banner39

banner35

Tutkal

Yeni Şafak yazarı Taha Kılınç, uzun yıllar İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne hizmet eden ve Umman'da yaşamını yitiren Mareşal Sir Erik Bennett'i odağına aldığı bugünkü yazısında, "Bennett’in Basra Körfezi’nin tamamında, buna ilaveten Ürdün ve Suudi Arabistan’da da hatırı sayılır bir rolünün bulunduğu, kendisine kulak verildiği ve kritik anlarda tavsiyelerinin önemsendiği anlaşılıyor" ifadesine yer verdi.

Dünya 23.02.2022, 15:58
Tutkal

Kılınç'ın yazısı şöyle:

İrlanda’da bulunan Laois Kontluğu’nun Aghaboe kasabası, geçtiğimiz 10 Şubat Perşembe günü öğleden sonra, bir cenaze törenine sahne oldu. Kasabanın merkezindeki St. Canice’s Kilisesi’nden uğurlanan kişi, İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne (Royal Air Force: RAF) uzun yıllar hizmet etmiş Mareşal Sir Erik Bennett (93) idi. Törende bir konuşma yapan İngiltere eski dışişleri bakanlarından Alan Duncan’ın ifadelerinden, Erik Bennett’in bir havacıdan çok daha fazlası olduğu anlaşılıyordu. Zira Duncan, laf arasında onu “Arap Körfezi’ndeki en etkili operatörlerden biriydi” şeklinde tanımlamıştı. Bennett’in son nefesini 28 Ocak’ta Umman Sultanlığı’nın başkenti Maskat’ta vermiş olması da, son derece dikkat çekiciydi.

Şimdi, ölümünden sonra İngiliz basınında bolca yer verilen çok sayıda detayı bir araya getirerek, Bennett’in Ortadoğu’da oynadığı rolü tasvir etmeye çalışalım.

Erik Bennett, 3 Eylül 1928’de çiftçi bir anne-babanın oğlu olarak dünyaya geldi. Temel eğitimini Dublin’de aldıktan sonra, RAF’a intisap eden Bennett, Ortadoğu’ya ilk kez 1948’de adım attı. Süveyş Kanalı bölgesinde askerî pilotluk stajını tamamladı, ardından 1951’de profesyonel pilotluğa başladı. Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdunnâsır’ın Süveyş Kanalı’nı millîleştirmesiyle patlak veren kriz sırasında da bölgede bulunan Bennett, 1958’de Ürdün Krallığı’na gönderilerek, hava kuvvetleri filosunun iyileştirilmesi misyonunu üstlendi. Bu süreçte Kral Hüseyin’le çok yakın bir dostluk geliştirdi. Öyle ki Kral, ileride oğlu Abdullah’ı dünyaya getirecek olan İngiliz eşi Antoinette Gardiner’le evlenirken şahidi Erik Bennett’ti. İngiliz mareşal, Prens Abdullah’ın da eğitmeni ve öğretmeni olacaktı.

Ürdün’de kaldığı süre içinde Arapçayı mükemmel biçimde öğrenen Erik Bennett, 1970’lerin başında Kral Hüseyin’in özel pilotluğuna atandı. Ürdün Kraliyet Hava Kuvvetleri mensuplarının İngiliz usulüne uygun biçimde eğitilmesi ve modernize edilmesi çalışmalarını tamamlayan Bennett, aynı zaman zarfında Kral’ın otoritesine meydan okuyan Filistinli grupların ordu kuvvetiyle bastırılması operasyonlarında da aktif biçimde görev almıştı. Bu hadiseler, tarihe “Kara Eylül Olayları” adıyla geçecekti.

Erik Bennett’in hayatı, 1974’te yeni bir istikamet kazandı. 1970’te babası Saîd bin Teymûr’u devirerek tahta oturan Umman Sultanı Kâbûs bin Saîd, Kral Hüseyin’e başvurup, sultanlığının hava kuvvetlerini yeniden dizayn etmek ve mükemmelleştirmek istediğini belirterek, bu iş için kimi tavsiye edeceğini sorunca, cevap “Erik Bennett” oldu. Sultan Kâbûs’un hassasiyeti, o dönemde Umman’ın güneybatısında yaşanan ayrılıkçı ayaklanma ile yakından alakalıydı. Bennett’in “hava kuvvetleri komutanı” sıfatıyla Umman’a yapacağı katkı, ileride benzer durumların yaşanmamasını garanti altına alacaktı.

1991’de RAF’tan emekli olduktan sonra da Umman’da kalmayı seçen Erik Bennett, Sultan Kâbûs’la sıra dışı bir dostluk tesis etmişti. Bennett’in aynı zamanda İngiltere Kraliçesi Elizabeth’le de şahsî yakınlığının bulunması, Maskat’la Londra arasında doğrudan, diplomatik teamüllerden uzak ve çok sıkı bir irtibatın kurulmasını sağladı. Öyle ki, Alan Duncan, cenaze törenindeki mezkur konuşmasında Bennett’i, “Kraliçe ile Sultan arasındaki tutkal” olarak tavsif edecekti.

93 yaşında ölünceye kadar Umman’dan ayrılmayan Erik Bennett, İngiliz Kraliyet Coğrafya Kurumu’nun (RGS) sunduğu cömert yardımlarla, sultanlığın turizm potansiyelini de keşfedip ortaya çıkaran isimdi. Umman günümüzde otantik değerlerini de koruyan gözde bir turistik destinasyon haline gelmişse, bunun arkasındaki aktör kuşkusuz Erik Bennett’ti.

Ölümünün ardından satır aralarına yansıyan bazı yorumlar, onun misyonunun sadece yukarıda anlatılanlardan ibaret olmadığını ortaya koyuyor. Bennett’in Basra Körfezi’nin tamamında, buna ilaveten Ürdün ve Suudi Arabistan’da da hatırı sayılır bir rolünün bulunduğu, kendisine kulak verildiği ve kritik anlarda tavsiyelerinin önemsendiği anlaşılıyor. 1990’lardan sonra “emekli asker” görüntüsü altında ülkesinin askerî ve stratejik hedeflerinin gerçekleşmesi için canla başla çalışan Bennett’in müdâhil olduğu işlerden bazılarını muhtemelen hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Ancak tablonun görünen kısmı, görünmeyen kısımları hakkında fazlasıyla fikir veriyor.

Yorumlar (0)
23
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?