banner39

58 sayfalık red gerekçesi

Ergenekon davası sanıklarının tahliye talepleri 58 sayfalık gerekçelerle reddedildi.

Genel 28.07.2012, 01:20 28.07.2012, 01:20
58 sayfalık red gerekçesi

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Kamuoyunda '3. Yargı Paketi' olarak bilinen ve tutuklu sanıkların durumları ile ilgili maddeler de içeren 6352 sayılı yasa kapsamında tahliye talebinde bulunan Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından sadece üçü hakkında tahliye kararı verildi.

Mahkeme, diğer tutuklu sanıkların taleplerini reddederken tutukluluk hallerinin devamına ilişkin yeni yasal düzenleme gereği uzun gerekçeler gösterdi. Her tutukluluk halinin devamına ilişkin 1-2 sayfayı geçmeyen değerlendirmeler, 6352 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinin ardından ilk kez yapıldı ve bu kez gösterilen gerekçeler 58 sayfayı buldu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon davasının 68 tutuklu sanığı, 5 Temmuz 2012 tarihinde resmi gazetede yayınlanan ve kamuoyunda '3. Yargı Paketi' olarak bilinen 6352 sayılı yasa kapsamında tahliye talebinde bulunmuştu. Yeni yasanın lehe hükümler içerdiği gerekçesiyle eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay ile Hurşit Tolon, Şener Eruygur, Levent Ersöz, Doğu Perinçek, İbrahim Şahin ve Tuncay Özkan, ya kendileri ya da avukatları aracılığıyla tahliye talebinde bulunmuşlar ve 3 haftadır taleplerin değerlendirilmesi bekleniyordu.

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese'nin yıllık izinde olduğu bir dönemde yapılan bu tahliye talepleri bugün yapılan 210'uncu duruşmaya kadar her duruşmada 'Acaba bugün değerlendirilecek mi?' diye umutla bekleniyordu. Sanıkların büyük bir bölümü önce tahliye edileceklerine kesin gözüyle bakıyordu. Ancak her geçen duruşma sanıkların tahliye umutlarının biraz daha yokolmasına neden oldu. Mahkeme, Ceza Muhakemesi Kanunu CMK'nun 108'inci maddesi kapsamında tahliye taleplerinin değerlendirmesini yapmak durumundaydı. CMK 108'de mahkemelerin, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin en fazla 30 günde bir değerlendirilmesi gerektiğini öngörüyordu. Ancak maddenin diğer bir fıkrası ise gerekli koşulların sağlanması durumunda daha önce de sanıkların tutukluluk hallerinin tekrar gözden geçirilebileceğini hükmediyordu. Mahkeme bu madde kapsamında son değerlendirmeyi 28 Haziran 2012 tarihinde yapmıştı. Buna göre de bir sonraki değerlendirmeyi 27 Temmuz 2012 tarihine kadar yapmak durumundaydı. Sanıklar gerekli şartların oluştuğunu düşünerek illa da son tarihin beklenilmesine gerek olmadığı kanaatindeydi. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese'nin yıllık izini geçtiğimiz Cuma günü son bulmasına rağmen bu hafta görülen duruşmaların hiçbirine katılmadı. Üye hakim Hüsnü Çalmuk, son güne kadar Özese'nin yerine mahkeme heyetine başkanlık yapmaya devam etti.

Bugün görülen duruşmada Kürşat Yılmaz ve Turgut Büyükdağ'ın tanık sıfatıyla ifadelerine başvuruldu. Büyükdağ'ın tanıklik işlemi henüz bitmeden duruşmayı kapatan Başkan Çalmuk, CMK 108 maddesi kapsamında yapılan talepleri değerlendireceklerini açıkladı. Odalarına çekilen heyet, yaklaşık 1,5 saat sonra 58 sayfadan oluşan bir ara karar ile duruşmaya çıktı. Başkan Çalmuk, sayfa sayısının fazla olması nedeniyle okuma işleminin çok uzun sürmemesi için yapacakları bir uygulama hakkında silgi verdi. Tutukluluk hallerinin devamına karar verdikleri sanıklar için ortaya koydukları gerekçelerden ortak olanları sadece bir numaralı sanık için bir kez okuyacaklarını belirten Çalmuk, diğer sanıklar için bu ortak gerekçelerin okunmayacağını söyledi. Çalmuk, ayrıca her sanık için ayrı ayrı hazırladıkları ve sadece kendilerini ilgilendiren gerekçelerin ise ayrı ayrı okunacağını açıkladı. Ardından da kararın okunmasına başlandı.

Tutuklu her sanık için yani 68 sanık için tek tek isimlerine göre yapılan değerlendirmeler okundu. 68 tutuklu sanıktan sadece Bora Ballı, Hayretttin Ertekin ve Muzaffer Şenocak'ın tahliyesine karar verildi. Tahliye kararına ise sanıkların üzerine atılı suç vasıflarının değişme ihtimalinin bulunması, haklarındaki delillerin toplanmış olması, delilleri karartma ihtimallerinin bulunmaması, dosya kapsamı ve delil durumu gerekçe olarak gösterildi.

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal'ın da aralarında bulunduğu 65 sanığın tahliye talebi ise reddedildi. Tahliye talepleri reddedilen 65 sanık hakkında adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı belirtilen kararda, Haberal, Balbay ve Başbuğ'un hakkındaki tutuklama sebeplerinin henüz ortadan kalkmadığı ifade edildi.

Tutukluluk hallerinin devamına yönelik karar verilen sanıklar için şu gerekçelere yer verildi;

- Tanık beyanlarının mahkemece alınmasının henüz tamamlanmamış olması, soruşturma ve kovuşturma aşamasında bazı sanıklar tarafından tanıklar ve itirafçı sanıklara yönelik beyanlarını değiştirmeleri konusunda menfaat, baskı ve tehdit uyguladıkları yönünde soruşturma ve bulguların bulunması nedeniyle de delilleri karartma şüphesinin devam ettiği,

- Mahkememizce yargılaması yapılan, örgüt yöneticisi ve örgüt üyesi oldukları iddia edilen bir kısım sanıkların haklarında henüz tahkikat başlamadan, bir kısmının da soruşturma ve kovuşturma aşamasında yurt dışına kaçarak firari durumunda olması ve firar etmeye teşebbüs iddiasıyla soruşturma açılmış olması nedeniyle, aynı örgüt kapsamında yargılanan ve hakkında ağır cezai yaptırımlar istenen sanığın da kaçma şüphesinin bulunduğu,

- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5.maddesinde tutuklu yargılama için azami bir süre şartı getirilmediği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi uygulamasının da buna uygun olduğu, makul sürenin her bir dava, özellikle bu dava gibi karmaşık kabul edilebilecek davalar için özel olarak belirlenmesi gerektiği, görülmekte olan davanın kendine özgü yapısı, nitelik ve nicelik olarak ulaştığı devasa boyut, birleşen dava ve sanık sayısı, sanığa atılı suçun CMK’nun 100. maddesinde düzenlenen ve katalog suçlar kapsamında kabul edilen Devletin güvenliğine karşı suçlar ve Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile ayrıca Terörle Mücadele Kanunu kapsamında olduğu, bu suçlar için kanunda öngörülen tutukluluk süresinin üst sınırının 10 yıl olması, atılı suçların kanunda düzenlenen ceza miktarının alt ve üst sınırları, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre ve benzer yargılamalardaki uygulamalar da göz önüne alındığında, tutuklu kalınan bu sürenin makul olduğu,

- Dosyadaki toplam sanık sayısı, davanın başlangıcındaki tutuklu sanık sayısı ile halen tutuklu olan sanık sayısı dikkate alındığında, mahkememizin şimdiye kadarki uygulamalarında, tutuksuz yargılamanın asıl olup, tutukluluğun istisna olarak uygulandığının görüldüğü,

- Sanık hakkında tutuklama gerekçelerinin çok ayrıntılı, somut olarak ve delillerin tartışılması suretiyle belirtilmesi halinde ihsası rey itirazlarının söz konusu olabileceği, bu nedenle suç şüphesinin tespitinde bu durumun göz önünde bulundurulduğu,

- Dosyamızda mevcut yakalama ve arama tutanakları, sanıkta ele geçen çok sayıda yazı ve belgeyle ilgili inceleme raporları, devlete ait çok sayıda gizli belgeyle ilgili olarak alınan kurum yazıları, telefon kayıtları, ses ve görüntü kayıtları, sanığa ait bilgisayarda ve diğer sanıkların bilgisayarlarında ele geçen bilgi ve belgeler"

- Sanığa ait aşama ifadeleri ile diğer sanık ve tanık beyanları.

Bu nedenlerle atılı suçları işlediğine dair kuvvetli suç şüphesi bulunan sanıkların hakkında daha hafif koruma tedbiri olan adli kontrol tedbiri uygulanmasının yetersiz kalacağı belirtilen kararda, tahliye taleplerinin oy birliğiyle reddedildiği kaydedildi.

Tutuklu 65 sanığın tahliye taleplerinin kabul görmemesi, sanıklar ve kendilerine destek vermek için duruşmaya katılan yakınları ile CHP milletvekilleri tarafından tepki ile karşılandı. Taşkınlık çıkaran ya da karara protestosunu çok yüksek bir ses tonu ile dile getirerek mahkeme heyetine bağıran çok sayıda sanık, mahkeme başkanı Çalmuk'un talimatıyla jandarma görevlileri tarafından duruşma salonundan çıkarıldı. Tahliye kararı ise izleyiciler arasında sevinçle karşılandı. Mahkeme Heyeti duruşmayı 30 Temmuz Pazartesi saat 08.45'e erteledi.

banner53
Yorumlar (0)
11
orta şiddetli yağmur
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?