banner39

İstanbul'un fethi 562. yılında

Bu yıl 562. yıldönümü kutlanan İstanbul'un fethine, Cumhuriyet'in ilk yıllarında ilgi gösterilmemiş, fetih yerine 'zapt' kelimesi konulmuştu. İlk fetih kutlamaları ise Demokrat Parti'nin iktidarından sonra düzenlendi

Genel 29.05.2015, 12:50 29.05.2015, 12:50
İstanbul'un fethi 562. yılında

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

İslam orduları tarafından defalarca kuşatılan İstanbul, 29 Mayıs 1453 tarihinde Osmanlı padişahlarından Fatih Sultan Mehmet tarafından 53 günlük kuşatma sonucu fethedilmişti. Her sene çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından düzenlenen fetih kutlamalarının ilki 2. Abdulhamit döneminde düzenlenmiş, Cumhuriyet'ten sonraki kutlamalar ise Demokrat Parti'nin iktidarı ile başlamıştı.

İstanbul, Emeviler döneminden itibaren defalarca kuşatıldı. İlk kuşatmanın Emevilerin ilk halifesi Muaviye döneminde yapıldığı biliniyor. Bu kuşatmaya Hz. Peygamber'in Medine'ye hicret ettikten sonra evinde misafir kaldığı Hz. Halid Bin Zeyd (Ebu Eyyub El Ensari) de katılmış ve surların dibinde şehid düşmüştü. Hz. Ebu Eyyub El Ensari'nin türbesi bugün Eyüp ilçesinde bulunuyor.

İstanbul'da kuşatmaya katılıp burada şehid olan 25 sahabenin ismi biliniyor ve çeşitli bölgelerde sahabe türbeleri var.

OSMANLI'DAKİ KUŞATMALAR

Osmanlılar da şehri daha önce kuşatmıştı. Osmanlı, Mateos Kantakuzinos'un Bizans tahtına geçmesini sağlamış ve ödül olarak Çimpe Kalesi'ni alarak Rumeli'de ilk kez toprak kazanmıştı.

Rumeli'ye geçişle beraber bölgede sınırları genişleyen Osmanlılar ilk kez I. Bayezid komutasında 1395 yılında İstanbul'u kuşattı. I. Bayezid'in kuşatmasında mancınıklar kullanıldı, kuşatma üzerine Macar Krallığı günümüz Bulgaristan topraklarına taarruz etti ve İstanbul kuşatması sonlandırıldı.

Ertesi yıl kuşatma tekrar başladı ve bu sefer deniz bağlantısını tümüyle koparmak için Anadolu Hisarı inşa edildi. Bizans imparatorunun ateşkes talebi üzerine kuşatma kaldırıldı.

Ankara Savaşı'yla beraber Osmanlı Devleti Fetret Devri'ne girdi. Bu dönemde Bayezid'in oğullarından Musa Çelebi tarafından 1412 yılında İstanbul tekrar kuşatıldı. Musa Çelebi, kargaşanın Bizans yüzünden olduğuna ve bazı rakip şehzadelerin Bizans tarafından desteklendiğine inanıyordu. Ancak rakip şehzadelerden Çelebi Mehmet'in harekete geçmesi sebebiyle bu kuşatma da kaldırıldı.

Dördüncü kuşatma ise II. Murat döneminde oldu; II. Murat elçiler göndererek Düzmece Mustafa'nın desteklenmemesini talep etti ancak karşılık bulamadı. İsyan ile uğraşan II. Murat, Şehzade Mustafa'ya yardım ettiğine inandığı Bizans İmparatorluğu'nun üzerine yürüdü ve kuşatma başladı. Bizans İmparatoru VII. Yoannis'in Karadeniz kıyılarındaki bazı toprakları ve haraç vermeyi teklif etmesiyle bu kuşatma da kaldırıldı.

Fatih Sultan Mehmet tahta geçtiğinde etrafı bütünüyle sarılmış bir şehirle karşı karşıyaydı. 6 Nisan 1453'te başlayan kuşatma 29 Mayıs'ta fetihle sonuçlandı. Bu tarih aynı zamanda Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu'nun da sonu oldu.

İLK FETİH KUTLAMASI

Osmanlı kaynaklarında Bizans başşehrinden Kostantinepolis diye söz edilir. Şehrin fethedilişinden sonra zaman zaman farklı isimler almış, fakat İstanbul şehri diğer isimlerden daha çok hafızalarda yer edindi.

II. Mahmut’la yönünü batıya çeviren Osmanlı Devleti’nde Avrupalı devletlerde olduğu gibi bir bayramın resmi olarak kutlanması teklifi ortaya çıkmasına rağmen devlet her nedense bu teklife pek sıcak bakmadı.

II. Abdülhamit döneminde İstanbul’un fethinin ilk kez bir defalığına mahsus olmak üzere kutlandığını görüyoruz. İttihatçılar döneminde ilk resmi bayramın Meşrutiyetin ilan edildiği tarihin kabul edilmesine rağmen fethe de ilgi gösterdikleri görülüyor.

Mehmet Reşat döneminde padişahın, fethin gerçekleştiği gün Fatih’in mezarının ziyaret edilmesi geleneği başladı. Ayrıca bugünkü Kadırgalar Caddesi’nde yeniçeri kıyafetleri giymiş askerlerin yürütüldü. Bu kutlamada Mehteranda unutulmuş marşlar seslendirildi.

Cumhuriyet döneminde İstanbul’un fethi ile ilgili hiçbir girişim görülmüyor. Hamdullah Suphi Tanrıöver’in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde mecliste fethin kutlanmasına yönelik bir önerge verildiğini, fakat kabul görmediği bilinmektedir. Cumhuriyet döneminde fetih kelimesinin “zapt” kelimesi ile geçmesi de bir tesadüf değil.

İsmet İnönü, Cumhurbaşkanlığının ikinci yılında “500. Yılında Fetih” kutlamaları için önce kanun çıkarılması, Fatih’ten kalma eserlerin restore edilmesi ve kutlamalar için hazırlık yapılması ile ilgili çalışmaların başlatılması istenmiş, fakat bu girişimlerden bir sonuç çıkmamıştı. Şemsettin Günaltay’ın başbakanlığı döneminde kapalı bir salonda fetih kutlaması yapılmış, Fakat ilk büyük kutlamaları başlatan 14 Mayıs 1950’de iktidarı devralan Demokrat Parti ile başlamıştı.

Demokrat Parti’nin 1953’deki kutlamalara fazla ilgi göstermemesi şaşırtıcıdır. Fakat bu tarih aynı zamanda fetih kutlamalarının halk tarafından benimsendiği bir tarihtir. İlk defa İstanbul’un değişik semtlerinde ayrı programlar yapılmış, bu programlara halk ilgi göstermiştir. Halkın kutlamalara katılmadığı tek program ise İstanbul Üniversite’sinde yapılan “Fetih Balosu’dur.

29 Mayıs 1960’da fetih kutlamaları askeri yönetim izin vermediği için yapılamadı. 1960’dan sonra fetih kutlamaları İslamcı ve muhafazakar çevrelerce yapılmış, 1994 Belediye seçimlerinden sonra İstanbul Belediyesi de fetih kutlamalarını organize etmiştir.

Milli Gençlik Vakfı, bu vakfın kapatılmasından sonra ise Anadolu Gençlik Derneği, her yıl 29 Mayıs’ta stadyumlarda Fetih şölenleri düzenliyor.

İLK FETİH FİLMİ

1950’de tekrar gündeme gelen 500. Yıl çalışmaları kapsamında hazırlanan projelerde, konferanslar, sergiler, fethin canlandırılması, yayınlar yapılması gibi birçok başlıklar yer aldı. Bu konuya özellikle sahip çıkan basın, törenlerin Fatih’in şanına yakışır bir surette yapılması konusunda oldukça titiz davrandı.

Bazı gazetelerde “Dosta düşmana kendimizi göstermek ve Türk kabiliyetini tanıtmak için 5 asırda bir gelen fırsat” olarak görülen bu çalışmalarda önemli bir propaganda aracı olan sinema da ihmal edilmedi.

Bu kapsamda yapıldığını söyleyebileceğimiz, Türk Silahlı Kuvvetleri ve hükümetçe desteklenen ve Aydın Arakon’un senaryosunu yazıp yönettiği “İstanbul’un Fethi” adlı film 1951 yılı içerisinde çekilerek gösterildi. Siyah-Beyaz olan bu film, o zamandan bugüne dek fethi konu alan tek sinema filmi olma özelliğini korudu. Türk sinemasının ilk yüksek bütçeli filmlerinden biri olarak döneminde 95 bin liraya çekildi.

Aynı şekilde geniş bir oyuncu ve figüran kadrosuna sahip filmde, Fatih Sultan Mehmet,-Sami Ayanoğlu, Ulubatlı Hasan-Turan Seyfioğlu, Çandarlı Halil Paşa-Reşit Gürzap, İmparator Konstantin-Cahit Irgat, Molla Gürani-Sait Yaşmaklı gibi aktörler tarafından canlandırıldı.

Fatih’in “Şahi” adlı topları döktürmesiyle başlayan film, padişahın Bizans üzerine sefer kararı, Çandarlı Halil Paşa’nın muhalefeti, muhasara esnasında şehrin durumunu bildirmek üzere üç cengâveri,(Ulubatlı Hasan, Hızır ve Mustafa) görevlendirmesi üzerinden devam etmekteydi. Filmde ayrıca macera, savaş, aşk öğelerine de yer verildi.

1971 yılında film üzerinde bir restorasyon çalışması yapıldı. Bu restorasyon sırasında renklendirilerek yeniden seslendirildi ve ilk haliyle 3000 metraj olan film 2650 metraja indirildi.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?