banner39

Filistin'in seçilmiş ilk başkanı: Yaser Arafat

Yaser Arafat, Filistin'de yapılan ilk seçimlerin sonucunda 21 Ocak 1996'da Filistin Devlet Başkanı olmuştu

Filistin 21.01.2015, 13:49 21.01.2015, 15:18
Filistin'in seçilmiş ilk başkanı: Yaser Arafat

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) lideri ve Filistin'in ilk devlet başkanı Yaser Arafat 20 Ocak 1996'da yapılan ülkenin ilk seçimlerinde seçilmiş ve bir gün sonra, 21 Ocak'ta göreve başlamıştı.

Arafat, 1958'de kurduğu FKÖ içerisinde ülkesini işgal eden İsrail'e karşı şiddetli bir mücadele verdi. 1988'e kadar İsrail'in varlığını tanımayan Arafat, bu tarihte Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 242 sayılı kararını kabul etti ve böylece iki devletli çözüm gündeme geldi. Arafat bu kararı Arafat 1988 yılında BM Genel Kurulu'nda kürsüye çıktığında ilan etti ve FKÖ'nün İsrail'in var olma hakkını tanıdığını, kabul ettiğini duyurdu. Bu açıklama, Arafat'ı ve FKÖ'yü, ABD'nin gözünde daha önemli bir konuma taşıdı. 242 sayılı karar, "İsrail'in son savaşta işgal ettiği tüm topraklardan çekilmesi" ve "bölgedeki tüm devletlerin güvenli ve tanınmış sınırlar dahilinde var olma hakkına saygı duyulması"nı öngörüyordu.

1989'da Filistin Merkezi Konseyi Arafat'ı Filistin devletinin başkanı ilan etti. 1990'da Filistinli müzakereciler barış görüşmelerine Madrid'de başladı. Görüşmeler Amerika ve Rusya'nın arabuluculuğu ile devam ederken, Arafat Norveç'te yürütülen gizli barış görüşmelerine de destek veriyordu. 1993 Oslo Antlaşması bu sürecin bir ürünüdür.

İSRAİL, FİLİSTİN’İ TANIYOR

Taraflar, İsrail hükümetinin, Filistin yönetiminin sınırlı toprak egemenliğini ve Batı Şeria ile Gazze'de kısmi kontrolünü tanıması konusunda anlaştı. Anlaşma ile İsrail devleti, Arafat başkanlığındaki Filistin Yönetimi'nin varlığını resmen tanımış oldu.

Oslo ve Madrid antlaşmaları kağıda döküldü ve taraflar Amerika'da bir araya geldi. Arafat ve İsrail Başbakanı İshak Rabin'in tarihi tokalaşma anı burada yaşandı. Böylece Filistin'in, kontrolü altındaki Batı Şeria ve Gazze'de, sınırlı da olsa kendi kendini yönetme hakkı tanınmış oldu.

Arafat ve Rabin bu antlaşma ile Nobel Barış Ödülü'nü kazandı. Ancak bu antlaşma Filistinlilerin hayatına çok az yansıdı. Anlaşmalara Filistinlilerin tepkisi karışık oldu. Retçi Cephe anlaşmalara karşı ortak olarak muhalif oldukları İslamcıların yanında yer aldı. Ayrıca Lübnan, Suriye ve Ürdün'de bulunan Filistinli mülteciler, birçok Filistinli entelektüel ve yerel Filistinli liderler tarafından da bu anlaşmalar reddedildi. Arafat ise binlerce eski silah arkadaşı ile birlikte Gazze'ye geri döndü.

İLK SEÇİMLER

Oslo'yu 1994 Kahire Anlaşması izledi. Buradan da İsrail birliklerinin Gazze'den kısmi çekilme kararı çıktı. 1996 yılında yapılan Filistin seçimlerinde Arafat oyların yüzde 83'ünü alarak Filistin Yönetimi'nin başkanı seçildi. Diğer tek aday insani yardım görevlisi ve aktivist Semiha Halil'di. Hamas ve diğer muhalif hareketler başkanlık seçimlerine katılmama kararı aldığından başka aday yoktu. Arafat'ın bu seçim zaferi Filistin Yasama Konseyi'nin 88 koltuğunun 51'inin El Fetih'e geçmesini garantiledi.

Arafat, barış sürecinin devamı için mücadele etti ancak Kudüs, mültecilerin geri dönüş hakkı, yasadışı Yahudi yerleşimleri, sınırlar ve su meselesi gibi hayati konular müzakerelerin önündeki en büyük engellerdi.

Arafat, bu sorunların aşılması için ABD Başkanı Bill Clinton ve İsrail Başbakanı Ehud Barak ile 2000 yılında Washington yakınlarındaki Camp David kasabasında bir araya geldi. Ancak görüşmeler çıkmaza girdi ve başarısız oldu. Clinton ve Barak bu başarısızlığın sorumluluğunu, tüm baskılara rağmen Kudüs'ün egemenliğinden ödün vermeyen Arafat'a yükledi.

Filistinliler barış sürecinin çıkmaza girmesine çok kızdı ve bu, bölgesel Filistin Yönetimi ile ilgili çalışmaların tamamen durmasına neden oldu.

ZORUNLU HAPİS VE ARAFAT’IN ÖLÜMÜ

İsrail, bu arada çıkan bazı halk hareketlerinden sorumlu tuttuğu Arafat’ı El Mukataa'da zorunlu ev hapsinde tuttu. Mart 2002'de İsrail ordusu tarafından başlatılan kuşatma iki yıl sürdü. Kuşatma süresince El Mukataa defalarca bombalandı ve İsrail tankları Arafat'ın ofisini tanklarla doğrudan hedef aldı.

Zorunlu hapis süresince İsrail yönetimi Arafat için üç farklı seçenek üzerinde durdu: Tutuklama, sürgün veya öldürmek. Daralan kuşatma çemberine ve baskılara rağmen Arafat, Filistin Yönetimi'ni El Mukataa'dan idare etmeyi sürdürdü.

25 Ekim 2004 tarihinde Arafat, aniden, grip teşhisiyle hastalandı. Görgü tanıkları, Arafat'ın sağlık durumunun ciddileştiğini hatta toplantılardan birinde kustuğunu aktarmıştı. Bunun üzerine Mısır, Ürdün ve Tunus'tan tıbbi ekipler Arafat'ın hastalık nedenini bulmak için Mukataa'ya gitti.

Bütün tıbbi çabalara rağmen Arafat'ta iyileşme emareleri görülmeyince Fransa’ya nakli gündeme geldi. Arafat, Paris'te bulunan bir askeri hastaneye götürüldü. 3 Kasım 2004'te Arafat bir daha uyanmamak üzere komaya girdi. 11 Kasım günü Arafat'ın öldüğü resmen duyuruldu. Paris'teki hastane yetkililerine göre, Filistinli liderin ölüm nedeni ani beyin kanamasıydı. Ancak otopsi yapılmadı ve Arafat'ın tıbbi kayıtlarına Filistinli yetkililer el koydu.

banner53
Yorumlar (0)
23
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?