banner39

Uygurları yakından ilgilendiren BM iddiası: Çin'e ispiyonculuk yapıyor

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin çalışanı ve insan hakları avukatı Emma Reilly, OHCHR'de aktif görevdeyken tanık olduğunu iddia ettiği e-posta yazışmalarını, AA muhabiriyle paylaştı.

Dünya 18.01.2021, 16:43
Uygurları yakından ilgilendiren BM iddiası: Çin'e ispiyonculuk yapıyor

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin (OHCHR), başta Uygur aktivistler olmak üzere, Tibetli, Hong Konglu muhaliflerin isimlerini Çin hükümetiyle paylaştığına ilişkin iddialar, Anadolu Ajansının (AA) ulaştığı yazışmalarla yeni bir boyut kazandı. 

Komiserliğin, Çin hükümetiyle muhaliflerin isimlerini paylaştığı iddialarını birçok kez dile getiren OHCHR çalışanı ve insan hakları avukatı Emma Reilly, OHCHR'de aktif görevdeyken tanık olduğu e-posta yazışmalarını AA muhabiriyle paylaştı.

OHCHR çalışanları arasında yapılan e-posta yazışmalarının yanı sıra basın bildirileri ve röportajlar, BM'nin geçmişte insan hakları konusunda sıklıkla düzenlediği panel, konferans ve açık oturum gibi etkinliklere katılan çok sayıda Çinli aktivist ve diğer bazı muhaliflerin isimlerini, BM'de görevli Çin delegasyonuyla paylaştığını ortaya koyuyor.

Reilly, Çin hükümetiyle isim paylaşımının bugün de sürdüğünü savunuyor. Buna delil olarak ise BM'nin 2017'de yayımladığı bir basın bildirisini ve 2019'da kendisinin "davalı" sıfatıyla katıldığı duruşmada, BM'nin uygulamanın halen devam ettiği yönündeki açıklamasını örnek gösteriyor. Emma Reilly'ye göre, bu durum uygulamaya 2015'te son verildiğine dair BM beyanıyla çelişiyor.

Süreç nasıl işliyor?

OHCHR'nin 2 Şubat 2017 tarihli basın açıklamasında, şu ifadeler dikkati çekiyor:

"Çinli yetkililer ve diğerleri, sıklıkla BM İnsan Hakları Ofisine, İnsan Hakları Konseyi (İHK) oturumlarından birkaç gün ya da hafta öncesinde bazı sivil toplum kuruluşu üyelerinin toplantılara katılıp katılmayacağını sorar. Ofis ise akreditasyon süreci resmi olarak tamamlanana ve açık bir güvenlik tehdidi olmadığı tespit edilene kadar bu bilgileri teyit etmez."

Açıklama, isim paylaşımının akreditasyon süreci tamamlandıktan sonra yapılabileceğini gösteriyor. İHK oturumları için akreditasyon süreçlerinin haftalar öncesinde tamamlandığı göz önünde bulundurulduğunda ise Çin hükümetinin arzu etmesi halinde söz konusu kişilere baskı uygulaması için yeterli süreye sahip olacağı anlaşılıyor.

Aralarında, "UN Watch" ve "Human Rights Watch"un da bulunduğu bazı örgütler, söz konusu BM uygulamasının sadece Çinli aktivist ve muhaliflerin değil, bu kişilerin aileleri ve yakınlarının hayatlarını da tehlikeye attığını öne sürüyor.

'Aktivistlerin çoğu Uygur Türkleri'

Çin'in misillemede bulunduğu diğer aktivistlerin isimlerini güvenlik endişesiyle paylaşamayacağını vurgulayan Reilly, çoğunun Uygur Türkleri olduğunu söyledi.

Reilly, Çin hükümetinin, Uygur Türklerinin yanı sıra Tibetli ve Hong Konglu aktivist ve muhaliflerin ailelerine de gözdağı verdiğini kaydetti.

BM tarafından Çin'e ismi verilen Uygurlu aktivistlerin yakınları başta olmak üzere Uyguların "eğitim kamplarında tutulduğuna, zorla çalıştırıldığına, cinsel şiddete maruz kaldıklarına dair açık kanıtlar" olduğunun altını çizen Reilly, "Tüm bunlar bağımsız BM insan hakları uzmanlarınca duyurulurken, BM Sekretaryası tarafından bu insanların isimlerinin Çin'e verilerek ailelerinin hedef haline getirilmesi suç ortaklığıdır." değerlendirmesinde bulundu.

İsa: Çin muhaliflerin BM'ye girmesini engelliyor

Dünya Uygur Kongresi Başkanı Dolkun İsa da AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2013'te BM İHK toplantısına Uygur aktivist Rabia Kadir ve diğer Uygurlarla katılmak istediklerini, akreditasyonları olmasına karşın polisin kendilerini salondan çıkarmaya çalıştığını, bunun nedeninin Çin'in girişimleri olduğunu anlattı.

2017'de İtalya'da da Çin'in baskısıyla bir toplantıdan önce gözaltına alındıklarını ifade eden İsa, 2018'de Çin'in "terörist" suçlaması yaparak BM'ye girmesine engel çıkardığını belirtti.

İsa, "Çin, bizi engellemek için elindeki tüm imkanlarını kullanıyor. Hatta 2017'de New York'ta polis zoruyla bizi BM'den attılar." dedi.

Ailesiyle tüm irtibatının kesildiğini aktaran İsa, babasının ölümünü basından duyduğunu, annesinin 2018'de Çin'deki tartışmalı kamplarda öldüğünü, küçük kardeşinin kayıp olduğunu ve büyük kardeşinin de tutuklanıp hapse mahkum edildiğini söyledi.

banner53
Yorumlar (0)
15
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?