Euro krizi Büyük Buhran'dan daha derin!

Davranışsal finans uzmanı Profesör Gülnur Muradoğlu, mevcut Avro krizinin 1929 yılındaki buhrandan daha derin olduğunu ve krizden 5 yıldan önce çıkılmasının mümkün olmadığını söyledi.

Euro krizi Büyük Buhran'dan daha derin!

İngiltere’nin başkenti Londra’daki City Üniversitesine bağlı Cass İşletme Okulunun öğretim üyesi ve davranışsal finans uzmanı olan Profesör Gülnur Muradoğlu, bu yıl Avrupa’da ve İngiltere’de resesyon olasılığının mevcut olduğunu, ancak bunun Türkiye’ye etkisinin sınırlı olacağını ifade etti.

Mevcut avro krizinin, 2008 yılında yaşanan ekonomik krizin bir parçası olduğunu belirten Muradoğlu, 2008 krizinin bazı sebeplerinin reel, bazı sebeplerinin ise davranışsal olduğunu kaydetti.

2008’deki krizin ABD’deki ipotek borçlanmasından başladığını ve tüm dünyaya yayıldığını hatırlatan Muradoğlu, şöyle konuştu: "Kriz 2008’de, ABD’den sonra ilk İngiltere’yi vurdu, oradan Avrupa’ya, oradan da gelişmekte olan ülkelere geçti. Şimdi ise bir okyanus dalgası gibi, ABD’ye doğru geri dönüyor. Şu anda krizin ikinci safhasındayız ve ikinci safhada Arap baharı da, Yunanistan’daki problem de bunun bir parçası oldu."

Avro bölgesinde finansal sektörün daha iyi düzenlenmesi gerektiğini vurgulayan Profesör Muradoğlu, ancak bu konudaki çabaların hızlı ve kapsamlı olmadığını söyledi. Muradoğlu, Yunanistan’daki borç oranının çok yüksek olmasına karşın, "olumlu bakış eğilimi" nedeniyle bu sorunun dünya tarafından gözardı edildiğini ifade etti.

"Avrupa ülkelerinde iyi liderlik yapılamamasının avro krizini etkilediği" yorumlarına katılmayan Muradoğlu, "Liderlerin krizle mücadelesi tabii ki önemli.

Kriz olduğunda liderler yapılması gerekenleri yaptı, bu da likiditenin temin edilmesiydi. 1929 buhranında öğrenildiki, likidite temin edilmezse kriz derin ve uzun oluyor, dolayısıyla likidite temin edildi. Liderlerin geniş bakış açıları önemli. Genel bakış açısı olarak benim tehditkar bulduğum şey, piyasaların etkin olduğuna ve kendi kendini düzelteceğine iman etmiş olmak, bu doğru bir şey değil" diye konuştu.

"Avrupa topluluğunun olması kriz için bir şans"

Avro bölgesindeki borç krizi için önümüzdeki 2-3 yılın kritik olduğunu söyleyen Muradoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Avrupa topluluğunun kurulmuş olmasının, hem Yunanistan hem de AB’deki tüm ülkeler için bir şans olduğunu düşünüyorum. Yunanistan’ın avrodan atılacağını düşünmüyorum, çünkü bu çok riskli olacaktır. Eğer bir Avrupa topluluğu olmasaydı, Yunanistan’ın batışı Avrupa’da birkaç devleti batırabilirdi. Eğer Yunanistan topluluğun bir parçası olmasaydı, etkisi çok daha şiddetli ve derin olurdu.

Dolayısıyla ne Avrupa’nın birlikten çıkması için Yunanistan’ı zorlayacağını, ne de Yunanistan’ın birlikten çıkmaya çalışacağını düşünüyorum." İngiltere’nin avro krizinin çözümlenmesinde dışarıda durmasını olumlu bulmadığını ifade eden Gülnur Muradoğlu, "Hem İngiltere’nin avroya girmesinin lehine olduğunu düşünüyorum, hem de avro bölgesindeki yasal düzenlemelerin içinde yer almasının lehine olduğunu düşünüyorum" dedi.

Muradoğlu, İngiltere’deki finansal sektörün korunmasının daha iyi bir düzenlemeyle mümkün olabileceğini kaydederek, dolayısıyla Avro bölgesindeki bir düzenlemeden İngiltere’nin de fayda sağlayacağını vurguladı.

Bu yıl İngiltere’de ve Avrupa’da resesyon olasılığının mevcut olduğunu söyleyen Muradoğlu, "Bu kriz, 1929 buhranından daha derin bir kriz. Dolayısıyla böyle bir krizin 1-2 yılda geçmesini beklemek safiyane olur. Bunun için verilecek süre, minimum 5 yıl diye düşünüyorum. 5 yıldan önce bu krizden çıkılmasının kolay olmadığını düşünüyorum" dedi.

"Alternatif pazar yaratmak önemli"

Türkiye’nin ekonomik büyümesiyle ilgili ise Profesör Muradoğlu, "Türkiye son 10 yılda, yakın dönemdeki ekonomik performansının tepesinde duruyor. Yüksek bir büyüme hızını sistematik olarak koruyabildi, bu çok önemli bir şey. Sabit sermaye girişlerinde çok büyük artış oldu. Türk ekonomisi en parlak dönemlerinden birini yaşıyor" diye konuştu.

Muradoğlu, Türkiye’nin 2008’deki krizden çok fazla etkilenmediğini kaydederek, bunun nedenlerinden birinin Türk ekonomisinin Amerikan ve dünya ekonomisine çok entegre olmamasının olduğunu söyledi. Bir diğer nedenin ise, Türkiye’de, Avrupa’daki ve ABD’dekinin aksine çok sayıda hane halkının ipotek karşılığı borçlanarak ev almadığını kaydeden Muradoğlu, "Ama Türkiye’nin hem ihracatında hem ithalatında Avrupa topluluğu ülkelerinin yeri yüzde 50’nin üzerinde. Bu ülkelerdeki küçülme Türkiye’yi etkileyecek. Bu nedenle Türkiye’nin doğusundaki ülkeler ile iyi ilişkilerinin ekonomik olarak önemli olduğunu düşünüyorum. Üretim düşüşünü hafifletmek için alternatif pazar yaratmak önemli" dedi.

Türkiye’nin doğusunda bulunan ülkelerin iş hacminin, Avrupa ülkelerinin iş hacmi kadar yüksek olmadığına dikkati çeken Muradoğlu, ancak Türkiye’nin bu ülkelerde alacağı payın, Avrupa ülkelerinde alacağı paydan daha fazla olabileceğini kaydetti.

Profesör Muradoğlu, "Türkiye, önümüzdeki 2-3 yılda dünyadaki resesyondan etkilenebilir, büyüme hızı düşebilir veya küçülme olabilir. Ama bunun Doğu’ya açılmakla birlikte bir şekilde korunaklı olacağını düşünüyorum, yani çok derin ve ani bir düşüş olmayacağını düşünüyorum. Düşebilir ama kontrollü bir düşüş olabilir" diye konuştu.

Muradoğlu’nun uzmanı olduğu "davranışsal finans", sadece piyasa göstergeleri üzerinden finansal sektörlere bakmıyor, insanların piyasalarda nasıl davrandığını da inceliyor.

Davranışsal finans, gelişmekte olan ekonomiler gibi çeşitli konularda 30’dan fazla makalesi bulunan Profesör Muradoğlu, daha önce Manchester Üniversitesi İşletme Fakültesinde lisanüstü programın başkanlığını, Bilkent Üniversitesinde ise doçent doktorluk yaptı.

Kaynak: AA

Güncelleme Tarihi: 12 Ocak 2012, 16:40
YORUM EKLE

banner33

banner37