Galata Köprüsü'nün emektarları

Galata Köprüsü üzerinde hep balıkçılara tesadüf ederiz de “bu balıkçılar kimdir” diye hiç merak etmeyiz.

Galata Köprüsü'nün emektarları

İslam Gemici / Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Galata Köprüsü, balık meraklılarının vazgeçilmez mekânıdır. 490 metre uzunluğundaki en yeni Galata Köprüsü, Türk İstanbul ile Avrupalı İstanbul’u birbirine bağlar. Bu nedenle sembolik olarak “iki kültürü bağlayan köprü” olma özelliğini de taşır. Bizans döneminden beri Haliç’in girişine defalarca köprü yapılmıştır. Bu köprüler asırlar boyunca çeşitli maksatlarla kullanılmış.

İstanbul fotoğraflarında yer alan Galata Köprüsü üzerinde hep balıkçılara tesadüf ederiz de “bu balıkçılar kimdir” diye merak etmeyiz.

Kimi emekli, kimi işsiz birçok insan sabahın erken saatlerinde Galata Köprüsünün üzerinde yerini alır. Öğleye doğru köprünün her iki yakası da oltalarla dolmuş olur. Hiç biri profesyonel değil ama balık yakalama hususunda uzmanlaşmışlar. Bazen bir dede, torununun elinden tutarak gelir Galata Köprüsüne… Dede balık avlarken, torun da kendince oyunlar oynar.

Köprü balıkçılığına yeni başlayanlar için olta malzemesi satan seyyar tezgâhlar vardır. Bu tezgâhlarda her bütçeye uygun olta, yem ve iğne bulunur.

Tutulan balıkların çoğu, yemek için eve götürülür. Fakat bazı oltacılar, yakaladıkları balıkları satarak geçimini sağlar.

Galata Köprüsünden çeşit çeşit balık yakalanır. Yem olarak karides, midye, solucan, tavuk ciğeri ve ekmek parçaları kullanılır. Mesela kefal yakalamak için yem olarak ekmek parçaları tercih edilir. Mevsimine göre, kefalden başka zargana, istavrit, hamsi, palamut, çinekop, hatta bazen lüfer bile tutulur. Tabii, palamutun oltaya geliş zamanı sabaha karşıdır. Sabredebilenler palamutu alırlar…
Köprüden olta atan hiçbir balıkçı eve eli boş dönmez. Oltaya istavrit veya hamsiyi yem olarak takıp, suya fırlatıp, sonra makineyi kapatıp, kamışı sabitleyerek beklemeye başlanır. Sonrası kısmet…
Köprü balıkçılarının kendi aralarında anlaştıkları bir de jargon vardır. Neyden bahsettiklerini anlayabilmek için Galata Köprüsü üzerinde uzun haftalar, aylar geçirmek lazım. Güneşin sıcağını, rüzgârın ayazını yüzünde hissetmek gerek… Rivayete göre en verimli zaman, sabah gün doğarken veya akşam güneş batarkenki zamanlardır. Olta, iğne, yem gibi konularda malûmat sahibi olmak da önemli… Hava ve deniz şartlarına göre kullanılan malzeme değişir. Yanlış havada yanlış malzeme kullanılırsa, hiç bir şey tutamadan da eve dönme riski her zaman vardır. Tamamen kısmet…
Güneş batar, akşam olur… Ama köprü üzerindeki balıkçılardan eksilen olmaz. Gidenin yerine bir yenisi gelir. Gündüzcüler çekildikten sonra, gece mesaisi yapan balıkçılar köprüde yerlerini alır ve bazen güneş doğuncaya kadar beklerler.

Galata Köprüsü’ndeki balıkçıları gördükçe içimizden “haydi rastgele” deyip geçeriz. Evet, haydi rastgele…

Güncelleme Tarihi: 07 Nisan 2011, 12:50
banner53
YORUM EKLE

banner39