banner39

Medya Zekayı Düşürüp İnsanları Şiddete Nasıl Programlar ?

Einstein, ”Şiddet ahlak seviyesi düşük erkeklere her zaman çekici gelmiştir

Eğitim 18.02.2020, 11:22 18.02.2020, 14:31
Medya Zekayı Düşürüp İnsanları Şiddete Nasıl Programlar ?

Medya her gün bizlere türlü yollarla ama sık sık şiddeti fısıldarken istesek de istemesek de bilinçaltımıza sızıyor. 
 
Eric Fromm ”Sahip Olmak ve Olmak” isimli kitabında ortalama, sıradan bir bireyin toplumun sosyo-ekonomik yapısına göre bireysel psişik (ruhsal) yapısının oluşumundan bahseder. Bunu da ”sosyal karakter” olarak tanımlar.
 
Şöyle devam eder (…) ”Toplumun yapısı bireylerin sosyal karakterlerini öyle öylesine biçimler ki, kişiler toplum gerekleri doğrultusunda yapmak zorunda oldukları şeyleri, gerçekten de yapmak istediklerini sanmaya başlar.” (…)
 
Bizler sosyal karakter olarak gün geçtikçe yozlaşıyor, yozlaştırılıyoruz.. Sorgulamadığımız kabullerimiz bizlere bitmek tükenmek bilmeyen acılar yaşatıyor. Bu şekilde ruhlarımız kayıpken, huzurlu bir toplum olamayız. Hem de kısacık ömrümüz varken..
 
***
 
Klasik bir Türk televizyonu magazin, siyaset ve şiddet haberleri ile doludur. Öğretici birkaç faydalı kanal varsa da onların da sayılı bir izleyici kitlesi vardır.
 
Ancak genel olarak baktığınızda kepengi magazinle açar, öğlen kadınların birbirine girdiği moda, ev işleri, mutfak- çeyiz olayları, düğünüm nasıl olmuş konulu programlarla devam eder, akşam da haberleri vasat siyasetle başlatıp şiddet haberlerinden beyniniz uyuşana kadar sürdürürler.
 
En sonda da biraz futbol ve kapanış. Dizi zamanı geldi sonunda.
 
Diziler başladığı andan itibaren ağlayan kadınlar, fiziksel/psikolojik şiddet gören kadınlar, bağırılan kadınlar, evine saçını süpürge eden kadınlar, plazalarda bir erkek için savaşan modern zaman kadınları.. Arka planda da adam gibi adam (!) tanımlamasının yapıldığı erkek profilleri..
 
Hem kadınlar hem erkekler üzerinden yapılan bu şekillendirmelerin yansıması nasıl?
 
Medya ve Şiddet
 
 
Medyanın şiddet, futbol, siyaset, magazin başlıkları altında gözümüze soktuğu haberler; insanları gerçek problemlerden uzaklaştırmanın, uyuşturmanın, reyting için kullanmanın yanında karakteristik olarak şekillendirmeye de başlıyor.
 
Kelimenin gücü, algısal savaşlarla yönetilen yeni dünyanın en etkili dayanak noktalarından birisi. Bir kelimenin bilinçaltına işlenmesinde ise en etkili yöntem ”TEKRARLAMA”.
 
Bir insana kırk gün deli derseniz kırk gün sonunda delirir meselesi yani.
 
Medya her gün bizlere türlü yollarla ama sık sık şiddeti fısıldarken istesek de istemesek de bilinçaltımıza sızıyor. TV’lerde şarap, sigara gibi ürünler sansürlenirken; kadına etmediği küfür, tehdit, taciz,

fiziksel/psikolojik şiddet kalmayan dizi karakterleri son seste ve ışıkta gözümüze sokuluyor.
 
Sigara insanlara kötü örnek de mafya babaları rol model mi? Özenmekse mesele, şiddete özendirmek anormal değil mi?

Şiddet 

Bunlar benzer bir sürü saçma dizinin olması da ayrıca acı. Birinden sıyırsanız karşınıza öbürü çıkıyor. o şiddeti beğenmedin mi? Gel bir de benim şiddetime bak.. Ne olursan ol, şiddete gel.
 
Bu yönlendirmeler, kafasını hiçbir şey için çalıştırmayan kişileri gerçekten de şiddete yönlendiriyor ya da bazı aklı başında insanlar tarafından fark ediliyor. Bir kısım da var ki şöyle diyor: ”Bunlar zaten Türkiye'de olan şeyler. Olmayan bir şey göstermiyoruz ki”. Gösterdiklerinizi normalleştirme yerine engel olmak için eyleme geçseniz?
 
Bir de şöyle bir kitle var ”koca profesör karısını dövmüş, diğer insanlar için bu zaten normaldir.”
 
Neden eğitime göre değil eyleme göre yorum yapmıyorsunuz?
 
Şiddet eğitim seviyesi ile ölçülen bir eylem değildir. Bizim toplumumuzun tamamıyla yanlış anladığı, yanlış yorumladığı, yanlış noktalarda aradığı ahlaki bozukluğun ta kendisidir şiddet. İnsanlığı öğrenememeyle ilgili bir eylemdir. Einstein, ”Şiddet ahlak seviyesi düşük erkeklere her zaman çekici gelmiştir:” derken de bunu kastediyor.
 
 
***
 
 
Adalet Bakanlığı verilerine göre kadına yönelik şiddet olaylarında korkunç bir yükseliş var. İşte bunun sebebi sistematik olarak yozlaştırılmaya çalışılmamız. Hem de her koldan.
 
Kadir Has Üniversitesi’nin Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması’na göre de diğer problemler işsizlik, eğitimsizlik,sokakta baskı ve taciz, aile baskısı, kadın-erkek eşitsizliği ve çevre/mahalle baskısı şeklinde gidiyor. Bu problemlerden hiçbirini yaşamayan kaç kişi vardır?
 
Normalleştirilen bu problemlerin hiçbiri normal değil. Tıpkı bir psikolog deyişi olarak yayılan, ”Bize hiçbir zaman gerçek hastalar gelmez. Gerçek hastaların hasta ettikleri gelir.” sözü de bu durum gibidir.
 
Ülkenin her yanını sarmış bir illetten bahsediyoruz anlayacağınız. Görmezden gelen herkes durumun vahimliğini anlamalı.
 
Kaynak: Ajanslar

banner53
Yorumlar (0)
20
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?