banner39

BM, trajik ve kısır tiyatro

ABD’li yazar Hal Brands, The Lessons of Tragedy (Trajedi Dersleri) adlı kitabında, Yunan trajik tiyatrosunun kesinlikle eğlenceyi amaçlamadığını, trajedinin ulusların hayatında kaideyi, istisnanın ise barış, istikrar ve refahı teşkil ettiğini hatırlatmayı hedeflediğini öne sürüyor.

Dünya 24.09.2022, 11:07
BM, trajik ve kısır tiyatro


Dünyada yaşanan sorunları ve trajedileri hatırlatmak, büyük güçler arasındaki güç dengesini yansıtmak için kurulmuş bir platform olan Birleşmiş Milletler (BM) trajedisinin yıldönümü böylece gelmiş oluyor. BM dahilindeki tüm taraflar, insan haklarından barışa, adil savaşa, ahlaki değerlere ve daha iyi insan yönetimi modellerine kadar kavramları soyutlamaya çalışıyor. Ancak derinlerde filozof Hobbes’un Leviathan canavarı yatıyor. BM’de insani ego bir disiplin içerisine sokulur, fakat bu, yıllık toplantı süresini aşmayan kısa bir süre için geçerli olur. Önemli ve zaruri bir randevudur bu, zira savaşanlara ve çekişme içerisindekilere herkesin galip geleceği bir mola imkanı verir. İstilacı işgalini haklı çıkarır, kurban trajedilerini evrensel sahnede sunmuş olur. Bu toplantıda söylenmeyenler söylenir, yapılmayanlar yapılır.

1960 yılında Sovyet lideri Nikita Kruşçev, Sovyetler’i sömürgecilikle suçlayan Filipinli delegeye tepki olarak ayakkabısını masaya vurmuştu. 1962’de Küba krizinin başlangıcında ABD’li diplomat Adlai Stevenson, Sovyetler Birliği’ne “Küba’ya nükleer başlıklı füze yerleştirdiniz mi?” sorusunu yöneltmiş, hayır cevabını almıştı. Soruyu tekrarlamış, tekrar aynı cevabı almıştı. Ardından ise Küba'daki Sovyet füzelerinin hava fotoğraflarını göstermişti. Bu olay, Başkan Kennedy'nin krizden çıkmak için benimsediği tüm politikaları haklı çıkarmıştı.

Bugün dünya; pandemi ve sonrası, iklim krizi ve Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı gibi hususlardan muzdarip. Jeopolitik, ülkeler açısından her zaman en önemli hususlardan olduğu için söz konusu savaşın öncelikli olduğu aşikar. Bu toplantı sırasında, kendisini bir arabulucu olarak tanıtan Fransa Cumhurbaşkanı, ‘emperyalizme’ dönüşü ifade etmesi dolayısıyla Ukrayna'ya karşı savaşı eleştirdi.

BM, küresel güç dengesini yansıtıyor. Bu ölçüler değiştiği taktirde bu referansın çalışmaları teklemeye başlar. Veto hakkının yalnızca beş dünya ülkesine özel olması nasıl açıklanabilir? İngiltere veya Fransa, Hindistan veya Japonya'dan daha yetenekli yahut daha mı büyük?

Bu sistem kapsamında büyük ülkeler anlaşmaya vardığı taktirde, geri kalanlar bedeli göreceli şekilde ödüyor. Anlaşamadıkları taktirde ise bedeli tüm dünya ödüyor. Bugün Ukrayna'ya karşı savaşın bedelini gıda, enerji ve istikrar açısından tüm dünya ödemiyor mu? Büyük ülkelerin kendi aralarında verdikleri kararlar, genellikle uluslararası kurumlarda doğrudan ve itiraz etme hakkı zaten olmayanlar tarafından itirazsız bir şekilde tercüme edilir.

Soğuk Savaş sırasında ABD, Vietnam bataklığından çıkmak, aynı zamanda komünist dünyayı parçalara bölmek istedi. Nixon ve Kissinger, milyonlarca Çinliyi öldüren Çin lideri Mao Zedong ile tanışmak için Çin ziyaretinde bulundu. ABD’nin Mao’ya verdiği ödül, Tayvan (Formosa) yerine BMGK’da kalıcı bir koltuktu.

Bu ziyaretin ardından bazılarının dediği gibi dünya değişerek üç kutuplu bir dünya haline geldi.

Mao’nun ardından gelen Deng Şiaoping, dünyaya açılma politikasını benimsedi. Bu politika Çin'i bugünkü konumuna, yani dünyanın ikinci ekonomisi düzeyine ve ABD’nin ana rakibi haline getirdi.

Bugünün dünyası, aslında birçok değişiklikle birlikte dünkü dünyanın devamı niteliğinde. Yeni bir dünyada yaşamıyoruz, zira özellikleri henüz netlik kazanmış değil. Titanlar, özellikleri hususunda uzlaşmış değil. Statükoyu korumak isteyen güçlerin aksine, dünyada köklü değişim güçleri mevcut. Peki büyük güçleri yeni düzeni belirlemek veya eski düzeni değiştirmek için masaya gelmeye zorlayan ne?

Cevap tek kelimeden ibaret olabilir: Korku. Kitlesel imhadan korkulması, dünyanın sonunun geleceğinden korkulması, ellerindeki rolün kaybedileceğinden korkulması, yok olma korkusu. Dünya bu korku derecesine ulaştı mı? Asla. Ancak kesin bir şekilde ‘korkuya’ yol açacak birçok riskli sebebin bir araya geldiği bir gidişattayız. Peki bedeli ödeyecek olan kim?

Şarku’l Avsat

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?