banner15

Amasya'nın cazibesi

"Şehzadeler kenti" Amasya, halen örf ve an'aneleri aslına uygun yaşatan nadir şehirlerimizden biridir. İlim, sanat ve lezzetlerin kesişme noktası olan Amasya'ya biraz yakından bakalım.

Amasya'nın cazibesi

Arkeolojik çalışma kayıtlarına göre M.Ö. 5500 yılına kadar uzanır Amasya'nın tarihi. Adının Hititler döneminde yazılı belgelerde 'Hakmiş' olduğu görülür ve Amasya ismi ilk olarak Hellenistik dönemde bastırılan şehir sikkelerinde görülür. Dört bir yanı yüksek kayalarla çevrili olan şehir âdeta bir kale görünümüne sahiptir. Önemli tarihî olaylara ev sahipliği yapan Amasya'da pek çok Osmanlı hanedanı şehzadesi yetiştirildiği için 'Şehzadeler Şehri' olarak da adlandırılır. Ayrıca ilim ve sanat adamları da yetişmiştir bu güzel kentte.

Amasya'nın bereketli ve gizemli topraklarında yetişen meşhurlardan bazıları Lokman Hâkim, Akşemseddin, Mihri Hatun ve Sabuncuoğlu Şerefeddin'dir. Bilimde de özel bir yeri olan 15 asırda Amasya Darüşşifası'nda tıp eğitimi alan Sabuncuoğlu Şerefeddin'in bu şehirde, devrinin en önemli ameliyat ve tedavi usullerini gösteren minyatürleri, san'at tarihi açısından da değer taşır.


Amasya evleri de birbirinden ilginç ve cazip bir manzaraya sahiptir. Bitişik nizamla yapılmış evlerin çoğunda avlu ve bahçe bulunur; ikinci katlar genelde simetri ve yer kazanmak amacıyla cumbalıdır.

Bütün bu güzelliklerin arasında ve tarih kokan bu atmosferde eşsiz tatları da bulmak mümkündür Amasya'da... Amasya, özellikle elmaları ile ünlüdür. Meşhur 'misket' elması ile yapılan pekmezin tadına doyum olmaz. Elmanın yanısıra şeker pancarı, haşhaş ve ayçiçeği de ihraç eden Amasya'nın yemekleri ve özellikle de çorbaları çok çeşitlidir. Uzun çorba, yarma çorbası, ayran, helle, toyga ve sakala çorbası bunlardan bazılarıdır.

Sebzelerde en çok bamya, fasulye, biber, ebegümeci, pancar ve pürpürüm diye adlandırılan semizotuna yer verilir. Sıklıkla kullanılan koyun eti, yıkanıp çemenlenerek kışın keşkek ya da çemenli yemek yapılmak üzere saklanır. Tatlılar arasında ise vişneli ekmek, höşmerim, peluza (hasuda), unutma beni, kuymak, elma tatlısı  Amasya'nın lezzetli tatlılarından bazılarıdır. Hamur işlerinin de Amasya mutfağında özel bir yeri vardır. Yanuç, kaypak, hengel ve kıymasız mantı tadılması gereken lezzetli hamur işlerindendir.


Amasya'da sofra kültürüne verilen önemin en güzel örneklerinden birini, sofraya evin büyüğü gelmeden yemeğe başlanmama âdetinde görürüz. Evin büyüğü "Besmele" çekmeden yemeğe başlanmaz. Sofraya bakır tasta gelen çorbayı bütün aile fertleri aynı tastan beraberce içerler. Yemek yenirken gürültülü konuşmalar ve şaka yapmak hoş karşılanmaz. Ekmek kesilmez, koparılır. Sofradakilerden biri su içmek isterse suyu evin küçüğü servis yapar ve bu kişi suyunu içene kadar, o kişinin 'yemek hakkını' korumak için diğerleri yemek almaz ve beklerler. Yemekten sonra çay içmek âdettendir.

Kış yemekleri için hazırlıklar yazdan yapılır. Genelde yazın kurutulmuş yiyecekler, kışın yemeklerde kullanılır. Tarlada çalışanların yemek yediği 'ikindilik' hariç genelde Amasya'da,  kuşluk (sabah) ve akşam olmak üzere iki öğün yemek yenir. Ancak bazen de akşam yemeğinden sonra 'yatsılık' denen diğer bir öğünün de yendiğini görmek mümkündür. Düğün, sünnet, bayram gibi günlerin yemekleri ve yenmesi âdeta bir şenliktir Amasya'da. Sünnetlerde genelde etli pilav, şerbet ve tatlı verilir. En güzel âdetlerden biri ise 'diş hediği' âdetidir. Küçük çocuklar diş çıkardığında buğday şeker ile kaynatılır ve komşulara dağıtılır.

Ramazan ve Kurban Bayramı yemekleri bir başka özeldir Amasya için... İftarda yenenler genellikle cicik çorbası, mercimek çorbası, erişteli pilav, börek, hoşaf ve çörektir. Bayram ziyaretine gelenlere etli dolma, keşkek, baklava, haşhaşlı çörek hazırlanır. Bir mendil içine lokum koyup çocuklara harçlık verilmesi geleneği Amasya'da hâlâ devam etmektedir. Kurban Bayramlarında ise misafirler için bakla dolması, etli pilav, baklava, toyga ve ciğer kavurma hazırlanır. Fakirlere, hazırlanan yemeklerden gönderilir.


Amasya'da kız isteme ve düğünlerde şerbetin önemi büyüktür. Kız istemeye imamla gidilir ve içine gülsuyu konmuş şerbet içilir. Şerbet ikram edilirken sürahiye konur ve kurdele ile bağlanır. Nişan hazırlıkları yapılırken damat ve gelin birbirlerine hediyeler gönderir. Damat evi kız evine şeker böreği gönderirse kız evi baklava, damat evi baklava gönderirse, kız evi şeker böreği gönderir. Bu gelenek 'tatlı yiyip, tatlı söz söyleme'yi temsil eder. Düğünden bir hafta evvel damat evi, gelin evine bir ayna, bir mum ve gelinin dikilmiş elbiseleri ile hamam havluları gönderir. Damat evi gelin odasını hazırlar ve odanın dört köşesine zeyrek denilen direkleri asarak ip gerer. Bu ipler kızın çeyizlerini asması içindir. Çeyiz asma töreninden önce, nazar değmesin diye, mendillerden yapılmış fare ve kaplumbağa figürleri, çeyizlerin üzerine nazar boncuğu ile asılır. Törenden sonra, damat evi, bakla dolması, patates piyazı, turşu, meyve, haşhaşlı veya cevizli çörek, gibi yiyecekler hazırlar ve gelin hamama götürülür.

Kına gecesi damat ve gelin için ayrı ayrı yapılır. Ertesi gün yapılan düğün yemeğinde, toyga çorbası, bakla dolması, gelin kebabı, pilav, zerde, su böreği ve en az altı tepsi baklava hazırlanır. Güvey önü denilen kız annesi, damadın evine bir honça tâbir edilen tepsilerde yemek gönderir. Bu yemekler; hindi, kuzu, kaz eti, Amasya çöreği ve baklavadan oluşur. Gelin, erkek evinin önüne geldiğinde, eline bir somun ekmek verilir ki "eli ekmekli, gözü tok olsun". Daha sonra düğün yapılır ve gelin ile damat evlerine giderler. Ertesi gün, erkek tarafı davet ettiği misafirler ile 'velime yemeği' yerler.

Amasya'daki en eski geleneklerden biri de 'Zekeriya Sofrası'dır. Zekeriya Sofrası, çiğ yemeklerden oluşan özel bir sofradır. Bu sofraya dâvet yoktur, dileyen katılabilir. Bu sofra bir dileğin gerçekleşmesi için yapılır ve dileği gerçekleşen bu sofrayı tekrar kendi evinde yapar. Sofra zemzem, hurma, çörek otu, yoğurt, peynir, pide ve zeytinden oluşur. Bunun dışında, sofraya konulan kuru yiyeceklerle birlikte, sofrada kırkbir çeşit yiyecek olmalıdır. İkisi Allah, ikisi Zekeriya Peygamber ve ikisi tutulan dilek için olmak üzere altı rekât namaz kılınır.

Amasya için her özel gün, özel bir yemek yeme şölenidir ve Amasya modernleşmeden ve şehirleşmeden nasibini almışsa da gelenekleri aslına uygun yaşatan nadir kentlerimizden biridir.

Güncelleme Tarihi: 21 Ağustos 2015, 15:02
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48