banner39

Hindikuş dağlarına adını yazdıran bir yiğit: Bahattin Yıldız

Bosna'da, Alpler'de, Afganistan'da, Hindukuş Dağları'nda... Hatta Allah-u Ekber'de, Erciyes'te... Dağlara yazılan bir hakikat hikayesi. Bahattin Yıldız aramızdan ayrılalı 11 yıl oldu.

Dünya 18.05.2021, 02:14
Hindikuş dağlarına adını yazdıran bir yiğit: Bahattin Yıldız

Bahattin Yıldız 1956 yılında Sivas'ta dünyaya gelir. Çocuk yaşlarda ailesiyle İzmir'e taşınır. İzmir İmam Hatip lisesini bitirdikten sonra Erzurum Üniversitesi İlahiyat Fakültesine (1975) kaydını yaptırır.

O dönemden arkadaşı Arif ALTUNDAŞ;

78 kuşağından Bahattin Yıldız’ı tanımayan yoktur Erzurum’da ve üniversitede ve Akıncılar arasında. Hicri 1400 yılı dolayısıyla Mehmet Öztürk’le birlikte Erzurum’dan Ankaraya kadar maraton koşmuşlardı. İyi bir maratoncuydu. Palandöken dağları onun nasıl kayak yaptığına şahittir. Ve onun nasıl adam gibi bir Akıncı olduğunu, dostları da düşmanları da çok iyi bilir.

Akıncılar İzmir Teşkilatı Başkanlığı sırasında Bahattin Yıldız, sadece İzmir ile değil tüm Ege bölgesini kuşatan bir çalışma yapıyordu. O, 20. yılın dervişi idi. Kendisini tanıyan herkes gibi ben de, mütevazi, sessiz, kimseye zararı dokunmayan, inançlı, imanlı, davasına ve kavgasına sadık, korkusuz mangal gibi bir yüreği olan bir Müslüman olduğuna şahadet ederim.

12 Eylül darbesinin mağdurlarından biri olarak, yurt dışına çıkmak zorunda kalır. Ama O çetin günlerin, sert iklimlerin, çileli yolların, islam davasının bir eri olarak, Rusların zulmüne uğrayan Afganlı kardeşlerinin yanında omuz omuza savaşmayı tercih eder. Kolay ve rahat olan yollarda değil, zor ve meşakkatli olan yollarda yürümeyi dener. Yıllarca Afganistan’da cepheden cepheye koşar.

1982 yılında cephedeyken sağ omzundan yaralanır. Peşaver’de bir hastaneye kaldırılır. Artık gazidir.

Afganistan’da kaldığı sürece orada gördüklerini bir gazeteci gibi Abdulhamit Muhaciri ve Ferhat Dağcı takma adıyla Milli Gazete ve Yeni Devir Gazetesi'nde insanımızla paylaştı. Yıllar sonra, Ferhat gibi karlı dağları, tepeleri, susuz çölleri, çileli yolları, sınırları aşarak Afganistan’dan ülkesine geri döndü. Yargılandı. Müslüman olmaktan başka hiçbir suçu yoktu. Birçok insana isnad edilen, 12 eylül darbecilerinin iftiralarına muhatap oldu ise de delil olmadığından dolayı davalardan beraat etti.

Bahattin Yıldız dağları çok severdi. Avrupa Alpler'inden Kazakistan Tanrı Dağları'na Afganistan Hindukuş Dağları'ndan ülkemizdeki bi çok dağı arşınlamıştır. Tüm ayak bastığı yerleri kaleme alarak hikayeleştirmiştir. Bu alanda bir çok roman yazmıştır. Birinci Kitabı; Savaşan Afganistan, 1985 yılında Ferhat Dağcı takma adıyla Rahmet yayıncılık tarafından yayınladı. İkinci Kitabı; Cihat Günlüğü, 1988 yılında Abdulhamit Muhaciri takma adıyla, Üçüncü kitabı; Kar Çiçeği, 1995 yılında Bahattin Yıldız, Dördüncü Kitabı; Güllerin Vedası, 1996 yılında Bahattin Yıldız, Beşinci Kitabı; Kardaki Ayak izleri; 2003 yılında Bahattin Yıldız olarak Özgün yayıncılık tarafından yayınlandı.

Yıllarca, saf, tertemiz Afgan direnişine kanıyla katkıda bulunan, o günden bu yana, Balkanlar'dan, Ortadoğu'dan Güney Asya'ya kadar ülke ülke ideallerinin peşinde koşan Bahattin Yıldız, 17 Mayıs 2010'da o topraklarda, Afganistan'da bize veda etti. IHH´nın Asya Koordinatörü Faruk Aktaş'la birlikte, Kunduz'dan Kabil'e giderken düşen Pamir Havayolları'na ait uçağın yolcuları arasındaydı. Yine bir “sefer”deydi. Ama bu sefer hizmet için, insani yardım için, yetimler için oradaydı. Bilal ile, Tekiner ile, Pencir aslanı Mesutla birlikte binlerce şehidin ve kardelenlerin yanına…

Kaynak: Muslimport

banner53
Yorumlar (0)
25
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?