banner39

İsrail yıkımları tüm hızıyla sürüyor

İsrail, bir yandan ruhsatsız olduğu iddiasıyla Filistinlilere ait evleri bir yandan da suçlu olduğuna inandığı Filistinlilerin ailesinin evlerini yıkıyor

Filistin 19.10.2016, 15:59 19.10.2016, 16:35
İsrail yıkımları tüm hızıyla sürüyor

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

İsrail’in yerleşim stratejileri doğrultusunda hız kazandırdığı yıkımlar tepkilere neden oluyor. Protestolara dönüşen tepkilere uluslararası arenadan da destek var.

İsrail, Negev Çölü'ndeki bedevi köylerinde yıkımlarına devam ediyor. Bunun son örneği 12 Ekim’de yaşandı. İsrail Sivil İdaresi, ruhsatsız olduğu gerekçesiyle Avrupa Birliği fonlarıyla inşa edilen sekiz binayı yıktı.

İsrail’in bedevi milletvekili Taleb Ebu Arar, yıkımların siyasi ve demografik amaçlara hizmet ettiğini

El Arakib köyünde yaşayan bedevilerin önderi Seyyah El Turi, bir yandan yıkımlarla, diğer yandan İsrail tarafından hakkında açılan davalarla mücadele ediyor. El Turi, bu durumu şu ifadelerle anlatıyor:

"Hakkımda açılan davalar halen devam ediyor. Tam 53 tane! Her birinde 2 milyon şekel 500 bin dolardan fazla tazminat talep ediyorlar. Köyümüz El Arakib, bırakın İsrail’i, İngilizlerden bile önce Osmanlılar tarafından tanınmış topraklar. 400 yıllık tarihi ile Türkiye’nin yanında İsrail nedir ki? İsrail bizim topraklarımızı çaldı ve hayatlarımızı kontrol ediyor. Üstelik mahkeme önünde bizi işgalcilikle suçluyor. Türkiye’ye, Arap ülkelerine, Avrupa hükümetlerine sesleniyorum; bizim Negev'de yaşama hakkımız var, bu yıkımlar durdurulsun. Buranın gerçek sahipleri bizleriz."

Gösteride, Yahudiler de bedeviler ile birlikte yer aldı. İşgale karşı direnmek ve Filistinliler için eşit haklar elde etmek amacıyla kurulan "Şiddet Karşıtı Yahudiler Merkezi" ve "Geride Kalanlar” insan hakları örgütü, "Dinimiz İşgal Değil" pankartları açtı.

Yahudi göstericilerden Itzhak Kıdsrose, u ifadeleri kullandı:

"Bu gösterinin Sukkot Bayramının ilk gününe denk getirilmesinin bir nedeni var. Sukkot, Yahudilerin Mısır’dan çıkıp çöllerde geçici barakalarda yaşadığı yılların anıldığı bir bayramdır. Günümüzde ise İsrail Negev’in kuzeyinde ve Batı Şeria’nın c bölgesinde yaşayan halkları aynı şartlara zorluyor. Bence Sukkot Bayramı, Yahudilerin kendi tarihlerinin bir parçası olarak tutunduğu bu tecrübe ile özeleştiri yapmaları için çok uygun bir dönem. Filistinlilere, bedevilere, vatandaşlık hakkı verilenlere ve verilmeyenlere…" 

Küresel Yahudi protestoları yalnızca İsrail’de değil, dünyanın farklı kentlerinde yürütülüyor.

“FİLİSTİN YÖNETİMİ DESTEKLENMELİ”

Filistin Başbakanı Rami El-Hamdallah, işgal yönetiminin yılbaşından bu yana Filistinlilere ait 960 tesisi yıktığını ve söz konusu tesislerin çoğunun dış finansla yapıldığını bildirdi. El-Hamdallah, işgal rejiminin yıkım politikası devam ettiği sürece sürdürülebilir kalkınmanın mümkün olmadığını söyledi.

Hükümetinin herhangi bir icraatının uluslararası toplumun işgal rejimine baskısı olmadan hedeflerine ulaşamayacağını ifade eden El-Hamdallah, ekonomik kalkınma ve siyasi çözüm süreçlerinin birbiriyle bağlantılı olduğuna dikkat çekerek, işgalin sona erdirilmesi ve Yahudi yerleşim birimi inşasının durdurulması için Filistin Yönetimi’nin uluslararası düzeyde desteklenmesi gerektiğini belirtti.

Filistin Başbakanı, sadece milli bağımsızlığın sürdürülebilir kalkınma ve ekonomik gelişme fırsatları doğurabileceğini, Filistin halkının enerjisini ve imkânlarını ayağa kaldıracağını dile getirdi.

El-Hamdallah, işgal yönetiminin işgal güçlerinin kontrolündeki "c" bölgesinde yatırıma ve inşaata izin vermediğini hatırlatarak, söz konusu bölgenin Batı Yaka'nın yüzde 64'ünü teşkil ettiğini söyledi.

Bu arada Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İsrail'in yasadışı yerleşim yeri inşaatlarını görüşmek üzere toplandı. Mısır, Venezuela, Malezya, Senegal ve Angola’nın talebiyle gerçekleşen gayri resmi toplantının başlığı "yasadışı İsrail yerleşimleri: barışın ve iki devletli çözümün engelleri" oldu. Toplantıda İsrail'in Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki yerleşim politikaları ele alındı.

Herhangi bir oylamanın yapılmadığı görüşmede ABD, Batı Şeria'daki endişe verici inşaatların bölgeyi tek devletli çözüme götürdüğünü ve barışa zarar verdiğini söyledi.

Washington yönetiminin Birleşmiş Milletler Temsilci Yardımcısı David Pressman özellikle Batı Şeria'nın c bölgesinde artan yıkımlara dikkati çekti.

İsrail, 2016 yılında yeni bir rekora imza attı. İşgali altındaki Filistin topraklarında yılın ilk altı ayında 168 konutu yıktı. Batı Şeria'da ilk altı ayda gerçekleştirilen yıkımlara dair son rapor, "İşgal Altındaki Topraklarda İsrail İnsan Hakları Enformasyon Merkezi Betselem" tarafından yayımlandı. Buna göre İsrail, 2006 yılı başından 30 Haziran 2016'ya kadar geçen on yıllık sürede Batı Şeria'da en az bin 113 konutu yıktı, 5 bin 199'u çocuk 2 bin 602 kişiyi evsiz bıraktı. Betselem'in yayınladığı raporda İsrail’in 2015 yılında 125 konutu yıktığı da hatırlatıldı.

İsrail yalnızca Batı Şeria'da değil, Doğu Kudüs'te de yıkımları artırdı. 2016 yılının başından bu yana Kudüs Belediyesi’nin yasadışı inşa edildiği gerekçesiyle karar çıkardığı 32 bina yıkıldı.

Kudüs merkezli "Uygulamalı Araştırma Enstitüsü" ise aynı süreçte 72 Arap evinin yanı sıra ikamet yeri olmayan 113 yapıyı yıktığını ileri sürdü.  

İsrail, bu yıkımlara gerekçe olarak ise üç ana neden gösteriyor; cezalandırma, ruhsat eksikliği ya da askeri alanlara yakınlık.

İsraillilere yönelik saldırıda bulunan ya da bulunduğu iddia edilen Filistinlilerin ailelerine ait evler, caydırıcı olacağı gerekçesiyle yıkılıyor. Yani İsrail, yalnızca suçlu olduğuna inandığı kişiyi değil, tüm ailesini cezalandırıyor.

Ayrıca Doğu Kudüs ve Batı Şeria'da Filistinlilere ait evler için ya ruhsatsız olduğu ya da ayrım duvarı başta olmak üzere İsrail’in askeri bölgelerine yakın olduğu gerekçesiyle yıkım kararı çıkıyor.

Bu uygulamanın hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını belirten Filistinliler yıllarca bekledikleri halde İsrail yönetiminin elinde bulunan Kudüs Belediyesi'nden ruhsat alamadıklarına vurgu yapıyor.

Uzmanlar ise ev yıkımlarının "Yahudi yerleşim birimlerini genişletmeyi hedefleyen İsrail’in bir çeşit yıldırma politikası olduğunu" belirtiyor.

Barış Şimdi Örgütü’nün verilerine göre son 49 yıl içerisinde İsrail, Yahudi vatandaşları için Doğu Kudüs’te 55 bin evin planını onaylarken, aynı bölgede Filistinliler için 700 evin inşasına izin verildi.

İsrail ile Filistin yönetimi arasında 1995'te imzalanan "İkinci Oslo Antlaşması" çerçevesinde, Batı Şeria, a, b ve c. bölgelerine ayrıldı.

Yüzde 18'i kapsayan "a bölgesi"nin yönetimi idari ve güvenlik olarak Filistin’e, yüzde 21'lik "b bölgesi"nin idari yönetimi Filistin’e, "güvenliği" ise İsrail yönetimine bırakılırken, yüzde 61'ını kapsayan "c bölgesi"nin hem idaresi hem de "güvenliği"  İsrail’in elinde kaldı.

banner53
Yorumlar (0)
28
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?