Erdoğan-Baykal görüşmesini Davutoğlu önermiş

CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendisiyle görüşmesini Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun tavsiye ettiğini açıkladı

Erdoğan-Baykal görüşmesini Davutoğlu önermiş

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Genel seçim sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüşmesine ilişkin konuşan Deniz Baykal, "Erdoğan'a benimle görüşmesini Başbakan Ahmet Davutoğlu tavsiye etmiş" dedi.

CHP eski lideri ve Antalya milletvekili Deniz Baykal, CNN Türk’te Tarafsız Bölge programında soruları cevapladı.

İşte Baykal'ın konuşmalarından satır başları: Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığım görüşmeyi güven bunalımı haline getirmek istediler. Sanki o görüşmeye Kemal Bey’den habersiz gitmişim gibi söylediler. Oradaki konuşmaları Kemal Bey’e bilgi vererek gittim. Tereddüt yok yani. Genel Başkan da bilgi verip gittiğimi biliyor. Geldikten sonra da bilgi verdim. Koalisyon görüşmesi yaptı diyenler oldu, Meclis Başkanlığı görüşmesi yaptı diyenler oldu. Gerçeklerden insanlardan saygı duyma anlayışından uzan siyasetin yapıldığını gösteren olaylar. Bunlara sert tepki gösterdim.

Antalya’dayken aklımdan bile böyle bir şey geçmezken, bir gece saat 12’ye yakın saatte, ayın 9’uydu galiba, telefon geldi. Cumhurbaşkanı sizinle toplanacak Meclis’in geçici başkanlığı konusunda. İçinde bulunduğumuz durumu istişare etmek istiyor dediler. Cumhurbaşkanlığı yetkilileri dedi. Birkaç şeyi netleştirmem lazım Genel Başkan’ın bilgisi dâhilinde bunu kabul edebilirim dedim. Hiç tereddüt etmediler. Gayet tabii dediler. İkinci olarak bunun Cumhurbaşkanlığı programında resmi olarak ilan edilmesi gerekir dedim. Uygun dediler. Cumhurbaşkanlığı makamında görüşmenin yapılması gerektiğini söylediler ben bunun başka bir yerde olması gerektiğini söyledim. Eğer ısrarlı olursam bunun da olabileceğini söylediler. Dışişleri Konutu olabilir dedim, olabilir dediler.

Kılıçdaroğlu’nu 3 kez aradım, cevap alamayınca rahatsız etmemek için kapattım. Beni arayan kişilere kendisiyle görüşemedim, sabah ola hayrola dedi.

Sabah 7.30’da aradılar. Görüşemedim henüz dedim. 8’de Genel Başkan’ı aradım yine görüşemedim. Benim aradığım telefon sabit telefonmuş. Kemal Bey’i bulamayınca özel kalem müdürünü aradım. Hemen temas sağladılar. Genel Başkan’a bunu anlattım. İlk reaksiyonu “Aman ha Saray’da olmasın” dedi. “Merak etmeyin. Başka türlü olamaz” dedim.

Çıktığınızda bunu aleyhinizde kullanırlar dedi, haklı da çıktı. Ben 'önemli değil' dedim. Cumhurbaşkanı böyle bir şey istemişse buna hayır demek olmaz. Benden istişare talebi yapılmışsa düşüncelerimi her yerde olduğu gibi orada da söylerim. Koalisyon konuştuk izlenimini vermedin dedi.

Cumhurbaşkanlığı yetkililerine “Niye bu kadar acele ediyorsunuz?” dedim Dediler ki yarın önemli bir konuşma yapacak. Ondan önce bunu yapmak istiyor dediler. Peki dedim. 10.20 uçağı ile Ankara’ya gelebilirim. Kılıçdaroğlu, ne yapmamam gerektiğini söyledi. İstişaremizi yaptık. Bu kadar net bir tablo varken, “Bilgi vermeden görüştü” lafları çıktı. Hatta benim görüşme talep ettiğim haberleri çıktı. Yok öyle bir şey. Sizi nasıl inandıracağım. Gece eşimle yan yanayken aradılar. Genel Başkan hoşlanmadı. Bu çok doğal bir şey. “Bunu aleyhinizde kullanırlar” dedi çok önemsemedim. Ben bunun doğru olduğuna inandım. Genel Başkan bana gitme deseydi bir an bile beklemezdim.

ARAMA KAYITLARINI BİLE ALDIM

Ben hangi numarayı aradığımı söyledim. Yalan mı söyleyeceğim. Ben arama kayıtlarını bile aldım. ‘Yalan söylüyor’ gibi muameleler yapınca tepem attı. Çok şeffaf, açık, net bir görüşme olacağını düşünemediler. Türkiye’nin bu kadar çok yadırgamış olmasını hâlâ yadırgayamadığımı söylemeliyim. Toplumdaki bu güvensizliğin, bu kadar toplumun tüm hücrelerine yansımasına şaşkınım.

YİNE KIYAMET KOPACAK

Cumhurbaşkanı’na “Her bir araya gelişimizde kıyamet kopuyor. Bundan sonra da kopacak” dedim. “Hatırlar mısınız daha önce de sizin arzunuz üzerine 1 Mart tezkeresini, YÖK’ü konuştuğumuz bir toplantı vardı. Onu da yıllarca bir pazarlık yapıldı diyenler oldu.” dedim. “Ya boşver, bırak ne halleri varsa görsünler” dedi. Toplantıyla ilgili içerik olarak tutulmuş, saklanmış hiçbir şey yok. “Siz bu parlementoda çok hizmetler yaptınız" diye başladı görüşmeye. İstişare etme ihtiyacı hissetmiş.

DAVUTOĞLU DA ÖNERMİŞ

Sayın Davutoğlu da Cumhurbaşkanı’na benimle konuşması gerektiğini söylemiş. Koalisyon konuşmadığımızı, meclis başkanlığını konuşmadığımızı, bunların söz konusu bile olmadığını konuşmalıyız.

Baykal, Ahmet Hakan'ın sorusu üzerine, Erdoğan'ın kendisiyle görüşme gerekçesini ise şöyle anlattı: Sayın Erdoğan'ın seçim sonuçları üzerine yol arıyordu. Yıllarca aktif siyasetin içinde yer almış bir isimden görüş almak istedi. Hatta şunu da söyleyim. Adaylığım açıklandıktan sonra Sayın Ahmet Davutoğlu ile de görüştüm. Erdoğan'a benimle görüşmesi yönünde kendisinin de öneride bulunduğunu söyledi.

"MHP SÖZ VERDİ AMA DESTEKLEMEDİ"

Baykal, Meclis Başkanlığı seçimlerinin ikinci turunun ardından CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ile görüşen MHP'li Yusuf Halaçoğlu'nun, "Bir sıkıntı yok, kutlarız. Baykal seçilebilir. Çünkü biz grubu serbest bırakacağız" dediğini iddia etti. Baykal'ın iddiaları üzerine önce MHP'li Yusuf Halaçoğlu, ardından CHP'li Levent Gök, programa telefonla bağlandı.

Halaçoğlu, iddiayı yalanlarken, "Benim hiçbir şekilde Levent Gök’e mesajım söz konusu olmamıştır. Levent Bey bize geldi, Biz Ekmeleddin İhsanoğlu’nu destekleyeceğimizi, gidip Devlet Bey’le görüşmeleri gerektiğini söyledim. Dolayısıyla hiçbir şekilde grubun serbest bırakılacağına dair hiçbir mesajım söz konusu olmadı. Bunu biraz herhâlde ya Levent Bey yanlış aktardı ya da etik olmayan bir durum söz konusu. Kesinlikle böyle bir şey geçmedi aramızda" şeklinde konuştu.

Halaçoğlu'nun ardından, CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, programa telefon bağlantısıyla katıldı. Görüşmenin taraflarından Gök, Halaçoğlu'nun, "HDP, Baykal'ı desteklediğini açıkça açıklamasın, o zaman sorun olmaz" dediğini iddia etti.

Gök, Halaçoğlu ile yapılan görüşmeyi şöyle aktardı: Meclis Başkanlığı seçimi turlarından sonra Devlet Bahçeli’nin açıklamasını televizyondan izledim. MHP’nin Deniz Bey’e oy vermeyeceklerini canlı yayında öğrendim. Bu aşamadan sonra bir şeyler yapmak gerekti. Bir arayışa giriştik. Hatta HDP’den İdris Baluken ve Pervin Buldan da bu arayışa katıldılar ve ‘ne yaparız’ dedik.

Halaçoğlu’nu ziyaret ettim. Kendisinin odası benim odamın yanında zaten. ‘Sayın Bahçeli, Baykal’a oy vermeyeceğini ifade etmiş, ne diyorsunuz?’ dediğimde, kendisi bana açıklamayı dikkatli okumadığımızı, Sayın Bahçeli’nin, HDP Deniz Baykal’ı desteklerse, Deniz Baykal’a oy vermeyeceğini ifade ettiğini söyledi.

 ‘Bu ne anlama geliyor?’ dediğimde dedi ki; “HDP hiçbir şekilde Deniz Baykal’ı açıkça destekleyeceğini açıklamasın.' Aynen böyle olmuştur. ‘HDP böyle bir tavır gösterirse siz ne yaparsınız?’ dedim. Biz HDP açıklamadığı takdirde biz bu tablo içerisinde Deniz Baykal’ın adaylığında bir sorun görmediklerini bana ifade ettiler. Bu görüşmeden sonra İdris Baluken ve Pervin Buldan’ı ziyaret ettim. 'Kritik bir noktaya gelindi. Bir şeyler yapmalıyız. Ara koridorları kurmamız lazım. MHP’nin bu hassasiyetini lütfen dikkate alın' dedim. Kendileri de 'Zaten biz de öyle düşünüyoruz, MHP’nin bu anlayışını anlıyoruz' dediler. Ben de bu görüşmeleri derleyerek Deniz Baykal’a ifade ettim.

Güncelleme Tarihi: 07 Temmuz 2015, 09:43
banner53
YORUM EKLE

banner39