banner15

İsrail'in bireysel eylemleri 'toplu cezalandırma siyaseti'

İsrail ordusu, Batı Şeria'da Yahudi işgalciler ya da güvenlik güçlerine yönelik bir eylemin ardından toplu cezalandırma politikası izliyor

İsrail'in bireysel eylemleri 'toplu cezalandırma siyaseti'

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

İsrail ordusunun, işgal altındaki Batı Şeria'da Yahudi işgalciler ya da güvenlik güçlerine yönelik bir eylemin ardından "toplu cezalandırma politikası" izlediği ifade ediliyor.

Batı Şeria'nın kuzeyindeki Nablus kenti çevresindeki Havat Gilad Yahudi işgal birimi yakınında 9 Ocak'ta bir Yahudi işgalcinin, durakta beklerken yoldan hızla geçen bir araçtan açılan ateş sonucu hayatını kaybetmesinin ardından İsrail ordusu âdeta kentin tamamını cezalandırıyor.

İsrail ordusunun, olayın ardından Nablus'taki kontrol noktalarından geçişleri yasaklaması, bölgeye giriş ve çıkışları engellemesi, bölge halkını alternatif yollar aramaya sevk ediyor.

Bölge sakinleri, kent girişlerinde yer alan kontrol noktalarının da 2000'lerde patlak veren ikinci intifadada uygulanan benzer toplu cezalandırmalar kapsamında inşa edildiğini hatırlatıyor.
Kentlerin abluka altına alınmasının yanı sıra olayın vuku bulduğu alanda arama-tarama çalışmaları yapan İsrail askerlerinin çevre köylere baskın düzenlemesi, Filistinlilere ait ev ve arazileri yağmalaması bölgede gerginliği tırmandırıyor.

Nablus kentinin batısındaki Tell beldesinde otobüs şoförlüğü yapan Ahmed Ramazan, İsrail askerlerinin, Filistinlilere ait bölgelerdeki giriş-çıkışları kapatmasının ardından hem yolcular hem de şoförlerin risk altında olduğunu ifade etti. Ramazan, "Filistinliler işlerine ulaşmak için toprak ya da dağlık yolları kullanıyorlar. Bu da vakit ve efor kaybının yanı sıra risk anlamına geliyor." dedi.

Bu durumun, ikinci intifada sırasında İsrail askerleri tarafından uygulanan yöntemleri hatırlattığını söyleyen Ramazan, "O dönemde de Batı Şeria'daki kentler birbirlerinden izole bir hale getirilmiş, vatandaşlar ulaşım için dağlık yolları kullanmak zorunda kalmıştı." diye konuştu.

TOPLU CEZALANDIRMA SİLAHI

Filistinli yazar Saray Arabi ise "İsrail'in, Batı Şeria'daki direniş eylemlerini abluka altına almak için toplu cezalandırma siyasetini bir silah gibi kullandığı görülüyor." değerlendirmesinde bulundu. Arabi, bu uygulamaların tarihsel sürecine ilişkin şunları söyledi:

"İşgal güçleri, 1987'deki birinci intifadada Batı Şeria'nın geniş alanlarında sokağa çıkma yasağıyla toplu cezalandırma siyaseti uyguladı. 2000'deki ikinci intifada ise kent kent abluka uygulayarak, bölgeleri birbirinden ayırdı, evleri yıktı."

Arabi, İsrail ordusunun aranan birinin ya da bir direnişçinin gözaltına alınması sırasında ailesi veya yakınlarını da gözaltına alma siyaseti uyguladığına dikkati çekerek, "İsrail, bu siyaset ile Filistin kamuoyunda direnişçiler ya da direniş eylemi düzenlemek isteyenler üzerinde baskı oluşturmaya çalışıyor." dedi.

ZİHİN DAĞLAMA SİYASETİ

Özellikle ikinci intifadadan sonra uygulanan bu siyaseti "zihin dağlama" şeklinde isimlendiren Arabi, İsrail'in son günlerde Nablus'ta yaşananlarda olduğu gibi kentlerdeki kontrol noktalarını geçişlere kapatarak Filistinlilere "Bu tür eylemlerinin bedelini işgal güçlerinin değil kendisinin ödeyeceğini" hissettirmek istediğini söyledi.

İşgal güçlerinin Filistin halkını provoke etmeye çalıştığını belirten Arabi, şöyle devam etti:

"Biz ırkçı bir işgalden bahsediyoruz. Bu işgal, Filistinlileri, herhangi bir eylem olmasa da toplu şekilde cezalandırıyor, Yahudi yerleşimcilere Filistinlilerden farklı imtiyazlar tanıyor. Hastalar, kapalı kontrol noktalarından geçemediği için hayatını kaybediyor. Bu işgalin doğal politikasında var olan ırkçı siyaseti."

Toplu cezalandırmanın Filistinlileri etkilemediğini söylemenin mümkün olmadığını kaydeden Arabi, ancak bu uygulamaların işgalle mücadelede halk için bir an bile engel teşkil etmeyeceğinin altını çizdi.

EV YIKMA CEZASI

İsrail'in "toplu cezalandırma" uygulamaları arasında Filistinlilerin evlerini yıkmak da bulunuyor.

İsrailli insan hakları kuruluşu B'Tselem tarafından 11 Kasım 2017'de yayımlanan raporda, "Toplu cezalandırma kapsamında evlerin yıkılması, İsrail'in Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze'de uyguladığı en aşırı yöntemlerden birisi. İsrail, bu siyaset kapsamında yüzlerce evi yıktı, binlerce kişi evsiz kaldı." ifadesi kullanıldı.

Raporda "ev yıkma siyasetinin", bir şey yapmamış ya da yapmasından şüphe edilmeyen kişilere zarar verme maksadıyla hazırlandığı, sadece "İsrail vatandaşları veya güvenlik güçlerine zarar veren ya da zarar vermeye çalışanların yakını" oldukları için böyle bir muameleyle karşı karşıya kalan çok sayıda Filistinli olduğu belirtildi.

B'Tselem'in geçen eylülde hazırladığı raporda da Kudüs'teki Har Adar yerleşim biriminde düzenlenen ve 3 İsraillinin ölümüyle sonuçlanan olayın ardından İsrail yönetiminin 40 bin Filistinliye yönelik "toplu cezalandırma siyaseti" uyguladığı ifade edilmişti.

Güncelleme Tarihi: 16 Ocak 2018, 14:38
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35