banner39

İsrail'in işgali artarak devam ediyor

Batı Şeria'da İsrail'in "devlet toprağı" olarak nitelendirdiği 1,3 milyon dönümlük arazinin % 38'i Dünya Siyonist Teşkilatı'na yani Yahudi yerleşimcilere ayrılırken, yalnızca % 0,7'si Filistinlilere tahsis edilmiş durumda

Filistin 04.04.2013, 16:17 04.04.2013, 16:17
İsrail'in işgali artarak devam ediyor

İsrail'in 1979'dan sonra tek taraflı kararıyla büyük bölümü 'İsrail toprağı' ilan edilen Batı Şeria'da Yahudi yerleşimcilerin sayısı artarken, Doğu Kudüs'te yaşayan Müslümanlar çile çekiyor.

Batı Şeria'da bulunan Filistin yönetimi, Oslo anlaşması kapsamında yalnızca A bölgesi olarak belirlenen sınırlı bölgelerde kontrol sahibi... B ve C bölgesi olarak ayrılan yerler İsrail'in "sivil idare" olarak adlandırdığı birim tarafından idare ediliyor. Batı Şeria'da İsrail'in "devlet toprağı" olarak nitelendirdiği 1,3 milyon dönümlük arazinin % 38'i Dünya Siyonist Teşkilatı'na yani Yahudi yerleşimcilere ayrılırken, yalnızca % 0,7'si Filistinlilere tahsis edilmiş durumda.

İsrail'in Batı Şeria'daki sivil idaresine göre, söz konusu "devlet topraklarının" yalnızca küçük bir bölümü 1967'ye kadar Ürdün yönetimi tarafından kaydedilmişti. Ancak, Filistinlilere ait özel topraklarının sözde askerî gerekçelerle istimlak edilerek ardından yerleşim birimlerinin oluşturulmasına, İsrail yüksek mahkemesi tarafından engel koyulmuştu. Bu durumda, 1979'dan sonra Batı Şeria topraklarının büyük bir bölümü tek taraflı olarak İsrail'in "devlet toprağı" ilan edilmişti. Bir süre önce sivil idare birimi, kullanılmakta olan yani işlenen toprakları Filistinlilere bıraktığını iddia etmişti. Fakat yakın bir tarihte Ofer askerî mahkemesindeki bir duruşmada sivil idareye bağlı bir yetkili "alınan kararların hukukî değil siyasî olduğunu" itiraf etti. Nitekim bir önceki Netanyahu hükümetinin politikası, Filistinlilere ait özel topraklarda Yahudi yerleşimlerini kaldırmak ve sözde "devlet toprakları" üzerindeki yerleşimleri onaylamak oldu.

Buradaki temel mesele de, Filistinlilere ait özel topraklarla, İsrail'in iddia ettiği sözde "devlet toprakları" arasında bir ayrım yapmak. Zira, İsrail'de işgal altındaki toprakların istimlakı ve yerleşim projelerine kullanılması için siyasi ve hukuki boşlukların kullanılması yeni bir durum değil. Zira yeni dönemde savunma bakanlığı yardımcısı mevkinin yerleşim destekçisi Yahudi Evi Partisi'ne verilmiş olması da, Batı Şeria'da daha tartışmalı kararların alınabileceği bir dönemin işaretçisi...

KUDÜS YAHUDİLEŞTİRME POLİTİKASINA KURBAN EDİLİYOR

İsrail'in Kudüs'te yürüttüğü Yahudileştirme politikaları sadece bölgeden değil, bütün uluslararası örgütlerden ve ülkelerden tepki topluyor. Ancak Tel Aviv hükümeti politikalarından vazgeçmiyor ve uluslararası arenada varılan anlaşmaları da yok sayıyor.

Birleşmiş Milletler genel kurulunda alınan kararlar doğrultusunda, iki devletli çözüm önerisi olarak 1967 sınırlarına dayanan doğu Kudüs başkentli bir Filistin devleti öngörülüyor. Ancak İsrail devleti 1967'den bu yana tamamı üzerinde hak iddia ettiği ve hatta başkenti olarak öne sürdüğü Kudüs şehrinin fizikî ve demografik yapısını değiştirmeye devam ediyor. 1967 yılından bu yana doğu Kudüs'ün farklı bölgelerinde oluşturulan yasadışı yerleşim yerlerinde bugün itibariyle 192 bin Yahudi yerleşimci yaşıyor. Doğu Kudüs'ün Silvan gibi Arap mahallelerinde farklı gerekçelerle Arap evlerine yıkım kararı çıkarılıyor ve istimlak edilen topraklar Yahudi yerleşimcilere devrediliyor. Bölgede Arap halkının ihtiyaçlarını sağlayacak herhangi bir yerel yönetim ise bulunmuyor. Kudüs'ün tamamı, İsrail devletine bağlı Kudüs belediyesi tarafından yönetiliyor. Halk ile İsrail'e bağlı belediye arasında ise ciddi sıkıntılar yaşanıyor. İsrail'in topladığı vergilere rağmen mahallelere temizlik, yol bakımı ve temel altyapı hizmetleri dahi ulaştırılmıyor.

İsrail devleti bu politikalarla Kudüs halkı için hayat şartlarını zorlaştırmayı ve göçe zorlamayı hedefliyor. Yahudileştirme politikaları bu kadarla sınırlı değil... Uzun bir süre yurt dışında veya Batı Şeria bölgesinde kalması halinde, Kudüs halkının kimlikleri de İsrail tarafından keyfî bir şekilde iptal ediliyor. Böylece Kudüs'e kayıtlı Arap halkının nüfusu da sistematik bir şekilde azaltılmış oluyor.

Kudüs halkı zor şartlarda yaşamaya devam ederken ve şehir içinde inşaat yapım izni alması neredeyse imkânsızken, Yahudi halkının Kudüs genelinde yayılması teşvik ediliyor.

BARIŞ ŞİMDİ TEŞKİLATI'NIN RAPORU

İsrail'de yerleşim yerlerine yönelik en kapsamlı kampanyayı yürüten Barış Şimdi Teşkilatı yıllık raporunda, 2012 yılı boyunca yerleşim inşaatında yeni bir rekor kırıldığını belirtti. Rapora göre 2012'de, yeşil hat olarak bilinen 1967 sınırının öteki tarafında, toplam 6 bin 676 yeni konut inşaatı onaylandı. Bu, geçen yıla oranla yerleşim onaylarında yüzde 300'lük bir artış anlamına geliyor.

İsrail'in yerleşim politikaları:

- 2010'da yalnızca birkaç 100 olarak ifade edilen, 2011 yılında ise 1.607'ye ulaşan yeni inşaat sayısının 2012'de 6.676 olması, Netanyahu hükümetinin imza attığı yerleşim kararlarında rekor kırıldığını gösteriyor.

- Batı Şeria'da başlatılan yeni yapım projelerinin sayısı 1.400'ü geçiyor. Üstelik bu projelerin en az yüzde 40'ını, İsrail'in ileride muhtemel bir barış anlaşmasında hak iddia etmesi zor görülen, yani Batı Şeria'nın daha içerilerinde yer alan soyutlanmış bölgeler oluşturuyor.

- Yerleşim inşaatlarının en yoğun görüldüğü bölgeler doğu Kudüs'teki Goş Atsiyon, Batı Şeria'daki Har Brakha, Kedumim ve Ali Zahav.

Barış Şimdi Teşkilatı, Netanyahu'nun hızlandırılmış yerleşim politikasının bölgede iki-devletli bir çözüm ihtimalini sistematik bir şekilde imkânsızlaştırdığına dikkat çekiyor. Zira konutların 3.500'ünün Kudüs'ü Batı Şeria'dan tamamıyla ayırmayı amaçlayan E-1 koridorunda yapılması öngörülüyor.

Yerleşim yerlerine yasal ve finansal olarak yoğun destek veren Yeşa Yerleşim Konseyi ise alaylı bir açıklama ile Barış Şimdi örgütünün yerleşim yerlerine ilişkin raporunu memnuniyetle karşıladıklarını belirtti: Yeşa konseyi direktörü, yerleşimlerin ileriki yıllarda daha da genişlemesini ümit ettiklerini de ifade etti.

Kaynak: Kuzey Haber Ajansı

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?