banner39

19.04.2008, 08:28

Filistinliler Iraklı Kürtleri örnek almalı


 
Iraklı Kürtler Talabani ve Barzani'nin güçleri arasındaki çatışmalardan neredeyse bağımsız devlet kurma noktasına gelirken, Filistinliler hâlâ iç bölünmüşlükle meşgul. Fetih ve Hamas fırsatları harcamakta ustalaştı

Görünen o ki, Irak'taki Amerikan işgali ve henüz işaretleri belirlenmemiş yeni rejimin kurulması gölgesinde, bölgenin tekrar nasıl şekillendirileceğini öğrenmeden önce uzun yıllar beklemekten başka kaçış yok. Kapalılığın sardığı bu rejim, bir yandan Şii çoğunluğun varlığına ve diğer yandan federasyon ilkesine dayanacak.
Hali hazırdaki şekliyle Ortadoğu'nun 1916'da Londra'daki Sykes-Picot Anlaşması'na varılmasıyla birlikte oluşturulmaya başlandığı malum. Irak, 1. Dünya Savaşı'nın bitişiyle Osmanlı Devleti'nin yıkılması sonrası şu anki sınırları üzerine kuruldu. Bu ülke, şu anki sınırlarıyla bölgesel sistemin ve Ortadoğu'nun siyasi haritasının dayanaklarından birisi. Sykes-Picot Anlaşması'yla Osmanlı'nın parçalanması arasında 1917'de Balfour Deklarasyonu yayımlandı ancak Ortadoğu'ya ekilen İsrail devletinin kurulduğu 1948'de ilan edildi. Bu mantıkla, Irak depremi gölgesinde Ortadoğu'nun siyasi haritasının şekline dair kehanette bulunmak için erken.

Savaşın tek başarısı Kuzey Irak
Bu ülke bütün halde mi kalacak yoksa yeni oluşumlar mı doğacak? Şii partilerin kontrolünün bölgesel dengelere etkisi nedir? Filistin sorunu Arap öncelikleri arasında mı kalacak, yoksa Irak bu sorunun üzerini mi örtecek? Özellikle de, bölgenin benzerini görmediği mezhepçi dürtülerin patlak vermesi ve İran-Suriye ekseninin Lübnan ve Filistin'de saldırıya geçmesi sonrası...
ABD'nin Irak savaşının ve Saddam'ın Baasçı aile rejiminin düşüşünün beşinci yıldönümünde, belirli Amerikan çevrelerinin olumlu şeyler yapıldığına dair sözleri dikkat çekiciydi. ABD yönetiminin Irak'ın belirli bir bölgesindeki, yani Kürdistan'daki hedeflerine ulaşmakta başarılı olduğundan hareketle olumlu şeylerden söz edenler var.
Quil Lawrence 'Görünmeyen Millet' (Invisible Nation) adlı kitabında, Amerikan hedeflerinin Irak'ta değil, Kürdistan'da gerçekleştiğine işaret ediyor. Kürdistan'da istikrar, parlaklık, güvenlik ve demokrasinin yanı sıra, ABD destekçisi ve İsrail'le ilişkileri bulunan yarı bağımsız bir oluşum var. Kitap bağımsız Kürt devletinin kurulma ihtimalinin bulunduğunu ve Iraklı Kürtlerin sadece yüzde 2'sinin eski Irak'la bağlantıyı desteklediğini özetliyor. Bağımsız devlet hayali belki de, iki büyük Kürt partisini savaş öncesi süreçte Şii muhalefete katılmaya ve Irak'ın federasyon olacağına yoğunlaşan bir bildiri çıkarmaya sevk eden sebepti. Kendi bayrağı, başkanı, hükümeti, ordusu, polisi ve yasaları bulunan yarı bağımsız Kürt oluşumunun kurulması yönündeki ilk adımdı bu.
İroni, Kürtlerin Filistinlilerin aksine şu ana dek deneyimler ve 1990'ların ortasında iki büyük parti arasında yaşanan çatışmalardan yararlanmalarında saklı. Barzani'nin partisi, İran desteğinden beslenen Talabani'nin partisiyle mücadelede Irak ordusundan yardım istemek zorunda kalmıştı. İki parti de sonunda birbirlerini yok etme imkânının olmadığını ve işbirliğinin gerektiğini anladı. Bu işbirliği Irak'ın yaşadığı gelişmelerden yararlanmayı ve Kürtleri bölgesel tarafların elinde bir koza dönüştürmemeyi hedefliyordu.

Bizzat yaşanan da bu oldu. İki parti de şu an başta Türkiye olmak üzere bölgesel nedenlerden dolayı tam bağımsızlık ilan edemeyeceklerinin farkında. Fakat Irak Kürdistanı'nı çevreleyen ülkelere toslayan Kürt hayalinin gerçekleşmesi için uygun anı beklemeyi hiçbir şey engelleyemez.

Buna karşın, 1990'ların ortalarında yarı bağımsız bir oluşum kurmanın eşiğine gelen Filistinliler öldürücü hataları tekrarlamakta tereddüt etmedi. 2008'de, Kürtlerin 1990'ların ortasındaki deneyimine dönüyorlar. Şu an İsrail'den bağımsız Filistin devleti yerine, birbirinden bağımsız iki oluşumları var.

Hamas 'Nekba'ya doğru ilerliyor

Bölgesel ve uluslararası şartların Kürtlere destek olduğu doğru. Ancak, Kürtlerin bu şartlardan, hatta Irak'taki iç savaştan yararlanmayı bildiği de bir gerçek. Filistinliler, özellikle de İsrail'in Gazze'den tek taraflı çekilmesi sonrası fırsatları harcama sanatında ustalaştı. Hamas gibi bir hareket, Gazze'yi İsrail'i ortadan kaldırmanın üssü olarak gördü.

Filistinliler bölgesel ve uluslararası gelişmeleri gerçekçi bir biçimde okumadı. Tarih lideri Arafat, Beyaz Saray'a girmenin bir kazanım olduğunu anlamadı. Arafat özellikle de, Şaron'un Washington kapısını kendisinin yüzüne kapatmaya yoğunlaştığını anlamadı.

İsrail'in işgali derinleştirme eğilimini gözardı etmemekle birlikte, Kürtlerin bir devlet elde etmeye Filistinlilerden daha yakın olduğu da görmezden gelinemez. Peki Kürtlerin ilerlemelerinin sırrı ne? Kürtler, pratikteki güç dengelerine dayanarak gerçekçi davrandı. Filistin halkının Hamas'ıysa, yanılgılara bel bağlamanın gölgesinde yeni bir Nekba'ya (büyük felaket) doğru yol alıyor.

Kaynak: Radikal

 

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?