banner39

Ekonomik krizle boğuşuyor ama kasadaki altına dokunamıyor

Tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşamasına rağmen mali reformları hayata geçirecek yeni hükümetin kurulamaması nedeniyle uluslararası düşük faizli kredi veya Uluslararası Para Fonuyla (IMF) müzakerelerden bir sonuç elde edemeyen Lübnan'ın, Merkez Bankasındaki altın rezervlerini kullanıp kullanmayacağı merak konusu.

Dünya 06.05.2021, 12:38 14.05.2021, 16:21
Ekonomik krizle boğuşuyor ama kasadaki altına dokunamıyor

Uzmanlar, ülkede Ekim 2019'da patlak veren ve 4 Ağustos 2020'de Beyrut Limanı'nda meydana gelen patlamayla daha da derinleşen ekonomik krize karşı Merkez Bankasının yaklaşık 20 milyar dolar değerindeki altın rezervlerinin, uluslararası garantili bir plan doğrultusunda parlamentodan çıkacak yeni bir yasayla kullanılmasının mümkün olabileceğini belirtiyor.

Lübnanlı ekonomistler, AA muhabirine yaptıkları açıklamalarda, 20. asırdaki hükümetlerin satın aldığı ve koşullar ne olursa olsun ekonominin teminatı olarak 1986 yılında Meclisten çıkan yasayla korumaya alınan 286 tonluk altın rezervlerinin kullanılabilmesi için uluslararası garantili bir ekonomik plan doğrultusunda yeni bir yasa çıkarılması gerektiğini vurguluyor.

"Yeni bir yasa çıkmadan altınlar satılamaz"

Lübnan Üniversitesi Öğretim Üyesi ekonomist Casim Acaka, Lübnan'ın altın rezervleri açısından dünyada 18. ve Arap coğrafyasında ise 2. sırada yer aldığına dikkati çekerek, Dünya Altın Konseyi verilerine göre ülkenin 286,8 ton altına sahip olduğunu ifade etti.

Lübnan'a ait altınların üçte ikisinin Merkez Bankasında ve geri kalan üçte birinin de ABD'nin altın kasası Fort Knox'ta tutulduğunu kaydeden Acaka, "Lübnan, 1970'li yıllarda çıkan iç savaşın ardından altın satışını yasaklayan 42 sayılı yasayı oylamaya sundu. Meclisin 24 Eylül 1986'da onayladığı yasa, Lübnan Merkez Bankasına ait altınların, Meclisten yeni bir yasa çıkıncaya kadar koşullar ne olursa olsun satılmayacağını belirtiyor." dedi.

Ancak halihazırdaki ekonomik ve mali krizde Hassan Diyab başbakanlığındaki hükümetin borçları ödeyemez hale gelmesinin ardından bazı yetkililerin, borçların bir kısmını ödemek için gözlerini Merkez Bankasındaki altınlara çevirdiğine işaret eden Acaka, birçok meselede olduğu gibi Lübnanlıların bu konuda da ihtilafa düştüğünü söyledi.

 "Reform planı olmadan altınlara dokunmak intihar olur"

Lübnan'daki mali yönetim sistemini "dünyanın en kötüsü" olarak tanımlayan Acaka, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Lübnan, 12 yıl boyunca bütçe olmadan harcama yaptı ve bu da kamu borcunu 96 milyar dolar seviyelerine çıkardı. Devletin yönetim kademelerindeki yolsuzluk ve sorumsuzluk, Merkez Bankasındaki altın rezervlerini satma düşüncelerini zorlaştırıyor. Devam eden büyük yolsuzluk ve israflar, altın rezervlerini de kısa sürede kurutacaktır. Bu nedenle uluslararası garantili net bir reform planı olmadan altın rezervlerine dokunmak Lübnan'ın intihar olur."

Altın rezervlerinin uluslararası mali piyasalarda yerel para birimlerine güven sağladığına dikkati çeken Acaka, "Peki Merkez Bankasının sahip olduğu altın rezervleri neden Lübnan lirasının değer kazanmasını sağlayacak bir denge sağlamıyor? Lübnan'da yaygınlaşan yolsuzluğun boyutu, altın rezervlerinin oluşturduğu dengenden çok daha büyük. Bu nedenle de Lübnan lirası, yöneticilerin aldığı yanlış kararlar karşısında direnme gücü gösteremedi." diye konuştu.

Lübnan'ın parlamentodan yeni bir yasa çıkmadan altın rezervlerini satma veya ipotek ettirme gibi bir tasarrufta bulunamayacağını kaydeden Acaka, dolayısıyla ülkenin mevcut krizden kurtulma girişimleri kapsamında elindeki altınları kiralama sistemiyle kullanabileceğini ancak bunun da ciddi bir gelir sağlamayacağını ifade etti.

Acaka, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yani mevcut koşullarda Lübnan, uluslararası garantili, kapsamlı bir reform planı olmadan altın rezervlerinden yararlanamaz. Özellikle de yöneticilerinin uluslararası toplum tarafından suçlandığı Lübnan gibi bir ülkenin, uluslararası oluru almadan elindeki altınları satması mümkün değil. Lübnan'ın altın rezervleri ortalama 19 milyar dolar değerinde, bu büyük bir rakam. Bu nedenle de altın alanında uzman kişiler, net bir ekonomik plan olmadan altın rezervlerine dokunmayı intihar olarak görüyor."

ABD ile İran'ın bölgeye yönelik çekişmeleri kıskacında ciddi bir siyasi krizden geçen Lübnan'ın altın rezervleri konusunda da bağımsız adımlar atamayacağını belirten Acaka, "Lübnan makamları altın rezervlerini kullanma kararı alacak olursa bunun ciddi yaptırımlarıyla karşılaşır, yaptırımlar hem Lübnanlı yetkililere hem de altınları satın alacak ülkelere yönelik olur." şeklinde konuştu.

Lübnanlı ekonomist, ABD'nin, Lübnan'ın kamu borçlarına karşı ülkenin Merkez Bankasına ait kasasındaki altınlara el koyma yetkisinin olup olmadığına ilişkin soru üzerine ise "ABD yargısının Lübnan devleti aleyhinde alabileceği herhangi bir karar, ABD'nin 1611 sayılı Yabancı Egemenlerin Dokunulmazlık Yasası nedeniyle Lübnan Merkez Bankası varlıklarını etkilemeyecek." değerlendirmesinde bulundu.

Acaka, sonuç itibarıyla Lübnan'ın yaşadığı siyasi anlaşmazlıklar bir tarafa dünyanın süper güçleri ile bölge ülkeleri arasındaki çekişmelerin stratejik noktası halinde gelmiş bir ülke olarak kara günler için koruduğu altın rezervlerinden bile yararlanamadığını savundu.

Lübnan'daki Mevduat Sahipleri Birliği üyesi ekonomist Nizar Ganım, ülkenin ilk altın alışının 1500 kilogramla 1948 yılında başladığını ve 1960 ile 1970'li yıllarda ise ciddi alımlar gerçekleştirdiğini hatırlattı.

Ülkenin mevcut ekonomik krizden çıkamaz hale gelmesi durumunda altın rezervlerini, Meclisten çıkacak yeni bir yasayla kullanabileceğini söyleyen Ganım, ancak bu seçeneğe başvurmadan önce ulusal ekonominin teminatı olan altının dışındaki tüm mali seçeneklerin denenmesi gerektiğini vurguladı.

Dolar ve diğer döviz birimlerinin öne çıkmasıyla altının öne çıkma özelliğini kaybetmesi üzerine Lübnan'ın altın rezervlerini bir yasayla korumaya aldığını anlatan Ganım, devletin mevcut borçlarına karşı bu rezervlerin kullanılmasına ilişkin, "Alacaklıların Lübnan altın rezervlerine dokunması hiç de kolay olmayacak, çünkü bunlar devletin değil Merkez Bankasınındır." değerlendirmesinde bulundu.

Lübnanlı ekonomist Mahasin Mursel de aslında Merkez Bankasındaki altın rezervlerini satma konusunun birçok kez gündeme geldiğine işaret ederek, Lübnan'a destek amacıyla 2006 yılında Fransa'da düzenlenen konferansta ve 17 Ekim 2019'da patlak veren mevcut ekonomik kriz sonrasında ülkenin borçlarını hafifletmek için altınların satılması meselesinin tekrar tartışılmaya başlandığını söyledi.

Beyrut Limanı'nda 4 Ağustos 2020'de meydana gelen patlama nedeniyle oluşan zararı karşılamak için de aynı şekilde altın rezervlerini tartışmaya açanlar olduğunu dile getiren Mursel, "Lübnan'ın sahip olduğu olumlu şeylerden biri, 1986 yılında altın rezervlerini satmayı engellemek amacıyla çıkan 142 sayılı karardır. İşte altın rezervlerini siyasi sömürmelere karşı koruyan bu yasadır." dedi.

Mursel, Lübnan'ın altın rezervlerini kullanma adımını en sona bırakması gerektiğini savunarak, "Altın rezervlerine dokunulmasıyla büyük kriz başlar." ifadesini kullandı.

Farklı din ve mezheplere dayalı siyasi bölünmeler açısından oldukça kırılgan bir yapıya sahip Lübnan ekonomisi, 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük krizi yaşıyor.

Sermayenin çıkışına karşı sert uygulamalara başvuran bankalar, 17 Ekim 2019'dan beri yurt dışı havalelerini askıya almış ve müşterilerin hesaplarındaki dövizleri çekmelerine kısıtlamalar getirmiş durumda.

Lübnan lirası ise Merkez Bankası kuru sabit tutsa da bankalarda ve karaborsada değer kaybıyla farklı fiyatlardan işlem görüyor.

Beyrut Limanı'nda Ağustos 2020'de meydana gelen büyük patlama Lübnan'daki ekonomik sıkıntıları büyütürken yeni bir hükümet krizi de doğurdu.

Başbakan Hassan Diyab hükümeti, patlama sonrası gelen tepkiler üzerine 10 Ağustos 2020'de istifa etti ancak siyasi gruplar arasında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle ülkede aylardır yeni hükümet kurulamadı.

banner53
Yorumlar (0)
14
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?