banner15

Hayat Üçgeni - Murat Sayımlar

İndirgenmiş kulluk; bu hükümlerin bir bölümünü Allah'tan almayı tarif eder. Bunun dışındakiler, başka "otoritelerden" alınarak ikame edilir.

Hayat Üçgeni - Murat Sayımlar

İnsan hayatı bir üçgenin ortasında geçer.

Üçgenin bir ucunda, mevcut hayatta olup biten herşey, bütün durumlar ve bir de geçmişten gelenlerin tesirleri vardır.

Diğer ucunda ise, insanın idealleri, hedefleri ve tercihleri bulunmaktadır.

Üçgenin son ucunda, insanın karar ve davranışları yer almaktadır.

Insanlar, mevcut hayat ucundan okudukları ve algıladıkları perspektifinden; idealleri çerçevesindeki hedef ve tercihlerini gerçekleştirmek için karar ve davranışlarını gerçekleştirirler.

Bu üç değişkenin ilişkisinden, insan hayatının niteliği, mahiyeti ortaya çıkar.

Algıyı oluşturan anlam hükümleri; hedef ve tercihleri oluşturan anlamlar ve değerler; karar ve davranışları oluşturan bütün kök hükümler; din kavramının içerikleri tarafından belirlenir ve dinin temel fonksiyonunu oluştururlar. Bu da hayatın mahiyetini belirler.

Ayrıca bu kavram içeriklerini oluşturan tüm hükümlerin hangi otoriteden alınacağı da, kime kulluk edildiğini belirler.

Bu durumda, hayat üçgenin her üç köşesi de; kulluk ve din bahsi kapsamındadır.

Müslümanlar için, hayatın mahiyetini belirleyen ve insanın fıtratının bilgileri olan bütün kök hükümler sadece Allah'tan alınır ve sadece Allah'a kulluk edilir.

İnsanın fıtratının bilgisi olan, İslam dininin bilgilerini bütünüyle kabul ve içerikleri üzerinden, hayat üçgenindeki bütün fonksiyonları yerine getirmek niyet ve çabası da, Allah'a teslimiyeti ifade eder.

Aslolan kulluğun ve dinin indirgenmemesidir.

İndirgenmiş kulluk; bu hükümlerin bir bölümünü Allah'tan almayı tarif eder. Bunun dışındakiler, başka "otoritelerden" alınarak ikame edilir.

Bu durum şirk koşarak iman etmeyi tarif eder.

Oysaki insan sadece Allah'a kulluk etmekle emrolundu. Bu durum da, tevhidi yani bütüncül bir imanı ifade eder.

Bir de, indirgenmiş din vardır.

Mesela, "Müslümanlar" sadece ibadetleri yerine getirseler ve İslamın sembollerini önemseseler; ancak hayatın diğer alanlarını; Allah'ın vaz ettiği fıtrat hükümleri ile inşa etmeseler; dini indirgedikleri bölümlere İslam, diğer bölümlere de, din dışı alanlar deseler; yaşadıkları bu dine de İslam deseler; bütüncül yani tevhidi bir din anlayışına sahip olmazlar.

Zira İslamı indirgedikleri alanda olanları Allah'tan aldıkları gibi, bunun dışında olanların hükümlerini de, Allah'tan başka otoritelerden almak zorundadırlar.

Bu duruma, Allah'a teslimiyet denilemez. Ortada bir şirk durumu vardır.

Üçgenin her üç tarafını ilgilendiren iki husustan bir tanesi;

Sadece Allah'a kulluk etmenin, insanın varlık nedeni olması dır.

Diğeri, Allah'ın bize din olarak İslami yani bütüncül teslimiyeti yani insanın yaratıldığı fıtrata ait olanı seçmesidir.

Üçgenin karar ve davranışa ait olan ucu için de; ahsenü amel yani en doğru ve güzel olarak alınmış kararlar ve uygulanan davranışlar da; hayatın varlık nedeni olarak belirlenmiştir.

Bunun lazım şartı ise;

Mevcut hayatın, Allah'ın indirdiği anlam hükümleri perspektifinden okunup, doğru algının oluşturulması;

Hedeflerin ve tercihlerin, bu hükümler çerçevesinde belirlenmespq
İnsan bu halde itminana yani bütüncül tatmine kavuşur.

Bütüncül tatmin; Allah'ın, bizden; bizim de, Allah'tan razı olmamızı sağlar.

Bu durum da; Allah'ın kulları arasına ve cennete girmenin nedeni olur.

Allah'ın kulları arasına girebilmek için nefsin itminanı gerekmektedir.

YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48