banner39

'Hayata Dönüş'te sahipsiz bomba

Hayata Dönüş operasyonlarında kullanılan bombanın güvenlik güçlerinin envanterinde olmayan bir silah çeşidi olduğu iddia ediliyor

Genel 26.05.2012, 09:34 26.05.2012, 10:16
'Hayata Dönüş'te sahipsiz bomba

"Hayata Dönüş Operasyonu" davasında, dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Ferzan Çitici, "operasyonu, İçişleri ve Adalet bakanlıkları müştereken uyguladılar" dedi.

Binbaşı Zeki Bingöl ise mahkemeye yazılı dilekçe göndererek, operasyonda armuda benzeyen bir gaz bombasının kullanıldığını belirtti.

Bayrampaşa Cezaevi'ndeki "Hayata Dönüş Operasyonu" sırasında görev sınırlarını aşarak 12 kişinin ölümüne sebep oldukları, 29 kişiyi öldürmeye teşebbüs ettikleri öne sürülen dönemin 39 jandarma görevlisinin yargılandığı davanın Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmasına, 26 tutuksuz sanık, müştekiler Arzu Özdemir, Emin Gökdurna, Erol Arıkan, Dinçer Otluçınar, Sakine Demir, Turhan Talatçı, mağdur İbrahim Tavuk ve taraf avukatları katıldı.

Duruşmada tanık olarak dinlenilen Çitici, 31 Mayıs 1996'da Cumhuriyet Başsavcısı olarak göreve başladığını kaydederek, "2000'e kadar çeşitli tarihlerde gerek adli bölümde gerekse de terör bölümünde çeşitli eylemler oldu. Açlık grevleri ölüm grevlerine döndü. Açlık grevleri ile beraber terör bölümündeki tutukluları zaman zaman bu fikirlerinden vazgeçirmek için çeşitli görüşmeler yapıldı" dedi.

Çitici, görüşmelerden, dönemin Adalet Bakanı ile Ceza ve Tutukevleri Genel Müdürü'nün de bilgileri olduğunu ifade ederek, "Tutukluların, 'F tipi cezaevlerinden vazgeçilsin, DGM'ler kaldırılsın, DGM'lerde yargılananlar serbest bırakılsın, Terörle Mücadele Yasası kaldırılsın' gibi talepleri vardı. Bu taleplerin kısa sürede yapılmasının mümkün olmadığı, zamana bağlı olduğu kendilerine anlatıldı. Aydınlar, yazarlar, tabip ve mimarlar odası başkanı, özellikle baro başkanı Yücel Sayman olmak üzere heyetler halinde, eylemi yapanların temsilcileriyle birlikte hemen her gün onları ikna etmeleri için görüştü. Bu tür temaslar iki aya yakın sürdü" diye konuştu.

Bütün tutuklularla çok iyi diyalogları olduğunu dile getiren Çitici, ölüm oruçlarında zamanın uzadığını, 40 günü aştığını, tutukluların muayene olmayı kabul etmediğini, Adalet, İçişleri ve Sağlık bakanlıklarının üçlü protokol imzaladığını, tutukluların muayene ve tedavilerinin yapılması amacıyla cezaevine girilmesi ve uygulamanın yapılmasına karar verildiğini söyledi.

Çitici, sözlerini şöyle sürdürdü: "Eylem yapılmadan bir gün önce bakanlıktan beni aradılar. Üsküdar Cumhuriyet Başsavcısı Kemal Canbaz ile birlikte Jandarma Bölge Komutanlığı'na gelmemizi, oradan kriptolu telefonla görüşme yapacaklarını söylediler. Türkiye'nin 20 cezaevinde uygulandı. Bunlardan biri de Bayrampaşa Cezaevi'ydi. Cezaevi müdürünün böyle bir talep yazısı gönderdiğini ve bizim bu tür yani tedavi edilmeleri, hastaneye yatırılmaları konusunda taleplerine 'olur' verilmesini istediler. Ben de 'olur' verdim.

Müdahalenin askeri yönünü bilmiyorum. Hangi komutanlar bu müdahaleye dahil oldular, kaç kişi dahil oldu, bu işin başında kim var bilmiyorum. Cezaevinin içine giren kimler vardı bilmiyorum. Fakat ben özel tip cezaevimizde başsavcı vekilleri, cumhuriyet savcıları, cezaevi müdürleri ile cezaevi müdürünün odasında müdahaleyi takip ettik. Orada otururken askeri yetkililer de vardı. Ölüm orucu tutanlara anonslar yapılıyordu. Anonsların isabetli olduğunu, herhangi vahim bir olaya sebebiyet verilmemesini söyledim."

Operasyondan sonra tutanak düzenlendiğini, tutanakta görgüye dayalı bilgiler olduğunu, nasıl müdahale edildiğini görmediği için tutanağı imzalamadığını ifade eden Çitici, kuvvet isteme veya müdahale isteme yetkisinin cezaevi müdürüne ait olduğunu anlattı.

Çitici, müdahale yapılma talebinin de cezaevi müdüründen geldiğini, Bayrampaşa Cezaevi'nin idari yönetimi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na ait olduğu halde, adli yönden orada işlenen suçlara Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı'nın baktığını kaydetti.

OPERASYON EMRİ BAKANLIKLARIN

Avukat Erhan Ergül'ün, "Bu katliamın Balmumcu kışlasında operasyondan haftalar önce planlandığı ve toplantılara sizin de katıldığınız söyleniyor. Bu toplantılara katıldınız mı?" sorusu üzerine Çitici, " Toplantı yapılmadı. Sadece özel bir telefondan operasyonun yapılacağı bildirildi" dedi.

Avukat Ergül'ün, "Bu operasyonun sorumlusu kimdir?" sorusuna Çitici, "Operasyonu, hükümetin aldığı kararı İçişleri ve Adalet bakanlıkları müştereken uyguladılar" yanıtını verdi.

Ergül'ün, "Asker kişilerin söylediği gibi operasyonun sorumlusu siz miydiniz, yoksa 'baskı sonucunda bu vahşete izin verdim, göz yumdum' mu diyeceksiniz?" sorusuna karşılık Çitici, " Olayın sorumlusunun tespiti yargıya aittir. Bana ait değildir" dedi.

Çitici, adli soruşturma yetkisinin olmadığını, ölenlerin üzerlerinde açılmış yara-berelerin sonradan açıldığı veya kapandığı gibi iddiaların Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı'nı ilgilendirdiğini söyledi.

"ÖLECEKLERİNİ BİLEMEZDİM"

Avukat Behiç Aşçı'nın, "Görev yapan askerlere, 'size hayat kurtarmak için görev verildi' dediniz mi?" şeklindeki sorusuna Çitici, "Ben operasyondaki kişilerin öleceğini bilemezdim. Bana öldürülecekleri konusunda bilgi verilse karşı çıkardım" yanıtını verdi.

Müşteki Arzu Özdemir de olay sırasında cezaevinde hükümlü olduğunu, operasyon sırasında darp edildiğini, tartaklandığını ve hakarete uğradığını ileri sürerek, sanıklardan şikayetçi olduğunu belirtti.

Müştekiler Dinçer Otluçınar, Erol Arıkan, Sakine Demir ve Arzu Özdemir'den, olay günü operasyonda bulunan askerlerin teşhis edilmesi istendi.

Mahkeme heyeti, duruşmaya gelmeyen dönemin Bayrampaşa Cezaevi'nden Sorumlu Savcısı Fikret Ünalan ve "Bayrampaşa Cezaevi Gerçeği" kitabının yazarı emekli Jandarma Binbaşı Zeki Bingöl hakkında zorla getirilme kararı çıkartılmasına karar vererek, duruşmayı erteledi.

BİNBAŞI MAHKEMEYE DİLEKÇE GÖNDERDİ

Bu arada Emekli Jandarma Binbaşı Zeki Bingöl, "Hayata Dönüş Operasyonu" davasına bakan mahkemeye gönderdiği dilekçede, operasyonda en çok Bayrampaşa Cezaevi üzerinde durulduğunu ve Bayrampaşa'da elde edilecek başarının, yurt çapındaki tüm operasyonu başarıya ulaştıracağına inanıldığını belirtti.

Bingöl, Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya gönderdiği dilekçede, 2000 yılında Jandarma Genel Komutanlığı atamalarıyla Bayrampaşa Cezaevi'ne, İstihbarat Harekat ve Eğitim Subayı olarak görevlendirildiğini kaydetti.

Yaklaşık 3,5 ay sonra 19 Aralık'ta, halk arasında "Hayata Dönüş" diye bilinen ve Türkiye çapında yapılan cezaevlerine müdahale operasyonunda görev aldığını, tabura komuta eden kişinin Tabur Komutanı Dursun Ertuğrul olduğunu anlatan Bingöl, birliğin görevinin, Bayrampaşa Cezaevi'nin dış korumasında emniyet tedbiri alınması, görev yerlerini izlemek ve harekatı yöneten komutan olan İstanbul Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Engin Hoş'a bilgi vermek olduğunu bildirdi.

Bingöl, dilekçesinde şu ifadelere yer verdi: "Engin Hoş'un görevi, dönemin İstanbul Başsavcısı Ferzan Çitici ile Cezaevi Savcısı Fikret Ünalan'ı bilgilendirmekti. Harekat tamamen Engin Hoş'un yazılı verdiği 'Tufan Harekat Emri'ne göre gerçekleştirildi. Bildiğim kadarıyla da emrin dışına çıkılmadı. Hoş, mahkumlara megafonla, 'teslim olun, direniş göstermeyin' şeklinde çağrı yaptı. Bu çağrıyı da Çitici'nin hazırladığını biliyorum. Birlikler yerlerini aldıktan sonra bu bildiriyi tüm koğuşlara okudum. DHKP/C koğuşlarında okuduğum sırada ateş açıldı ve sıcak çatışma başladı. Çatışmaya sadece DHKP/C ve TİKKO mensubu olan koğuştakiler katıldı. Diğer koğuştaki PKK ve diğer örgüt mensupları, direniş göstermeyerek tahliye edildiler."

ARMUDA BENZEYEN GAZ BOMBASI

Görevli askerler gelişi güzel ateş ettiği takdirde katliam olacağını, harekatın 12 saat sürdüğünü ve operasyon bittiğinde İstanbul Başsavcılığı'nca görevlendirilen 5 kişiden oluşan heyet ile Eyüp'ten 3 savcının gerekli incelemeleri yaptığını kaydeden Bingöl, operasyon sırasında "armuda benzeyen bir cins lastik kaplı gaz bombasının" atıldığını, ancak bu bombanın Jandarma Genel Komutanlığı'na bağlı envanterlerde olmadığını belirtti.

Bingöl, meslek hayatında da hiç görmediğini bu malzemenin Engin Hoş'un emriyle kullanıldığını sonradan öğrendiğini ileri sürerek, şöyle devam etti: "Operasyondan önce hazırlık aşamasında, dönemin Jandarma Genel Komutanı Aytaç Yalman İstanbul'a gelerek, Türkiye çapında yapılacak cezaevlerine müdahale konusunda seminer tipinde, denetleme ve bilgi alma şeklinde toplantı yaptı. Toplantıda Bayrampaşa başta olmak üzere, Ümraniye, Metris, Paşakapısı cezaevleri konusunda mevcut durum hakkında bilgi aldı. En çok Bayrampaşa Cezaevi üzerinde duruluyordu. Çünkü Bayrampaşa'da elde edilecek başarının, yurt çapındaki tüm operasyonu başarıya ulaştıracağına inanılıyordu. Bayrampaşa, terör örgütleri yapılanmasının merkezi olarak görülüyordu. Operasyon öncesinde haftada 3 kez toplantı yapılıyordu. Tutuklular, Ferzan Çitici'yi rehin almayı planlıyordu. Tutukluların en vahim planı, 60 bloktan oluşan cezaevi çatısını yakarak, yangın çıkarmaktı."

DHKP/C ve bazı çıkar amaçlı suç örgütlerince hedef gösterildiği için ifadesini yazılı olarak gönderdiğini kaydeden Bingöl, "Bu nedenle hakkımda koruma kararı alınmıştır. Özellikle bu davayla ilgili mahkeme tarafından tanık olarak dinleneceğim hususunun basına yansımasıyla birlikte, adı anılan örgüt ve iştiraklerinin şahsıma eylem hazırlığı içinde olduğu yönünde istihbarat var. Duruşmanın yapılacağı 25 Mayıs 2012'de eylem gerçekleştirileceği yönünde duyumlar vardır. Ben gelip ifade vereceğim. Ancak bir şekilde duruşmaya gelmeden önce başıma bir hadise gelirse diye beyanımı yazılı sunmak istedim" ifadelerini kullandı.

 

Kaynak: Ajanslar

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?