banner15

İstanbul'da lider bir üniversite: İZÜ

BYV'nin düzenlediği Divan Sohbeti programı, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nin (İZÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut’un ev sahipliğinde gerçekleşti

İstanbul'da lider bir üniversite: İZÜ

İbrahim Ethem Gören | Dünya Bülteni/ Kültür Servisi

Dünya yolculuğunda sahip oldukları zenginlikleri en yakın çevresinden başlayarak tüm insanlıkla paylaşmaya gönüllü bir grup Boğaziçi Üniversitesi mezunu tarafından 6 Eylül 1996’da kurulan Boğaziçi Yöneticiler Vakfı, sanayi, ticaret, iş dünyası, içtimai hayat ve akademide başarılı olmuş kişilerin yönetim ve liderlik deneyimlerini mezun ve mensupları arasında paylaşma zemini oluşturmak için Divan Sohbetleri düzenliyor.

BYV mezkur etkinliklerde şimdiye kadar Doğan Cüceloğlu’ndan Korkut Özal’a, Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya’dan Prof. Dr. Mustafa Şentop’a; Ufuk Uyan’dan Cem Tarık Yüksel’e; İbrahim Şahin’den M. İbrahim Turhan’a ve Selçuk Bayraktar’a kadar; psikoloji, siyaset, yüksek öğretim, akademya, katılım bankacılığı, kimya endüstrisi, tv yayıncılığı, borsa- sermaye piyasaları ve insansız hava uçakları imalatına kadar oldukça geniş bir sektörel bantta faaliyette bulunan şirketlerin/kurumların yöneticilerini mezunlarla buluşturdu.

Vakfın, 4 Aralık Pazar günü düzenlediği Divan Sohbeti programı, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nin (İZÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut’un ev sahipliğinde gerçekleşti. İlim Yayma Vakfı’nın kurucusu olduğu İZÜ’nün Halkalı’daki tarihi yerleşkesinde kahvaltı ikramının ardından başlayan “Bir Vakıf üniversitesi modeli olarak İZÜ” serlevhalı programın moderatörlüğünü İZÜ ve İstanbul Şehir Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ebubekir Ceylan deruhte etti.

İZÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut’un velud konuşmasıyla eskilerin “Efradını cami a’yarını mani” dedikleri tarzda gerçekleşen Divan Sohbeti’nde tuttuğumuz notları okuyucularımızla paylaşmak istiyorum.

Prof. Bulut’un konuşmasından tutuğu notlara geçmezden önce İZÜ Kampüsü için bir paragraf açmakta fayda mülahaza ediyorum.

ASİL GEÇMİŞTEN AYDINLIK GELECEĞE YÜRÜYEN İZÜ KAMPÜSÜ MANEVİ BİR ATMOSFERE SAHİP

Rektör Bulut’un da ifade ettiği gibi “İZÜ kampüsünün bir ruhaniyeti var.” Kampüse adım atanlar burada farklı bir şey hissediyor. Bir anlamda Osmanlı medeniyetinin ruhu mekâna işliyor. Ve siz bunu hissediyorsunuz.

İZÜ Kampüsü’nün Sultan Beyazıd-ı Veli’nin vakfettiği bir arazi olduğunu Rektör Bey’den öğrendik. Osmanlı, ecdad, Asitane’de ne kadar çok vakıf kurmuş ve vakfiyeler için ne kadar çok gelir getirici arazi ve tesis bağışlamış. Osmanlı insanı da vakıf ve beytülmâl hassasiyetini “Caminin mumunu yiyen kedinin gözü kör olur” şuuruyla somutlaştırarak vakıfları mütemadiyen ihya ve inşa etmiş. Bu husus bahs-i ahar.

Fatih Sultan Mehmed’in oğlu Sultan Bayezid-i Velî, adı üzerinde derviş; sahibülhayrat vel hasenat bir padişah. İZÜ, Sultan Beyazid’in Halkalı’da vakfettiği arazi üzerine 2010 yılında İZÜ kurulmuş. Arazi bir zamanlar binlerce dönümle ifade edilirken şu anda İZÜ’nün kampusunun yer aldığı mekân 630 dönüm. Mezkur padişahın Rumelihisarı’nda 500 küsur yıl önce Rumelihisarı Şehidlik Tekkesi’ne mukâtaa-i kadîme ile bağışladığı binlerce dönüm arazi de var. 153 yıl önce bu arazinin bir kısmı üzerine Robert Kolej kurulmuş. Bir zamanlar Rumelihisarı sahilden Zincirlikuyu’ya kadar uzayıp giden vakıf arazisinden geriye şimdiki zamanda sadece Boğaziçi Üniversitesi’nin Rumelihisarı bölgesinde kullandığı 4 kampüs kalabilmiş.

OSMANLI’NIN SIRRI NEYDİ?

Rektör Mehmet Bulut hocamız konuşmasında katılımcılara yönelttiği “Osmanlı’nın bu kadar uzun ömürlü olmasının sırrı nedir?” şeklindeki sorusunu kendi cevapladı: “Osmanlı’nın sırrı ilme ve âlime verilen, atfedilen değerdir”. Bundan sonra hocamızın avazına kulak veriyoruz: “Bu hususta bir hatıramı nakledeyim müsaade ederseniz.

Malumunuz Merhum Prof. Dr. Halil İnalcık Hoca Şeyhü’l-Müverrihîn; tarihçilerin şeyhi olarak bilinir. Hakikaten öyledir. 1916-2016 yılları arasında velüd ve bereketli bir hayat sürmüş olan Halil İnalcık Hocamız devrinin; 20. yüzyılın en büyük tarihçisidir. O, mücerret tarihçi değildir: hem hukuk tarihçisidir, hem iktisat tarihçisidir, hem siyaset tarihçisidir, hem de edebiyat tarihçisidir. Bu hususta ittifak vardır. Bir gün hocama sordular: “Efendim Osmanlı’nın sırrı nedir. Bir cümle ile izah eder misiniz?” Hocam bu suale “İlme ve âlime verdikleri değerdir ve gösterdikleri hörmettir” şeklinde cevapladı.

Şüphesiz Osmanlı ilme ve âlime olan hürmeti sebebiyle bu kadar uzun süre hükümranlığını devam ettirdi.

Osmanlı’da ilim kurumunun başında bulunan Şeyhülislâm’a hürmet esastı. Sadrazam (Başbakan) protokolde Şeyhülislâm’dan önde olduğu halde bayramlarda ilk önce Şeyhülislâm’ı ziyaret etmek için önce evine gider, sonra da Şeyhülislam Sadrazamın evine kabul edilirdi.

Şeyhülislam yargının başıydı, hukukun ve adaletin reisiydi. Osmanlı’da Şeyhülislâmlık müessesesi günümüzde YÖK’ü de MEB’i de, Üniversite kurumlarını da, Yargıtay’ı da içine alan geniş bir üst karar ve otorite mercii idi.

TOPLUMLAR İÇİN AHLÂK EN BÜYÜK DEĞERDİR

Ahlâk en büyük değerdir, medeniyetler, ahlâkın üzerine bina edilir. Ahlâk ilimden önce gelir.

Mekârim-i ahlâk sıfatını duymuşsunuzdur; insana ve dolayısıyla cemiyete izzet ve şeref getiren ahlak demektir. Ve dahi insanların dünyaya gönderilişlerindeki maksat mekârim-i ahlâka sahip olmak içindir. Bu hususta Sevgili Peygamberimiz (sav)“Ben mekârim-i ahlâkı tamamlamak için gönderildim” buyurmuşlardır.

Şüphesiz ahlâk herkeste güzel durur; en çok da ilim adamı ve hanımefendilerde güzel durur.

SABAHATTİN ZAİM GÜZEL AHLÂKLI BİR HOCA VE LİDER BİR ŞAHSİYETTİ

Az önce bahsettiğim gibi güzel ahlâk ilim adamına yakışır, ilim adamı güzel ahlâk sahibi olmalıdır. Bu bağlamda üniversitemize ismi verilmiş olan Prof. Dr. Sabahattin Zaim Hocamız güzel ahlâklı bir insandı, âkil bir hocaydı, lider bir şahsiyetti. İnsan olarak da örnekti. Ömrünü ilme vakfetti. Geriye önemli eserler bıraktı. Şimdi ismi üniversitemizde yaşatılıyor.

ZAİM/LİDER BİR ÜNİVERSİTE OLMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ

“Sabahattin Zaim Hocamız için lider bir şahsiyetti” dedim. Evet, o liderdi ve isminde de bunu taşıyordu. Zaim lider; önder demek. Biz de biiznillah Zaim/Lider bir üniversite olmak için gayret ediyoruz.

Üniversitemiz, ilmi, irfanı, hikmeti ve adaleti en önemli değerler olarak alıp bunları mütemadiyen yücelten ecdada layık nesiller yetiştirmek amacıyla kuruldu. Okulumuz, her alanda en iyi olup mesleğinin gereğini bihakkın yerine getirecek bir nesil yetiştirmek için gayret ediyor.

Üniversitemiz bunun için var. İlim ve irfan yoluna gönül vermiş “güzel insanların” kurduğu İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nin temel önceliği; geleceğin ihtiyaçlarına göre öğrencilerini dünya standartlarında bir yüksek eğitim ve öğretimle donatmak, öğretim elemanlarına alanlarıyla ilgili geniş bir araştırma altyapısı sunmak ve ulaşılan bilgi birikimini başta ülkemiz olmak üzere tüm dünya insanlığının hizmetine sunmaktır.

ÜNİVERSİTE UZUN SOLUKLU BİR İŞTİR

Bahsettiğim tabii ki bir ideal... İnsanlar ve kuruluşlar ideallerinin/gayelerinin tahakkuku için çalışır. Netice itibarıyla üniversite uzun soluklu bir iştir.

Biz çalışmalarımıza sonuç odaklı değil, süreç odaklı yaklaşıyoruz.

Yüzde 100 kapasite ile eğitim-öğretim hizmeti veren üniversitemizde tahsil gören öğrencilerimizin yüzde 60’ı ilk 100 binden, yüzde 90’ı ise ilk 200 binden. Nitelikli öğrencilerin okulumuzu tercihlerinde Vakıf üniversiteleri arasında ilk sıralardayız; kendi akranlarımız arasında ise belki de tercih ve dolulukta birinciyiz. Bu bir hayır yarışı ve geride kalan 6 yılda çok güzel başarılar elde edildi.

Üniversitemizde 8 fakülte, 2 Enstitü, 24 Anabilim dalı var. Ayrıca Uygulama ve Araştırma Merkezlerimiz mevcut. Uluslararası İslam Ekonomi ve Finansı Uygulama ve Araştırma Merkezimize değinmek isterim. Merkezimizin amacı İslâm ekonomisi ve faizsiz bankacılık konularında araştırmalar yapmak, ekonomik ve sosyal gelişmeleri, yapısal sorun ve imkânları bilimsel olarak incelemek ve yeni yaklaşımlar geliştirmektir.

Ayrıca Medeniyetleri Araştırma Merkezi, Yerel ve Bölgesel Politikalar Uygulama ve Araştırma Merkezi, Gıda ve Tarım Uygulama ve Araştırma Merkezi gibi merkezler de faaliyetlerini sürdürmekte…

İYİ BİR ÜNİVERSİTE HAYALİ NE ZAMAN GERÇEK OLUR?

Bu soru mühim. Bir üniversite eğitim-öğretim hayatına başlayacak. Bölümleri tesis edilecek. Hocaları olacak. Bu üniversiteden hocalar, profesörler yetişecek. Mezkûr profesörler öğrencilerine hayatı ve hakikati anlatacaklar. Araştırmalar yapıp makaleler, kitaplar telif edecekler. O profesörler dar-ı bekaya intikal ettikten sonra üniversitenin ve hocalarının iyi olup olmadığına talebelerinin yazacakları hatıratlar şahitlik edecek.

Üniversitelerde iklim önemli; hocaların, talebelerin kendilerini bulabilecekleri bir iklim… İZÜ’de iyi bir araştırma altyapısı inşa ettik. Meyveye durduğunda tüm toplum ve ümmet istifade edecek inşallah. Biz İZÜ olarak akademisyenlerimizin yurt dışı doktoralı olmasına önem veriyoruz, seçim yaparken uluslararası yayın yapmış akademisyenleri değerlendirmeye alıyoruz. Bu anlamda mevcut akademisyenlerimizin de performans ve teşvik sistemi ile daha çok yayın çıkarmasını istiyoruz, biliyoruz ki sözünü verdiğimiz iyi bir eğitimi gerçekleştirmek için hem hoca hem de öğrenci kalitesi önemli. 

ÜNİVERSİTE YÖNETMEK BİSİKLET KULLANMAYA BENZER

Üniversite yöneticiliği/rektörlük teşbih yerindeyse bisiklet kullanmaya, iyi bisiklet kullanmaya benzer.İZÜ’deRektörlüğe başlamadan önceCambridge Üniversitesi’nde üniversite yöneticilerine yönelik olarak düzenlenen bir haftalık seminerler dizisine katılmıştım. Oradaki seminerin birinde konuşan duayen bir akademisyene aittir bu benzetme. Bisiklet kullanan kişi pedal çevirirken önüne bakmalı, dikkatli olmalı, çevresine bakmalı, kimseye çarpmamalı, ayakta durmalı, etrafı güzelce analiz etmeli. Üniversite rektörlüğü de mahiyeti itibarıyla bisiklet kullanmaya benzer, dengeli yaklaşım, soğukkanlılık, tecrübe, rikkat, ölçü, bilgi, beceri, derinlik ve dikkat gerektirir.

Üniversite iddia demektir, iddialı olmak demektir. Üniversitelerde öğrencinin, velinin, öğretim üyelerinin, iş adamlarının, personelin, hemen tüm paydaşların öncelikleri farklıdır. Tüm bu öncelikleri bir ideale doğru yöneltebilmek üniversite yöneticileri için başarı kıstasıdır.

VAKIF ÜNİVERSİTELERİNDE MÜTEVELLİ HEYETİ ÖNEMLİ

Rektör Bulut hoca, ayrıca takım ruhuna ayrı bir vurgu yapıyor. Vakıf üniversitelerinde mütevelli heyeti ile rektör arasındaki ilişki güven ve uyum çok önemlidir. Üniversite yöneticilerinin Mütevelli Heyetiyle uyum içinde çalışmaları mühimdir. Bizim Üniversitemizde bu bağlamda güzel bir örneklik mevcut. Gerçekten çok tecrübeli, idealist ve özverili bir Mütevelli Heyetimiz var. Arkamızda bulunan Vakfımız İlim Yayma Vakfını zaten anlatmaya gerek yok. Vakfı ve Mütevellisiyle İlme irfana ve hikmete ömrünü adamış bir “güzel insanlar topluluğu” ile çalışmak gerçekten çok büyük lütuf. Bizi böyle güzel bir müessesede böyle güzel bir camia ile böyle bir hizmette istihdam ettiği için Rabbimize sonsuz şükürler ederiz her dem.

Üniversiteler arasında mukayeseli avantajlarda rekabet var. Herkes en iyi öğrenciyi, en iyi hocayı, hem de iyi idari personeli almak istiyor. Ülkemizde 185 üniversite var. Üniversite camiasında en kıt faktör iyi üniversite hocasıdır. Sistemin işlemesi için iyi hocalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu işler de bittabi bütçe meselesidir; iş adamı, bütçe ve denge meselesidir. Bu meyanda “Ne kâ köfte o kâ ekmek” sözü hafızalara tedai edebilir.

İZÜ: İYİ BİR EĞİTİM SÖZÜ

Biz iyi bir üniversite; iyi bir İZÜ ve iyi bir eğitim sözü için buradayız. 6 yılda çok mesafe kat ettik. Rabbimizin lütfuyla daha ilerilere gitme azmindeyiz, bu bereketli havzadan iklim olarak güzel bir netice çıkacak inşallah. O “iklim” neredeyse öğrenci, iyi öğrenci de oraya gider. Bu tabiidir.

7 bin öğrencimizden 1000’i yurtdışından geldi. Bunların 700’ü lisans; 300’ü yüksek lisans öğrencisi. 22’si yurtdışından gelen 200 hocamız var. Yurtdışından şu anda 20 den fazla hocanın daha üniversitemize yapmış olduğu müracaat değerlendirme sürecinde. Hasılı, üniversitemizde güzel şeyler oluyor.

Henüz 6’ıncı yılımızda olmamıza rağmen 16 doktora, 44 yüksek lisans ve 29 lisans programına sahibiz. 25 yıllık vakıf üniversitelerinde bu kadar geniş programlarda eğitim-öğretim verilemiyor. Yola çıktık; devam ediyoruz… Muhtelif devlet ve vakıf üniversitelerinde çalışan refiklerimiz kendi okullarına bu kadar yoğun bir ilginin olmadığını ifade ediyorlar.

Üniversiteler için araştırma önemli, kütüphane ise olmazsa olmaz. Yakın zaman önce kütüphanemizin temelini attık. 1 milyon kitabın bulunacağı numune bir kütüphane kurmak için geçtiğimiz Eylül ayında temeli attık. Kısa sürede tamamlanacak inşallah.

EN AZ ÜÇ DİL

İZÜ’de öğrencilere en az 3 dil öğretiyoruz. İngilizceyi, Arapçayı ve Osmanlıcayı bedelsiz olarak öğretiyoruz. Osmanlıca önemli... Münevver kelimesini hak edecek kişiye sadece İngilizce ve Arapça yetmez Osmanlıca da lazım gelir.

Redhouse, 1890 yılında Osmanlıca-İngilizce sözlük yayınladı. Kaç kelime vardı dersiniz? Tamı tamına 94 bin kelime... Kelime kelâm; kelâm tefekkür/düşünce; düşünce felsefe ve din demek.

55 ÜLKE İLE ERASMUS ANLAŞMASI

55 ülke ile Erasmus anlaşmamız var. Yurtdışında Doğu-Batı, Kuzey-Güney ekseninde işbirlikleri geliştiriyoruz. Balkan coğrafyasından da öğrencilerimiz var; Ürdün, Mısır, Malezya, Endonezya ve Tayland, Çin’den de… ABD Üniversitelerinden yatay geçişle gelen, Avrupa’dan öğrencilerimiz var. Afrika’dan, Almanya’dan ve Hollanda’dan da. Amerika’daki üniversitelerle, Mary Washington, Milwaukee gibi eğitim anlaşmalarımız var, öğrencilerimiz son eğitim yıllarında buradaki üniversitelere giderek çifte diploma sahibi olabiliyorlar. Chicago, North Calorina, Michigan ve Purdue gibi Üniversitelerle lisans sütü öğrencilerimizin programlarına katılma gibi imkânları var. Uluslararası bir üniversite olma yolunda hızlı adımlarla ilerliyoruz.

İLİM, ZARAFET VE HİKMET EKSENLİ BİR EĞİTİM

Öğrencilere ve paydaşlarımıza iyi bir eğitim sözümüz var. İyi bir formasyon ve alan bilgisi konusunda iddialıyız. Hoca ve araştırma endeksli müfredatımız var. Tarih ve tabiat ile iç içe ilim, zarafet ve hikmet eksenli çalışmalar yaparak; asil geçmişten aydınlık geleceğe doğru emin adımlarla ilerliyoruz.

KARİYER DEPARTMANI

İZÜ olarak 2 yıldır aktif şekilde çalışan kariyer departmanımızla da önemli bir işleve sahip olduğumuzu düşünüyoruz, öğrencilerimizin ufkunu açacak marka/üniversite işbirlikleri ile ülkemizin önemli kuruluşlarına insan kaynağı sağlamak da önemsediğimiz konulardan. Özellikle kariyer günleri kapsamında çok sayıda markayı okulumuza getirerek geleceğin profesyonellerine, iş adamlarına yeni imkânlar sağlamak derdindeyiz.

HOMO ECONOMICUS DEĞİL; DİĞERGÂM BİR NESİL YETİŞTİRME GAYRETİNDEYİZ

İZÜ’de ana odağımız İslâm'ın ekonomiye, hukuka, siyasete, sosyal bilimlere ve mühendisliğe bakış açısını ortaya koyabilecek insan profili yetiştirmek… Homo economicus (pür kendi çıkarı peşinde koşan bencil) insan değil; hayatı paylaşan, diğergâm, alturist, özverili insan prototipini ihya ve inşa etmek...

Millet ve ümmet meselelerine kafa yoran, göz estetiğine sahip, güzel gören, güzel düşünen, güzel bakan önce “biz” diyen bir gençlik yetiştirmek için gayret ediyoruz.

 

DÜNYADA GÜZEL ÜNİVERSİTELER VAR. AMA HANGİ ÜNİVERSİTE GÜZELDİR!

Türkiye’de farklı Üniversitelerde (devlet ve vakıf) çalışma imkânımız oldu. YÖK Üyeliğimiz oldu. TÜBA Üyeliğimiz var. Avrupa’da Utrecht Üniversitesi’nde doktora yaptım. İsveç Dalarna; İngiltere Cambridge, ABD Harvard ve Princeton Üniversiteleri’nde araştırmalar yaparak akademik çalışmalarda bulunma ve oraları yakından gözleme imkânım oldu. Elhasıl “birazcık” dünyada “Üniversite” nedir? konusunda belli düzeyde bilgi ve gözlem sahibi olduğumu ve bu konularda bir şeyler söyleyebileceğimizi ve yapabileceğimizi düşünüyoruz.

Bizim ve dolayısıyla ülkemizin mücerret güzel üniversitelere ihtiyacı yok. Sözü, fikri, ilmi ve irfanı olan üniversitelere ihtiyacı var. Dünyada yanlış giden pek çok mesele, üzücü hadise var. Ortadoğu’nun durumu malum.

Dünyada yanlış giden bir şeyler varsa bundan yetki ve kabiliyetleri nisbetinde herkes sorumludur. Üniversiteler de sorumludur. Harvard da sorumludur, Princeton da; Yale ve MIT de sorumludur. Mezkûr okulların sorumluluklarını ne ölçüde yerine getirdikleri de dünya kamuoyunun malumudur.

Bu hususta Türkiye’nin “iyi” Üniversitelerindeki beyinleri, ne söylüyor? Üniversitelerin dünyada olup biten haksızlıklara karşı, yanlışlıklara karşı, adaletsizliklere karşı söyleyecek sözü olması lazım. Peki, biz neler söylüyoruz/üniversitelerimiz/akademisyenler neler söylüyor? Bunları tarih yazacak.

Amel defterlerimizin açık kalması için bahsettiğim alanlarda da yapılacak çok şey, alınacak epey mesafe var. Maalesef bizim henüz bu türden dertlerimiz yok! Bizim enteliensiyamızın da bu meyanda bir derdi yok, ekseriyet, günü kurtarmak peşinde koşuyor gibi bir izlenim var sanki...

ÜNİVERSİTELERİMİZ SOSYAL VE İNSANİ MESELELERDE SÖZ SÖYLEMELİ

Bizim üniversitelerimizin en önemli meselelerinden biri sosyal ve insani meseleler üzerine söz söylemek olmalıdır. Tabi ki Üniversiteler ülkelerin deniz fenerleridir. Kanaatimce Büyük Ülkelerin bir kaç “Büyük Üniversitesi” var. İZÜ de işte “Büyük Türkiye’nin Büyük Bir Üniversitesi” olmaya taliptir. Ve evet bu iklim İZÜ de oluşmaya başlamıştır hamd olsun.

OSMANLI MEDENİYETİNİ MEDRESELER AYAKTA TUTTU

ABD’yi ABD yapan üniversiteleridir. Osmanlı medeniyetini medreseler/üniversiteler ayakta tuttu. Sıbyan mekteplerinden medreselere kadar Osmanlı eğitim sisteminde bariz bir kalite farkı vardı. Medreseler bozulduğunda Osmanlı gerilemeye başladı. Malum olduğu üzere “Âlimin ölümü âlemin ölümü gibidir.” İlim gidince her şey gidiyor demektir.”

***

Mehmet Bulut Hocamızın konuşmasının ardından mezun ve mensuplarımızın sorularını cevaplandırdı. Programımız Hocamızın İZÜ kampüsünü gezdirmesiyle nihayet buldu. 

Güncelleme Tarihi: 12 Aralık 2016, 12:52
YORUM EKLE
YORUMLAR
Dr. Kenan
Dr. Kenan - 4 yıl Önce

Huzur ve maneviyat kokulu bir üniversitede güzel bir hafta sonu geçirdiğim ve çok değerli bilgiler edindiğim için kendimi şanslı hissediyorum.

Halit Pas
Halit Pas - 4 yıl Önce

İZÜ yü bizlere yakından tanıma imkanı sunan kıymetli yazarımıza teşekkürler.İZÜ ye hayırlı bilinçli öğrenciler yetiştirme temennisiyle muvaffakiyetler diliyorum

Sedat KILIÇ
Sedat KILIÇ - 4 yıl Önce

Çok hoş bir söyleşi olmuş. Yerinde bulunmamış olsak da orada ki havayı almış kadar olduk. Kaleminize, yüreğinize sağlık.

banner39

banner50

banner47

banner48