Kalkandelen Tetova

Makedonya'nın kuzeybatısında bulunan bir şehir olan Kalkandelen veya Tetova, Şar Dağları’nın eteklerine kuruludur.

Kalkandelen Tetova

Makedonya’nın kuzeybatısında, Polog Bölgesi sınırları içinde yer alır. Başkent Üsküp ve Manastır'dan sonra ülkenin üçüncü büyük şehridir. Tetova ile Üsküp arası yaklaşık 38 kilometre olup, iki şehir arasında tren seferleri de mevcuttur. Belediye yüzölçümü 1.080 kilometrekare ve denizden yüksekliği (rakım) 468 metredir.



Kalkandelen, yarı karasal bir iklime sahiptir. Bu iklim yapısında yaz ayları nispeten nemli ve sıcak; kış ayları soğuk ve kar yağışlıdır. İlkbahar ve sonbahar sık sık yağışlar görülür.

Şehir içinde ise tek toplu taşıma vasıtası olan halk otobüslerinde günlük biletler yaklaşık 0,5 Euro. Diğer alternatif ise taksilerin fiyatları da oldukça makul... Aslında Makedonlar’ın aylık gelirleri ile karşılaştırıldığında toplu taşıma bize göre ucuz olsa da, yerel halk için pek ucuz sayılmaz. Çünkü Makedonya’da maaşlar 180-280 Euro arasında ve ülke genelindeki işsizlik oranı da yaklaşık % 30.



Roma İmparatorluğu Dönemi

Kalkandelen, MÖ 168 tarihinde Roma egemenliğine geçmiştir. Hunlar, Ostrogotlar, Keltler gibi kavimlerin Roma topraklarına yoğun saldırılar düzenlediği dönem olan 3. ve 4. yüzyıldan sonra şehir güçlendirilmiş surlar, kaleler, hisarlar, hâkim tepelerle donatılmıştır. Bu savunma çalışmaları Kalkandelen ve civarındaki birçok köyü kapsamıştır.

Osmanlı İmparatorluğu Dönemi

14. yüzyılda Kalkandelen, bölgedeki birçok şehir gibi, Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. 1452 yılına ait ve “Kalkandelen Nahiyesi” adıyla belirtilen şehre dair ilk Osmanlı kayıtlarında şehirde 146 Hıristiyan aile ve 60 Müslüman aile var olmuştur. 1545 yılında 99 Hıristiyan aile ve 101 Müslüman aile; 1568 yılında 108 Hıristiyan aile ve 329 Müslüman aile Kalkandelen’de yaşamıştır.



Türk egemenliğiyle beraber şehirde birçok açıdan değişiklikler, yenilikler görülmüştür. Ticaret açısından gelişmeye başlayan şehirde aileler artmış; yeni binalar, hamam gibi yapılar kurulmuştur. Bu dönem ayrıca Kalkandelen’deki Müslüman nüfusun da artıp, baskın nüfus hâline gelmesini sağlamıştır. Sözkonusu durumla bağlantılı olarak şehirde birçok cami, mescid ve dinî yapı kurulmuştur. Bunlar içinde 1438 yılında yapılan Alaca Cami birçok yönüyle önemlidir. Cami “Painted Mosque” (Boyalı cami) olarak da biliniyor. Aslında bu adı da tam mânâsıyla hak ediyor. Zeminin dışı renk renk boyandığı için bu adı almıştır. Geniş bir bahçe içinde yer alan cami 2 katlıdır. Bu caminin en önemli özelliği, dışının pastel renklerle boyalı olmasıysa, ikinci en önemli özelliği ise daha çok klasik ev mimarisinde kullanılan bir çatıya sahip olmasıdır. Yani minaresini görmeseniz, burayı ev zannedebilirsiniz.



Caminin karşısında 1822'de Kalkandelen'in idarecisi olan Abdurrahman Paşa'nın yaptırdığı bir de türbe var. Bu türbenin içindeki 2 mezarın, camiyi yaptırdığı düşünülen Hurşide ve Mensure hanım adlarında iki kızkardeşe aitmiş. Tabii o dönemde sadece mezarları buradaymış, ancak 1833’te Abdurrahman Paşa burayı yeniden inşaa ettirmiş ve türbeyi genişletmiş.



Osmanlı İmparatorluğu döneminde Kalkandelen, önemli bir ticaret merkezi olduğu gibi, tarım, zanaat açısından da ön plana çıkmıştır. Bunların yanında şehir, askerî üs özelliği de taşımıştır.

15. asırda Pena nehri kıyısında inşaa edilen Türk Hamamı 335 metrekare alan üzerine kurulmuştur. Hamam 1962 senesinde sanat galerisine çevrilmiştir.

Güncelleme Tarihi: 30 Ağustos 2013, 21:57
banner53
YORUM EKLE

banner39