banner27

Çatışmalar silahlanma yarışını hızlandırıyor / DOSYA HABER

Dünya ülkeleri silahlanma konusunda ciddi bir yarışa girdi. Askeri harcamalar birçok bölgede düşerken Ortadoğu'da yükseldi. Savunma bütçesini en fazla artıran ülke Suudi Arabistan oldu. Yemen operasyonunun öncüsü Suudi Arabistan, 2014'te listenin 4'üncü sırasında yer aldı. Türkiye ise listede 15'inci sırada

Çatışmalar silahlanma yarışını hızlandırıyor / DOSYA HABER

Dünyada silahlanma yarışı hız kazanıyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü SIPRI'nin dünyanın en büyük silah ihracatçılarıyla ilgili raporunda, ilk üçe sırasıyla ABD, Rusya ve Çin'e yerleşiyor.

Raporda, Çin'in, küresel silah pazarındaki payının, 2005-2009 ile 2010-2014 dönemlerinde yüzde 143 arttığına ve daha önce üçüncülüğe sahip olan Almanya'yı geride bıraktığına, öte yandan ABD ve Rusya'nın önemli ölçüde gerisinde kaldığına dikkat çekiliyor.

SIPRI'nın son raporuna göre en fazla silah satın alanlar listesinde ilk sıraları Hindistan, Suudi Arabistan ve Çin paylaşıyor. Türkiye de, dünyanın en büyük silah ithalatçıları listesinde yedinci sırada yer alıyor. Listede Birleşik Arap Emirlikleri, Pakistan ve Avustralya'nın ardından yedinci sırada gelen Türkiye %3'lük payını koruyor. Enstitüye göre Türkiye'nin alımlarında abd %58 ile en büyük paya sahip. Onu yüzde 13 ile Güney Kore ve yüzde 8 ile İspanya izliyor.

2005-2009 ile 2010-2014 dönemlerinde dünya genelinde konvansiyonel silah ihracat hacmi yüzde 16 büyüdü. Bu dönemlerde ABD'nin silah satışı yüzde 23 arttı, 2010-2014 arasında küresel silah pazarındaki payı yüzde 31 oldu. Rusya'nın 2005-2009 ile 2010-2014 dönemlerinde silah ihracatı yüzde 37 artış gösterdi, 2010-2014 döneminde küresel silah pazarındaki payı yüzde 27 oldu. Asya ve Körfez ülkeleri de silah ithalatını artırdı.

Silah ithalatında, Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkelerde 2005-2009 ile 2010-2014 dönemlerinde yüzde 71, Ortadoğu ülkelerinde 2010-2014 döneminde yüzde 54 artış görüldü. Suudi Arabistan 2010-2014 döneminde dünya çapında en fazla silah ithal eden ikinci ülke oldu, bir önceki dört yıllık periyoda göre silah ithalat hacmini dört kat arttırdı.

SIPRI'nin silah ve ordu masrafları programı uzmanları Körfez İşbirliği Konseyi üyelerinin başta ABD ve Avrupa'dan silah ithal ederek ordularını hızla büyüttüklerini ve modernize ettiklerini ifade etti. Ortadoğu'da ise Mısır, Irak, İsrail ve Türkiye'nin gelecek yıllarda silah taleplerinin daha da artmasının beklendiği kaydedildi. 2010-2014 döneminde dünyada büyük silah ithalatçılarının ilk onunda Asya ülkeleri yer alıyor. Hindistan, Çin, Pakistan, Güney Kore ve Singapur'un silah alımı dünya genelindeki toplam silah ithalat hacminin yüzde 30'una karşılık geliyor.

IRAK'DA YOĞUN SİLAH ALIMI

IŞİD ile mücadeleyi sürdüren Irak son dönemde yoğun bir silah alımı gerçekleştiriyor. Hem merkezi yönetime hem de kuzeydeki bölgesel yönetime askeri yardımlar da sürüyor. Son olarak ABD'nin Erbil'i merkezi yönetiminin onayı olmaksızın silahlandırması ile ilgili bir karar görüşmesi Bağdat'ın tepkisini çekti. Irak geçen yıllarda yoğun bir silah alımına başladı. Özellikle ABD'nin Irak'tan çekilmesi ile beraber Bağdat yönetimi askeri kapasitesini artırma yoluna gitti. Ülkenin dağıtılmış olan hava kuvvetlerini yeniden toplamak öncelikli hedef olarak belirlendi. Bu amaç doğrultusunda ABD'den 36 adet F 16 satın alındı.

Bunun yanı sıra Irak'a roketler; roketatarlar, tanklar ve makineli tüfekler de dâhil olmak üzere çeşitli silahlar satan ABD, Irak'ın en büyük silah tedarikçisi oldu. Ancak Irak silah alımı yaptığı kaynakları çeşitlendirdi. Nuri El- Maliki'nin başbakanlığı döneminde Rusya'dan yaklaşık 4 milyar dolarlık silah alımı gerçekleşti.

Bağdat, Çek Cumhuriyeti ve Kore gibi ülkelerden silah alımını da durdurdu. Ancak bu silahlanma hamlesine rağmen Irak ordusunun ne kadar güçsüz olduğu IŞİD saldırıları ile ortaya çıktı. Örgüt karşısında varlık gösteremeyen Irak ordusu yüzünü bir kez daha uluslararası topluma döndü. Hâlihazırda 60 civarda üyesi bulunan ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon Irak genelinde hava operasyonları gerçekleştiriyor.

Bunun yanı sıra Irak'a yine başta ABD olmak üzere birçok ülkeden silah yardımı geliyor. ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya bu silahlanma hamlesinin başını çekiyor. Silah yardımı dışında bu ülkeler Irak ordusuna eğitim desteği de sunuyor. Aynı ülkeler sadece merkezi hükümete değil, kuzeydeki Kürt bölgesel yönetimine de geniş silah yardımında bulunmaya devam ediyor.

Kuzeye gönderilen bu yardımlar ise her zaman Bağdat'ın onayından geçiyor. Ancak şimdilerde bu durumun değişmesi söz konusu. Zira ABD kongresi, Kürt bölgesi ve Sünnilerin Bağdat'tan bağımsız bir şekilde silahlandırılmasını öngören bir tasarıyı onayladı. Bu tasarıya göre Irak'a gönderilecek 715 milyon dolarlık askeri desteğin yüzde 25'i Peşmerge ile Sünni güçlere doğrudan yapılacak. Ancak eğer Irak'ta merkezi hükümet ülkede birliği sağlayamazsa bu oranlar artabilecek.

Bu karar Bağdat'ın tepkisini çekti. Irak Başbakanı Haydar El İbadi'nin ofisinden yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: "IŞİD çeteleri ve teröristlerle mücadelede Irak'ın birliğinden yana olup askeri yardımda bulunan tüm ülkelerin tavrını olumlu buluyoruz. Irak, diğer ülkelerle kurduğu diyaloğun devamından yanadır. Ancak bazı çevreler ikili tavırlar içindedir. Buradan, atılacak her adımın Irak hükümeti kanallarıyla yapılması gerektiğini vurguluyoruz. Bütün etnik gruplar için daiş çeteleri ve teröristlerle mücadele ediyoruz."

Irak Savunma Bakanı Halid Ubeydi de bu karara karşı olduklarını ve Sünniler ile Peşmergeler'in ancak bağdar üzerinden silahlandırılabileceklerini söyledi. ABD'de gündeme gelen karara bir tepki de Şii lider Mukteda Es Sadr'dan geldi. Şii lider yaptığı açıklamada eğer karar hayata geçerse ABD'yi sadece Irak değil, Irak dışında da hedef almaktan çekinmeyeceklerini söyledi.

Mukteda Es Sadr daha önce yaptığı açıklamalarda da Irak’a gelmesi durumunda ABD askerlerini hedef alacaklarını belirtmişti.

LÜBNAN'A DA SİLAH YARDIMI 

Askeri yardımda bulunulan diğer bir ülke de IŞİD tehdidi ile karşıya karşıya kalan Lübnan oldu. Suudi Arabistan'ın 3 milyar dolarlık hibesi ile alınan Fransız silahlarının ilk teslimatı geçtiğimiz günlerde yapıldı. Amerika Birleşik Devletleri de Lübnan'a askeri yardımda bulunan bir diğer ülke.

Fransa ile Suudi Arabistan arasında imzalanan 3 milyar dolarlık silah anlaşması gereğince Lübnan'a yapılan askeri yardımın ilk teslimatı gerçekleşti. Teslim törenine Lübnan ve Fransa savunma bakanları ile Suudi Arabistan'ın Beyrut büyükelçisi de katıldı. teslimat dolayısıyla Beyrut havaalanında bir tören düzenlendi. Burada konuşan Fransız Bakan Jean-Yves Le Drian, teslimatların gelecek günlerde devam edeceğini kaydetti. Le Drian şu şekilde konuştu:

"Silah ve askeri ekipmanların bu ilk teslimatı, Lübnan ile olan ikili savunma ilişkimizi başka bir boyuta taşıyan sürecin ilk adımı. Bu anlamda birbirimizi tebrik etmek için gayet güzel bir nedenimiz var."

İlk parti teslimatta 48 anti tank füzesi ve ateşleyicileri yer aldı. 4 yılda tamamlanacak olan teslimat içinde zırhlı araçlar, helikopter ve küçük savaş gemileri de olacak. Lübnan askerlerinin eğitimi ve teçhizatların bakımı da yardım kapsamında. Lübnan Savunma Bakanı Semir Mukbil, yardımları için Suudi Arabistan'a teşekkür ederken, söz konusu silahların ülkenin terörizmle mücadele ve sınırları korumada hayati derecede önem taşıdığını söyledi.

Fransız mevkidaşı Le Drian da, Lübnan'ın güvenliğinin bölge açısından önem arz ettiğini vurgularken: "Lübnan dahil tüm bölge ülkeri için bir varoluş tehlikesi bulunuyor. Fransa da bu şartlar içinde Lübnan'a yardım etme isteğini ortaya koymaya gayret ediyor. Lübnan daha önce benzeri görülmemiş, IŞİD ve El Nusra'dan kaynaklanan bir tehdit ile karşı karşıya. Lübnan ordusu geçen Ağustos ayında çok ağır bedeller ödedi ve bundan böyle başka bir savaşa girmek istemiyor. Biz de Fransa olarak bunun önlenmesi için Lübnan'ın yanında olmaya devam edeceğiz." diye konuştu.

İlk teslimatı yapılan bu yardımın yanı sıra, Suudi Arabistan geçen sene de bir milyar dolarlık başka bir yardımda daha bulundu. Ancak bu kez silahların alınacağı ülkeyi seçme hakkını Lübnan'a bıraktı. Bu konuda henüz bir anlaşma imzalanmış değil.

Lübnan'a askeri yardımda bulunan diğer bir ülke de ABD oldu. Son bir sene içinde yapılan askeri yardımın miktarı 100 milyon doları geçti. Lübnan açısından, bölgedeki savaş göz önünde bulundurulduğunda bu tür yardımlar büyük önem taşıyor.

KÖRFEZ SİLAH İTHALAT

Körfez İşbirliği Konseyine üye ülkelerin silah alımı Ortadoğu'da istikrarın önündeki en büyük engellerden biri olarak gösteriliyor. İşin dikkat çekici yanı ise bu silah alımlarının çoğunun BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinden alınıyor olması. Körfez ülkelerinin aldığı silahlarla bölgede operasyonlar yapması ise İran'la gerilimi artırıyor.

Ortadoğu'da yer alan birçok ülke Suudi Arabistan ve İran arasındaki vekâlet savaşlarının hedefi oluyor. Bu ülkelerin başında Suriye geliyor. Körfez ülkeleri bir yandan Şam'da İran'ın arka çıktığı yönetime karşı muhalif grupları desteklerken, bir yandan da IŞİD'e karşı hava saldırıları düzenliyor. İran ise Irak'ta IŞİD'e karşı mücadelede Şii gruplara desteğiyle ön plana çıkıyor.

Libya'da da durum farklı değil. IŞİD'e bağlılığını ilan eden gruplar da Libya'daki iç çatışmalara dâhil oldu. 2014'te hem Mısır, hem de birleşik Arap Emirlikleri IŞİD mevzilerini bombaladı. Mısır güvenlik güçleri diğer yandan 2011 yılında yaşanan devrimden bu yana Sina yarımadasında silahlı örgütlerle savaşıyor.

Mart ayında İran destekli Husi Ensarullah hareketinin başkent San'a'da kontrolü ele geçirmesinin ardından Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon Yemen'de hava saldırılarına başladı. 2011 yılında Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Bahreyn'de Sünni rejimin devrilmesinin ardından Şii nüfusun protestolarını bastırmak için Bahreyn'e birlik gönderdi.

Sina'da silahlı gruplarla savaşan ve Suudi Arabistan'ı Yemen operasyonunda destekleyen Mısır, silah alımlarını gün geçtikçe artırıyor. 2010'da silahlanmaya 800 milyon dolardan fazla harcama yapan Mısır için 2015 beklentisi 1 milyar 574 milyon dolar.

2011 yılından bu yana büyük güçlerin Suriye'ye silah satışı düştü ancak İran ve Rusya'nın Suriye'ye ağır silah tedarik ettiği biliniyor. Şam yönetiminin 2015 sonunda 157 milyon dolar değerinde silah alması bekleniyor.

Irak, IŞİD ile mücadelesinde hem İran'dan hem de Amerika Birleşik Devletleri'nden destek alıyor. 2010'da 369 milyon dolar silah alımı yapılan ülkenin bu yıl 199 milyon dolarlık daha silah alması bekleniyor. Irak'a hibe yoluyla giren silah meblağı ise milyar dolarlarla ifade ediliyor.

Dünyanın en büyük silah alımcısı konumuna yükselen Suudi Arabistan bölgesel savunma pozisyonunda stratejik müdahaleler yapabilir konuma gelme hedefinde. Ülkenin 2015 yılı sonuna kadar silaha harcayacağı miktar 10 milyar dolara yakın. Yaptırımların kalkması durumunda İran uluslararası toplum için iyi bir pazar konumuna gelebilir. Bu da en çok Rusya'yı etkileyecek. İran için 2015 yılı silah alımı öngörüsü bir milyar 712 milyon dolar.

Birleşik Arap Emirlikleri de tıpkı müttefiki Suudi Arabistan gibi uluslararası müdahale senaryolarında daha fazla rol kapmaya çalışıyor. Ağır silah siparişlerine hız kazandıran ülke Libya'da hava saldırılarına katılırken, Arap NATO'su olarak adlandırılan koalisyonda da yer alıyor. Bu yılsonuna kadar silaha harcanması planlanan bütçe ise 2 milyar 552 milyon dolar.

RUSYA DA SİLAH YATIRIMINI ARTTIRDI

Kırım'ın ilhakı ile başlayan batı ile gerilim süreci Moskova yönetimini savunma sanayiine daha çok yatırım yapmaya itti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin son olarak savunma sanayii bilançosunun 400 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Bütçesini önemli ölçüde enerji ihracatına dayalı hale getiren Kremlin gelirlerinde çeşitlendirmeye gitmediği için hem iç hem de dış kaynaklı eleştirilerin hedefi oluyor.

Bu eleştirileri getirenler Rusların geleneksel eğilimlerine atıfta bulunarak uzay çalışmaları ve savunma sanayinin enerjiden doğan boşluğu dolduracağı tezini işliyor. Uzay çalışmalarından kısa vadede beklenen verimi alamayacağı belirtilen Rusya için savunma alanındaki atılımlar hayati önem taşıyor. Fakat uluslararası planda yaşanan uyuşmazlıklar İran, Güney Kıbrıs ve Suriye örneklerinde olduğu gibi zaman zaman Kremlin'in silah ihracatı kabiliyetini sınırlıyor.

Rusya lideri Putin, son 15 yılın muhasebesini yaptığı programlarda silah sanayiinin her yıl katlanarak büyüdüğünü ve 400 milyar dolarlık bilançoya ulaştığını ifade ediyor. Afrika'dan Latin Amerika'ya kadar yeni pazar arayışını sürdüren Ruslar son olarak Türkiye'ye dönük mesajlar vermeye başladı.

İstanbul'daki silah fuarı İDEF-2015'e katılan devlet savunma ihracatları şirketi Roso Boron Eksport Türkiye'ye askeri teknik sevkiyatını büyüteceğini açıkladı. Fuara katılan heyetin Başkanı Anatoliy Aksenov, Türk savunma sanayi ile bilim ve teknik alanındaki işbirliğinin gerekliliğine vurguda bulunurken, önceliklerini hava savunma, zırhlı araç ve askeri deniz başlıklarında belirlediklerini ifade etti.

Rusya'nın önde gelen bir diğer silah şirketi Rostek de, Türk savunma kuruluşlarıyla ortak projelerin geliştirileceğine işaret ediyor. Rusya ile Türkiye'nin taktik dijital iletişim araçları üzerinde de işbirliğine gidebileceğini kaydeden şirket yetkilileri, uzay sistemleri alanında da ortaklık imkânlarının masada olduğunu belirtiyor.

Fuarda sergilenen Rus yapımı ürünler arasında askeri talim uçağı YAK-130, hafif helikopterler, amfibi uçağı BE-200, ağır nakliye helikopterleri, savaş helikopterleri, uçaksavar füze sistemleri, hava savunma füze sistemleri, modernize edilmiş tanklar, askeri personel taşıt araçları ve ağır silah sistemleri bulunuyor.

Türkiye pazarını da hedefleyen askeri deniz araçları arasında ise "Gepard" fırkateyni, "Amur-1650" kodlu denizaltı, devriye ve füze sistemli tekneler mevcut. Türkiye'ye satışı planlanan hava yastıklı çıkarma gemisi Ruslar'ın Sovyetler sonrasındaki en özgün örneklerinden biri olarak gösteriliyor. İki ülke arasındaki silah ticaretinin önündeki en önemli engel Türkiye'nin NATO üyesi olması.

TÜRKİYE'DEN ÖNEMLİ ADIMLAR

Türkiye, cumhuriyetin ilk yıllarından bugüne savunma sanayinin millileştirilmesi konusunda önemli adımlar attı. 2015 savunma bütçesi 23 milyar liraya yaklaşan Türkiye bugün savunma sanayi ihtiyacının yüzde 54'ünü kendi imkânlarıyla karşılıyor. Hedef önümüzdeki 10 yılda bu oranı yüzde yüze çıkarmak.

Bugün dünyanın en büyük 100 savunma sanayi firması arasında 2 Türk firması yer alıyor. Savunma sanayinin üretim gücü 2014 yılında 5 milyar doları aştı. Aynı dönemde sektörün ihracat hacmi 1 milyar 647 milyon doları buldu. Türk savunma sanayi yıllık 1 milyar dolar araştırma geliştirme harcamasıyla en çok araştırma geliştirme ve teknoloji yatırımı yapan sektör haline geldi.

Bu üretim kapasitesi Türk silahlı kuvvetlerinin yeni ve yerli teknoloji kullanım kapasitesini de yükseltti. Bu noktada hedef özgün tasarımların hayata geçirilmesi. Bu bağlamda; Hürkuş Eğitim Uçağı 2012, yerli korvet projesinin en önemli ayaklarından biri olan Milgem Büyükada ve Heybeliada gemileri 2013 yılında hizmete girdi. Aynı proje dâhilindeki Burgazada korvetinin yapımı sürüyor.

Anka projesi ile ilk taktik insansız hava aracı sistemi 2010'da devreye sokuldu. İlk yerli tank projesi olan Altay'ın da prototipi tamamlandı. 2017'den itibaren de seri üretime geçilecek. Askeri personeli mayın tehdidinden koruyan tamamı yerli üretim kirpi araçlarından bugüne kadar 614'ü TSK'ya teslim edildi.

İlk türk tasarımı eğitim uçağı Hürkuş, 2013'te ilk uçuşunu yaptı. 15 adetlik seri üretim için karar alındı. Uçuş testleri Eylül 2014'te gerçekleştirildi. Müşterek taarruz uçağı programı çerçevesinde F-35 uçaklarının uluslararası katılım ile tasarımı, geliştirilmesi, üretimi ve lojistik desteğini kapsayan uçak geliştirme faaliyetleri devam ediyor.

TSK'nın alçak irtifa hava savunma ihtiyacı için hava savunma sistemi Hisar-A projesi kapsamında üretim yapıldı. 2013'te denemesi gerçekleştirildi. Hisar-A milli orta hava savunma füzesi ilk balistik atışı 2014'te yapıldı. Uzun menzilli füze savunma sistemi projesinde sözleşme görüşmeleri devam ediyor.

Türkiye bugün araştırma geliştirme yatırımlarının artmasıyla şehir füzeleri, tanksavar füzeleri, güdümlü roketler gibi ürünleri kendi teknolojiyle üretebilir noktaya geldi. Uydu sistemlerinin tasarımı, üretiminin yanında bir uydu fırlatma merkezi kurmaya yönelik çalışmalar ise sürüyor. Yer gözlem uydu teknolojilerinin geliştirilmesi projesi kapsamında yerli uydu İmece'nin çalışmalarına başlandı. 2019'da fırlatılması planlanıyor.

Dünyanın her yerinden hiçbir kısıtlama olmaksızın alınacak görüntüler istihbarat, tarım, afet, maden arama vb alanlarda kullanılacak. Göktürk-1'in 2015'te fırlatılması planlanıyor. Yine Göktürk-3 radar gözlem uydusu 2019'da fırlatılacak.

Kaynak: Kuzey Haber Ajansı

Güncelleme Tarihi: 15 Mayıs 2015, 11:01
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner26

banner25