banner39

12 Eylülcüler işkenceyi örtbas planı da yapmış

12 Eylül cuntasının, dönemlerindeki işkenceleri gizlemek için psikolojik harekât planı uyguladığı ortaya çıktı

Genel 18.06.2012, 08:22 18.06.2012, 11:07
12 Eylülcüler işkenceyi örtbas planı da yapmış

Dünya Bülteni/Haber Merkezi

Genelkurmay Başkanlığı, 12 Eylül askeri darbesi döneminde cezaevinde yaşanılan işkence ve kötü muamele olaylarıyla ilgili 3 çuval belgeyi, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya ’yı yargılayan Özel Yetkili Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi ’ne gönderdi. Gönderilen belgeler arasında Diyarbakır Cezaevi’ndeki açlık grevi ve ölüm olaylarına ilişkin belgeler de yer aldı. Belgelerde cezaevindeki kötü koşulları protesto etmek için kendini yakan Ferhat Kurtay ve arkadaşlarının ölüm olayı da anlatıldı. Belgelerde, dönemin askeri yönetiminin cezaevindeki işkence ve kötü muamele olaylarını gizlemek için de bir psikolojik harekâta giriştiği anlaşılıyor. 

Radikal'in haberine göre, Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından 12 Ocak 1984 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı’na gönderilen raporda kötü koşulları protesto etmek için yapılan açlık grevi şöyle anlatılıyor:

“Aralarında Kemal Pir, Hayri Durmuş gibi PKK (APO) adlı yasadışı örgütün üst düzey yöneticileri ilk olarak 7 Mart 1981 tarihinde Diyarbakır Cezaevi ’nde açlık grevine başlamışlardır. Eylemci sanıklar ikaz edilmiştir. Tutuklularla yapılan görüşmede özellikle İstiklal Marşı söylemek istemediklerini, istedikleri kitap ve yayınların verilmediğini beyan etmişlerdir. 30 Mart 1981 tarihinde açlık grevi sona ermiş Ali Erek isimli tutuklu gerekli tedavisi yapılmasına rağmen vefat etmiştir. Savcılık yaptığı soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.”

Dörtlerin gecesi

Aynı tarihli raporda, ‘dörtlerin gecesi’ olarak anılan, Ferhat Kurtay ve arkadaşlarının cezaevi koşullarını, baskıcı uygulamaları protesto etmek için kendi bedenlerini ateşe verme olayına yer verildi. Resmi belgelerde söz konusu tarihi olay şöyle anlatıldı:

“PKK (APO) örgüt üyesi sanıklar Ferhat Kurtay, Eşref Anyık, Nemci Üner ve Mahmut Zengin 17 Mayıs 1982 tarihinde Diyarbakır Sıkıyönetim Özel Askeri Ceza ve Tutukevi’nde 96 kişilik koğuşta 4.30- 5.00 sıralarında kendilerine yakmak suretiyle eyleme girişmişler, ‘Kahrolsun sömürgecilik, faşistler ve biji Kürdistan’ şeklinde sloganlar ve Kürtçe marşlar söylemişlerdir. Koğuştaki diğer arkadaşları söndürme işlemine çalışırlarken sanıklar kendilerine müdahale edilmemesini, yanmak istedikleri belirtmişlerdir. Görevlilerce olaya müdahale edilerek yanan sanıklar Diyarbakır Askeri Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alınmışlar fakat kurtarılmayarak ölmüşlerdir. Bu olayda Diyarbakır Sıkıyönetim Askeri Savcılığı’nca soruşturma başlatılmış ancak kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir.”

İşkence soyutmuş

Aynı raporda sanıkların işkence iddialarının amacının cezaevinde tesis edilen disiplini bozma olduğu da savunularak “Sanıkların devlet otoritesini ve büyük çabalar sonucu tesis edilen disiplini bozmak ve yurtdışında, ideolojileri doğrultusunda kamuoyu oluşturmak, idareyi ve görevlileri yıpratmak amacındadırlar. Eyleme giren sanıkların istekleri incelendiğinde, disiplin sağlamak için alınmış olan tedbirleri, hatta cezaevlerinde bulunmayı dahi işkence ve baskı olarak nitelendirdikleri görülmektedir. Savcılıkça işlem gören olayların dahi gerçek dışı söz konusu edildiği, hatta daha da ileri gidilerek mahkeme heyeti önünde hâkim ve savcıların dahi işkence yaptıklarının iddia edildiği, soyut ve ciddi görülmeyen komutanlığımıza ilgili merci ve yazılar ile intikal eden amaçlı iddialar hakkında herhangi bir soruşturma açmaya gerek görülmemiştir” denildi.

Mahkemeye gönderilen belgeler yurtiçi ve yurtdışında işkence iddialarını azaltmak için ‘Psikolojik Harekât Planı’ hazırlandığını ortaya koyuyor. Söz konusu plana göre, işkence ve kötü muamele iddialarının “sol kesime” mensup kişiler tarafından kendi ideolojileri doğrultusunda ileri sürüldüğünün yetkililerce anlatılması gerektiği belirtiliyor. Planda, işkence iddialarının asılsız ve mesnetsiz olduğu da savunularak “12 Eylül öncesi devleti yıkmak için her türlü yıkıcı bölücü eylemi gerçekleştiren uluslararası terörizmin maşaları aşırı solcu anarşist ve teröristlere karşı insan haklarına saygı adı altında asılsız ve mesnetsiz iddialarla kamuoyu acındırılmaya çalışmakta, iç ve dış kamuoyunun baskılarıyla adalet sistemine tesir edilerek alacakları cezalar hafifletilmeye çalışılmaktadır” deniliyor.

‘Rütbeleri söylemeyin’

Genelkurmay tarafından Jandarma Genel Komutanlığı’na ve Sıkıyönetim Komutanlığı’na gönderilen 5 Mayıs 1981 tarihli belgede ise sorgu sırasında sorgucuların birbirine “Albayım, binbaşım” diye hitap etmemeleri istenilerek “Sorgulama ile işkence iddiaları birbirine karıştırılmayacak” denildi.

Yorumlar (0)
26
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?