banner15

Battalgazi'ye kervanlar gelirdi

Sultan 4. Murad'ın silahtarı Mustafa Paşa’nın 1637'de mimar Ebubekir'e yaptırdığı han, İstanbul’dan Doğu’ya giden yol üzerinde bulunuyor.

Battalgazi'ye kervanlar gelirdi

Silahtar Mustafa Paşa Hanı, Malatya'nın Battalgazi ilçesinin Alacakapı mahallesinde, bugün Alacakapı denilen Şah Ali Bey mescidinin batısındadır. Sultan 4. Murad'ın silahtarı Mustafa Paşa’nın mimar Mehmet oğlu Ebubekir'e yaptırmış olduğu han, İstanbul’dan Doğu’ya giden yol üzerinde büyük bir konaklama yeriydi. Evliya Çelebi, han hakkında şunları söylemektedir: “(Malatya’nın) Kervansarayların en mükellefi Sultan Murad Han makbulü Silahtar Mustafa Paşa Hanı olup 170 hücreli ve Timur kapulu, kubbelerle arasta olmuş bir han-ı bî-menenddir. Kapusu üzerinde Tarih’in ahar mısrai, Oldu bu han-ı cedid aramgâh-ı bî-bedel”dir.


Kervansaray 68×76 metre ebadında dikdörtgen şeklindedir. Etrafı revaklarla çevrili geniş bir avluya bakan, üzeri içten kubbelerle örtülmüş büyük bir salonu ihtiva eder. Salonun büyük bir kısmı sağlam olarak kalmışsa da, avluyu çevreleyen inşaat muhtelif yerlerinden harap olmuştur.

Hanın nihayetinde sağlı sollu birer muhafız hücresi bulunan üstü tonoz bir giriş kısmı vardır. Avlunun iç kısmında üzeri mütemadi tonoz revaklar, dış kısmında dükkânlar bulunur. (Plana göre, hanın ön cephesinde, ana kapının her iki yanında 8'er, yan cephelerde ise 11'er dükkân bulunmakta idi.) Hanın gerideki kapalı kısmının avluya bakan ön cephesinde üstü mütemadi tonoz odalar vardır. Kapının her iki yanında 6'şar adettir. Bunların her birisi revaklı kısma açılan birer kapı ve pencere, içerisinde ise bir ocak vardır. Yolcuların bir kısmı burada konaklarlar. Salonun iç duvarları boyunca birçok ocak ve duvar içerisinde yerleştirilmiş küçük gömme dolaplar vardır. Binanın kalıntılarından anlaşıldığına göre, yük hayvanları büyük salonda toplanırlardı. Salon duvarlarının iç tarafı boyunca hafifçe yükselmiş bloklarda ise bakıcılar ve daha önemsiz yolcular geceler, ocak ateşi ile ısınırlardı.


Hanın iki kitâbesi vardır. Birincisinin Alacakapı Camisi'nde saklanan Cevrî mahlâsını kullanan Divân-ı Hümâyûn kâtiplerinden İbrahim Çelebi’ye ait olduğu anlaşılmaktadır. Bu kitâbe Hanın giriş kapısı için yazılmış olduğu belirtilmiştir. İkinci kitâbe ise kapalı alan kapısı üzerinde halen de mevcut olan kitâbedir ki, Şeyhülislâm Yahya Efendi (1553-1644) tarafından yazılmıştır.

Hanın inşaatına 1636 senesi mart ayında başlanmış olduğu, bu tarihlerde Silahtar Mustafa Paşa inşaata mutemet olarak Muslu Ağa isminde bir kişiyi tayin etmiştir. Hanın inşaatı 1637 yılı sonlarına doğru bitmiştir. (18 Aralık 1637). İnşaat masrafları için harcanan para toplam 3.564.650 kuruşu bulmuştur.


Hanın cephesinde yontma taştan yapılmış kemer kapının iki yanında altışar kârgir kemer dükkân bulunmaktadır. Hanın giriş kapısı demirdendir, bunun iç taraflarında her iki yanda birer oda vardır. Bu giriş kısmını (kapının ) üst tarafında, duvar içindeki kargir merdivenle çıkılan bir mescit bulunmaktadır. Bu mescit halen bulunmamakla beraber, yakın zamana kadar mevcudiyetini muhafaza etmiş olmalıdır ki, halk arasında “altı yol, üstü cami” şeklinde hafızalarda yer etmiştir. Mescidden bir diğer merdivenle hanın zemin katına inilmektedir. Burada bulunan bir kapıdan da abdest bozacak kısma giderler.Burada 5 adet helâ ve abdest alacak 2 musluk vardır. İç hanın avluya bakan yüzünde de, kapının her iki tarafında 6'şar oda vardır. Bunlardan en baştaki 1 ocak ve 6 dolap yerini, diğerlerini 1'er ocağı vardır. Her odanın 1'er demir penceresi vardır.

Eskiden Hanın avlusunda büyük bir su havuzu bulunmakta idi. Han restore edilip ziyarete açılmıştır.

Güncelleme Tarihi: 09 Ekim 2014, 13:13
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35