banner15

Yavuz'un ili, Altın Kalesi

Eski ismi Cingife olan Yavuzeli'nin, tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, bir rivayete göre, Ceneviz şehri olduğu ve eski isminin de buradan kaynaklandığı tahmin edilmektedir.

Yavuz'un ili, Altın Kalesi

Osmanlı padişahlarından Yavuz Sultan Selim ve ordusu, 1517 yılında Mercidabık seferine giderken burada konaklamıştır. Yerli halkın kendisine gösterdiği yakın ilgiden dolayı buraya “Yavuzun İli” adının verilmesini istediği de söylenir.

Cingife adı, 1958 yılında ilçe kurulması hakkında kanunla da Yavuzeli olarak değiştirilmiştir. İlçe, kuzeyde Araban, doğuda Şanlıurfa, kuzeybatıda Kahramanmaraş, güneydoğuda Nizip, güneyinde ise Merkez Şehitkâmil ilçesi ile çevrilidir. İlçenin doğusunda Şanlıurfa İli ile sınırlı Fırat Nehri ile belirlenmiştir. İlçenin denizden yüksekliği 650 metre, Gaziantep merkeze uzaklığı 38 km, yüzölçümü ise 483 km2’dir.

Rum Kalesi

Gaziantep İli, Yavuzeli İlçesi, Kasaba köyünün yakınında bulunan Rumkale; Gaziantep şehir merkezinden 62 km. Yavuzeli’nden ise 25 km. uzaklıkta, Merzimen Çayı’nın Fırat Nehri ile birleştiği yerde, dik kayalar üzerindedir. Rumkale’ye Kasaba köyünden ve Halfeti’den teknelerle kolaylıkla ulaşılmaktadır. Antik dönemden günümüze kadar Şitamrat, Kala Rhomayta, Hromklay, Ranculat, Kal-at el Rum, Kal-at el Müslimin, Kale-i Zerrin (Altın Kale) ve Rumkale gibi bir çok isimle adlandırılmıştır.



Rum Kalesi, Fırat ve Merzimen kıyılarından itibaren dimdik yükselen sarp kayalıklarla çevrili yüksek bir tepe üstüne kurulmuştur. Rum Kalesi, 1838'de ziyaret eden Moltke’ye “kayalığın nerede bittiğini, insan eserinin nerede başladığını söyleyebilmek çok zor” dedirtecek kadar tabiatla uyumlu mimarî özelliğe sahiptir.

Kale iki beden halindedir. Birinci beden; kalenin doğu, kuzey ve batıda doğal kayalığın dik olarak yontulmasıyla, doğal sur meydana getirilerek oluşturulmuştur. İkinci beden ise bu doğal surun üstüne sert kalker kesme taşlarla sur duvarı olarak yapılmıştır. Kuzey ve doğu surlarında dikdörtgen planlı 7 burç ile kuzeyde çok sayıda mazgal pencere yer almaktadır. Kalenin güney yöndeki kayalık uzantısı 12. yüzyılda 30 m. derinliğinde ve 20 m. genişliğinde oyularak uçurum (hendek) haline getirilmiştir. Böylece, savunmaya yönelik olarak karayla kalenin direkt ilişkisi kesilmiştir. Kale 120 m. genişliğinde ve 200 m. uzunluğunda bir alanı kaplamaktadır.

Rumkale bir zamanlar Halfeti (Şanlıurfa) ile Gaziantep arasında sınır oluşturan Fırat ırmağı kıyısında yer alırdı. Merzimen çayının suyu Rumkale dibinde, derin ve sarp vadi içinde akan Fırat nehrine karışırdı. Günümüzde üç yanı baraj gölüyle çevrilmiş olup, yarım ada görünümündedir. Kalenin eteklerinde ise aşağı şehir bulunmaktaydı.

Rumkale’nin doğu ve batıdan olmak üzere iki ana giriş kapısı mevcuttur. Doğu girişi Fırat nehriyle, batı girişi ise Merzimen çayı üzerine kurulmuştu. Bugün sadece ayaklarının kalıntısı mevcut olan köprü, kara ile irtibatı sağlamaktaydı. Buradan patika yolla kalenin giriş kapısına çıkılmaktadır. Batı cephesinde yol üzerine 20 m. aralıklarla 4 tane kule şeklinde kapı yapılarak savunma açısından büyük kolaylık sağlanmıştır.

Batı surlarda kuzeyden itibaren birinci kapı dikdörtgen planlıdır. Nöldeke, birinci kapının olduğu yerde bir türbe ve bir iskele olduğundan bahsetmiştir. İkinci kapı kareye yakın dikdörtgen planlı yarım daire şeklindedir. Üçünçü kapı tahrip olmuştur. Dördüncü kapı kare planlı haç tonozludur. Beşinci kapı kalenin Fırat’a bakan doğu cephesindedir. Dikdörtgen biçimli bu kapı, içte biri yuvarlak, diğeri sivri kemerli iki niş içine alınmıştır.

Kalede beden duvarları ve burçlardan başka, bugün görülebilen kalıntılar arasında Şair Aziz Nerses kilisesi, Barşavma manastırı, su sarnıçları ve su kuyusu sayılabilir. Kuyu basamaklarla Fırat nehrinin seviyesine kadar inen 8 m. genişliğinde ve yaklaşık 75 m. derinliğindedir. Fırat nehrinden su temin etmek için yapılmış olan bu kuyunun gizli bir geçit olduğu da rivayet edilmektedir. Kuyunun silindirik iç yüzünde kayanın oyulmasıyla helezonik bir merdiven meydana getirilmiştir. Bunlardan başka kale içinde fonksiyonu tesbit edilemeyen çok sayıda bina kalıntısı mevcuttur. Kaledeki yapıların bir çok bölümü ana kayanın oyulması ve düzleştirilmesiyle yapılmıştır. Surlarda ve burçlarda örgü malzemesi moloz taş, kaplama malzemesi olarak büyük boyutlu düzgün kesme taşlar, kemerlerde ise tuğla görünümü verilmiş kesme taşlar kullanılmıştır.



Şair Aziz Nerses Kilisesi: Rumkalenin güneyinde yer alan hükümranlık kilisesini 1173’te Şair Aziz Nerses yaptırmıştır. 18. Yüzyılda Rumkale’yi ziyaret eden Richard Peacock bu yapıdan ”Gotik” tarzda küçük ama güzel bir kilise olarak bahsetmiştir.

Doğu-batı doğrultusundaki kilise dikdörtgen planlı, üç nefli ve üç apsislidir. Batısında narteks yer alır. Sadece absisin doğu cephesinin bir bölümü toprak üstündedir. Doğu cephesinin ortasında silmeli çerçevenin iki yanında birbirine benzer kabartmalı levha bulunur. Sol levhada haç ve rumî süslemenin olduğu kabartmanın altında başlarını geriye çevirmiş karşılıklı duran iki aslan, sağ levhada ise iki palmet arasında başını sağa çevirmiş, kanatlarını açmış bir kartal kabartması vardır. Bu kilise, İslâmî dönemde cami olarak kullanılmıştır.

Barşavma Manastırı: Kale içinde kuzeyde yer alır. 13. yüzyılda Yakubî azizi Barşavma kendi adına inşaa ettirmiştir. Birbirine bitişik iki binadan bazı bölümler ayakta kalmıştır. Kuzey cephesini kaya kütlesi oluşturur. Kare planlı olan yapı, haç tonozlarla örtülmüştür. Duvarlarda büyük taş bloklar halinde kesme taşlar, payelerde ve batı mekânın kapısında düzgün kesme taşlar, kemerlerde ve örtü sisteminde ise tuğla görünümü verilmiş kesme taşlar burada da kullanılmıştır. Yakınında bir de kuyu mevcuttur.

Kalede toprak üstündeki binalar 12-14. asırlar arasına aittir. Bunlar içinde en eski yapının hendek olduğu ifade edilmektedir.

Fırat nehri boyunca ele geçen çakmak taşından yapılmış aletler ve diğer kalıntılar, insan oğlunun Rumkale ve çevresinde yontma taş (Paleotik) döneminden beri yerleştiğini kanıtlamaktadır. Bu dönemden sonraki iskân yerlerini ise Fırat vadisinde Tunç çağından başlayıp Kalkolitik döneme kadar inen höyüklerle izlemekteyiz. Rum Kalesi ve çevresiyle ilgili antik kaynaklardaki ilk bilgiye Asur Kralı 3. Salmanazar’ın MÖ. 855’de zaptettiği “Şitamrat” yerleşimiyle ulaşmaktayız. Bu yerin Rumkale olduğu ifade edilmektedir. Rumkale çevresi bölgedeki stratejik konumu sebebiyle Med, Pers, Helenistik ve Roma dönemlerinde de iskân görmüştür.

Hz. İsanın havarilerinden Johannes'in (Yuhanna) Roma döneminde Rumkale’yi mesken yaparak kayadan oyulma bir odada kendi yazdığı İncil'in nüshalarını çoğalttığı rivayet edilir.

11. yüzyılda Rumkale "Hromgla" adıyla önemli bir konumdadır. 1113'de 3. Grigoris, Rumkale’yi Joscelin’in dul karısından satın almış, katolikosluk (başpiskoposluk) makamını buraya yerleştirmiştir. Şair Aziz Nerses, mezheplerin birleştirilmesi nedeniyle imparator elçileri, Kayşum ve Yakubî başpatrikler ile Rum Kalesi’nde toplantılar yapmıştır.

13. yüzyılda Rumkale’de bir çok Yakubî’nin olması sebebiyle Yakubî Patriği 2. Ignace, Rumkale’de bir kilise yaptırmıştır. Sonraları kaleyi patriklik makamı olarak seçmiştir. 1279'da kaleyi kuşatan Memlûklular bu aşamada kaleyi zaptedememişlerdir. Ancak Memlûklu sultanı Melik el-Eşref 1292'de Rumkale’yi tekrar kuşatmış olup, Rumkale’nin fethi gerçekleşmiştir. Sultanın emriyle Suriye naibi Sancar Suca tarafından tamir ettirilen Rumkale, Kal’at el Müslimin adını almıştır. Daha sonraları ise Kale-i Zerrin (Altın Kale) olarak adlandırılmıştır. Rumkale, Memlûklular zamanında yeniden uç kalesi olarak kullanılmışsa da, eski parlak dönemini bir daha yaşayamamıştır.

1516'da Osmanlıların eline geçen Rumkale, Halep Eyaleti’nin Birecik Sancağı’na bağlı bir kaza haline getirilmiştir. 17. yüzyılda Evliya Çelebi, Rumkale’nin bir tepe üstünde sağlam bir kale olduğunu, dışarıda camii, hanı, hamamı ve küçük bir çarşısı bulunduğunu belirtir. Kâtip Çelebi de burasının bahce ve meyvelerinin bolluğunu vurgulamıştır. Rumkale; üç yanı zümrüt yeşili göl ve bunu çevreleyen dik, sarp kayalıklı tepelerle çevrili tabiat harikası bir yerdir.

Rumkale'ye ulaşım için Gaziantep'in Yavuzeli ilçesinden doğuya doğru yaklaşık olarak 30 km. gidilince kasaba köyünün güney eteğindeki Rumkale'nin karşı kıyısına ulaşılır. Rumkale'ye geçmek için Kasaba köylülerine ait küçük balıkçı ve gezi teknelerini ve Yavuzeli Kaymakamlığına ait sür'at teknesini kullanmak lazım gelmektedir.



Dolmen Mezarları

Gaziantep’in Yavuzeli ilçesinde bulunan Dolmen Mezarları, Yavuzeli – Araban yolunun batısında, biri Ballık Köyü’nde diğerleri ise Küçük Karakuyu Köyü’nün sınırları içerisinde bulunmaktadır. Yöre köylüleri tarafından “gavrikul (delikli taş)” olarak adlandırılan Dolmen Mezarları yaklaşık 650 metre yükseklikten başlayarak 850 metreye kadar arazideki yayılımlarını sürdürmektedir.

Dolmenlerin yayıldığı bu coğrafî saha, Karadağ’ın eteklerindeki kireçtaşı tepeliklerdir. Kalker yapılı arazide yapılan çalışmalar sırasında toplam 26 tane dolmen mezar tespit edilmiştir. Gaziantep dolmenlerinde ayakta kalan parçalar daha çok yanyana konulan iki blok taş ve bunların üstündeki bir blok taş olmak üzere üç adet yassı blok taştan ibarettir. Dolmenlerin içi taşlarla doludur. Dolmenlerden birinin ölçüleri 1.90 metre yükseliğinde, 3.40 metre uzunluğunda ve 2.20 metre enindedir.

Gaziantep dolmen mezarlarının mimarisine baktığımızda, Adıyaman Kargalı dolmenleri gibi dörtgen podyum üzerinde, dolmen örtüsünün biçimi ve oda biçimi ile taşların kabalığı, boyutları açısından Levant bölgesinin Akdeniz özelliğini taşımakta, İsrail dolmenleri ile de benzerlikler göstermektedir. Bu eserlerin Levant dolmenleri gibi, Bronz Çağı toplumlarınca yapıldığı zannedilmektedir.



Balık Avlama Mekânları
         
Balığa merakı olup da Yavuzeli'nde balığın bulunacağı yerleri bilmemek mümkün değil. Karasu temizlendikten sonra birçok göl yok olsa da, yeni oluşan küçük göllerde de balık bulabilmek mümkün...

Eğer çevirme yapacaksanız Lolacık'ın altından başlayarak, Göv göl, büyük barajın üstü, Hanımın gölü, Kavuncu'nun gölü, Abdo'nun bendinin üst tarafı, Kekliktepe'nin altındaki göller, Kayabaşının altındaki dışdıbakların dibi, Değirmenli göl, Kayalı göl, Kırkgöz'ün üstündeki ve altındaki göllere gitmelisiniz.

Olta atmak için ise genellikle Göv göl ve Büyük Barajın üstü tercih edilir. Yavuzeli'nin en meşhur balık hikâyelerinin anlatıldığı ve gerçekten büyük balıkların yakalandığı yer ise Karapınar'dır. Son zamanlarda Kırkgöz de olta balıkçılarının uğrak yeri olmuştur.

Serpme balıkçıları ise genellikle Karasuyun her yerindeki akarlardan balık tutarlar. Fakat özellikle Kırkgözün Kayabaşı'ya doğru olan kısımlarında daha çok yapılır serpme avcılığı...



Pullu Balık (Sarı Sazan)

Yavuzeli'de balıklarla ilgilenen hemen herkes bu balığı bilir. Özellikle oltacıların tutmak istediği balık çeşididir. Vitamin değeri oldukça yüksek bir balıktır. 3-4 yaşında olgunlaşır, 200-300 bine yakın yumurta bırakır. Ortalama 500-2000 gram arasında değişir büyüklüklükleri ama yaşama alanı bulunca 25 kg'a kadar çıktığı bilinir. Yavuzeli'de birçok gölde bulunur. Kılçıkları ve pulları  büyüktür. Izgarada ve yağda eti oldukça lezzetlidir. Su böcekleri, kurtlar ve larvalarla beslenir.



Yılan Balığı

Ortasındaki omurgasından başka kılçığı yoktur. Bu omurgasını kaplayan sert kısım ise oldukça kesicidir. Eti beyaz ve çok lezzetlidir. Görünüş itibariyle pek cezbedici durmasa da, eti hem yağda hem de ızgarada çok lezzetli olur. Kayabaşı'nın altından Kırkgöz'e doğru oldukça sık bulunmaktadır.

Diğer balıkların yanı sıra son zamanlarda Birecik barajının Karasu'yu şişirmesiyle Fırat Kefalleri de çayımızda sıkça görülmektedir. Aynı zamanda Karapınar'da da aynalı sazan bulunmaktadır.



Bıyıklı Balık

Sazangillerdendir ve vücudu küçük pullarla kaplıdır. Ağız tarafında 4 tane bıyığ vardır ve üstteki bıyıklar büyüktür. Sarı renktedir. 15 kg ağırlığa kadar çıkabilmektedir. Kum ve çakıl bulunan bölgelerde daha sık bulunur.Kılçıkları küçüktür. Yavaş büyür. Böcek ve larva ve larvalarla beslenir. Yavuzeli'de her bölgede bulunmaktadır.

Güncelleme Tarihi: 20 Haziran 2014, 18:03
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48