Türkiye’nin Tohum Piyasasını Doğru Tanımlamak

Türkiye küresel tohum ekonomisi ve dış ticaretinde önemli sayılabilecek aktörler arasında bulunmaktadır. 1.5 milyar dolarlık ekonomik değeri ve 320 milyon dolarlık ticaret hacmi ile Türkiye’nin tohum sektörü küresel tohum piyasasının yüzde 2.5’ini oluşturmaktadır.

Türkiye’nin Tohum Piyasasını Doğru Tanımlamak

Deniz İstikbal


Gıda insanlık yaşamında vazgeçilmez temel bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyacın sürekli ve güvenli bir şekilde tüketiciler olan bizlere ulaşması ise farklı süreçler içermektedir. Toplumları yönlendiren, güvenliği ve düzeni sağlayan devletler için kritik bir konu olan gıda tedarik zinciri de mevcut süreç içerisinde önemli bir konuma sahiptir. Mevcut konumun başlangıç noktası olan tohum tüm sürecin en stratejik ve vazgeçilmez maddesidir. Çünkü tohum tarımsal üretimin sürdürülebilmesi için gereklidir. Bu gereklilik günümüzde toplum ve kamu güvenliği için daha kritik bir yapıya bürünürken ülkeler farklı tohum politikaları benimsemiştir. Çin, Fransa, ABD ve Arjantin gibi ülkeler küresel tohum piyasasında etkili aktörler olarak ön plana çıkmaktadır. Yaklaşık 23 milyar dolarlık ticaret hacmi ile dünya tarım sektörünün devamlılığına katkı sunan tohum üretimi 60 milyar dolarlık bir ekonominin yaratılmasını sağlamıştır. Türkiye ise küresel tohum ekonomisi ve dış ticaretinde önemli sayılabilecek aktörler arasında bulunmaktadır. 1.5 milyar dolarlık ekonomik değeri ve 320 milyon dolarlık ticaret hacmi ile Türkiye’nin tohum sektörü küresel tohum piyasasının yüzde 2.5’ini oluşturmaktadır. Dünya tohum ticaretinin de yüzde 1.4’ünü gerçekleştiren Türkiye yüzde 87’lik tohum yeterlilik oranı ile güçlü aktörler arasındadır. Ayrıca tohum bankaları açısından diğer ülkelere kıyasla daha iyi bir konumda yer alan Türkiye ilerleyen dönemlerde daha fazla tohum ihracatı yapabilecek kapasiteye sahiptir.

Küresel Tohum Ekonomisinde Aktörler

Üretim kapasitesi, teknoloji kullanımı, verimli tarım arazileri ve yetişmiş insan kaynağı ile yakından alakalı olan tohum üretimi her ülkede farklılık göstermektedir. Küresel tohum üretimindeki güçlü aktörler arasında ABD, Brezilya, Arjantin, Belçika, Hollanda, İspanya, Fransa, Almanya ve Kanada gibi ülkeler bulunmaktadır. Özellikle ABD, Fransa ve Almanya hem üretimde hem de dış ticarette tohum piyasasını etkileyebilecek kapasiteye sahiptir. Bu üç ülke küresel tohum ihracatının üçte birini kendi başlarına gerçekleştirmektedir. Ayrıca Hollanda ve Belçika’nın tarım arazilerine kıyasla verimli bir tohum üretim yapıları bulunmaktadır. Japonya, Vietnam, Endonezya ve Pakistan ise dünya tarım sektöründe ciddi düzeyde aktif olmalarına kıyasla tohum ticaretinde yeteri kadar etkili değildir. Buradan hareketle küresel tarım piyasasında ilk sıralarda bulunan bazı ülkelerin tohumda dış ülkelere bağımlı olduğu görülmektedir. Mevcut durum kriz dönemlerinde birçok ülkenin gıda ve ulusal güvenliğine ciddi düzeyde tehdit oluşturabilecek potansiyele sahiptir.

Türkiye'nin Tohum Üretimi

Türkiye’de Tohum Ekonomisi


Dünya tarım ekonomisinde 70 milyar dolarlık üretim kapasitesi ile onuncu büyük aktör olan Türkiye birçok ürünü üretebilecek tarımsal arazilere sahip bir ülkedir. Küresel tarım ekonomisinden yüzde 1.5 pay alan ve 21 milyar dolarlık ihracat yapan bir aktör olarak Türkiye’nin stratejik konumu ilerleyen dönemlerde daha fazla artacaktır. Özellikle Covid-19 sürecinde daha iyi bir şekilde ön plana çıkan tarım sektörü tohumların sürekli bir şekilde tedariki ile yakından alakalıdır. Türkiye’de tohum üretimini ve ticaretini belirleyen birçok kanun bulunmaktadır. Kanun çalışmalarının kökenlerini Osmanlı’ya kadar götürmek mümkündür. Günümüzde Türkiye’nin tohum üretimi yakından incelendiğinde ise son 18 yıllık süreçte ciddi bir ivmenin yakalandığı görülmektedir (Grafik 1). Ancak tohum ihracatı ve yeterlilik açısından istenilen seviyede olunmadığı anlaşılmaktadır. Özellikle bazı tohum türlerinde Türkiye’nin dış ülkelere bağımlı olduğunu söylemek mümkündür. Bu tohumlar arasında nohut, yonca, yulaf, fiğ, yerfıstığı, çayırotu ve kuru fasulyede dış ülkelere olan bağımlılık yüksek bir düzeye sahiptir. Mevcut türlerin yerlileştirilmesi için farklı politikaların hayata geçirilmesi ve uzun vadeli bir perspektif ile hareket edilmesi gerekmektedir.

Türkiye'nin Tohumda Dış Ticareti

Türkiye’nin tohum dış ticaretine yakından bakıldığında ton bazında fazla verildiği ancak dolar bazında istenilen düzeyde olunmadığı görülmektedir. Geçmiş yıllara kıyasla günümüzde tohum dış ticaretinde dengenin ihracat lehine olacak şekilde güç kazanması benimsenen politikanın işlevsel olduğuna işarettir. Ancak ABD, Fransa ve Hollanda gibi ülkelerden alınan tohumlara karşı yerlileştirme çalışmalarının daha fazla öne çıkması ticari denge için önemlidir. Türkiye’nin en büyük tohum ihraç pazarları arasında ise Ukrayna, Rusya ve AB ülkeleri gelmektedir. Ukrayna ve Rusya gibi iki önemli tarım ülkesine Türkiye’nin ciddi düzeyde tohum ihraç etmesi tarım sektörünün gücünü göstermektedir.(Grafik 2 ve 3).

Türkiye'nin Tohum İhracatı

Türkiye’nin tohum üretiminde birçok gıda ürünü açısından kendi kendine yeterli olduğu görülmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2020 tohum üretimi için 1.25 milyon tona işaret etmesi ise geçmiş yıllara kıyasla üretim artış eğiliminin sürdüğü ve kamunun tarıma ciddi düzeyde önem verdiğini göstermektedir. Ancak tohum ticaretinde patates, yem bitkisi, çayır otu ve mısır gibi ürünlerde ithalatın düşürülmesi için çalışmaların ivedilikle hayata geçirilmesi gerekmektedir (Tablo 1). Çünkü dış ülkelerden alınan tohumlarda süreklilik önemlidir ve Covid-19 sürecinde salgın hastalıklar küresel tedarik zincirine zarar vermiştir. Ayrıca yasalarla ciddi anlamda koruma ve denetim altına alınan tohum piyasasında yeni tür virüslere karşı tedbirlerin artırılması gerekir. Bu nedenle Türkiye’nin yerli tohum bankalarına daha fazla önem vermesi önemli çözüm yolları arasındadır. Kısa, orta ve uzun vadeli şekilde Tarım Bakanlığı’nın hayata geçirmiş olduğu 2018-2022 strateji planının 2030, 2040 ve 2050 gibi ileriye dönük genişletilmesi doğru bir adım olabilir. Uzun vadeli olarak atılacak adımlarda tohum sektörüne ayrıca önem verilmesi ise hem toplum sağlığı hem de gelecek nesillerin hayatları için kritik öneme haiz olacaktır.

kaynak: Kriter Dergisi  Ekim 2020

banner53
YORUM EKLE

banner39