banner39

banner35

Türkiye’nin zengin madeni: Bor

Dünya bor rezervlerinin yüzde 73’ünün Türkiye'de olduğunu biliyoruz. Uzmanlara göre bu oran aslında yüzde 88 civarında. 2021’de ihracatta da kendi rekorunu kıran bor, yüksek teknolojideki kullanımıyla da Türkiye'yi küresel lige taşımaya aday.

Ekonomi Finans 07.02.2022, 11:42
Türkiye’nin zengin madeni: Bor

Yer altı kaynakları açısından oldukça zengin bir ülke olan Türkiye’de özellikle son yıllarda ön plana çıkan element bor… Dünya bor rezervlerinin yüzde 73’ünün Türkiye'de olduğunu biliyoruz. Uzmanlara göre bu oran aslında yüzde 88 civarında.

Yer altındaki bu paha biçilemez doğal zenginlik, ekonomiye de giderek daha büyük katkı sağlıyor. Öyle ki geçtiğimiz yıl pandemi koşullarına rağmen bor üretiminde ve satışında rekor kırıldı. 2 milyon 600 bin ton bor ürünü satıldı.

Çoğunluğu Uzak Doğu ülkelerine yapılan bor ihracatıyla birlikte Türkiye'nin maden ihracatı da 6 milyar dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Kullanım alanları oldukça çeşitli olan bor, yüksek teknolojide de önemli bir rol oynuyor.

Peki, bor madeni neden önemli. Türkiye bor madenciliğinde nasıl bir atılım yapıyor?

“Türkiye’de çıkarılan borun hem kalitesi hem de katma değeri yüksek”

Türk-Alman Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şafak Gökhan Özkan, kalite açısından bakıldığında Türkiye’deki madenlerin içerisindeki bor yüzdelerinin diğer ülkelere göre daha fazla olduğuna dikkat çekiyor:

“Bor elementi tabiatta 150-200 tane mineralin içerisinde bulunuyor. Bu mineraller ticari değiller. Ticari olanları içerisinde kalsiyum iyonu bulunanlara kolemanit diyoruz. İçinde sodyum olanlarına boraks diyoruz. İkisinin de bir arada olanı üleksit denilen bir maden. Bu üçü de ülkemizde mevcut.

Dünyada ise ABD’de bu söylediğim 3 maden de var fakat içerisindeki bor yüzdeleri düşük. Türkiye’dekiler oldukça yüksek. Yani kalite açısından baktığımızda, Türkiye’deki madenlerin içerisindeki bor yüzdesi diğerlerine göre çok yüksek. Birtakım yan ürünlerinden dolayı da katma değeri fazla.

Ülkemizde en önemli ve dünyadaki en büyük bor yatağı Eskişehir Kırka ilçesinde Seyit Gazi kasabasında. Bu Kırka yatağında boraks madeni mevcut. Şu anda Eti Maden’in deterjan yapımında kullandığı boraks, buradan elde ediliyor.
İkinci büyük yatak Kütahya’nın Emet ilçesinde bulunuyor. Buradaki de kolemanit. 

“Kütahya’daki kolemanit ocağı, dünyada rakiplerinde olmayan izotopa sahip”

Borun az miktarda ama her yerde kullanımının mümkün olduğunu ve bu yüzden de önemli olduğunu vurgulayan Özkan, Kütahya Emet’teki kolemanit ocağının dünyadaki rakiplerinde bulunmayan özelliğe sahip olduğunu söylüyor.

“Borun elementlerin periyodik çizelgesindeki yeri 5 numara. Ve kristal yapısı, izotop yapısı birtakım uç alanlarda uygulama alanı bulmasına müsait. Bunun anlamı şu; izotoplarının bir tanesi 10 numaralı izotop, diğeri 11 numaralı izotop. Kütahya Emet’teki maden, kolemanit ocağımızın özelliği de dünyada rakiplerinde olmayan izotopa sahip olması. Bu izotop bize tıbbi uygulamalarda, sağlık sektöründe, aşıların içerisinde, kanser tedavisinde bile bir miktar bor kullanıldığı söyleniyor. Bu literatüre geçmiş durumda. Kimi uygulamalarda, savunma sanayinde, tankların zırhlarının yapılmasında kullanılıyor.

Çünkü bu proses sadece tabiattan çıktığı haliyle para edebilen bir şey değil. İşlemeniz gerekiyor. Ve mümkün olduğu kadar saf vaziyette minerali arkasından da elementer bora geçmeniz gerekiyor. Elementer bor elde ettiğinizde kullanım alanları işte o “sanayinin tuzu” dediğimiz mevzu gündeme gelmiş oluyor. Az miktarda ama her yerde bor kullanımı mümkün. Bu yüzden önemli.”

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu: Dünya bor rezervlerinin yüzde 88’i Türkiye’de

Prof. Dr. Özkan, dünya bor rezervlerinin yüzde 73’den de fazlasının Türkiye’de olduğunu, bunu ABD ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumunun son verilerinde görülebildiğinin altını çizerek, şöyle konuşuyor:

“Amerika Birleşik Devletleri Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS), şu anda dünyadaki toplam bor rezervini 1 milyar 243 milyon ton olarak belirtiyor. B2O3 bazında söylüyor bunu ve Türkiye’deki miktar 1 milyar 100 milyon ton. Bu yaklaşık yüzde 88’ine karşılık geliyor. Her ne kadar korumacı tavırla ABD kendi verilerini kamuoyundan gizlese de dünyadaki üretim verilerini ve rezerv verilerini bizimle paylaşıyor. Dolayısıyla böyle nadide bir kaynağımızı, ‘sanayinin tuzu’nun hakkını vererek, değerlendirmemiz gerekiyor.”

“Bor, ahşapların yanmasını geciktirici olarak da kullanılıyor”

Borun kullanım alanı oldukça fazla. Camdan temizlik malzemelerine, sağlıktan enerjiye kadar pek çok alanda karşımıza çıkıyor. Kullanım alanlarına her geçen gün de bir yenisi ekleniyor.

Prof. Dr. Özkan, borun ahşapların yanmasını geciktirici olarak da kullanılabildiğine ve bunun oldukça önemli olduğuna vurgu yaparak, kullanım alanlarını genel hatlarıyla şöyle anlatıyor:

“Birinci temel kullanım alanı elbette ki cam sanayi. Söylediğim kolemanit cam sektöründe kullanılıyor. Kurşun geçirmeyen camlar var, o da uç alanı. İkincisi seramik sanayi, sırlama konusunda kullanılıyor. Diş tedavilerinde, diş dolgularında kullanılan beyazlatmayı sağlayan hep bor madenleri söz konusu. Hatta diş macununda da kullanılması mümkün. Üçüncü sanayi de tarımdır. Diğer kullanım alanları, metalürji sektöründe bazı madenlerimizin kıymetli metallerin ergitilmesinde ergime sıcaklığını ve akışkanlığını kolaylaştırmak için kullanılıyor. Bu çok eskiden beri bilinen bir yöntem. Bir takım ziynet eşyalarının altının, gümüşün kolay bir şekilde düşük sıcaklıklarda işlenebilmesi için bir miktarda boraks kullanılıyor. Bunun dışında son zamanlarda inşaat sanayinde kullanılması mümkün. Çünkü bazı tuğlaların içerisinde özellikle ısı izolasyonu için borların kullanıldığını görebiliyoruz. Tabii ki farklı B2O3 oranlarında bu kullanım mümkün. Ahşapların yanmasını geciktirici olarak da borları kullanabiliyorsunuz. Reçine gibi düşünün. Bir alevlenme olduğu takdirde bor enerjiyi emdiği için diğer tarafa geçmesini engelliyor. Böyle bir izolasyon sağlıyor ve bu çok önemli bir şey.”

"Maglev treni’ ve ‘Yapay Güneş’te de bor bileşikleri kullanılıyor”

Borun bilinen kullanım alanlarının haricinde yüksek teknolojide de kullanımının mümkün olduğunu söyleyen Prof. Özkan, Japonya'da ve (Çin'de) manyetik kaldırma teknolojisiyle çalışan süper hızlı tren Maglev ile (Fransa'da) ve Çin’de geliştirilen ‘Yapay Güneş’ deneylerinde de borun kullanıldığını duyurarak, şöyle anlatıyor:

“Birincisi, içerisinde neodinyum, demir ve bor elementlerinin alaşımı olan bir mıknatıs söz konusu. Bu mıknatıs, doğal bir mıknatıs. Elektrikle mıknatıslanmıyor. Kendisi manyetik özellik taşıyor. Kuzey ve güney kutupları var. Maglev trenleri şu anda Almanya ve Çin’de geliştirilen bir teknoloji. Raylara ve trenin kızaklarına birer mıknatıs döşüyorsunuz. Eş kutuplar birbirini ittiği için belli bir sanki hava yastığı üzerinde yüzüyormuş gibi motoru olmayan bir trenden bahsediyoruz. Bu sonsuz enerji kaynağı demek. Tabii ki o mıknatısı elde edebilmek için neodinyuma, demire ve bora ihtiyacınız var.

İkincisi ise Fransa'da ve Çin’de eş zamanlı olarak yapılan ‘Yapay Güneş’ deneyleri. Tabi bu yapay güneşler yaklaşık 15-20 yıldır söz konusu. Avrupa Birliği, Rusya ve ABD’nin içinde olduğu, Çin’in ve Hindistan’ın da ortak olduğu 35 tane ülkeden oluşan bir konsorsiyumda Fransa’da Paris yakınlarında bir yapay güneş oluşturuyorlar. Yapay güneşten kastım şu; güneşin yüzey sıcaklığı 5 bin santigrat derece civarındadır, teorik olarak ölçülmüş değer. Bunun sıcaklığı 100 kat olan bir yapay güneşten bahsediyoruz.

Burada yapılan şey, şu anda nükleer santrallerde ağır radyoaktif elementler parçalanarak enerji elde edilebilirken, burada hidrojen atomları çarpıştırılarak helyum elde ediliyor. Ve burada çok büyük bir enerji açığa çıkıyor. Tabii ki bu enerjiyi çıkartmak ve çarpıştırmak için kullanılan teknolojinin ve devasa makinanın adı TOKAMAK. Eyfel Kulesi’nin üç katı büyüklüğünde bir hacimde, büyük bir tonajda yaklaşık 23 bin ton ağırlığında bir reaktörden bahsediyoruz. Bunun içerisinde döteryum denilen kimyasal 50 megawattlık bir enerji girdisiyle 500 megawattlık enerji elde ediliyor.

2025’te Fransa'daki bu reaktörü ticari olarak devreye alacaklar ve bunun süperiletken malzemesinde MgB2 magnezyum diborür bileşiği kullanılması söz konusu. Bu da bor elenti için katma değeri çok yüksek yeni bir kullanım alanı demek. Tabii ki tabiattaki haliyle değil. Bir takım proseslerden geçtikten sonra.”

“Bor karbür tesisi, savunma sanayi için çok önemli”

2022'nin sonlarına doğru tamamlanacağı açıklanan bor madeninin savunma sanayi ve nükleer teknolojide kullanılmasına olanak sağlayacak Balıkesir Bor Karbür Üretim Tesisi'nin savunma sanayi için oldukça önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Özkan, Türkiye’nin bu konuda oldukça kıymetli yatırımlar yaptığına da dikkati çekiyor.

“Bor, bir menkul kıymet değil. Yani altın, gümüş gibi işlem gören bir şey değil. Tüketim miktarı belli. Önemli olan yatırımlar. Çok akıllıca yatırımlar yapılıyor şu anda Türkiye’de. Bandırma’da Bor Karbür Tesisi kurmak savunma sanayi için çok önemli. Biz kendi tankımızın zırhını bundan elde edebiliriz.

Burada kesinlikle maliyete bakmamak gerekiyor. Yani laboratuvar çalışmalarından başlayıp pilot çapta devam edip bunu gerçekten savunma sanayine bahşetmemiz lazım.

Milli SİHA'ların öncü ismi rahmetli Özdemir Bayraktar ile İnsansız Hava Araçları’nın radara yakalanmaması için neler yapılmasıyla ilgili bir konuşmamız olmuştu. Ben bor kullanılmasını tavsiye etmiştim. Onlara ne kullandıklarını sorduğumda kevlar denilen bir ticari maddeden bahsetti. Kevların içine baktığımızda da yine bir miktar o ‘sanayinin tuzu’ndan var.

Peki, biz neden kendi kevlarımızı üretmeyelim? Bor karbürden öte bir şey söylüyorum. Bor elementi atom numarası 5 ve izotopları olduğu için çok önemli bir nötron absorplayıcı madde. Nötronu yani radyasyonu, radarı, X ışınını ya da mikrodalgayı emen özelliğe sahip. Bu demek ki radar bir ışın gönderdiği zaman yere yansımayacak ve görünmeyecek. Görünmez uçak elde etmiş oluyorsunuz aslında. Boyasında, kaportasında kullanabilirsiniz. Yani İHA’ların, SİHA’ların yüzeylerinin kaplanmasındaki boyada bunu kullanabiliriz diye düşünüyorum.”

Yorumlar (0)
19
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?