banner39

Büyüme iyi ama riskler hala duruyor

Ekonomistler ve iş dünyası pembe tabloyu bozabilecek risklerin olduğuna dikkat çekiyorlar.

Genel 16.09.2010, 07:15 16.09.2010, 07:17
Büyüme iyi ama riskler hala duruyor

Dünya Bülteni / Haber Merkezi


 Türkiye ekonomisinin yılın ikinci çeyrekte yüzde 10,3, ilk alta ayda da yüzde 11 büyümesi moralleri yükseltti. Yüksek büyüme oranıyla krizin yaraları sarılırken bütçe açığı ilk yedi ayda yüzde 54,1 azaldı.

Referans'tan Şebnem Turhan'ın haberine göre, krizde yüzde 15'i aşan işsizlik oranı da yüzde 10,5'e düştü. İç talebin desteğiyle sanayi üretimi sekiz ayda yüzde 14,3 arttı. Sıcak para girişi de tüm hızıyla sürüyor.

Ekonomistler ve iş dünyası Türkiye'nin büyümede çarpıcı bir performans sergilediğinde hemfikir. Ancak pembe tabloyu bozabilecek risklerin olduğuna dikkat çekiyorlar. Bunların başında mali kuralın ertelenmesiyle mali disiplinden taviz verme olasılığı geliyor. Sanayi üretiminin temmuzda teklemesi bir diğer kaygı. Cari açığın beklentinin üzerinde artması ve finansmanının sıcak parayla karşılanması da bir diğer önemli risklerden.


Ak Yatırım Başekonomisti Hakan Aklar sanayinin öncü göstergelerinden gelen sinyallerin olumlu olmadığını görüşünde. Eksprestinvest Başekonomisti Güldem Atabay da ikinci yarıda büyümenin zayıflayan baz etkisiyle tek haneye döneceği görüşünde.
 
Türkiye ekonomisinin ikinci çeyrekte yüzde 10,3, ilk yarıda yüzde 11 büyümesi moralleri yükseltti. Krizin tüm yarasını saran ekonominin yanı sıra bütçe açığı ilk yedi ayda yüzde 54,1 azaldı. Yüksek büyüme ve mevsim etkisiyle işsizlik oranı yüzde 10,5'e düştü, iç talebin desteğiyle sanayi üretimi sekiz ayda yüzde 14,3 arttı, sıcak para girişi tüm hızıyla sürüyor.
 

Ancak ekonomistler Türkiye'nin pembe tablosunu bozabilecek risklerin olduğuna dikkat çekiyor. Risklerin başında mali kuralın ertelenmesiyle mali disiplinden taviz verilebilmesi geliyor. Sanayi üretiminin temmuzda teklemesi bir diğer kaygı. Cari açık beklentinin üzerinde artıyor ve finansmanı sıcak parayla karşılanıyor.

Ekonomistler Türkiye'nin büyümede çarpıcı bir performans sergilediğine hemfikir. Yüksek büyümeyle birlikte Ak Yatırım Başekonomisti Hakan Aklar mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış işsizlik oranının haziranda yüzde 11,7'ye düşmüş olmasının gayet iyi olduğuna dikkat çekti.

Geçen yıllarda bunun yüzde 10 seviyelerinde olduğunu hatırlatan Aklar son bir yılda her 100 kişiden sadece 36'sının iş bulabilmiş olmasını ise kaygı verici buldu. Aklar "2.7 milyon stok işsizlik var. Onu çözmek yüksek büyüme gerektiriyor. Yavaşlayacak ekonomide işsizlik bu seviyelerde kalacak gibi görünüyor" dedi.

İKİNCİ YARIDA HARCAMALAR ARTTI

Aklar güçlü iç talebin hem sanayi üretiminin hem de büyümenin lokomotifini oluşturduğunu dile getirirken bu durumun cari açığın da hızlı artmasını sağladığını kaydetti. Aklar yılsonunda 40 milyar dolar seviyesine cari açık beklediğini dile getirdi.

Ama Aklar'a göre yurtdışında düşük faizin sürmesi, güvenli bankacılık sistemi ve düşük enflasyonla Türkiye'nin sermaye için hala çok çekici bir ülke. Aklar "Tüm bunlar olunca sermaye girişi oluyor. TL değerlenmeye devam edecek, cari açık artacak. Ancak sermaye girişi çok ciddi. Ve cari açık kur baskısı oluşturmuyor" dedi.
Aklar sanayinin öncü göstergelerinden gelen sinyallerin olumlu olmadığını görüşünde.

Reel kesim güven endeksinde iç ve dış siparişlerde gerileme beklentisinin arttığını, OECD öncü göstergeler endeksinde durağanlık olduğunu belirtti.
Hükümetin bütçede ilk yarı performansını başarılı bulan Aklar ikinci yarıda harcamaların arttığına dikkat çekti.

İlk yarı performansı olsaydı bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,5'lerde kalacağına işaret eden Aklar harcamaların artmasıyla bu oranın yüzde 4,6 seviyesine çıkmasını beklediğini kaydetti. Aklar buna rağmen hükümetin hedefi olan yüzde 4,9'un altında kalınacağına da işaret etti.
Eksprestinvest Başekonomisti Güldem Atabay da ikinci yarıdaki yüksek büyümeyle özel sektörün krizde kaybettiğini yerine koyduğunu ve yatırıma başladığını belirtti.

Buna karşın Atabay ikinci yarıda büyümenin zayıflayan baz etkisiyle tek haneye döneceğini dile getirdi. Hızla yükselen cari açığın ikinci yarıdaki tek haneli büyümeyle yavaşlamasını bekleyen Atabay cari açığın finansmanı konusunda şu anda risk görmediğini belirtti.

Güçlü global likiditenin güçlü büyüyen Türkiye'ye akmaya devam edeceğini vurgulayan Atabay yurtdışındaki ve içerdeki gelişmelere göre bu akışın 2011 ortalarında kesilebileceğini dile getirdi. 2009'da cari açığın yşüzde 50'sini finanse eden doğrudan yatırımların bu yıl azalmasının büyümenin kapasitesini aşağı çektiğini ifade etti.


Atabay 2011'de yüzde 4 seviyelerine düşmesi beklenen büyümenin de yüzde 10,5'e kadar düşmüş işsizliğin daha da geriletmeye yetmeyeceği beklentisinde.

Sanayiciler de yaptıkları yatırımlarla ekonomiye yüksek büyüme sağlattı ve krizin yarasını sardı. Ancak ithalat ve değerli TL halen daha en büyük problem olarak önlerinde duruyor. Sanayicilere göre ithalattaki yüksek artışın önüne geçilmeden yüksek büyümenin sürmesi mümkün görünmüyor.

 
MAHFİ EĞİLMEZ:
6 MİLYAR DOLAR FAZLADAN FİNANSMAN İHTİYACI OLACAK

Büyüme her ne kadar geçen yılın ikinci çeyreğinde yaşanan yüzde 7,6 küçülmenin baz etkisinin izlerini taşısa da yüksek bir büyüme oranıyla karşı karşıya olduğumuz kesin. IMF'nin Türkiye'ye ilişkin 4. Madde Konsültasyon Raporu'nda yer alan cari açığın GSYH'ya oranı oldukça önemli.

(2010 için yüzde 4,7 ve 2011 için yüzde 5,1.) Cari açık ilk altı ayda 20.4 milyar doları yıllıklandırılmış olarak baktığımızda ise haziran sonu itibariyle 27,3 milyar doları bulmuş durumda. Ben cari açığın IMF'nin tahmin ettiği 34.3 milyar dolar dolayında kalacağını sanmıyorum.

Benim tahminim açığın 40 milyar dolara yakın gerçekleşmesi yönünde. Bu durumda dış finansman ihtiyacımız 6 milyar dolar daha fazla olacak demektir. Bu dengenin en kırılgan noktası cari açık olarak ortaya çıkıyor. Türkiye, büyümesini ve bütçe açığını düşürme stratejisini cari açığa bağımlı bir yapıdan çıkaramazsa görüp göreceği toparlanma 2010 yılıyla sınırlı kalabilir.
 
FATİH ÖZATAY:
3. ÇEYREKTE BÜYÜME 2. ÇEYREĞE GÖRE ARTMAZ

Üst üste iki önemli veri açıklandı: Yılın ikinci çeyreğine ilişkin gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) ve haziran dönemi işsizlik oranı. GSYH'ye ilişkin iki önemli olumlu noktayı vurgulayarak başlayayım.

Birincisi, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış GSYH bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 3,7 arttı. Bu oldukça yüksek bir artış. İkincisi GSYH krizden önceki zirve değerini aştı. GSYH verisine ilişkin bir de olumsuz noktanın altını çizmek gerekiyor.

Şu: Bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 5,6 artış olmasına karşın özel yatırımlar 2007'nin son çeyreğinde ulaşılan kriz öncesindeki zirve değerinden yüzde 15,5 daha düşük özel yatırımların düzeyi. Haziranda mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış işsizlik bir ay öncesine göre 0.2 puan gibi sınırlı bir iyileşme ile yüzde 11,7 oldu.

Kriz öncesinin yüzde 10 dolaylarındaki işsizlik oranının hala belirgin biçimde üzerindeyiz. Hem büyüme hızı, hem de işsizlik oranı açısından bundan sonraki gelişmelerin daha az olumlu olacak. Muhtemelen mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış GSYH, üçüncü çeyrekte bir önceki çeyreğe kıyasla artmayacak. Yine aynı biçimde ölçülen işsizlik oranı da sabit kalacak.


EKONOMİNİN İLK YARI KARNESİ (%)


Büyüme 11
Sanayi üretimi 14,3
İhracat 13,4
İthalat 32,1
Cari açık 209
Bütçe açığı -54,1
İşsizlik 10,5
Kapasite kullanımı 73,4
Güven endeksi 111
 
 
MORALLERİ YÜKSELTEN VERİLER


1- Türkiye yüzde 10,3 büyüme ile dünya üçüncüsü oldu. Büyümenin temelleri sağlam.
2- İstihdamda düzelme başladı. İşsizlik haziranda yüzde 10,3'e düştü. Sanayide 463 bin kişi iş buldu.
3- Bütçe açığı bu yıl yüzde 54 düştü. İç talepteki canlılıkla vergi gelirleri yüzde 23 arttı.
4- Sanayi üretimi yedi ayda yüzde 14,3 büyüdü. İhracatçı sektörlerde üretim 2007'desi seviyede.
5- Reel kesim güven endeksi 2008 Haziran ayı seviyelerini gördü. Enflasyon düşüş eğiliminde.
 
 
DİKKAT EDİLECEK RİSKLER


1- Sanayi üretimi temmuzda tek haneye düştü. Çift haneli büyümenin yılın ikinci yarısında sürmez.
2- Cari açık hızlı yükseliyor. İthalattaki yüksek artış ihracatın ithalatı karşılama oranını düşürüyor.
3- Son bir yılda her 100 kişiden sadece 36'sının iş bulabildi. İstihdamda toparlanma yavaş.
4- Doğrudan yabancı yatırım yılın ilk yarısında yarı yarıya azaldı. Türkiye yatırım çekemiyor.
5- Mali disiplin en büyük risk. Piyasa aktörleri mali kuraldan bu kadar çabuk vazgeçilmesini eleştiriyor.
 

banner53
Yorumlar (0)
17
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?