından dolayı çocuklarıyla sabahları uyanırken ancak ilgilenme vakti bulduğunu, onların yetiştirilmesinden annelerinin sorumlu olduğunu, çocuklarının izlemesini istediği bazı programlar yüzünden eşinin bazen kızdığını da aktarıyor.

Bunlarla birlikte Muhammed Bin Selman, I. Dünya savaşında İngiltere Başbaka-nı olan Winston Churchill ve Sun Tzu’nun “Savaş sanatı” adlı kitabından ilham al-dığını söylemiştir. Uluslararası kamuoyunda O’nun Donald Trump yönetimine çok yakın olduğunu ve son zamanlarda Riyad’ın İran’la artan gerginlik ve Katar ile patlak veren kriz’in ardında Trump’ın olduğu düşünülüyor.

Muhammed Bin Selman lise eğitimini başkent Riyad’da tamamladıktan son-ra Kral Suud Üniversitesinde Hukuk ve Siyaset Bilimleri Fakültesine girmiştir. Bura-daki eğitimini 2007’de Hukuk bölümünde Lisans alarak tamamlamıştır.

2. Veliahtlığa Giden Yol

Muhammed Bin Selman, Ocak 2015’te babası kral olana kadar üç üvey ağabeyi-ne göre geri planda kalmıştır. Zira Kral Selman’ın ilk eşinden olan üvey ağabeylerin-den biri ve altmışlı yaşlarının başlarında olan Prens Sultan 1985 yılında uzaya giden ilk Arap astronotu olmuştur. Prens Sultan, kraliyetin turizm dosyasından sorumlu-dur. İkincisi ise halen Petrol Bakanı Yardımcısı 58 yaşındaki Prens Abdülaziz’dir. Diğer siyaset bilimlerinde doktora yapmış bir öğretim üyesi olmuştur.16 Ancak Muhammed Bin Selman kısa sürede hepsini geride bırakacak bir güç ve şöhrete kavuşmuştur

Üniversiteden mezun olduktan sonra ticari faaliyetlere yönelmiştir. Ancak Ba-basının tavsiyesi üzerine Bakanlar Kurulu için bir danışma kurumu olan Uzmanlar Bürosu’nda çalışmaya başlamış, . 2007-2013 yıllarında danışman olarak görev yap-mıştır. Uzmanlar Bürosu’nda çalıştığı süre içinde birçok yasanın değişmesi konusuna odaklanmıştır. Ancak Babası Selman Bin Abdülaziz’in Haziran 2012’de veliaht seçil-mesinden sonra babasının danışmanlığının yanı sıra ofis özel kalemi ile özel işlerini yürütme görevlerini de yerine getiren Bin Selman, Mart 2013’te kraliyet kararnamesi ile “Bakan” düzeyinde ataması yapılarak babasının resmi danışmanı ve ofis müdürü olarak tayin edilmiştir. Aynı tarihte Bin Selman, diğer görevlerine ek olarak Savunma Bakanı Ofis Müdürü olarak da görevlendirilmiştir.

Kral Selman Riyad Emiriyken 2009’da Muhammed, özel danışmanlık görevine ge-tirilmiştir. Kral Selman veliaht olduğunda Muhammed Veliaht Bürosunu yöneten ve veliahtın özel işlerinden sorumlu kişi olmuştur.19 2013’te çıkarılan bir kraliyet kararna-mesiyle Muhammed Bin Selman, Veliaht Divanı Başkanı ve Bakan Düzeyinde Veliaht Özel Danışmanı görevine getirilmiştir. 2014’te ise bu görevinin yanı sıra bir kraliyet kararnamesiyle Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu üyesi olmuştur. Suudi yönetimine yakın kaynaklara göre Muhammed Bin Selman’ın babasına yakın olması ona yönetim ve liderlik tecrübeleri kazandırmıştır.

23 Ocak 2015’te çıkarılan bir kraliyet kararnamesiyle Muhammed Bin Selman Sa-vunma Bakanı, Kraliyet Divanı Başkanı ve Bakan Düzeyinde Kral Özel Danışmanı gö-revine getirilmiştir. Bu görevlerinin yanı sıra söz konusu karardan sadece bir hafta son-ra 29 Ocak 2015’te yeni bir kraliyet kararnamesiyle oluşturulan Ekonomi ve Kalkınma İşleri Konseyi başkanlığına da getirilmiştir. Üç ay gibi kısa bir zaman diliminde Mu-hammed Bin Selman, Suudi yönetiminde biraz daha güçlenmiştir. 29 Nisan 2015’te çı-karılan bir kraliyet kararnamesiyle Veliaht Naibi, Bakanlar Kurulu İkinci Yardımcısı, Savunma Bakanı ve Ekonomi ve Kalkınma İşleri Konseyi Başkanı olmuştur.

Suudi Arabistan’ın kurucusu Kral Abdülaziz’in 1953 yılındaki vefatından sonra sırasıyla oğulları tahtın varisi olacaklardır. Biri tahta çıktığında ondan daha küçük olan kardeşi Veliaht Prens olacaktır. Ancak 29 Nisan 2015’te Kral Selman Bin Abdülaziz söz konusu geleneklere uymamıştır. Kral Selman’ın üvey kardeşi olan Veliaht Prens Muk-rin Bin Abdülaziz azledilmiş, yerine Muhammed Bin Naif getirilmiştir. Azledilen ve-liaht Prens Mukrin Bin Abdülaziz’in annesinin Yemenli olduğu için Kararlılık Fırtınası Harekâtına karşı çıktığı gerekçesiyle görevden uzaklaştırıldığı iddia edilmiştir.

Muhammed Bin Naif, ülke kurucusu Abdülaziz Bin Suud’un oğullarından Emir Naif Bin Abdülaziz’in oğludur. Kral, uygulamaya koyduğu kararnamede Veliaht Vekilliği-ne oğlu Muhammed Bin Selman’ı getirmiştir.24 Başka bir ifadeyle Kral Selman, Suudi geleneklerine göre tahta geçiş sürecinde kraliyetin kurucusu olan Abdülaziz Bin Su-ud’un ölümünden sonra süre gelen kardeşten kardeşe geçiş dönemini sonlandırmış-tır. Kral Selman’ın bir diğer icraatı 40 yıldan beri ülkenin Dışişleri Bakanlığı görevi-ni sürdüren Prens Suud El Faysal’ın yerine kraliyet ailesi mensubu olmayan, ülkenin ABD’deki büyükelçisi Adil El Cubeyr’i getirmek olmuştur. Bununla birlikte Kral Sel-man Bin Abdülaziz 1982’den 2005 yılına kadar Suudi Arabistan’ın Washington Büyü-kelçilik görevini yürüten, ülkesine dönerek istihbarat teşkilatı başına getirilen Prens Bender Bin Sultan’ı da görevden almıştır.

Kral Selman ayrıca Suudi Arabistan Petrol şirketi (ARAMCO) başkanlığını yürü-ten Halid El Falih’i petrol bakanı olarak atamış ve yardımcılığına ise büyük oğlu Ab-dülaziz Bin Selman’ı getirmiştir. Çok kısa sürede gerçekleşen bu atamalar köklü ve katı geleneklere dayanan Suud ailesinde tepkilere neden olmuştur. En önemli tepki Suudi Arabistan’da en güçlü siyasi aktörlerinden biri olan 85 yaşındaki Prens Talal Bin Abdülaziz’den gelmiştir. Prens Talal, Kral Abdülaziz’in 18 oğlu ve dünyaca ünlü dolar milyarderlerinden, iş adamı Velid Bin Talal’ın babasıdır. Ancak Kral Selman ve eki-bi bu tepkiler karşısında üstün gelmiştir. Böylece üçüncü nesil şehzadeler yönetimde söz sahibi olmuştur. Muhammed Bin Selman’ın Veliaht Prens Muhammed Bin Naif’in vekilliğine getirilmesi tahtın Kral Selman’ın kendi ailesinde sürdürülmesini sağlamak üzere attığı bir adım olmuştur. Bu kararlarda Muhammed Bin Selman’ın etkisi büyük olmuştur. Veliaht Prens olarak Muhammed Bin Naif’in bu gelişmelerde önemli rol oy-naması onu Suudi hanedanı içinde Kral Selman ve Veliaht Vekili olan oğlu Muhammed Bin Selman’ı öne çıkartmıştır. Başka bir ifadeyle Muhammed Bin Selman’ın Veliahtlık makamında oturabilmesinin önünde sadece Suud ailesi içinde yalnızlaşan Muhammed Bin Naif kalmıştır.

Muhammed Bin Selman en üst düzey karar verme mekanizmasında en genç Suudi prensi olmuştur. Böylece Muhammed Bin Selman mutlak bir monarşide muazzam bir güç elde etmiştir. Özellikle de babasının sağlık sorunları dikkate alındığında tüm gücü onun elinde topladığını söylemek mümkündür.

3. Krallık Provaları

Muhammed Bin Selman, babası Kral Selman’ın yönetime geldiği 23 Ocak 2015’ten bu yana, Yemen savaşı ve ülke ekonomisinin petrolden bağımsız çok yönlü gelir kayna-ğına sahip olmasını hedefleyen 2030 vizyonu başta olmak üzere birçok önemli mesele ve projeyi yönetmesi bakımından, veliahtlık makamına getirilmesi bekleniyordu.

Babasının desteği ile ülke yönetiminde hızla yükselen Muhammed Bin Selman dış politika ile askeri alanda attıkları adımlar sayesinde önemli anlamda güçlenmiştir. 21 Haziran 2017’de çıkarılan bir kraliyet kararnamesiyle Prens Muhammed Bin Naif Bin Abdülaziz, Veliahtlıktan alınmış yerine Prens Muhammed Bin Selman getirilmiştir. Bu kararnameyle Savunma Bakanlığı ile Bakanlar Kurulu Başkan Yardımcılığı görevi-ne de devam etmiştir. Muhammed Bin Selman bu süreçte, gençlere yönelik eğitim ve geliştirme faaliyetlerinde bulunan birçok yardım kurumunda yer almıştır. Ayrı-ca, düşük gelirlilerin ev sahibi olmaları konusunda faaliyet gösteren birçok hayır kurumunda da yöneticilik yapmıştır. Suudi medyası Veliaht Prensi, genç Suudi ku-şağının lideri olarak yansıtmıştır. Gençlere yönelik söz konusu faaliyetlerin onu, bu ke-simlerin desteğini elde edebilecek iyi bir konuma taşıdığını da söylemek mümkündür.

Suudi Arabistan’ın petrolden bağımsız gelir kaynakları oluşturması hedefiyle Eko-nomik ve Kalkınma İşleri Konseyi kurulmuştur. Başkanlığını Muhammed Bin Selman’ın yürüttüğü kurumun hazırladığı “2030 Vizyonu” çerçevesinde ülkedeki tüm devlet ku-rumlarını kapsayan geniş yelpazeli bir reform ve değişim süreci başlatılmıştır.30 Mu-hammen Bin Selman, 2030 Vizyonu’nun Suudi halkının 2030 itibariyle petrol olmadan yaşayabilmesine olanak sağlayacağını açıklamıştır.

Muhammen Bin Selman, 2030 Vizyonu kapsamında Ekim 2017’de maliyeti 500 milyar dolar olacak Suudi Arabistan Akıllı Şehir Projesi NEOM’u ilan etmiştir. Ülkenin Kuzey-Batı sınırında Kızıldeniz sahiline kurulacak şehrin 26.000 km2 olarak planlan-dığı, iktisadi ve turistik bir görünüme sahip olacağı ve ilk etabının 2025’te biteceği açıklanmıştır. Ekonomik alanın yanı sıra, iç politikada da önemli çalışmalar yürüt-mektedir. Bununla beraber babasının verdiği özel görevlerle konumunu gün geçtik-çe artırdığı görülmektedir.

Muhammed Bin Selman’ın şöhretinin en büyük sebeplerinden biri de “reform-cu” söylemleridir. Bu bağlamda Suudi Arabistan’da kadınlara yönelik reformist söy-lemlerde yer almıştır. Muhammed Bin Selman’ın değişim söylemlerinin uygulamadaki ilk adımı kadınlara yönelik araç kullanma yasağının kaldırılması olmuştur. 26 Eylül 2017’te çıkarılan bir kraliyet kararnamesiyle kadınların araç sürme yasağı kaldırılmış-tır. Bir sonraki adım ise kadınların stadyumlara girme yasağının kaldırılmasıdır.

Veliaht Prens, İslam’la ilgili bir açıklamasında “Gelecekte Suudi Arabistan’ın ılımlı İslam’a geçeceğini, ülkedeki aşırı din uygulamalarının son bulacağını” dile getirmiştir. Bu açıklama birçok yerde tartışmalara neden olsa da ülkesindeki aşırıcılığa karşı yeni reformist uygulamaların şekillenmesi yönünde beklenti yaratmıştır.35 Nitekim söz ko-nusu açıklamasında Muhammed Bin Selman, “Eskiden olduğumuz yere geri döneceğiz, dünyaya ve tüm dinlere açık bir ılımlı İslam ülkesi olacağız. Çok yakında radikalizmi bitireceğiz” ifadelerini kullanmıştır.

Muhammed Bin Selman, 5 Kasım 2017’de oluşturulan Rüşvet ve Yolsuzluklara Kar-şı Mücadele Komisyonu’nun başına getirilmiştir. Aynı gün içinde birçok gözaltı ya-pılmıştır. Yolsuzluk operasyonlarında 11 Prens, 4 Bakan, 3 Büyükelçi ve 8 milyoner iş adamı gözaltına alınmıştır. Basına yansıyan bilgilere göre gözaltı listesini de Muham-med Bin Selman belirlemiştir. Operasyon Muhammed Bin Selman’ın siyasi kontrolünü artırma hamlesi olarak algılanmıştır.

Operasyonda Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin da gözaltına alındığı, istifaya zor-landığı ve bir süre sonra serbest bırakıldığı biliniyor. Hariri her ne kadar “İran tarafın-dan tehdit edildiği ve suikasta uğrama tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını” söyleyerek istifa etse de Suudi Arabistan’da önemli yatırımlarının olduğu ve Kral Fahd’ın oğlu Türki’yle ortaklık yaptığı bilinmektedir.

Çok sayıda prens, 4 bakan ve onlarca yetkili ile işadamının gözaltına alındığı yol-suzluk soruşturmasında 1700’e yakın hesap dondurulmuştur. Dondurulan hesaplarda bulunan mal varlıklarının değerinin 800 milyar doları bulduğu belirlenmiştir. Gözaltı-na alınan isimler arasında 17 milyar doları aşan servetiyle Suudi Arabistan’ın en zengin kişisi olan El Velid Bin Talal da bulunuyordu. İddialara göre Muhammed Bin Selman, başında olduğu “Vizyon 2030 Projesi” kapsamında ülkeye yatırım yapmaya çağırdığı Prens El Velid’den ret yanıtı alması üzerine yolsuzluk operasyonu kapsamında El Ve-lid’i tutuklatmıştır. Ülkeden kaçmaya çalıştığı iddia edilen Prens Mansur Bin Muk-rin Yemen sınırına yakın bir bölgede helikopterinin düşmesi sonucunda 8 yakınıyla birlikte ölmüştür. İki farklı olayda ise Prens olan Türki Bin Fahd Bin Abdülaziz ve üç Prens’in kendilerini tutuklamaya gelenlerle girdikleri çatışmada öldükleri haberleri yansımıştır.

Buna paralel olarak birçok din adamı ve aktivist tutuklanmıştır. Tutuklamalarda meşhur din adamı Selman El Avde’nin, Şeyh İvaz El Karni, Mekke Ummul-Kura Üni-versitesi rektörü Dr. Ali El Ömri ve ekonomi uzmanı İssam El Zebil gibi tanınan isim-lerin yanı sıra birçok davetçi, aktivist, düşünür, basın mensubu ve yargıç gözaltına alın-mıştır. Tutuklama hamlesi Adalet bakanlığındaki bazı isimlere kadar genişletilmiştir.
Bu gelişmelerle Muhammed Bin Selman ülke yönetimi, ekonomi ve medyada ta-mamen etkin olmuştur. Vizyon 2030 projesi için büyük oranda kaynağa ihtiyaç duyul-duğu bu süreçte, zengin iş adamlarının servetlerine ve mal varlıklarına su istimal ve yolsuzluk iddaları sebebiyle soruşturmalar açmıştır. Bu ekonomik getirinin yanında operasyonlarla Muhammed Bin Selman, gelecekte kendisine rakip olabilecek aktörle-rin birçoğunun siyasi anlamda tehdit olmaktan çıkarılmasını sağlamıştır.

Diğer yandan Muhammed Bin Selman, 2 Ocak 2016’da gerçekleşen ve önde gelen Şii din adamı Nemr Bakır Ennemr’in idam edilmesinde kilit rol oynamıştır. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon başta olmak üzere küresel kamuoyunda bir-çok kişi tarafından idam edilmemesi için girişimde bulunulsa da Suudi Arabistan idam kararını uygulamıştır.45 Ennemr’in yanı sıra bazıları El kaide üyesi olan 46 muhalif, “ülkede fitne çıkarma, krala başkaldırma, ümmeti bölmeye çalışma ve devleti ortadan kaldırma” suçlarından idam edilmiştir.

4. Dış Politikada Muhammed Bin Selman

Muhammed Bin Selman, babasının tahta çıktığından bu yana, hem babası adına ger-çekleştirdiği dış görüşmeler, hem de Savunma Bakanı olarak, Yemen’de planladığı ve yö-nettiği Kararlılık Fırtınası aracılığıyla önemli bir etkinlik kazanmıştır. Muhammed Bin Selman’ın İran’a karşı bu tutumu İsrail ve ABD tarafından da olumlu karşılanmıştır.

Muhammed Bin Selman Savunma Bakanı olduktan kısa bir süre sonra Yemen’de Su-udi Arabistan’ın Ulusal Güvenliği için önemli bir tehdit olarak görülen Husiler’e karşı “Kararlılık Fırtınası” harekâtını başlatmıştır. 26 Mart 2015’te başlatılan bu harekâta Suudi Arabistan’ın liderliğinde 10 ülke katılmıştır. Bu harekât genç bakan için önemli bir askeri ve dış politika sınavı mahiyetinde olmuştur. Zira Suudi Arabistan ilk defa bir askeri koalisyona önderlik yapıyordu. Üstelik bu koalisyonun temel amacı İran ile bölgede yaşanan nüfuz mücadelesini kazanmaktı. Dolayısıyla, İran’ın desteklediği bir oluşumu doğrudan hedef almak üzere diğer ülkelerin koalisyona katılmasını sağlamak büyük diplomatik çabalar sonunda gerçekleşmişti. Yemen Müdahalesi henüz bir so-nuca kavuşmamıştır. Husiler halen Başkent Sana dâhil ülkede nüfusun yoğun olduğu önemli bölgeleri elinde tutarken, savaştan çok fazla sivil etkilenmiş, abluka nedeniyle Yemen’de kıtlık ve kolera salgını başlamıştır.

Muhammed Bin Selman, İran konusunda oldukça sert tutum sergilemektedir. Ona göre İran ile görüşmelerin faydasız olmasından dolayı herhangi bir diyalog başlatma da ihtimal dışıdır. Bilindiği gibi Suudi Arabistan ile İran, Suriye ve Yemen gibi çatışmala-rın yaşandığı farklı ülkelerde karşıt tarafları destekliyor. İki ülke arasındaki ilişki Suudi yetkililerin önde gelen Şii din adamı Nimr El-Nimr’i idam etmesinin ardından daha da kötüleşmiştir.

Suudi kamuoyuna göre söz konusu koalisyonun oluşturulmasında başarılı olan Mu-hammed Bin Selman, dış politikada rüştünü ispatlamış başarılı bir siyasetçi olduğunu ortaya koymuştur. Bunun yanı sıra Suudi Arabistan, ABD başta olmak üzere Batı dün-yası için stratejik bir müttefiktir. Dolayısıyla ülkesini ekonomik ve toplumsal anlamda daha özgür bir devlete taşıma konusunda istekli görülen Muhammed Bin Selman bu ülkeler tarafından desteklenmektedir.

Muhammed Bin Selman, veliaht prens olduktan sonra ülkenin uluslararası politi-kalarında belirleyici rol oynamaya başlamıştır. Suudi Arabistan ve ABD arasındaki te-maslarının yanında Rusya ile de temaslarda bulunmuştur. Suriye ve İran konularındaki politikayı koordine etmek için Başkan Vladimir Putin ile birkaç kez bir araya geldiği bilinmektedir.  Muhammed Bin Selman, Rusya’nın bölgedeki etkisinin frenlenmesi, Beşar Esad’ın devrilmesi ve Müslüman Kardeşler ile Hizbullah gibi örgütlere karşıt-lık konularında ABD ile hemfikirdir.

Muhammed Bin Selman en önemli dış ziyaretlerden birini Mart 2017’de ABD’ye yap-mıştır. Bu ziyaretle Veliaht Prens, Donald Trump’ın Beyaz Saray’da kabul ettiği ilk üst dü-zey Arap yöneticisi olmuştur. Raporlara göre, Muhammed Bin Selman, Trump’tan Or-tadoğu’yu değiştirme, Filistin siyasetine müdahale etme ve İsrail-Filistin barışı için destek talep etmiştir. Trump, İsrailliler ve Filistinliler arasındaki çatışmalarda çıkmazı gidermek için Suudi Arabistan’ın hayati öneme sahip olduğunu düşünüyor. Bu yaklaşı-mın, iki taraf arasında barış tesis etmek için görevlendirilen Trump’ın damadı ve kıdem-li danışmanı Jared Kushner tarafından tercih edildiği söyleniyor.

Suudi Arabistan’ın sürece müdahil olarak, Filistin lideri Mahmud Abbas’ın Riyad temasları sırasında bu konuyu gündeme getirdiği biliniyor. Söz konusu süreçte Mu-hammed Bin Selman’ın Filistin lideri Mahmud Abbas’a Ortadoğu barış planı konusunda baskı yaptığını öne sürülmüştür. Öyle ki Muhammed Bin Selman’ın Abbas’a “Trump planı açıkladığında ABD’liler ne önerirse kabul et ya da istifanı ver” dediği de iddia edilmiştir. Barış planının hayata geçmesindeki temel amaçlardan biri de İsrail’le bir-likte İran’a karşı daha iyi bir koordinasyon sağlamak olduğu tahmin ediliyor.55 Nitekim Muhammed Bin Selman’ın, Abbas’tan Filistin’de İran’ın etkili olmasını engellemesi-ni istediği bilgileri de kamuoyunda yer almıştır.
Diğer yandan Muhammed Bin Selman’ın İsrailli üst düzey yetkililerle görüştüğü bilgileri de kamuoyuna yansımıştır. Buna göre Muhammed Bin Selman, İsrail ve Filis-tinliler arasındaki barış sürecini yeniden inşa etmekle birlikte bölgedeki ortak çıkarları konuşmuştur.

Suudi Arabistan ile İsrail yakınlaşmasındaki ortak nokta, İran karşıtlığıdır. Dola-yısıyla Muhammed Bin Selman, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail’in desteğini al-mıştır. Bu yakınlaşma çerçevesinde İsrail medyasında Riyad ve Tel Aviv’in Hizbullah’ı vurmayı değerlendirdiği şeklinde haberler de yer almıştır.

Lübnan Başbakanı Saad Hariri, Riyad’da bulunduğu 4 Kasım 2017’de kendisine su-ikast düzenlenmesinden endişe ettiğini belirttikten sonra İran’ı eleştirmiş ve istifasını duyurmuştur. Bu açıklama Hizbullah’a saldırı yapılması için bir gerekçe bulmaya yöne-lik yorumlanmıştır.59 Muhammed Bin Selman’ın yolsuzlukla mücadele adı altında yü-rüttüğü operasyonlar sırasında Hariri istifa etmiştir. Hariri’nin açıklamaları ve bir süre ülkesine dönmemesi, Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve hükümet yetkililerince, Suudi Arabistan tarafından rehin alındığı yönünde yorumlanmıştır. Hizbullah’ın gü-cünü kırmaya yönelik bu hamle Lübnan’da yeniden kaosa sürüklenme tehlikesi yarat-mıştır. Zira bir taraftan Hariri’yi istifaya zorlarken Hizbullah’ın Lübnan’daki hükümet koalisyonundan dışlanmasını istenmiş, diğer yandan İsrail ve ABD’nin Hizbullah’a kar-şı savaş seçeneği dâhil sert önlemler almayı planladıkları düşünülmüştür.

Muhammed Bin Selman’ın Suudi Arabistan-Katar ilişkilerindeki anlaşmazlıklarda da etkili olduğu görülmüştür. Diğer konularda olduğu gibi Katar krizinde de sert yaptırım-lara başvurulmuştur. 23 Haziran 2017 tarihinde Katar’a, krizin çözülmesi için gönderi-len talep listesi Muhammed Bin Selman’ın izlerini göstermektedir. Taleplerde Katar’da-ki Türkiye askeri üssünün kapatılması, İran  ile tüm diplomatik ilişkilerin kesilmesi ve El-Cezire televizyon kanalının kapatılması gibi maddeler yer almıştır. 25 Haziran 2017 tarihinde Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Ürdün ve Mısır başta olmak üzere Suudi Arabistan’ın işbirliği yaptığı ülkeler Katar ile diplomatik ilişkileri kesmiş ve Katar’ın izo-le edilmesi için bütün kara, deniz ve hava yollarını kapatmış ve ekonomik ambargo uy-gulamışlardır. Bununla birlikte Muhammed Bin Selman ile Abu Dabi tahtının varisi Muhammed Bin Zayid El Nahyan’ın Katar’da darbe planladıkları iddia edilmiştir.

Suudi Arabistan, Kahire’nin Suriye konusunda Rus önerisini desteklemesi ve Mı-sır’ın Kızıldeniz’deki Sanafir ve Tiran adalarının Suudi Arabistan’a verilmesi önerisin-den caymasından dolayı Suudilerin hissettikleri nedeniyle, Mısır’a olan petrol sevki-yatını durdurmuştur. Suudi Arabistan, Ürdün’ün Körfez güçlerinin kendi toprakları üzerinden Suriyeli güçlerle savaşmasına izin vermeyi reddetmesi nedeniyle yakın za-mana kadar Ürdün’e olan yardımları da askıya alınmıştır. Muhammed Bin Selman, ba-basının da desteğiyle bütün bu sürecin arkasındaki karar verici olarak bilinmektedir.

5. Uluslararası Kamuoyunda Muhammed Bin Selman

ABD Eski Başkanı Barack Obama Muhammed Bin Selman için; “Son derece zeki ve bilgilidir. Yaşının ötesinde bilgeliğe sahiptir.” demiştir.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Eylül 2016’da Bloomberg Televizyonuna ver-diği röportajda gazeteci John Micklethwait’in Suudi Arabistan ile ilgili sorusunu yanıt-larken Muhammed Bin Selman için: “Çok aktif bir devlet adamı, neyi istediğini bilen ve hedeflerine ulaşabilen biridir. Aynı zamanda müzakere edilebilecek güvenilir bir ortak olarak görüyorum…” şeklinde konuşmuştur.64
Muhammed Bin Selman, 30 kişilik bir adamın olağanüstü gücünü elinde tutuyor ve böylece Batılı diplomatların ona “Bay Her Şey” lakabı taktığı da ifade edilmektedir.

Adı açıklanmayan bir Batılı diplomata göre: Çok parlak ve akıllı biridir. 80 yaşında-ki babasını önemli derecede etkiliyor”.

CIA eski subaylarından ve Brookings Araştırma Merkezi uzmanlarından Bruce Rie-del: “Muhammed Bin Selman’ın agresif ve iddialı olduğu konusunda şöhreti var” şek-linde cümlelerle ondan bahsetmiştir.66

Birleşik Arap Emirlikleri’nde yayın yapan bir basın kuruluşunda ismi verilmeyen Ba-tılı bir diplomata dayandırılan ifadede: “Açıkçası çok parlak, çok akıllı, bütün tahmin-lerin üstündedir. 81 yaşındaki kralın üzerinde önemli etkisi var” şeklinde Muhammed Bin Selman’dan bahsedilmiştir.

2016’da İran- Suudi Arabistan ilişkileri kopma noktasına gelmeden önce İran’ın Suudi Arabistan’daki son büyükelçisi olan Hüseyin Sadıkî: “Veliaht prensin popülerliği ül-kesinde her geçen gün artıyor. Özellikle gençler arasında. Genç Prens Muhammed Bin Selman’ın yaptığı reformlar zekicedir ve Suudi toplumun atmosferine uyum içindedir.” diye Muhammed Bin Selman’dan bahsetmiştir.68

Muhammed Bin Selman hakkında en dikkat çeken sözler ise yine bir İranlı yetki-liden gelmiştir. Muhammed Bin Selman’ın Veliaht olmasından yaklaşık sekiz ay önce İran Devrim Muhafızlarına bağlı Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani bir konuşmasında: “Veliaht Vekili Muhammed Bin Selman çok sabırsızdır. Veliaht olan amcasının oğlu Muhammed Bin Naif’i devirmek için acele ediyor. Babasını öldürüp onun koltuğuna oturacak kadar ileri gidebilir.” şeklinde iddiaları dile getirmiştir. Bu bilgiler ilk olarak 6 Ekim 2016’da İsrail’ın ünlü gazetelerinden Haaretz’de yayınlan-mıştır.69 Daha sonra birçok basın organı tarafından paylaşılmıştır. 70 Muhammed Bin Selman Veliaht olduktan sonra Süleymani’nin ilgili konuşmasının videosu da birçok basın organı tarafından yayınlanmıştır.


Sonuç

Muhammed Bin Selman, babasının veliaht olduğu günden itibaren güçlenmeye başlamıştır. Babasının desteği ile ülke yönetiminde hızla yükselen Muhammed Bin Sel-man yönetimde gücünü iyice hissettirmiş ve babasının gözüne girmiştir. Kral Selman’ın sağlık sorunlarının etkisiyle de Muhammed Bin Selman olağanüstü bir güç elde etmiş-tir. Ülke tarihinde ender bir durum olarak en üst düzey karar verme mekanizesinde en genç Suudi Prensi olmuştur.

Muhammed Bin Selman, ülke tarihinde birçok yeniliğe imza atmıştır. Suudi Ara-bistan iç ve dış politikada yeniden şekillenmeye başlamıştır. Fiili kral olarak başlattığı süreçte Suudi Arabistan’da söylem ve zihniyet değişikliği başlamıştır. Muhammed Bin Selman’ın “Ilımlı İslam”a dönme söylemi, ülkenin en önemli meşruiyet kaynağı olan dinin rolünün Suudi siyasetinde yeniden tanımlanarak siyasete hizmet eden bir mües-seseye dönüştürülmek istenmektedir. Böylece din adamlarının desteğini alarak iktidarı güçlendirmek ve muhalif olan radikal grupların etkisini kırma hedeflenmektedir. Viz-yon 2030 projesiyle devlet kurumları yeniden yapılandırılarak ülke ekonomisini pet-rolden bağımsız çok boyutlu ve küresel ekonomiyle entegre olmuş yeni bir ekonomik yapı oluşturulmak istenmektedir.

Muhammed Bin Selman, bu gelişmelerle ülkede yönetim, ekonomi ve medyada ta-mamen etkin hale gelmiştir. Potansiyel muhalifler geriye çekilmiş ve ülke ekonomisi-nin zorda olduğu bir dönemde büyük miktarda ekonomik kaynak sağlamıştır. Böylece yönettiği Vizyon 2030 projesiyle Yemen savaşı başta olmak üzere birçok çatışma alanı için büyük kaynak temin ettiği söylenebilir.

Dış politikada Suudi Arabistan yeni bir bölgesel ittifak oluşturma çabasına girmiş-tir, bölgesel denklemin yeniden kurulmasını hedefleyen Muhammed Bin Selman İran karşıtlığı üzerinden İsrail ile yakınlaşmıştır. Suudi Arabistan tarihinde bir ilk olarak İs-rail ile açık bir şekilde işbirliği kurmaya başlamıştır. Başka bir ifadeyle Muhammed Bin Selman İsrail’i İran’a karşı işbirliği yapılacak en önemli bölgesel güç olarak görmektedir.

Muhammed Bin Selman’ın agresif tavırları dış politikaya da yansımıştır. Suudi Ara-bistan dış politikasında giderek sertleşen bir tavır görülmeye başlanmıştır. Özellikle de İran karşıtlığı her geçen gün artmakta ve sıcak bir çatışmaya doğru gitmektedir. Ni-tekim İran’ın etkili olduğu Yemen ve Lübnan’a yönelik Suudi Arabistan dış politikasında kararlı adımlar atılmıştır. Lübnan’da Hizbullah’ın gücünü kırmaya yönelik girişimleri dikkat çekicidir. Zira bir taraftan Hariri’yi istifaya zorlarken Hizbullah’ın Lübnan’daki hükümet koalisyonundan dışlanmasını istemiştir. Diğer yandan İsrail ve ABD ile Hiz-bullah’a karşı savaş seçeneği dâhil sert önlemler almayı planladıkları bilinmektedir.

Dr. Ziya Abbas kimdir?

Irak’ta Şii Merciliğinin Siyasi Rolü adlı teziyle 2012’de doktorasını tamamlamıştır. Uzmanlık alanı Ortadoğu, Siyasi tarih, Din ve Siyaset İlişkisi, Teopolitik, Şiilik ve Irak’tır. Halen Aksaray Üniversitesi İİBF, Uluslararası İlişkiler bölümünde öğretim üyesidir.

Prof. Dr. Mehmet Şahin kimdir?

Polis Akademisi, Güvenlik Bilimleri

Enstitüsü öğretim üyesidir. Lisansını ODTÜ Tarih bölümünde, Yüksek Lisansını ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümünde, Doktorasını ise Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde tamamladı. Çeşitli düşünce kuruluşlarında danışmanlık ve yöneticilik yaptı. Üniversite dışında Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi’nde dersler verdi. Akademik Ortadoğu dergisinin editörlüğünü yürütmekte ve yurt içi ve yurt dışında konferanslar vermektedir.

Kaynak: Bilimevi Dış Politika Dergisi, Sayı: 4

Güncelleme Tarihi: 10 Temmuz 2018, 12:04
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48