banner27

Çocuğun ölüm anlayışı...

Psikolog Hayriye Öztuğrul, çocuğun ölümü anlayışını değerlendirdi.

Çocuğun ölüm anlayışı...

Psk. Hayriye Öztuğrul


Ölüm başka bir dünyaya açılan kapıdır yetişkinler için. Ölüm düşüncesi, esrarengizlik, ürkünçlük bazen de kurtuluş hissi verir. Yakınların ölümüyle ölümün bizzat yaşanması ise yakınlık derecesine göre acı ve üzüntü yaşatan bir olaydır. Neticede derin bir ayrılık vardır ölümle. Ayrılmak yarılmak gibi bir şey. Bir can parçasının yarıldığını düşünün, bedeninizde bir uzvun kesildiğini, nasıl yakar insanı. Ölümün ayrılığı da böyle bir yarıktır insan yüreğinde.

Yetişkinler için farklı farklı anlamlara bürünen ölüm, çocukların zihinlerinde, duygularında yaşlarına göre şekil alır.

Okul öncesi dönemde; çocuğun zihninde ölüm uzun bir seyahate benzer. Seyahatten geri dönülmesi gibi ölen kişinin de tekrar geri geleceği inancı vardır. Bir özlem hali olur. Çocuk bekleyiş içindedir.
7-12 yaşları arasında; ölümün tekrar uyanılacak bir uyku yahut geri dönülecek bir yolculuk olduğu kavrayışı sona ermiştir. Ölümün verdiği acı daha nettir.

12 yaş sonrasında ise; çocukların soyut düşünebilme yeteneklerinin gelişmesiyle ölüm daha gerçekçi anlaşılmaktadır.

Genel olarak; çocuklar için ölüm, özellikle çevresindekilerden birinin ölümü üzerine, çokça soru sordukları bir konudur. Ölümün ne olduğu, kendi başlarına da gelip gelmeyeceği meraklarını celbeder.

Çocukların bu meraklarına ve ölümle ilgili sorularına cevap verirken soyut açıklamalardan kaçınılmalıdır. Uyumak, uzun bir yolculuk gibi benzetmeler yapılmamalıdır. Böyle benzetmeler çocuğun uyumaya, yolculuğa aşırı tepkiler göstermesine sebebiyet verir.

Çocuklar bazen cevaplar karşısında anlatılanları anlamaz veya anlamıyor gibi görünürler. Tekrarlanmasını isterler. Buradaki anlamayış vereceği üzüntüden dolayı ölümün reddidir, kabul edilmeyişidir. Bu sebeple çocuğun tavrı karşısında sabırlı olmak elzemdir.

Konuyla ilgili yapılan anketlerde Allah ve Ahiret inancının çocuğun ölümü daha kolay anlamasına ve kabullenmesine yardımcı olduğu tespit edilmiştir. Buna göre ölüm kavramı anlatılırken bu düşünceden yardım alınabilir. Allah'ın bunu ceza olarak yapmadığı vurgulanarak cennetin güzelliklerinden bahsedilebilir.

Annesini, babasını ya da bir yakınını kaybetmiş çocuğa ölümü anlatmak çok daha zor bir konuşmadır. Durumu ona duygusal açıdan en yakın hissettiği kişinin, duygularını paylaşarak, aktarması gerekir. Böylelikle çocuğun hissettiklerini boşaltmasına da örnek olur.

Uzun ağlamaları olduğunda susturmaya çalışmadan, "ağlayarak bizi üzüyorsun" gibi suçlamalar yapmadan sarılıp üzüntüsünün anlaşıldığı ifade edilmelidir. Aksi takdirde üzüntüsünü bastıran çocuğun huzursuzluğu giderek artar.

Çocukların cenaze olan evde tutulmayışı rastlanan bir durumdur. Ancak çocuğun bu yas sürecinde bulunması hem duygularını biriktirmemesi açısından hem de durumu anlamlandırabilmesi açısından çok önemlidir. Ölümün hayata ait bir olgu olduğunu, insanların birbirlerine destek olabildiğini görmesi yalnızlık hissetmesine engel olur. Evden uzaklaştırıldığında ise ölüme yabancılığı ve ölümü anlayamayışı artacaktır.

Çocuklar cenazede bazen yerli yersiz davranışlar da gösterebilir; güler, oynar, hiçbir şey yokmuş gibi hareket ederler. Bu tepkilerine karşı anlayışlı olunmalı, çocukların duygularını ifade etme biçimlerinin farklı olabileceği unutulmamalıdır.


Güncelleme Tarihi: 16 Ağustos 2017, 19:21
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner26

banner25