banner39

Bozkırın ortasındaki şehir

Topraklarını sulayan Kızılırmak'ın yaz mevsimindeki sakin akışı gibi sessiz ve gölgesinde huzur bulunan bir şehirdir Çankırı...

Dünyanın Bir Ucu 18.03.2016, 21:15 18.03.2016, 21:15
Bozkırın ortasındaki şehir

Tarihin eski zamanlarında ismi Kengir iken, 1925 tarihinde Çankırı olarak değiştirilen şehir, sırtını bir tepeye yaslamış tipik bir Anadolu şehri olma özelliklerini barındırır. Şehrin kendine has güzelliği, uçsuz bucaksız bozkırların izlerini taşır. Adında kır oluşu da boşuna değil elbet... Yöresel ifade ile kel tepelerle kaplı. Başkente çok yakın, hatta yan yana ama onun kalabalığından ve karmaşasından uzakta, Anadolu'nun ortasında tabiatla hemhâl olmak isteyenler için harika bir mekândır Çankırı. Bu saklı ve mahçup güzellik hiçbir köşesinde yabancılık hissettirmez. Hangi yanına baksanız, tanıdık mütebessim bir çehre ile karşılık verir size...


Karatekin beyin memleketi

Çankırı Kalesi'nin içinde, şehrin tarihinde önemli bir yer tutan Karatekin Bey'in türbesi var. Karatekin, Türklerin Anadolu'ya girişinden -kimi kaynaklara göre üç, kimine göre de beş altı yıl- sonra şehri fetheden komutandır. Onun Danişment Gazi ile beraber hareket ederek Büyük Selçuklular ve Süleyman Şah ile de bağlantılı olarak Sinop ve Kastamonu'nun da fatihi olduğu tarihî kaynaklarda belirtilir. Bölgeyi başta Haçlılar olmak üzere diğer tehlikelere karşı da korumuş olan Karatekin Bey, şimdi şehrin en yüksek yerinde, bir kartal yuvası gibi duran türbesindedir ve komutanlığını orada hâlâ sürdürüyor gibidir. Tepe, hem şehri kuşbakışı görmek için en uygun yer olması dolayısıyla bir seyir terası hem de piknik alanı olarak şehir sakinlerini ağırlamaya devam ediyor.


Ulu Camii

Şehir merkezine bir cami oturtulup etrafında diğer gerekli binaların yerleştirildiği klasik Türk şehir yapılanması Çankırı'da da belirgindir. Kanuni'nin 1522'de yaptırdığı caminin Mimar Sinan'ın kalfalarından birinin elinden çıktığı söylenir ve binanın güzelliği de bunu doğrular niteliktedir. Geniş avlulu caminin çarşı tarafındaki eski medrese de kültür merkezi faaliyet gösteriyor. Bu büyük camiyi kuşatan eski mahalle, bakır çarşısının taktakları ve kendini kuşatan nispeten yüksek yeni binalarla birlikte yaşıyor. Hemen hemen her eski şehrimizde bulunan buğday pazarında bir el sanatları merkezi var ki, burası da 18. yüzyıldan bu yana ayakta duran eski bir medresedir.


Taş Mescit

Daha eski bir yapı isterseniz şehrin merkezinde, Derbent denilen kuru çayın kenarında, bir tepelik üzerindeki Taş Mescit'i görmelisiniz. Bu, kısmen ayakta kalabilmiş yegâne Selçuklu eseridir. Burası günümüze Anadolu'nun ayakta kalan en eski dar'ül hadis binasıdır ve bir dönem Mevlevihane olarak da kullanılmıştır.

Bu yapı 1242'de Darüşşifa'ya ek olarak inşaa edildiğinden, duvarlarında kadehe sarılmış yılan ile birbirine dolanmış çift başlı ejder figürü varmış. Bugün eczacılık ve tıp sembolü olarak kullanılan figürlerden eczacılık sembolü olan kadehe sarılı yılan figürü Çankırı Müzesi'nde sergileniyor. Ancak tıp sembolü olan birbirine dolanmış çift başlı ejder figürünün orijinali kaybolmuş.

Çankırı'da kültür ve gelenek olarak ahiliğe yaslanan yârenlik, ticarî, sosyal ve ahlakî anlamda birçok pratiği içselleştiren, zamanında büyük fonksiyon icra etmiş bir müessesedir. Şimdilerde birçok alanda olduğu gibi sadece bir turistik öğe olarak kalsa da unutulmamış. Şehrin eski kütüphanesi, bir yâren evi olarak, yâren geleneğini hâlâ devam ettiriyor.


Merkeze 20 metre mesafede bulunan, Türkiye'nin rezerv itibarıyla en büyük tuz mağarası ve Çankırı'nın görülmesi gereken yerlerinden biri. Burada üretilen tuz sofralarda, karayollarında ve hayvanlarda yalama tuzu olarak kullanılmak üzere Türkiye'nin dört bir tarafına dağıtılır.

Çankırı'nın kendine mahsus yemekleri vardır. Çorbalardan toyga denilen ayranlı buğday çorbasını ve yine yöreye mahsus, yumurta ile yapılan ve diğer yörelere göre daha ince, az katlı su böreğini; aynı böreğin tavada kızartılan ve el böreği denilen bir çeşidini ilk sıraya koyabiliriz.  Şebit denilen ve şerbetle tatlandırılmış yufkadan yapılıp dürüm gibi yenilen tatlısını ve yine Çankırı'ya has tahin helvasını tavsiye edebiliriz; tabii ki pek çok vilayetimizde satışı olsa da Çankırı kavununu bir de burada yemelisiniz.


Tıpkı merkez gibi şehrin diğer ilçeleri de görülesi güzelliklerle bezelidir. Tam mevsimindeyken Ilgaz Dağı hem millî parkı hem de kayak merkezi sizi bekliyor. Burada kar altındaki çamların seyrine doyum olmaz. Yanı başındaki Kurşunlu ilçesi, Çerkeş, Orta, Yapraklı, Eldivan ile Kızılırmak ilçesi ve nehri, Sakaeli ve Beşdut Kaya Mezarları ve Çavundur Termal Hamamı ile hem kültürel bir seyahat yapmış olursunuz hem de dinlenip mutlu olabilirsiniz.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?