banner15

Malezya'da Ramazan

Geleneksel ve bununla birlikte İslami değerlerinde modernleşme ile birlikte erozyona uğradığı şehirlerde yaşayan Malaylar bu ayda bir anlamda özlemini duydukları aile ocağından esintileri de teneffüs etme olanağı buluyorlar

Malezya'da Ramazan

Mehmet Özay - Dünya Bülteni/ Malezya

Ramazan Ayı, İslam ümmetinin önemli dönemlerinden birine işaret ediyor. Coğrafya, ırk, etnik yapı tanımaksızın ümmeti bir araya getiren bu ay Malezya'da kendine özgü içeriği ile dikkat çekiyor. İlk baştan ifade edelim ki, Malaylar için Ramazan ayı, ülkenin kendine özgü sosyo-politik yapısından dolayı farklılıkları da içinde taşıyor. Bu hususa aşağıda kısaca değineceğiz. Malayca "Bulan Puasa" olarak anılan bu ayın gelmesiyle birlikte, birbirleriyle karşılaşan Müslümanlar "Salamat Menunaikan Ramadhan" diyerek birbirlerinin Ramazanı'nı tebrik ederler.

Ramazan ayının gelişi öncesinde yapılan hazırlıklar camilere, sokaklara, dev alışveriş merkezlerine ve de medyaya yansır. Ancak en önemli özellik aile birlikteliğinin bir kez daha gündeme gelmesi ile dikkat çeker. Hazırlıkların bu maddi boyutu camilerde teravih ve vaazlarla manevi yönünü güçlü bir şekilde ortaya koyar. Malayların çoğunluğu teşkil ettiği mahallelerdeki 'surau', yani mescidler bu ayın odak mekânıdır. Bu ayda, ülkenin kimi bölgelerinde 'hoca' ihtiyacının hasıl olduğunu söyleyelim. Bu nedenle özelliklere Kuzey Eyaletleri'nde vaazlar Patani'den gelen hocalarca gerçekleştirilir. Patani'de Ramazan ayında geleneksel dini okulları tatil olmasının bir nedeni de budur. Gerek hocalar gerek öğrencileri sadece Patani içinde değil, Maleyza'da da irşad çalışmaları için dört bir yana dağılırlar. Bu hususiyet günümüzde dahi Güney Tayland'da yaşayan Patanili Müslümanların Malezya Malayları ile etkileşiminin manevi boyutunu ortaya koyması açısından dikkat çekicidir. Bu ayın elbette Kur'an ayı olduğu vaazlardaki ortak noktayı teşkil eder. Bu vaazlar, her İslam coğrafyasında olduğu gibi, Kur'an'a sadece maddi hürmetle, yüzünden okumayla sınırlı olmadığı, anlamına nüfuz ve pratiğe geçirme sorumluluğunu alma gibi içeriği ile cemaate hatırlatmalarla doludur. Bu ayın "yandaki komşuyu" hatırlatan vechesi, yani "empati" geleneği devam ediyor. Sadaka ve zekât toplanması sivil toplum kuruluşlarınca toplansa da, bu temel "ibadetin" hayata geçirilmesi devlet organlarınca yürütülüyor.

Bu ayın en 'kritik anı' yani iftar vakti Malay dilinde 'Buka puasa' ile ifade edilir. İftar demişken şu hususa da değinelim. Malay dünyasının diğer bölgelerinde olduğu gibi Malezya'da da Müslümanlar iftarlarını tatlı ve şuruplarla açması geleneği sürüyor. Bunun dini-kültürel kökenini baktığımızda karşımıza şu olgunun çıktığını görürüz. Yüzyıllar öncesinde, hurmanın bugünkü gibi her nevinin kargolarla dünyanın bir ucundan ötekine taşınmadığı dönemde, bu bölge Müslümanları Peygamberimizin hurma ile açmasına binaen onlar da hurma yerine geçecek yerel tatlı ürünlerle açmayı uygun görmüşler. Bugün hurmalar pazardaki yerini alsa da, Malayların enfes tatlılarından vazgeçmediklerini de söyleyelim. 'Kuih' adı verilen bu tatlıların temel malzemesini ise pirinç, hindistan cevizi sütü oluşturuyor. Bu tatlılara eşlik eden içecekler ise pazarda ayrı bir 'mevzi' teşkil ediyor. O kadar çok çeşit var ki, hangisi alacağınıza karar vermek pek kolay değil. Bunlar arasında şeker kamışı, ananas, mango, soya suları  ilk akla gelenler.

Akşam pazarları ile meşhur olan Malezya'da Ramazan ayında bu aya özgü yiyeceklerin satıldığı yerler olması dolayısıyla "Bazaar Ramadhan" adıyla her gün iftardan birkaç saat öncesinde kurulan pazarlar geleneği devam ediyor. Öyle ki, şehir merkezlerin de kimi noktalarda da belediyelerin hazırladığı standlarda bu pazarın varlığı sürdürülüyor. Rengârenk görüntülere sahne olan bu mekânlarda, envai türde yiyecekler taze taze hazırlanarak satılır. Saat beşten itibaren başlayan alış veriş aktivitesi, iftar vaktine doğru yoğunluk kazanır. Bu nedenle iş çıkışı hemen herkesin kaçınılmaz uğrak yerlerinden biri olmakla kalmaz, ayrıca gayri müslim ve turistlerin de ilgi gösterdiği yerlerdir. Kimi pazarlarda Müslümanlar bu mekânlarda oruçlarını açmayı yeğlerken, genel kesim alış verişin ardından evlerinin yolunu tutar.  

Bu aya özgü yiyecekler arasında 'satay' ve 'rendang' gibi et yiyecekleri başta gelir. Izgarada pişen çeşitli balık ve et ürünlerinin kokusu etrafı sararken, öte yandan hemen her türden meyveden yapılan buz gibi içecekler müşterileri bekler. Malay geleneğinin nadide örnekleri olarak Ramazan'ı farklı kılan bu unsurların dışında, bir anlamda tarihsel etkileşimin bugünkü göstergesi olarak çeşitli vesilelerle Pakistan ve Hindistan gibi Güney Asya; Yemen, Suriye, Mısır gibi Ortadoğu; Cezayir, Tunus gibi Kuzey Afrika ülkelerinden Malay Yarımadası'na yerleşen modern göçmenlerin açtıkları restoranlar ve alışveriş merkezleri İslam kültürünün farklı doğalarının Malay kültür ortamında yer almasını sağlıyor. Elbette kapı komşusu Endonezya'nın değişik eyaletlerinden gelip Malezya'da yaşayan ve kendi bölgelerine özgü yemek kültürünü sergiledikleri envai türden lokantaları unutmayalım.

Bu ayın Malezya'nın sosyo-kültürel ve dini farklılığından kaynaklanan birtakım özelliklerine de değinmekte fayda var. Ramazan ayı, ülkenin "asli sahibi" olmakla birlikte, gerek nüfus dağılımında pek de keskin olmayan farklılaşma nedeniyle, gerekse rölatif dağılımın bir uzantısı olarak ülkenin sosyal ve kamusal ortamında farklı dini yapılanmaların varlığı karşısında, kendilerini 'ezelden' Müslüman olarak tanımlayan Malayların asli kimliklerini yeniden hissettikleri bir dönem olarak gündeme geliyor. Tam da bu konuda daha Ramazan ayının başlarında bir televizyon kanalında yayınlanan reklâm ülkedeki hassasiyetleri deşifre etmesi anlamında dikkat çekiciydi. Müslüman Malayların dine bağlılık 'kat sayısının' arttığı bu ayda, diğer etnik unsurların normal davranışlarını sürdürmelerinin doğuracağı endişeyi dile getiren bir ilânda, taytlı, elinde yiyeceği ile bir Çinli bayan üzerinden göstergesel olarak Müslümanlara yönelik 'rendice edici' davranış ve hareketlerin sergilenmemesi isteniyordu. Aslında bu bir yandan da, azınlık dense de ülkede %40'lık bir bölümü teşkil eden gayrimüslim unsurları tektipleştirme çabası olarak da yoruma açık olduğundan sorunlu bir ilan olarak gündemde yer işgal etti. Söz konusu reklâm sadece 'tek tipleştirme' değil, bunun da ötesinde gayrimüslim unsurlar kendilerine yapılan bir tür 'dini' baskı telâkki olduğunu ileri sürmeleri neticesinde bu durum karşısında tepki vermekten geri kalmadılar. Aslında bu reklâmda vurgulanmak istenen sadece yeme içme eylemini değil, bedensel duruşu ve davranışı da kontrol anlamı taşıyan ulvi bir ayda Müslümanlar karşısında diğer dinden olanların nasıl davranması gerektiği konusunda bir uyarı niteliği taşıyordu.

Geleneksel ve bununla birlikte İslami değerlerinde modernleşme ile birlikte erozyona uğradığı şehirlerde yaşayan Malaylar bu ayda bir anlamda özlemini duydukları aile ocağından esintileri de teneffüs etme olanağı buluyorlar. Devlet mekanizması da Müslümanların bu ayı gereğince ifa etmeleri için çalışma saatlerinde kısıntıya giderek Ramazan'ın sivil yaşamına katkı yapıyor. Kimi varlıklı Malaylar, Ramazan ayının en azından bir haftasını kutsal topraklarda geçirmeyi tercih ederken, önemli bir kesim, tatillerinin bir bölümünü bu aya denk getirerek "köylerine" döner. Bu ayın nihayete erdiği Ramazan Bayramı ise, bu ayı hakkıyla ifa ettiğine inanan büyük küçük herkesin özlemle beklediği bir zaman dilimidir.

Johor Müftülüğü Müzesinde sergilenen el yazması Kur'an-ı Kerim

Güncelleme Tarihi: 19 Ağustos 2011, 09:28
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35